BİREYSEL BAŞVURU HAKKININ KÖTÜYE KULLANILMASI

Bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığı tespit edilen başvurucular aleyhine, yargılama giderlerinin dışında, ayrıca ikibin Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasına hükmedilebilir.

İLGİLİ MEVZUAT

6216 sayılı Kanun’un 51. maddesi “Bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığı tespit edilen
başvurucular aleyhine, yargılama giderlerinin dışında, ayrıca ikibin Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasına hükmedilebilir.”
derken

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 51. maddesi “Başvurucunun istismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki davranışlarıyla bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığının tespit edilmesi hâlinde başvuru reddedilir ve yargılama giderleri dışında, ilgilinin ikibin Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilir.” der.

Kanun’da disiplin para cezası takdire bağlı olarak düzenlenmiş iken İçtüzük düzenlemesi emredici niteliktedir. Anayasa Mahkemesi İçtüzük kuralını dikkate alarak bu kapsamda başvuruyu reddettiğinde disiplin para cezasına hükmetmektedir.

Anayasa Mahkemesinin özellikle başvuru tarihinde hayatta olmayan kişi adına vekâleten yapılan bireysel başvurular ile yanıltma amacının çok açık olduğu başvurularda disiplin para cezasını yüksek hadden verme eğiliminde olduğu görülmektedir.

GENEL AÇIKLAMA

Bireysel başvurunun amacına açıkça aykırı olan ve Anayasa Mahkemesinin başvuruyu doğru bir şekilde değerlendirmesini engelleyen davranışlar başvuru hakkının kötüye kullanımı olarak kabul edilebilmektedir (S.Ö., B. No: 2013/7087, 18/9/2014, § 28)

Bu çerçevede özellikle,

  • Mahkemeyi yanıltmak amacıyla kasten gerçek olmayan maddi vakıalara dayanılması veya bu nitelikte bilgi ve belge sunulması,
  • Başvurunun değerlendirilmesinde esaslı olan bir unsur hakkında bilgi verilmemesi,
  • Başvurunun incelendiği aşamada gerçekleşen ve değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkında Mahkemenin bilgilendirilmemesi,
  • Meşru eleştiri sınırlarını aşacak ve bireysel başvuru amacıyla bağdaşmayacak surette hakaret, tehdit veya tahrik edici bir üslup kullanılması,
  • Başvuru kapsamında ihlalin tespiti ve sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla bağdaşmayacak surette içeriksiz bir başvuruda bulunulması durumlarında başvuru hakkının kötüye kullanılması sonucuna ulaşılabilecektir (S.Ö., B. No: 2013/7087, 18/9/2014, § 29)

GÜNCEL İÇTİHAT VE ÖRNEK DURUMLAR

Anayasa Mahkemesi Mehmet Güven Ulusoy [GK] kararıyla başlayan uygulamasında birden fazla ihlal iddiası bulunan başvurularda, başvuru hakkının kötüye kullanıldığı sonucu belirli bir ihlal iddiasına ilişkin olgudan kaynaklansa dahi bir bütün olarak başvurunun reddine karar vermektedir. Bu halde diğer ihlal iddiaları ayrıca incelenmemekte ve başvuru doğrudan başvuru hakkının kötüye kullanılması nedenine dayalı olarak sonuçlandırılmaktadır (Mehmet Güven Ulusoy [GK], B. No: 2013/1013, 2/7/2015, § 1, 34)

Başvuru tarihinde hayatta olmayan kişi adına vekâleten bireysel başvuru yapılması

Anayasa Mahkemesi Abdurrehman Uray, B. No: 2013/6140, 5/11/2014, § 28-38 kararında başvuru tarihinden önce vefat etmiş başvurucu adına vekâlet ilişkisi sona ermiş olan avukat tarafından bireysel başvuru yapılmasının başvuru hakkının kötüye kullanımı olduğuna, disiplin para cezasının adına başvuru yaptığı kişiyle vekalet ilişkisi sona ermiş olan avukata verileceğine karar vermiştir.

Mahkemeyi yanıltmak amacıyla kasten gerçek olmayan maddi vakıalara dayanılması veya bu nitelikte bilgi ve belge sunulması

Anayasa Mahkemesi, Mehmet Güven Ulusoy [GK], B. No: 2013/1013, 2/7/2015, § 32, 33 kararında Yargıtay Dairesinin onama kararından sonra talep olmadan karar düzeltme incelemesi yapıldığı yönündeki iddianın gerçeği yansıtmadığını, başvuruya konu yargılama kapsamında karar düzeltme başvurusunun gerçekleştiğini tespit etmiş ve başvurucu tarafından ileri sürülen iddianın yanıltıcı beyan niteliğinde olduğuna karar vermiştir.

