
Davacının ev hizmetlerinde çalıştığının tespiti halinde İş Mahkemesinin görevli olamayacağı, ancak yapılan işin ağırlıklı olarak çocuk bakımı olduğunun tespiti halinde İş Mahkemesinin görevli olduğu…
- ÖZET;
- 4857 sayılı İş Kanununun 1 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4 üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir.
- İş Mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde iş davalarına bakmak üzere bir asliye hukuk mahkemesi görevlendirilir. İş davalarına bakmakla görevli asliye hukuk mahkemesine açılan dava “iş mahkemesi sıfatıyla” açılmamış ise, mahkeme görevsizlik kararı veremez. Bu durumda asliye hukuk mahkemesi tarafından, verilecek bir ara kararı ile davaya “iş mahkemesi sıfatıyla ” bakmaya devam olunur.
- Davanın, İş Kanunu kapsamı dışında kalması halinde, Mahkemenin göresizliğine ve dosyanın görevli hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir. Davanın esastan reddi usule aykırıdır.
- 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1 inci maddesi uyarınca, İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında, iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri iş mahkemeleridir.
- 4857 sayılı Yasanın 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca, “ev hizmetlerinde çalışanlar” hakkında bu kanun hükümleri uygulanmaz. Ev hizmetlerinde aşçı, uşak, temizlikçi gibi işlerde çalışan işçi ile ev sahibi işveren ararındaki uyuşmazlığın iş mahkemesi yerine genel mahkemelerde çözümlenmesi gerekir. İş Kanunu kapsamı dışında bırakılan bu hizmetleri gören kimselerle bunları çalıştıranlar arasındaki hukukî ilişkilerde Borçlar Kanununun hizmet akdine ilişkin hükümleri uygulanır. Aile bireylerini evden alarak alışverişe, şehir içinde gezmeye götüren, boş zamanında ev ve eklentilerinde zamanını geçiren şoföründe ev hizmeti yaptığı ve iş kanunu kapsamında olmadığı kabul edilmelidir (Yargıtay 9.HD. 09.10.2008 gün ve 2007/27814 Esas, 2008/25988 K.).
- Buna karşın evde hastaya bakan hemşire ve çocuk eğiticisi İş Kanunu kapsamında değerlendirilmelidir.
- Somut uyuşmazlıkta davacı işçinin ev hizmetlerinde tam zamanlı olarak çalışıp çalışmadığı ve çocuk bakımı işinden de bahsedilmiş olmakla çocuk bakımı işinin ağırlık kazanıp kazanmadığı belirlenerek çalışmanın niteliği kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya konmalı ve sonucuna göre davanın açıldığı tarih itibariyle görev hususu değerlendirilerek bir karar verilmelidir.
- Davacının ev hizmetlerinde çalıştığının tespiti halinde İş Mahkemesinin görevli olamayacağı, ancak yapılan işin ağırlıklı olarak çocuk bakımı olduğunun tespiti halinde İş Mahkemesinin görevli olduğu dikkate alınarak öncelikle görev sorunun çözülmesi gerekirken davanın esastan incelenerek karara bağlanması hatalıdır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
2016/10685 E. , 2019/21672 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının davalıya ait iş yerinde 14.07.2010 tarihinden 30.08.2014 tarihine kadar temizlik ve yemek yapma işlerinde görevli olarak aylık net 1.200.00-TL bedelle çalıştığını, sabah 07.00’den akşam saat 21:00’ e kadar aralıksız olarak hafta tatili yapmadan haftanın 7 günü çalıştığını, Ulusal ve dini bayramlarda yıllık ücretli izinlerinde de izin yapmayıp çalıştığı halde bu çalışmalarının karşılığının kendisine hiçbir zaman ödenmediğini, davacının görevinin temizlik ve yemek yapma işleri olduğu halde kendisine görevinin dışında çocuk bakıcılığı işlerinin de yaptırıldığını iddia ederek bir kısım işçilik alacaklarına ilişkin davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının 14.07.2010 tarihinde davalı şirket yetkilisi ….’ın Bodrum’daki yazlık konutunda ev hizmetlisi olarak istihdam edilmeye başladığını, başka bir iş bulduğunu ve işten ayrılmak istediğini söyleyen davacının işten çıkışının 30,09.2014 tarihinde yapılmış olduğunu, davacı davalı şirket yetkilisinin evinde istihdam edildiği halde sigortalılık haklarından yararlanabilmesi amacıyla şirkette işe girişi yapılmış ancak davacı şirket bünyesinde istihdam edilmemiş olduğunu, davacı davalı şirket yetkili …’ın Bodrum’da bulunan konutunda ev hizmetlisi olarak kendisine ve eşine müştemilat ve araç sağlanmak koşuluyla istihdam edildiğini, davalı şirket yetkilisi olduğundan yoğun çalışmaları nedeniyle davacının istihdam edildiği yazlığa yılda en fazla 40 – 45 gün gidebildiğini, dolasıyla davacının evin içerisinde