• Taşınan eşyanın sözleşmeye uygun olarak taşındığını ve alıcılarına teslim edildiğini ispat yükümlülüğü taşıyıcıya aittir.
  • ÖZET;
  • ➡️ Somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’unda (TTK) taşıma işleri 762 ilâ 815. maddeleri arasında düzenlenmiş olmakla birlikte taşıma sözleşmesinin tanımına yer verilmemiştir. Ayrıca taşıma hukukuna ilişkin diğer özel düzenlemelerde de taşıma sözleşmesinin tanımı yer almamaktadır. TTK’nın 762. maddesinde taşıma sözleşmesinin tarafı olan taşıyıcı; “Taşıyıcı, ücret mukabilinde yolcu ve eşya taşıma işlerini üzerine alan kimsedir” şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanımdan yola çıkarak taşıma sözleşmesi, ücret karşılığında taşıyıcının eşyayı bir yerden bir yere taşımayı, yolcuyu ise bir yerden bir yere götürmeyi taahhüt ettiği tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Buna göre taşıma sözleşmesinin temel unsurları taşıyıcının taşıma taahhüdünde bulunması ve gönderenin veya yolcunun ise taşıma ücretini vermeyi borçlanmasıdır.
  • ➡️ Taşıma Sözleşmesi Nedir?
  • ➡️ Tarafların iradeleri ile oluşan taşıma sözleşmesinde taşıyıcı yönünden ortaya çıkan temel edim, taşıma işinin üstlenilmesidir. Taşınanın eşya ve insan olmasına göre taşımadaki yan edimler değişmekte ve sorumluluk da aynı şekilde farklılaşmaktadır. Eşya taşımalarında ise taşıyıcının taahhüdü, eşyayı kendi gözetimi ve sorumluluğu altında bir yerden bir yere nakletmeyi ifade eder. Bu kapsamda taşınan eşya, taşıyıcı tarafından süresinde taşınarak gönderilene teslim edilmelidir. Teslimin yapılmaması veya geç yapılması nedeniyle zararın ortaya çıkması hâlinde taşıyıcının sorumluluğuna söz konusu olur.
  • ➡️ Taşıma Süresi
  • ➡️ Taşıma süresine ilişkin olarak TTK’nın 779. maddesinde “Yükün, mukavele veya ticari teamül ile belli olan ve bunların yokluğu halinde halin icabına göre münasip görülen bir müddet içinde taşınması lazımdır” şeklinde düzenleme mevcut olup buna göre taşıma işi taraflar arasında belirlenen sürede veya somut olaya göre münasip bir sürede tamamlanması gerekir. Bu kapsamda taşımanın süresinden sonra ifa edilmesi sonucu geç teslimden taşıyıcı sorumlu olup bu konudaki yaptırım TTK’nın 780. maddesinde “Eşya, yukarki madde gereğince belli olan müddetlerden sonra ulaşırsa, taşıma ücreti, geciken müddet ile mütenasip olarak indirilir. Gecikme müddeti, mukavele ile belli olan müddetin iki mislini geçerse taşıma ücreti tamamen düşmekle beraber taşıyıcı, bu yüzden doğan zarar ve ziyandan mesul olur.
  • ➡️ Taşıyıcının Gecikmeden Dolayı Sorumluluğu
  • Taşıyıcı, gecikmenin, gönderen veya gönderilenlerin fiilerinden veya mücbir sebepten doğduğunu ispat ederse, bu gecikmeden mesul olmaz.
  • Taşıma vasıtalarının yokluğu veya yetersizliği, gecikme için mazeret sebebi olamaz” şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 781. maddesi “Taşıyıcı eşyanın kendisine teslim edildiği tarihten gönderilene teslim olunduğu tarihe kadar geçen müddet içinde; uğradığı zıya ve hasardan mesuldür.
  • Taşıyıcı zıya ve hasarın:
  • 1. Kendi kusurundan doğmıyan bir sebepten;
  • 2. Eşyada zaten mevcut noksan ve ayıplardan, yahut eşyanın mahiyetinden veya ambalajın fena yapılmasından;
  • 3. Gönderen veya gönderilenin fiilinden yahut verdikleri emir ve talimatın tatbikından; ileri geldiğini ispat edecek olursa mesuliyetten kurtulur.
  • Zıya ve hasar, ancak üç numaralı bentte yazılı bulunan halden doğmuş ise, mal tamamen zayi olsa dahi taşıyıcı ücretinin tamamına hak kazanır.