Mahkeme, Kemal Toraman ve diğerleri, B. No: 2013/1761, 21/1/2015, § 29 kararında, başvuru konusu tazminat davasına ilişkin yargılamada verilen nihai karar 23/1/2013 tarihinde tebliğ edildiği halde, başvuru formunda tebliğ/öğrenme tarihinin 24/1/2013 olarak belirtilmesinin yanıltıcı bir davranış olduğunu ve başvurunun süresinde yapıldığının kabul edilmesini sağlamayı amaçlandığını tespit etmiştir.

I.S. ve diğerleri, B. No: 2014/15824, 22/9/2016, § 86, 87 kararında, bireysel başvuru kapsamında ileri sürülen olayların başvurucunun iddia ettiği şekilde gerçekleşmediği, sunulan eksik ve yanıltıcı bilgilerin mazur görülebilir insani bir hata veya hak arama çabasına bağlı bir zorlama olarak görülemeyeceği sonucuna varılmıştır.

Mirze Bozma, B. No: 2013/5319, 13/4/2016, § 31,32 kararında, başvurucunun babası ile terör örgütü üyelerince yaralandığı iddia edilen kişinin ad ve soyadı aynı olmakla birlikte aile nüfus kayıt örneğine göre diğer kimlik bilgilerinin örtüşmediği, başvurucunun babasının terör örgütü mensuplarınca yaralandığı yönündeki iddiasının gerçeği yansıtmadığı, başvurucunun babası ile mağdur olduğu beyan edilen M.B.nin farklı kişiler olduğu tespit edilmiştir.

Mehmet Çağırıcı, B. No: 2013/3020, 23/3/2016, § 53, 54 kararında, Cumhuriyet Savcılığı veya mahkeme kararı olmaksızın arama yapıldığı yönündeki iddianın gerçeği yansıtmadığı, ayrıca bireysel başvuru yapıldıktan sonra yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla (6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun kapsamında kurulan) Komisyona başvurulduğuna ve Komisyonun tazminat ödenmesine karar verdiğine ilişkin Anayasa Mahkemesine herhangi bir bildirimde bulunulmadığı değerlendirilmiştir.

Mehmet Reşit Arslan (2), B. No: 2013/7902, 24/2/2016, § 28-30 kararında, başvuruya konu oda değişikliği sırasında aramada el konulan sandalye minderi ile kuş kafesinin başvurucuya teslim edildiği, başvurunun dayanaksız ve yanıltıcı olduğu anlaşılmıştır.

Salih Tutal, B. No:2014/11644, 14/10/2015, § 25-28 kararında, nihai kararın tebliğ tarihine ilişkin beyanın ve sunulan tebliğ belgesinin yanıltıcı nitelikte olduğu, başvuru formunun ekinde sunulan tebligat belgesi suretinde düzeltme yapıldığı tespit edilmiş ve tebliğ tarihine göre başvuru süresi geçirilmiş olmasına rağmen yanıltıcı davranışla süresinde başvuru yapıldığının gösterilmesinin amaçlandığı sonucuna varılmıştır.

Yümrü Dilek, B. No: 2013/4189, 21/5/2015, § 58 kararında, başvurucu dilekçesinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde duruşma yapılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği ileri sürülmekte ise de, başvurucunun talebi doğrultusunda duruşma yapıldığı başvurucunun kötü niyetli bir şekilde Anayasa Mahkemesini yanıltıcı nitelikte başvuru yaptığı belirlenmiştir.

Başvurunun değerlendirilmesinde esaslı olan bir unsur hakkında
bilgi verilmemesi

Cevdet Genç, B. No: 2014/9043, 29/9/2016, § 24 kararında, Anayasa Mahkemesince daha önce aynı davaya ilişkin olarak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ve tazminat ödenmesine hükmedilmesine karşın başvurucunun yeni başvurusunda İçtüzük’ün 59. maddesinin (5) numaralı fıkrasında belirtilen yükümlülüğe açıkça aykırı olarak bu ihlal kararına dair herhangi bir bildirimde bulunmadığı, başvuru öncesinde gerçekleşen ve başvurunun değerlendirilmesini etkileyecek nitelikteki bir konuda bilgi verilmediği görülmüştür.

Mehmet Denk ve diğerleri, B. No: 2013/6264, 6/4/2016, § 44 kararında, hukuki sebepleri ve maddi olayları aynı olan bireysel başvurular yapıldıktan sonra mükerrer tazminat ödenmesine yol açabilecek bu hususa ilişkin olarak Anayasa Mahkemesine herhangi bir bilgilendirmede bulunulmadığı görülmüştür.

Ahmet Eroğlu ve diğerleri, B. No:2013/9418, 9/9/2015, § 31, 32 kararında, birleştirilen bireysel başvuruların aynı başvurucu tarafından yapıldığı ve anılan dosyalarda yer verilen başvuru konusu olaylar ile ihlal iddialarının aynı olduğu, hukuki sebepleri ve maddi olayları aynı olan bireysel başvurularla ilgili olarak başvuru formunda “IVA-Başvurucunun Anayasa Mahkemesi önünde devam eden bir başka başvurusu
varsa numarası:” ifadesi yer aldığı hâlde bu kısımda herhangi bir açıklama ya da bildirime yer verilmediği, söz konusu başvurular yapıldıktan sonra da mükerrer tazminat ödenmesine yol açabilecek bu hususa ilişkin olarak Anayasa Mahkemesine herhangi bir bilgilendirmede bulunulmadığı
anlaşılmıştır.

