Sözleşmeden kaynaklanan alacaklarda gönderilen ihtarname – Borçlunun Temerrüde Düşürülmesi
Sözleşmeden kaynaklanan alacaklarda gönderilen ihtarnamenin borçluyu temerrüde düşürebilmesi için, ihtarname belirli bir süre içerisinde belirli bir borcun ödenmesi ihtarını içermelidir.
İLGİLİ :
➡️ Sözleşmeden Haklı Nedenle Dönme İhtarname Örneği
➡️ İhtarname gideri alacak kalemi olarak istenebilir mi?
- ÖZET;
- Sözleşmeden kaynaklanan alacaklarda gönderilen ihtarnamenin borçluyu temerrüde düşürebilmesi için, ihtarnamenin belirli bir süre içerisinde bir borcun ödenmesi ihtarını içermesi gerekmektedir. Bir bedel içermeyen ihtarnamelerin borçluyu temerrüde düşürücü nitelikte kabul edilemez.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 117. madde gereğince sözleşme ilişkisinden kaynaklanan alacaklara temerrüt faizi yürütülebilmesi için alacağın muaccel olması yeterli olmayıp, borçlunun ihtarla temerrüde düşürülmesi ya da aynı maddenin II. bendi uyarınca taraflarca ödeme tarihinin kesin olarak belirlenmesi gerekir.
- Dairemizin 25.05.2015 günlü 2014/7125 Esas 2015/2786 Karar sayılı ilamında da “…Alacaklı tarafından gönderilen ihtarnamenin borçluyu temerrüde düşürücü etkisinin olduğunun kabul edilebilmesi için, ihtarnamenin belirli bir süre içerisinde bir borcun ödenmesi ihtarını içermesinin zorunlu olduğu; bir bedel içermeyen ya da içeriğinden bedel belirlenemeyen ihtarnamelerin borçluyu temerrüde düşürücü nitelikte kabul edilemeyeceği” belirtilmiştir.
- Somut olayda davacı tarafından takip tarihinden önce ödeme talebini içeren bir ihtarname keşide edilmediği ve taraflarca kararlaştırılmış kesin vade bulunmadığından davalının temerrüdü icra takip tarihinde gerçekleşmiştir. Mahkemece işlemiş faiz isteminin reddine ve asıl alacak üzerinden itirazın iptâline karar verilmesi gerekirken işlemiş faiz bakımından da itirazın iptâline karar verilmesi doğru olmamıştır. Karar, bu nedenle bozulmalıdır.
Karar İçeriği
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi
2017/2243 E. , 2018/3228 K.
“İçtihat Metni”
Mahkemesi:Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağının tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptâli, takibin devamı ve %40 icra inkâr tazminatı tayini istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine, karar Dairemizin 27.03.2014 tarih, 2013/4088 Esas ve 2014/2150 Karar sayılı ilamı ile bozulmuş, mahkemece bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, itirazın iptâli ile takibin devamına karar verilmiş, karar davalı vekilince yasal süresi içinde temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılar mahkemece uyulan bozma ilamı gereğince inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, özellikle dava tarihi 26.10.2010 olup, karar başlığında yanlış yazılması maddi hataya dayalı olması ve her zaman mahallinde düzeltilmesinin mümkün bulunmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.Dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 101. maddesinin 1. bendine göre (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 117. madde) sözleşme ilişkisinden kaynaklanan alacaklara temerrüt faizi yürütülebilmesi için alacağın muaccel olması yeterli olmayıp, borçlunun ihtarla temerrüde düşürülmesi ya da aynı maddenin II. bendi uyarınca taraflarca ödeme tarihinin kesin olarak belirlenmesi gerekir. Dairemizin 25.05.2015 günlü 2014/7125 Esas 2015/2786 Karar sayılı ilamında da “…Alacaklı tarafından gönderilen ihtarnamenin borçluyu temerrüde düşürücü etkisinin olduğunun kabul edilebilmesi için, ihtarnamenin belirli bir süre içerisinde bir borcun ödenmesi ihtarını içermesinin zorunlu olduğu; bir bedel içermeyen ya da içeriğinden bedel belirlenemeyen ihtarnamelerin borçluyu temerrüde düşürücü nitelikte kabul edilemeyeceği” belirtilmiştir.
Somut olayda davacı tarafından takip tarihinden önce ödeme talebini içeren bir ihtarname keşide edilmediği ve taraflarca kararlaştırılmış kesin vade bulunmadığından davalının temerrüdü icra takip tarihinde gerçekleşmiştir. Mahkemece işlemiş faiz isteminin reddine ve asıl alacak üzerinden itirazın iptâline karar verilmesi gerekirken işlemiş faiz bakımından da itirazın iptâline karar verilmesi doğru olmamıştır. Karar, bu nedenle bozulmalıdır. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK 438/VII. maddesi gereğince düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile hüküm fıkrasının 1 numaralı bendinin karardan çıkartılarak yerine ”1-Davanın kısmen kabulüne, davalının … 3. İcra Müdürlüğü’nün 2010/4186 Esas sayılı icra takip dosyasında vaki itirazının 11.070,30 TL asıl alacak bakımından iptâli ile takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine” cümlesinin yazılmasına, hüküm fıkrasının 3 numaralı bendinin 1. satırındaki “768,47” rakamının çıkarılarak yerine “756,17″ ibaresinin yazılmasına, hüküm fıkrasının 4 numaralı bendinin 2. satırındaki 1.539,00″ rakamının çıkarılarak yerine “1.514,37″ ibaresinin yazılmasına, hüküm fıkrasının 5 numaralı bendinin 3. satırından sonra gelmek üzere “Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre hesaplanan 179,55 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” cümlesinin yazılmasına, kararın değiştirilmiş bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 17.09.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