  • Taşınan eşyanın bir kısmı telef olmuş ise taşıyıcı, kalan kısmın ücretini almak hakkını haizdir” hükmünü haizdir. Belirtilen düzenlemeler uyarınca taşıyıcı, eşyanın kendisine tesliminden alıcıya teslim edileceği ana kadar eşyanın uğrayacağı hasar ve ziyan ile geç teslimden doğacak sair zararlardan sorumludur. Eşyanın taşıyıcıya tesliminden gönderilene teslimine kadar ortaya çıkacak olan her türlü zarar ve ziyandan taşıyıcının sorumlu olduğu karine olarak kabul edilmiş olup taşıyıcı bu sorumluluktan ancak vuku bulan zararın kendi kusurundan kaynaklanmadığını ispatla kurtulur. Eş söyleyişle Kanun’da bu konuda taşıyıcı yönünden “kusur karinesi” kabul edilmiş olup kusursuzluğu ispat külfeti taşıyıcıya yüklenmiştir. Bu bağlamda sözleşmeye uygun olarak eşyayı teslim alan taşıyıcı, bu eşyanın teslim edilmemesi nedeniyle ortaya çıkan zarardan “kusur karinesi” gereği sorumlu olup bu sorumluluktan ancak TTK’nın 781. maddesinde sayılı hâllerden birine dayalı şekilde kusursuzluğunu ispatlayarak kurtulur. Bu çerçevede gönderen, taşıma konusu eşyanın alıcıya/gönderilene teslim edilmediğini ve teslim edilmeme nedeniyle oluşan zararı ispatı sonrasında taşıyıcının kusurunu ispatla mükellef değildir. Zira taşıyıcı, kanunî “kusur karinesi” gereği bu zarardan sorumlu olup sorumluluktan kurtulmak için sözleşmeye uygun olarak gönderenden teslim aldığı taşıma konusu eşyanın teslim edildiğini veyahut kendi kusurundan kaynaklanmayan bir sebeple teslim edilemediği ispatla yükümlüdür (Doğanay, İ.: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C. 2, 4. Bası, İstanbul 2004, s. 2276 vd.).
  • ➡️ Benzer bir durum, taşınmak üzere teslim alınan eşyanın alıcıya geç teslimi hâlinde de söz konusu olup buna göre geç teslim hâlinde taşıyıcı, bu sebeple ortaya çıkan zararlardan da sorumludur. Taşıyıcı bu sorumluluktan ancak kusursuzluğunu ispatlayarak kurtulabilir. Ancak anılan kusur karinesi, taşıma konusu eşyanın geç teslim edildiği olgusunun ispatı hâlinde devreye girecektir. Bu kapsamda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. maddesi ise “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
  • (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” hükmünü içermektedir. Anılan hükümlerde ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü taşıyacaktır. İspat yükünün belirlenebilmesi için önce ilgili maddi hukuk kuralındaki koşul vakıaların doğru bir şekilde tespit edilmiş olması ve buna uygun somut vakıaların ortaya konulmuş olması gerekir. Her bir vakıa bakımından lehine hak çıkarma çerçevesinde ispat yükü kuralları belirlenir. Ancak kanunda özel olarak ispat yükünün belirlendiği hâllerde, genel kurala göre değil, kanunda belirtilen şekilde ispat yükü belirlenecektir. Bu bağlamda taşıma sözleşmesinde gönderen, TMK’nın 6. maddesi ve HMK’nın 190. maddesi gereğince, geç teslim nedeniyle tazminat isteminde, teslimatın gecikmesi iddiasına bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf konumunda olduğundan taşıma konusu eşyanın geç teslim edildiğine dair iddiayı ispatla mükelleftir. Ayrıca HMK’nın 190/2. maddesi uyarınca; TTK’nın 780 ve 781. maddelerinde düzenlenen “kusur karinesi” niteliği gereği bir kanunî karine olduğundan bu karineye dayanan gönderenin, karinenin temelini oluşturan vakıa olan geç teslim olgusunu ispatla yükümlü olduğu kabul edilmelidir. Gönderen, taşıma konusu eşyanın geç teslimine dair iddia bakımından ispat külfetini yerine getirmesi hâlinde geç teslim nedeniyle doğan zarara taşıyıcının kusuruyla sebebiyet verdiğini ispatla yükümlü değildir (Doğanay, s. 2278).