Başvurunun incelendiği aşamada gerçekleşen ve değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkında Mahkemenin bilgilendirilmemesi

Necat Öztekin, B. No: 2014/510, 9/6/2016, § 26, 27 kararında, Anayasa Mahkemesi incelemesini tamamlamadan önce Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) yapılan başvuruda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ve başvurucuya tazminat ödenmesine karar verildiği, İçtüzük’ün 59. maddesinin (5) numaralı fıkrasında belirtilen yükümlülüğe aykırı olarak AİHM’nin ihlal kararına dair
herhangi bir bildirimde bulunulmadığı, başvuru sonrasında gerçekleşen ve başvurunun değerlendirilmesini etkileyecek bir konuda bilgi verilmeyerek yanıltıcı bir davranışta bulunulduğu
kanaatine ulaşılmıştır.

Mahkeme Selman Kapan ve diğerleri, B. No: 2013/7302, 20/4/2016, § 52 kararında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ihlal kararına konu davaya ilişkin yargılamanın yenilenmesi taleplerinin reddedilmesi sonrasında yaşanan gelişmelere ve bozma kararı uyarınca davanın tekrar görülmekte olduğuna dair bireysel başvuru sonrasında Anayasa Mahkemesine bildirimde bulunulmadığını tespit etmiştir.

Ramazan Ay ve diğerleri, B. No: 2013/7784, 10/3/2015, § 32 kararında, başvurucuların 20/12/2013 tarihinde 6384 sayılı Kanun uyarınca tazminat talebinde bulundukları, 21/10/2013 tarihinde ise aynı maddi vakıalar ve ihlal iddiasına dayalı olarak bireysel başvuruda bulundukları ve başvuru formu ve eklerinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yaptıkları başvuru ile belirtilen başvuru kapsamında Komisyona yaptıkları müracaata dair bir bilgi ve belge de sunmadıkları, taleplerinin Komisyonca kabul edilerek tazminat ödenmesine hükmedildiği 14/8/2014 tarihinden sonra da İçtüzüğün 59. maddesinin (5) numaralı fıkrasında belirtilen yükümlülüklerine açıkça aykırı olarak mevcut duruma ilişkin herhangi bir bildirimde bulunmadıkları görülmüştür.

S.Ö., B. No: 2013/7087, 18/9/2014, § 30 kararında da, başvurucunun 17/7/2013 tarihinde 6384 sayılı Kanun uyarınca tazminat talebinde bulunduğu, 13/9/2013 tarihinde ise aynı maddi vakıalar ve ihlal iddiasına dayalı olarak bireysel başvuruda bulunduğu ve başvuru formu ve eklerinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yaptığı başvuru ile belirtilen başvuru kapsamında Komisyona yaptığı müracaata dair bir bilgi ve belge de sunmadığı, talebinin Komisyonca kabul edilerek tazminat ödenmesine hükmedildiği 10/4/2014 tarihinden sonra da İçtüzüğün 59. maddesinin (5) numaralı fıkrasında belirtilen yükümlülüğüne açıkça aykırı olarak mevcut duruma ilişkin herhangi bir bildirimde bulunmadığı anlaşılmıştır.

Başvurularda meşru eleştiri sınırlarını aşacak şekilde bireysel başvuru amacıyla bağdaşmayan bir üslup kullanılması

Osman Sandıkçı, B. No: 2013/6297, 10/3/2016, § 40-44 kararında, Anayasa Mahkemesine başvuruyla ilgili olarak gönderilen dilekçelerde ısrarlı bir şekilde soruşturma, kovuşturma ve temyiz süreçlerinde görev alan Cumhuriyet savcısı, mahkeme başkanı ve üyelerini, kolluk görevlilerini ve ayrım gözetmeksizin tüm emniyet mensuplarını aşağılayan ve tahkir eden ifadeler kullanıldığı, Anayasa Mahkemesi Raportörünü muhatap alan dilekçede de bildirilen idari eksikliklerin başvurunun reddedilmesi için “uydurulan bahaneler” olduğu belirtilerek “… ben elimde olan tüm belgeleri fotokopi-or[i]jinal demeden size gönderiyorum. Gerisi sizin sütünüzün kalitesine kalmış.” şeklinde cevap verildiği tespit edilmiş ve
bu ifadelerin eleştiri sınırını aşan, yakışıksız ve saldırgan ifadeler olduğu
sonucuna varılmıştır.

Bu yazı Anayasa Mahkemesi tarafından yayınlanan Bireysel Başvuru Kabul Edilebilirlik Kriterleri Rehberi adlı kitaptan alıntılanarak oluşturulmuştur.


SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top