Boşanma davası sürecinde kadının eve dönmesi başlı başına af olarak değerlendirilemez.
➡️ Eşlerden birinin diğerine “oğlum” diye hitap etmesi boşanma sebebi midir?
➡️ Sadakatsizlik ve Eşlerin Kusur Durumu
➡️ Boşanma Davası Dilekçe Örneği
ÖZET;
- ➡️ Mahkemce “Tarafların davadan önce Erzincan’da birlikte yaşadıkları, geçimsizlik gerekçesiyle davacı kadının oradan ayrılıp Yalova’ya geldiği ve bu boşanma davasını açtığı, dava sırasında tarafların barıştıkları ve davacının tekrar Erzincan’a davalı ile müşterek konuta döndüğü, bir iki ay birlikte yaşadıkları, eldeki davadan önce gerçekleşen karşılıklı kusurlu davranışlarının taraflarca affedildiğinin, en azından hoşgörü ile karşılandığının kabulü gerekli olup, kusur belirlemesinde dikkate alınması mümkün değildir.
- ➡️ Af ya da hoşgörünün kabulü için tarafların cinsellik boyutunda karı – koca ilişkileri kurmaları şart olmadığı gibi, bundan kaçınan da dosya kapsamına göre davacı kadındır. Bu sebeple, davanın reddine” karar verilmiş ise de ; davacı kadının eve dönmesine karşın erkek ile aynı odada kalmamaları bu davranışının barışma görüşmesi niteliğinde olduğunu dolayısıyla af olarak kabul edilemeyeceğini göstermektedir. Ilk derece mahkemesinin de gerekçesinin aksine kadının cinsel birliktelikten kaçınma nedeni, tanık olarak dinlenilen ortak çocukların beyanında geçen “Herşey düzelmedi henüz” ifadesinden de kadının erkeği affetmediğinin kabulünü gerektirmiştir. Bu durumda kadının eve dönmesi başlı başına af olarak değerlendirilemez.
- ➡️ Tüm dosya kapsamından davalı erkeğin kadının ailesi ile görüşmesini istemediği, evin anahtarını alarak evden kovduğu anlaşılmaktadır. O halde erkeğin kusurlu davranışlarına göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkek tamamen kusurludur. Evlilik birliğinin devamı eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Dosyaya yansıyan olaylar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabit olup, TMK’nın 166/1 maddesinde yer alan boşanma koşullarının oluştuğu dikkate alınarak davacı kadının davasının kabulü gerekirken reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Karar İçeriği
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
2021/3053 E. , 2021/4436 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı kadın tarafından açılan boşanma davasının reddine karar verilmiş, karara karşı davacı kadın tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş ve bölge adliye mahkemesince esastan reddine karar verilmesi üzerine davacı kadın tarafınadan temyiz edilmiştir. Mahkemce “Tarafların davadan önce Erzincan’da birlikte yaşadıkları, geçimsizlik gerekçesiyle davacı kadının oradan ayrılıp Yalova’ya geldiği ve bu boşanma davasını açtığı, dava sırasında tarafların barıştıkları ve davacının tekrar Erzincan’a davalı ile müşterek konuta döndüğü, bir iki ay birlikte yaşadıkları, eldeki davadan önce gerçekleşen karşılıklı kusurlu davranışlarının taraflarca affedildiğinin, en azından hoşgörü ile karşılandığının kabulü gerekli olup, kusur belirlemesinde dikkate alınması mümkün değildir. Af ya da hoşgörünün kabulü için tarafların cinsellik boyutunda karı – koca ilişkileri kurmaları şart olmadığı gibi, bundan kaçınan da dosya kapsamına göre davacı kadındır. Bu sebeple, davanın reddine” karar verilmiş ise de ; davacı kadının eve dönmesine karşın erkek ile aynı odada kalmamaları bu davranışının barışma görüşmesi niteliğinde olduğunu dolayısıyla af olarak kabul edilemeyeceğini göstermektedir. Ilk derece mahkemesinin de gerekçesinin aksine kadının cinsel birliktelikten kaçınma nedeni, tanık olarak dinlenilen ortak çocukların beyanında geçen “Herşey düzelmedi henüz” ifadesinden de kadının erkeği affetmediğinin kabulünü gerektirmiştir. Bu durumda kadının eve dönmesi başlı başına af olarak değerlendirilemez.
Tüm dosya kapsamından davalı erkeğin kadının ailesi ile görüşmesini istemediği, evin anahtarını alarak evden kovduğu anlaşılmaktadır. O halde erkeğin kusurlu davranışlarına göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkek tamamen kusurludur. Evlilik birliğinin devamı eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Dosyaya yansıyan olaylar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabit olup, TMK’nın 166/1 maddesinde yer alan boşanma koşullarının oluştuğu dikkate alınarak davacı kadının davasının kabulü gerekirken reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine kesin olarak oybirliğiyle karar verildi. 03.06.2021 (Pzt.)
SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