  • ➡️ Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; taraflar arasında davacının sahibi olduğu dergilerin taşınması hususunda sözleşme imzalandığı, anılan sözleşme kapsamında taşıma konusu dergilerin davalı taşıyıcı tarafından teslim alındığı, davalı tarafından sunulan teslimat raporu esas alınarak yapılan incelemede teslim alınan dergilerin bir kısmının alıcılara teslim edilmesine rağmen diğer kısmının teslimatının yapılmadığı görülmekle davacı tarafça; sözleşmeye uygun şekilde dağıtım ve teslimatın yapılmaması, teslim edilmeyen dergilerin iade edilmemesi ve bir kısım dergilerin geç teslim edilmesi nedeniyle vuku bulduğu iddia olunan zararın tazmini için işbu davanın ikâme edildiği anlaşılmaktadır.
  • ➡️ Dava dilekçesinde davacı; davalı taşıyıcının sözleşmeyi ihlalinden kaynaklanan tazminat talebini, dergilerin hiç dağıtılmaması, geç dağıtılması ve sözleşme gereği alıcılarına teslim edilmeyen dergilerin kendisine iade edilmemiş olmasına dayandırarak 17.500TL’nin davalıdan tahsilini talep etmekle beraber, talep sonucunda yukarıda zikredilen tazminat kalemlerine ilişkin olarak hangi zarar kalemi bakımından ne kadar tazminat talebinde bulunduğunu açık bir biçimde belirtmemiştir. Bu durumda mahkemece, HMK’nın 31. maddesi uyarınca, öncelikle davacıya her bir tazminat kalemi için ne miktarda tazminat talebinde bulunduğu açıklattırıldıktan sonra işin esası incelenerek davanın sonuçlandırılması gerekmektedir. Davacı vekilinin talep sonucunun açıklattırılması sonrasında ise taşıma konusu dergilerin teslim edilmediğine yahut geç teslim edildiğine dair iddiaların, yukarıda işaret edilen esaslar kapsamında belirlenen ispat kuralları nazara alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
  • ➡️ Mahkemece her ne kadar, davalı taşıyıcı tarafından davacıdan teslim alınmakla beraber alıcılarına teslim edilmediği belirlenen dergiler bakımından; alıcı adreslerinin doğru şekilde davalıya verilmemesi nedeniyle sorumluluğun davacıya ait olduğu, teslimatın yapılamamasının davacının ediminden kaynaklandığı kanaatiyle karar verilmiş ise de; taraflar arasındaki taşıma sözleşmesi uyarınca taşınacak dergilerin davalı taşıyıcı tarafından davacıdan teslim alındığı uyuşmazlık dışı olup bu husus cevap dilekçesinde de kabul edilmiştir. Ayrıca yine cevap dilekçesinde; davacı tarafından alıcı adreslerinin sözleşmede taahhüt edildiği şekilde verilmediğinden bir kısım dergilerin teslim edilemediği savunulmuştur. Bu kapsamda davalı taşıyıcı, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin aslî edimlerinden olan dergilerin sözleşmeye uygun olarak alıcılarına teslimi hususunda ispat külfeti altındadır. Dolayısıyla teslim edilmediği iddia olunan dergilerin sözleşmeye uygun olarak teslimatının yapıldığını veya teslimatın kendi kusurundan kaynaklanmayan nedenlerle yapılamadığını ispat yükü davalı taşıyıcıda olduğundan usulüne uygun olarak davalı taşıyıcıya teslim edilen ancak alıcılarına teslim edilmeyen dergiler bakımından davacının sorumluluğuna hükmedilmesi doğru olmamıştır. Bu kapsamda davalı taşıyıcı, teslim edilmeyen dergiler bakımından yukarıda anılan esaslar çerçevesinde ispat külfetini yerine getirmediği takdirde, TTK’nın 781. maddesi çerçevesinde davacının bu sebeple uğradığını iddia ettiği zararlardan sorumludur.

Karar İçeriği

Hukuk Genel Kurulu         

2017/1312 E.  ,  2021/864 K.


