➡️ Ön İnceleme Duruşması Nedir?

  • ÖZET
  • ➡️ 6100 sayılı HMK’nın “Ön incelemenin kapsamı” başlıklı 137/1. maddesine göre; dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılır. Mahkeme ön incelemede; dava şartlarını ve ilk itirazları inceler, uyuşmazlık konularını tam olarak belirler,hazırlık işlemleri ile tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemleri yapar, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda onları sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder ve bu hususları tutanağa geçirir.
  • Diğer yandan, 6100 sayılı HMK’nın “Ön İnceleme duruşması” başlıklı 140/5. maddesine göre; ön inceleme duruşmasında, taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verilir. Bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir.
  • Bilindiği üzere; yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi için, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanması gerekir. 
  • HMK‘nun 27. maddesi uluslararası sözleşmeler ve Anayasanın 36. maddesiyle en temel yargısal hak olarak kabul edilen hukuki dinlenilme hakkı gözetilerek, mahkeme, tarafları dinlemeden, onların iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usûlüne uygun olarak davet etmeden, açıklama ve ispat haklarını kullanmalarını sağlamadan hükmünü veremez.
  • Hukuk Muhakemeleri Kanunu 240. maddesinde ifade edildiği üzere, tanık gösteren taraf, tanık dinletmek istediği vakıayı ve dinlenilmesi istenen tanıkların adı ve soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi mahkemeye sunar.
  • Somut olayda davacı taraf, davalılardan Cebbar’ın sözleşmenin ifasını önlemek amacıyla dava konusu taşınmazlardaki hisselerin yine elbirliği maliklerinden biri olan Yusuf’a danışıklı olarak devredildiğini, Yusuf’un kötüniyetli olduğunu bildirmiş ve dava dilekçesinde gösterdiği delillerin de diğer delillerin yanında tanık deliline de dayanmıştır. Ancak mahkemece davacı tarafa tanık listesi vermek üzere usulüne uygun süre verilmemiştir.
  • Hâl böyle olunca; davacı tarafa tanık dinletmek istediği vakıayı ve dinlenilmesi istenen tanıkların adı ve soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi sunması için süre verilmesi, tanık bildirdiği takdirde dinlenilmesi, toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.

Karar İçeriği

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi         

2021/323 E.  ,  2021/2876 K.


“İçtihat Metni”

7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi


Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 19.02.2015 tarihinde verilen dilekçeyle miras payının devri sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17.05.2018 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacılar vekili tarafından talep edilmiştir. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR

Dava, açılmış miras payının devri sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili; müvekkili ile davalı …’ın kardeş olduklarını, Cebbar’ın tarafların babaları Mıstık’tan kendisine intikal edecek olan bütün miras hissesini müvekkiline satarak parasını da aldığını, ortak muristen kalan 104 ada 108 parsel, 105 ada 17 parsel, 106 ada 24 parsel, 109 parsel ve 115 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili Gaziantep 6. Asliye Hukuk Mahkemesinde 03.04.2014 tarihinde tapu iptal ve tescil davası açtıklarını, bu davadan haberdar olan davalı …’ın taşınmazlardaki hisselerini diğer davalı …’a kötüniyetli olarak 10.04.2014 tarihinde satıp adına tescil ettiğini, bu davada devir işlemi gerçekleştiği için davanın husumet yokluğundan reddine karar verildiğini belirterek, ortak muristen davalı …’a intikal eden Cebbar’ın da Yusuf’a sattığı 5 adet taşınmazdaki hisselerin iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
Davalı … vekili; davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığını, dava konusu taşınmazlarla ilgili daha önce açılan tapu iptal ve tescil davası nedeniyle kesin hüküm bulunduğunu, davacının 1992 tarihli sözleşmede kendisine düşen edimlerini yerine getirmediğini, müvekkilinin taşınmazlardaki hisselerini satıp parasını da aldığını, davacının alacak talebinin bulunmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili; müvekkilinin sözleşmenin tarafı olmadığından hakkında açılan davanın husumet yokluğundan reddini, satış tarihinde tapu kütüğünde dava konusu taşınmazların 3. kişiye devrine ilişkin hiçbir kayıt ve şerh bulunmadığından tapuya güven ilkesine dayalı olarak iyiniyetle taşınmazlardaki hisseleri satın aldığını, satış bedelini banka aracılığıyla yatırdığını, taşınmazların müvekkiline devrinin muvazaalı değil gerçek satış olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, davacı tarafın davalı tanık beyanlarının aksini ispat edecek derecede dosyaya delil sunmadığı, tanık dinletmediği ve davalı …’un taşınmazı kötüniyetli edindiğine ilişkin herhangi bir delile rastlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesince, ilk derece mahkemesi ile aynı gerekçeyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.
6100 sayılı HMK’nın “Ön incelemenin kapsamı” başlıklı 137/1. maddesine göre; dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılır. Mahkeme ön incelemede; dava şartlarını ve ilk itirazları inceler, uyuşmazlık konularını tam olarak belirler,hazırlık işlemleri ile tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemleri yapar, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda onları sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder ve bu hususları tutanağa geçirir.
Diğer yandan, 6100 sayılı HMK’nın “Ön İnceleme duruşması” başlıklı 140/5. maddesine göre; ön inceleme duruşmasında, taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verilir. Bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir.
Bilindiği üzere; yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi için, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanması gerekir. HMK‘nun 27. maddesi uluslararası sözleşmeler ve Anayasanın 36. maddesiyle en temel yargısal hak olarak kabul edilen hukuki dinlenilme hakkı gözetilerek, mahkeme, tarafları dinlemeden, onların iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usûlüne uygun olarak davet etmeden, açıklama ve ispat haklarını kullanmalarını sağlamadan hükmünü veremez. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 240. maddesinde ifade edildiği üzere, tanık gösteren taraf, tanık dinletmek istediği vakıayı ve dinlenilmesi istenen tanıkların adı ve soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi mahkemeye sunar.
Somut olayda davacı taraf, davalılardan Cebbar’ın sözleşmenin ifasını önlemek amacıyla dava konusu taşınmazlardaki hisselerin yine elbirliği maliklerinden biri olan Yusuf’a danışıklı olarak devredildiğini, Yusuf’un kötüniyetli olduğunu bildirmiş ve dava dilekçesinde gösterdiği delillerin de diğer delillerin yanında tanık deliline de dayanmıştır. Ancak mahkemece davacı tarafa tanık listesi vermek üzere usulüne uygun süre verilmemiştir.
Hâl böyle olunca; davacı tarafa tanık dinletmek istediği vakıayı ve dinlenilmesi istenen tanıkların adı ve soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi sunması için süre verilmesi, tanık bildirdiği takdirde dinlenilmesi, toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle HMK 373/1. maddesi gereğince Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi kararının KALDIRILMASINA, temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, peşin alınan harcın yatırana iadesine, 10.11.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.