yoğun çalışması yılın en fazla 40 – 45 gününden ibaret olduğunu, davacının sadece evde temizlik, ütü bulaşık gibi genel ev hizmetlerini yerine getirmiş olduğunu, kendisine müştemilat ve araç sağlanan yeme- içme elektrik – su – ısınma masrafları dahi bulunmayan ve işverenin sadece yılda 40 -45 gün uğradığı bir konutta fazla mesai yapılabilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, yazlık olarak kullanılan bir konutta sabah 07:00 akşam 21:00 arası haftanın 6 günü çalışılmayacağının her türlü izahtan vareste olduğunu, kaldı ki konutta senenin nerdeyse 10 ayı kadar davacı ve eşi bulunduğunu, olanların haricinde kendilerini denetleyen kimsenin bulunmamakta olduğunu, dolayısıyla kendileri istedikleri saatte çalışmaya başladıklarını diledikleri zamanda müştemilata dinlenmeye çekilebildiklerini, açıkladıkları nedenle ve ayrıca İş Yasası hükümlerinden yararlanamayacağından bahisle davacının fazla mesai ve hafta tatili ücreti talebi abesle iştigal ettiğinden taraflarınca kesinlikle kabul edilemez olduğunu, aynca davacıya yıllık izinleri eksiksiz olarak kullandırıldığını, davalının kendi cebinden uçak ücretlerini karşılayarak davacı ve eşini izinlerinde memleketlerine gönderdiğini, yine ulusal ve dini bayramlarda davacının memleketine gitmesi için kendilerine aynı olanakların sağlandığını davacının hak etmiş olduğu yıllık izin ücreti ve ulusal ve dini bayram ücretinin bulunmadığını, davacının 2014 yılının Ağustos ayında ücreti beğenmediğini ve başka bir iş bulduğunu dile getirerek işyerinden ayrıldığını açıkladıkları nedenle kendi isteğiyle başka bir iş bulduğu için işyerinden ayrılan davacının iş yasasının korunmasından yararlanmasının mümkün olmayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 1 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4 üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir.
İş Mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde iş davalarına bakmak üzere bir asliye hukuk mahkemesi görevlendirilir. İş davalarına bakmakla görevli asliye hukuk mahkemesine açılan dava “iş mahkemesi sıfatıyla” açılmamış ise, mahkeme görevsizlik kararı veremez. Bu durumda asliye hukuk mahkemesi tarafından, verilecek bir ara kararı ile davaya “iş mahkemesi sıfatıyla ” bakmaya devam olunur.
Davanın, İş Kanunu kapsamı dışında kalması halinde, Mahkemenin göresizliğine ve dosyanın görevli hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir. Davanın esastan reddi usule aykırıdır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1 inci maddesi uyarınca, İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında, iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri iş mahkemeleridir.
4857 sayılı Yasanın 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca, “ev hizmetlerinde çalışanlar” hakkında bu kanun hükümleri uygulanmaz. Ev hizmetlerinde aşçı, uşak, temizlikçi gibi işlerde çalışan işçi ile ev sahibi işveren ararındaki uyuşmazlığın iş mahkemesi yerine genel mahkemelerde çözümlenmesi gerekir. İş Kanunu kapsamı dışında bırakılan bu hizmetleri gören kimselerle bunları çalıştıranlar arasındaki hukukî ilişkilerde Borçlar Kanununun hizmet akdine ilişkin hükümleri uygulanır. Aile bireylerini evden alarak alışverişe, şehir içinde gezmeye götüren, boş zamanında ev ve eklentilerinde zamanını geçiren şoföründe ev hizmeti yaptığı ve iş kanunu kapsamında olmadığı kabul edilmelidir (Yargıtay 9.HD. 09.10.2008 gün ve 2007/27814 Esas, 2008/25988 K.).
Buna karşın evde hastaya bakan hemşire ve çocuk eğiticisi İş Kanunu kapsamında değerlendirilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta davacı işçinin ev hizmetlerinde tam zamanlı olarak çalışıp çalışmadığı ve çocuk bakımı işinden de bahsedilmiş olmakla çocuk bakımı işinin ağırlık kazanıp kazanmadığı belirlenerek çalışmanın niteliği kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya konmalı ve sonucuna göre davanın açıldığı tarih itibariyle görev hususu değerlendirilerek bir karar verilmelidir.
Davacının ev hizmetlerinde çalıştığının tespiti halinde İş Mahkemesinin görevli olamayacağı, ancak yapılan işin ağırlıklı olarak çocuk bakımı olduğunun tespiti halinde İş Mahkemesinin görevli olduğu dikkate alınarak öncelikle görev sorunun çözülmesi gerekirken davanın esastan incelenerek karara bağlanması hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04/12/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