“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi


1. Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la değişikliği öncesi hâliyle 438. maddesinin 2. fıkrası gereğince direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağından davacı vekilinin duruşma isteminin reddine karar verilip dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili; müvekkilinin sahibi olduğu “İrfan Mektebi” isimli dergilerin dağıtım ve teslimatı konusunda davalı ile sözleşme imzalandığını, sözleşmenin 4. maddesinde dergilerin dağıtımı ile teslimatın usul ve esaslarının belirlendiğini, davalının dağıtıcılara imza karşılığı teslimatı yapacağının kararlaştırıldığını, ancak anılan sözleşmeden kaynaklanan edimlerin yerine getirilmediğini, davalı tarafından teslim alınmakla beraber geç teslim edilen ve hiç teslim edilmeyip müvekkile iade edilmeyen gönderiler nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, müvekkilince ilk etapta yapılan tespitlere göre alıcılara teslim edilmeyip müvekkiline de iade edilmeyen 940 adet derginin bulunduğunu, geç teslim edilenlerin ise 5822 adet olduğunu, teslim edildiği bildirilen bir kısım dergilerin de abonelerden gelen şikâyetler sonrası teslim edilmediğinin anlaşıldığını, davalının kusurlu eylemleri neticesinde abone kayıplarının meydana geldiğini, müvekkilinin itibarının zedelendiğini, davalının bu hususlarda uyarılmasına rağmen sonucun değişmediğini, kusurlu hareketler nedeniyle sözleşmenin 9. maddesine dayalı olarak gönderilen 26.04.2008 tarihli faturanın da davalı tarafça haksız olarak kabul edilmeyip müvekkiline iade edildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 17.500TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı vekili; davacı tarafından müvekkiline dağıtım yapılacak abonelere ilişkin adres bilgilerinin taahhüt edildiği gibi verilmediğini, buna rağmen gönderilerin bir kısmının teslim edildiğini, davacının taşıma ücretini ödemediğini, bu hususta icra takibi başlatıldığını, dergi bedellerinin iki katının talep edilemeyeceğini, davacının zararının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararı:
6. İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17.05.2011 tarihli ve 2008/426 E., 2011/265 K. sayılı kararı ile; sözleşmeye göre davacının davalıya tüm abonelerin adreslerini doğru bir şekilde vermesi gerektiği, davalının dergileri imzalı bir şekilde teslim ettiği ancak CD’nin de incelenmesi sonucunda toplam dağıtımın 18.494 adet olduğu, teslim edilenlerin 17.583 adet olup iade edilenin 911 adet olduğu, anılan 911 adet yönünden ise davacının doğru adres vermediği, verilseydi bunların da teslim edileceği, bu durumda davacının zarar gördüğü iddiasıyla talep ettiği alacağın varlığını kanıtlayamadığı, teslim edememe keyfiyetinin davacının edimini yerine getirmemesinden kaynaklandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.
8. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10.10.2013 tarihli ve 2012/1590 E., 2013/18031 K. sayılı kararı ile “…Davacı, sahibi olduğu İrfan Mektebi Dergisinin dağıtımı ve teslimatı konusunda davalı ile 10.1.2008 tarihli sözleşme imzalandığını, ancak davalının sözleşmeye uygun şekilde dağıtım ve teslimi yapmadığı gibi, yine sözleşme gereği abonelere teslim edilmeyen dergilerin iadesinin gerektiği halde iadenin de yapılmadığını, ayrıca abonelere geç teslim edilen dergiler nedeniylede zarara uğradığını ileri sürerek 17.500 TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporu ve yapılan yargılama sonucu, davacının doğru adres vermediği dolayısıyla kendi edimini yerine getirmediği dolayısıyla uğradığı zararın varlığını kanıtlayamamış olduğu, teslim edememe keyfiyetinin de tamamen davacının edimini yerine getirmemesinden kaynaklandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, alınan bilirkişi raporunda davalının sunduğu CD’nin incelenmesi sonucunda toplam dağıtımın 18.494 adet olduğu teslim edilenlerin 17.583 adet olup iade edilenin 911 adet olduğunun belirtildiği, davacıda tazminat talebini yukarıda açıklandığı gibi dergilerin hiç dağıtılmamış olması, geç dağıtılmış olması ve sözleşme gereği teslim edilmeyen dergilerin kendisine iade edilmemiş olmasına dayandırmıştır. Bu durumda mahkemece, öncelikle davacının her bir tazminat kalemini kuruşlandırması, bu şekilde tazminat miktarını her bir kalem yönünden açıklaması için davacı vekiline uygun bir süre verilmesi, daha sonra dergilerin abonelere hiç teslim edilmeği iddiasının aksinin ispatının diğer bir deyişle sözleşme gereği kendisine teslim edilen dergilerin abonelere sözleşmeye uygun teslim edildiğinin ispat yükünün davalıda olduğu, ayrıca dergilerin abonelere geç teslim edildiği iddiasının ispat yükünün davacıda olduğu dikkate alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir…” gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.10.2014 tarihli ve 2014/971 E., 2014/314 K. sayılı kararı ile önceki gerekçelerle direnme kararı verilmiştir.
10. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK
11. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; taraflar arasındaki sözleşmeye dayalı olarak geç teslim edildiği, teslim edilmediği ve iade edilmediği iddia olunan gönderiler nedeniyle talep edilen zarar kalemleri belirlenmeksizin karar verilip verilemeyeceği, buradan varılacak sonuca göre gönderilerin alıcılarına teslim edilmediğine veya geç teslim edildiğine yönelik iddialar bakımından ispat yükünün taraflardan hangisine ait olduğu noktasında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE
12. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuya ilişkin yasal düzenlemeler ile hukukî kavram ve kurumların ortaya konulmasında yarar bulunmaktadır.
13. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 119/1-ğ maddesine göre davacının mahkemeden hangi türde bir hukukî koruma istediğini “talep sonucu” kısmında açıkça ve hiçbir şekilde tereddüde yer vermeyecek şekilde ayrıntılı olarak yazması gerekmektedir. Zira davanın kabulü hâlinde talep sonucunu aynen hüküm fıkrası olarak kararda değerlendirilmesi bakımından talep sonucunun çok açık bir şekilde yazılması önem arz eder. Ayrıca HMK’nın “Hâkimin davayı aydınlatma ödevi” başlıklı 31. maddesi; “Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir, delil gösterilmesini isteyebilir” hükmünü haiz olup, davacının dava dilekçesinde yer alan talep sonucunun açık olmaması durumunda, anılan maddeye göre mahkemece, davacıya talep sonucunun açıklattırılması gerekir. Bu bağlamda farklı zarar türleri bakımdan tek bir kalem tazminat talebinin varlığı hâlinde, talep edilen farklı tür zararlara ilişkin olarak hangi zarar kalemi için ne kadar tazminat talebinde bulunulduğunun açık bir şekilde belirtilmesi sağlanarak yargılamaya devam edilmesi gerekir.
14. Somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’unda (TTK) taşıma işleri 762 ilâ 815. maddeleri arasında düzenlenmiş olmakla birlikte taşıma sözleşmesinin tanımına yer verilmemiştir. Ayrıca taşıma hukukuna ilişkin diğer özel düzenlemelerde de taşıma sözleşmesinin tanımı yer almamaktadır. TTK’nın 762. maddesinde taşıma sözleşmesinin tarafı olan taşıyıcı; “Taşıyıcı, ücret mukabilinde yolcu ve eşya taşıma işlerini üzerine alan kimsedir” şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanımdan yola çıkarak taşıma sözleşmesi, ücret karşılığında taşıyıcının eşyayı bir yerden bir yere taşımayı, yolcuyu ise bir yerden bir yere götürmeyi taahhüt ettiği tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Buna göre taşıma sözleşmesinin temel unsurları taşıyıcının taşıma taahhüdünde bulunması ve gönderenin veya yolcunun ise taşıma ücretini vermeyi borçlanmasıdır.
15. Tarafların iradeleri ile oluşan taşıma sözleşmesinde taşıyıcı yönünden ortaya çıkan temel edim, taşıma işinin üstlenilmesidir. Taşınanın eşya ve insan olmasına göre taşımadaki yan edimler değişmekte ve sorumluluk da aynı şekilde farklılaşmaktadır. Eşya taşımalarında ise taşıyıcının taahhüdü, eşyayı kendi gözetimi ve sorumluluğu altında bir yerden bir yere nakletmeyi ifade eder. Bu kapsamda taşınan eşya, taşıyıcı tarafından süresinde taşınarak gönderilene teslim edilmelidir. Teslimin yapılmaması veya geç yapılması nedeniyle zararın ortaya çıkması hâlinde taşıyıcının sorumluluğuna söz konusu olur.
