Dilekçe Örnekleri Kira Artışı 2026 Kıdem Tazminatı Ceza Davaları Boşanma İcra Takibi İcra Takip Programı Tüketici Hakları Yargıtay Kararları
POPÜLER

Satın aldığı mobilyaların düğünden önce teslim edileceği taahhüt edilmesine rağmen taahhüt edilen tarihten yirmi altı gün sonra teslim edilmesi nedeniyle manevi tazminat talebinin reddi – Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİ…

Satın aldığı mobilyaların düğünden önce teslim edileceği taahhüt edilmesine rağmen taahhüt edilen tarihten yirmi altı gün sonra teslim edilmesi nedeniyle  manevi tazminat talebinin reddi – Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİ…

(Ziya Metehan Arısoy, B. No: 2019/22055, 15/11/2023, § …) 

➡️ Başvurucu, satın aldığı mobilyaların düğünden önce teslim edileceği taahhüt edilmesine rağmen taahhüt edilen tarihten yirmi altı gün sonra teslim edilmesi nedeniyle evliliğin ilk yirmi gününü mobilyasız geçirmek zorunda kaldıklarını, eşiyle huzursuzluk yaşadığını belirterek İstanbul Anadolu 1. Tüketici Mahkemesinde manevi tazminat davası açmıştır.

➡️ Mahkeme başvurucunun bedelini peşin ödemek suretiyle satın aldığı mobilyaların sözleşmede belirtilen tarihte teslim edilmemesi nedeniyle düğün merasiminden önce teslimin sağlanması konusunda yaşadığı zorlukların, aile içindeki huzursuzlukların, duyduğu üzüntünün, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının gözönünde bulundurarak davanın kabulüne karar vermiştir. Karar, davalı tarafından temyiz edilmiş; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi (Daire) 13/3/2018 tarihinde kararı şu gerekçe ile bozmuştur:

“…

Dava, manevi tazminat istemine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 58.maddesi (eski Borçlar Kanunu 49.md) hükmü uyarınca, manevi tazminata hükmedilebilmesi için, şahsiyet hakkının hukuka aykırı bir şekilde zarara uğraması gerekir. Kişilik haklarının zarar görmediği hallerde, eylem hukuka aykırı olsa dahi manevi tazminata hükmedilmesi olanaklı değildir. Somut olayda, farklı ürün teslimi ve geç teslimat nedeniyle, davacının kişilik haklarının zarar gördüğü kabul edilemez. Mahkemece, olayda manevi tazminat koşullarının bulunmadığı dikkate alınarak manevi tazminat isteminin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

…”

Mahkeme, Dairenin bozma kararına uyarak davayı reddetmiştir. Başvurucunun temyiz ettiği kararı Daire 29/4/2019 tarihine onamıştır.

Daire 11/2/2008tarihli kararında (bkz. § 14) özetle davacılar tarafından 2004 yılı tatil haklarının davalının sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle kullanılamaması, bu nedenle duyulan manevi yıkım ve üzüntünedeniyle açılan manevi tazminat davasında karar tarihi itibarıyla yürürlükte olan 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 49. maddesine göre kişilik hakları haksız saldırıya uğrayan kimsenin manevi tazminat isteyebileceğini, aynı Kanun’un 98. maddesi delaletiyle haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümlerin kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanabileceğini, bu nedenle haksız fiile ilişkin 49. maddenin uygulanması gerektiğini belirterek sözleşmeye aykırılık hâlinde de manevi tazminata karar verilebileceğini ifade etmiştir.

Daire; bireysel başvuruya konu karardan önce 20/10/2014 tarihinde verdiği kararında (bkz. § 15) özetle davacının katılacağı tur nedeniyle yaptırdığı rezervasyonun iptali üzerine açtığı manevi tazminat davasında davacının şahsiyet haklarının hukuka aykırı olarak ağır bir şekilde zarar gördüğünü ifade etmiş, hak ve nesafet ilkeleriyle bağlı kalınarak tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davalının kusurlu eyleminin davacıda uyandırdığı elem ve ızdırabın derecesi gözetilerek davacıya manevi tazminat verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Daire 2/10/2018 tarihinde bireysel başvuruya konu kararından yaklaşık yedi ay sonra ise aynı konuya ilişkin verdiği kararda (bkz. § 16) düğün tarihinden sonra teslim edilmeyen mobilyalar nedeniyle uğranılan manevi zararın tazmini gerektiğini kabul ederek mahkemece hükmedilen tazminatın yetersiz olduğu gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Diğer taraftan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da (bkz. § 13)sözleşmeye aykırılığın tek başına manevi tazminatı gerektirmese de özel hâl ve şartlarda kişilik haklarının zedelenmesi durumunda haksız fiilin neticelerini doğuracağını ve manevi tazminatı gerektirebileceğini, bu durumda 6098 sayılı Kanun’da borca aykırılıktan doğan sorumluluk nedeniyle manevi tazminat ödeneceğine dair bir hüküm olmadığından Kanun’un 114. maddesinin (2) numaralı fıkrasının delaletiyle haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümlerin kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanacağı, dolayısıyla olayda haksız fiile ilişkin 58. maddenin uygulanmasının gerektiğini belirtmiştir.

Bu bağlamda sözleşmeye aykırılık nedeniyle kişilik hakkının zedelenmesi iddiasıyla açılan manevi tazminat davalarında Daire kararlarında içtihat farklılığının bulunduğu, Dairenin bireysel başvuruya konu kararının benzer uyuşmazlıklar yönünden Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından da benimsenmediği anlaşılmıştır. Kararlarda tutarlı ve yeknesak bir uygulamanın sağlanamaması hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine ters düşeceği gibi bireylerin yargı sistemine ve mahkeme kararlarına güvenini de zedeleyebilir. Bu itibarla başvurucu için öngörülemez nitelikte olan uygulama nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinin zedelendiği sonucuna ulaşılmıştır.

Anayasa Mahkemesi;

Açıklanan gerekçelerle;

A. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

Karar verdi.

(Ziya Metehan Arısoy, B. No: 2019/22055, 15/11/2023, § …) 


SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sanal Hukuk – Footer
HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com
Scroll to Top