16. Taşıma süresine ilişkin olarak TTK’nın 779. maddesinde “Yükün, mukavele veya ticari teamül ile belli olan ve bunların yokluğu halinde halin icabına göre münasip görülen bir müddet içinde taşınması lazımdır” şeklinde düzenleme mevcut olup buna göre taşıma işi taraflar arasında belirlenen sürede veya somut olaya göre münasip bir sürede tamamlanması gerekir. Bu kapsamda taşımanın süresinden sonra ifa edilmesi sonucu geç teslimden taşıyıcı sorumlu olup bu konudaki yaptırım TTK’nın 780. maddesinde “Eşya, yukarki madde gereğince belli olan müddetlerden sonra ulaşırsa, taşıma ücreti, geciken müddet ile mütenasip olarak indirilir. Gecikme müddeti, mukavele ile belli olan müddetin iki mislini geçerse taşıma ücreti tamamen düşmekle beraber taşıyıcı, bu yüzden doğan zarar ve ziyandan mesul olur.
Taşıyıcı, gecikmenin, gönderen veya gönderilenlerin fiilerinden veya mücbir sebepten doğduğunu ispat ederse, bu gecikmeden mesul olmaz.
Taşıma vasıtalarının yokluğu veya yetersizliği, gecikme için mazeret sebebi olamaz” şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 781. maddesi “Taşıyıcı eşyanın kendisine teslim edildiği tarihten gönderilene teslim olunduğu tarihe kadar geçen müddet içinde; uğradığı zıya ve hasardan mesuldür.
Taşıyıcı zıya ve hasarın:
1. Kendi kusurundan doğmıyan bir sebepten;
2. Eşyada zaten mevcut noksan ve ayıplardan, yahut eşyanın mahiyetinden veya ambalajın fena yapılmasından;
3. Gönderen veya gönderilenin fiilinden yahut verdikleri emir ve talimatın tatbikından; ileri geldiğini ispat edecek olursa mesuliyetten kurtulur.
Zıya ve hasar, ancak üç numaralı bentte yazılı bulunan halden doğmuş ise, mal tamamen zayi olsa dahi taşıyıcı ücretinin tamamına hak kazanır.
Taşınan eşyanın bir kısmı telef olmuş ise taşıyıcı, kalan kısmın ücretini almak hakkını haizdir” hükmünü haizdir. Belirtilen düzenlemeler uyarınca taşıyıcı, eşyanın kendisine tesliminden alıcıya teslim edileceği ana kadar eşyanın uğrayacağı hasar ve ziyan ile geç teslimden doğacak sair zararlardan sorumludur. Eşyanın taşıyıcıya tesliminden gönderilene teslimine kadar ortaya çıkacak olan her türlü zarar ve ziyandan taşıyıcının sorumlu olduğu karine olarak kabul edilmiş olup taşıyıcı bu sorumluluktan ancak vuku bulan zararın kendi kusurundan kaynaklanmadığını ispatla kurtulur. Eş söyleyişle Kanun’da bu konuda taşıyıcı yönünden “kusur karinesi” kabul edilmiş olup kusursuzluğu ispat külfeti taşıyıcıya yüklenmiştir. Bu bağlamda sözleşmeye uygun olarak eşyayı teslim alan taşıyıcı, bu eşyanın teslim edilmemesi nedeniyle ortaya çıkan zarardan “kusur karinesi” gereği sorumlu olup bu sorumluluktan ancak TTK’nın 781. maddesinde sayılı hâllerden birine dayalı şekilde kusursuzluğunu ispatlayarak kurtulur. Bu çerçevede gönderen, taşıma konusu eşyanın alıcıya/gönderilene teslim edilmediğini ve teslim edilmeme nedeniyle oluşan zararı ispatı sonrasında taşıyıcının kusurunu ispatla mükellef değildir. Zira taşıyıcı, kanunî “kusur karinesi” gereği bu zarardan sorumlu olup sorumluluktan kurtulmak için sözleşmeye uygun olarak gönderenden teslim aldığı taşıma konusu eşyanın teslim edildiğini veyahut kendi kusurundan kaynaklanmayan bir sebeple teslim edilemediği ispatla yükümlüdür (Doğanay, İ.: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C. 2, 4. Bası, İstanbul 2004, s. 2276 vd.).
17. Benzer bir durum, taşınmak üzere teslim alınan eşyanın alıcıya geç teslimi hâlinde de söz konusu olup buna göre geç teslim hâlinde taşıyıcı, bu sebeple ortaya çıkan zararlardan da sorumludur. Taşıyıcı bu sorumluluktan ancak kusursuzluğunu ispatlayarak kurtulabilir. Ancak anılan kusur karinesi, taşıma konusu eşyanın geç teslim edildiği olgusunun ispatı hâlinde devreye girecektir. Bu kapsamda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. maddesi ise “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” hükmünü içermektedir. Anılan hükümlerde ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü taşıyacaktır. İspat yükünün belirlenebilmesi için önce ilgili maddi hukuk kuralındaki koşul vakıaların doğru bir şekilde tespit edilmiş olması ve buna uygun somut vakıaların ortaya konulmuş olması gerekir. Her bir vakıa bakımından lehine hak çıkarma çerçevesinde ispat yükü kuralları belirlenir. Ancak kanunda özel olarak ispat yükünün belirlendiği hâllerde, genel kurala göre değil, kanunda belirtilen şekilde ispat yükü belirlenecektir. Bu bağlamda taşıma sözleşmesinde gönderen, TMK’nın 6. maddesi ve HMK’nın 190. maddesi gereğince, geç teslim nedeniyle tazminat isteminde, teslimatın gecikmesi iddiasına bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf konumunda olduğundan taşıma konusu eşyanın geç teslim edildiğine dair iddiayı ispatla mükelleftir. Ayrıca HMK’nın 190/2. maddesi uyarınca; TTK’nın 780 ve 781. maddelerinde düzenlenen “kusur karinesi” niteliği gereği bir kanunî karine olduğundan bu karineye dayanan gönderenin, karinenin temelini oluşturan vakıa olan geç teslim olgusunu ispatla yükümlü olduğu kabul edilmelidir. Gönderen, taşıma konusu eşyanın geç teslimine dair iddia bakımından ispat külfetini yerine getirmesi hâlinde geç teslim nedeniyle doğan zarara taşıyıcının kusuruyla sebebiyet verdiğini ispatla yükümlü değildir (Doğanay, s. 2278).
18. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; taraflar arasında davacının sahibi olduğu dergilerin taşınması hususunda sözleşme imzalandığı, anılan sözleşme kapsamında taşıma konusu dergilerin davalı taşıyıcı tarafından teslim alındığı, davalı tarafından sunulan teslimat raporu esas alınarak yapılan incelemede teslim alınan dergilerin bir kısmının alıcılara teslim edilmesine rağmen diğer kısmının teslimatının yapılmadığı görülmekle davacı tarafça; sözleşmeye uygun şekilde dağıtım ve teslimatın yapılmaması, teslim edilmeyen dergilerin iade edilmemesi ve bir kısım dergilerin geç teslim edilmesi nedeniyle vuku bulduğu iddia olunan zararın tazmini için işbu davanın ikâme edildiği anlaşılmaktadır.
19. Dava dilekçesinde davacı; davalı taşıyıcının sözleşmeyi ihlalinden kaynaklanan tazminat talebini, dergilerin hiç dağıtılmaması, geç dağıtılması ve sözleşme gereği alıcılarına teslim edilmeyen dergilerin kendisine iade edilmemiş olmasına dayandırarak 17.500TL’nin davalıdan tahsilini talep etmekle beraber, talep sonucunda yukarıda zikredilen tazminat kalemlerine ilişkin olarak hangi zarar kalemi bakımından ne kadar tazminat talebinde bulunduğunu açık bir biçimde belirtmemiştir. Bu durumda mahkemece, HMK’nın 31. maddesi uyarınca, öncelikle davacıya her bir tazminat kalemi için ne miktarda tazminat talebinde bulunduğu açıklattırıldıktan sonra işin esası incelenerek davanın sonuçlandırılması gerekmektedir. Davacı vekilinin talep sonucunun açıklattırılması sonrasında ise taşıma konusu dergilerin teslim edilmediğine yahut geç teslim edildiğine dair iddiaların, yukarıda işaret edilen esaslar kapsamında belirlenen ispat kuralları nazara alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
20. Mahkemece her ne kadar, davalı taşıyıcı tarafından davacıdan teslim alınmakla beraber alıcılarına teslim edilmediği belirlenen dergiler bakımından; alıcı adreslerinin doğru şekilde davalıya verilmemesi nedeniyle sorumluluğun davacıya ait olduğu, teslimatın yapılamamasının davacının ediminden kaynaklandığı kanaatiyle karar verilmiş ise de; taraflar arasındaki taşıma sözleşmesi uyarınca taşınacak dergilerin davalı taşıyıcı tarafından davacıdan teslim alındığı uyuşmazlık dışı olup bu husus cevap dilekçesinde de kabul edilmiştir. Ayrıca yine cevap dilekçesinde; davacı tarafından alıcı adreslerinin sözleşmede taahhüt edildiği şekilde verilmediğinden bir kısım dergilerin teslim edilemediği savunulmuştur. Bu kapsamda davalı taşıyıcı, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin aslî edimlerinden olan dergilerin sözleşmeye uygun olarak alıcılarına teslimi hususunda ispat külfeti altındadır. Dolayısıyla teslim edilmediği iddia olunan dergilerin sözleşmeye uygun olarak teslimatının yapıldığını veya teslimatın kendi kusurundan kaynaklanmayan nedenlerle yapılamadığını ispat yükü davalı taşıyıcıda olduğundan usulüne uygun olarak davalı taşıyıcıya teslim edilen ancak alıcılarına teslim edilmeyen dergiler bakımından davacının sorumluluğuna hükmedilmesi doğru olmamıştır. Bu kapsamda davalı taşıyıcı, teslim edilmeyen dergiler bakımından yukarıda anılan esaslar çerçevesinde ispat külfetini yerine getirmediği takdirde, TTK’nın 781. maddesi çerçevesinde davacının bu sebeple uğradığını iddia ettiği zararlardan sorumludur.
21. Ayrıca davacı tarafça, davalı taşıyıcı tarafından alıcılarına teslim edilen bir kısım dergilerin geç teslim edildiği iddia edilerek bu sebeple uğranılan zararın da tazmini talep edilmiştir. Bu kapsamda, TTK’nın 779. maddesi uyarınca taşıma işi, taraflar arasında belirlenen sürede veya somut olaya göre münasip bir sürede tamamlanması gerekmekte olup geç teslim hâlinde kanunî “kusur karinesi” çerçevesinde davalı taşıyıcının bu sebeple ortaya çıkan zarardan sorumluluğu söz konusu olacak ise de; söz konusu karine ve buna dayalı olarak ortaya çıkan sorumluluk, ancak taşıma konusu dergilerin alıcılarına geç teslimi olgusunun ispatıyla doğar. Bu hususta ispatı yükü ise TMK’nın 6. maddesi ile HMK’nın 190. maddesi gereğince; teslimatın gecikmesi olgusunun ispatına bağlanan hukukî sonuçtan lehine hak çıkaran davacı gönderene aittir. Zira geç teslimin davacı tarafça ispatı durumunda, TTK’nın 780 ve 781. maddelerinde kabul edilen “kusur karinesi” gereği davacının varlığını iddia ettiği zararın davalıdan tazmini gerekecek olup bu aşamadan sonra davalı taşıyıcı, ancak teslimatın gecikmesinde kusurunun bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilecektir. Ayrıca HMK’nın 190/2. maddesi uyarınca; TTK’nın 780 ve 781. maddelerinde düzenlenen “kusur karinesi”, niteliği gereği kanunî bir karine olduğundan, bu kanunî karineye dayanan davacı, karinenin temelini oluşturan vakıa olan geç teslim olgusunu ispatla mükelleftir. Bu sebeple davalı taşıyıcı tarafından alıcılarına teslim edilen dergiler bakımından geç teslim edildiğine dair iddianın ispat yükü davacı üzerindedir.
22. Sonuç itibariyle mahkemece, HMK’nın 31. maddesi maddesinde düzenlenen hâkimin davayı aydınlatma yükümlülüğü gereğince, davacıya her bir tazminat kalemi için ne miktarda tazminat talebinde bulunduğu açıklattırıldıktan sonra işin esasına geçilerek yukarıda detaylı olarak açıklanan esaslar çerçevesinde, davalı tarafından taşınmak üzere davacıdan teslim alınan dergilerin taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak teslim edildiğinin ispat yükünün davalının, davalı tarafından alıcılarına teslim edilen dergilerin geç teslim edildiğine yönelik iddia bakımından ispat yükünün ise davacının üzerinde bulunduğu göz önüne alınarak yapılacak değerlendirme sonrasında hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
23. Hâl böyle olunca; mahkemece, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
24. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Aynı Kanun’un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 29.06.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Bir Cevap Yazın