Dilekçe Örnekleri Kira Artışı 2026 Kıdem Tazminatı Ceza Davaları Boşanma İcra Takibi İcra Takip Programı Tüketici Hakları Yargıtay Kararları
POPÜLER

Kadastro öncesi sebebe dayalı olarak açılan davada 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiş olsa dahi davalı taraf davayı kabul etmiş ise ve söz konusu dava kamu düzeninden değilse kabul beyanına üstünlük tanınmalıdır.

Kadastro öncesi sebebe dayalı olarak açılan davada 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiş olsa dahi davalı taraf davayı kabul etmiş ise ve söz konusu dava kamu düzeninden değilse kabul beyanına üstünlük tanınmalıdır.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin kararı bugün (13.08.2024) Resmi Gazete’de yayımlandı.

YARGITAY KARARLARI

–– Yargıtay 1, 3, 4, 5 ve 12. Hukuk Dairelerine Ait Kararlar

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi
2024/810 E., 2024/3356 K.

b)Dairemizin 25.09.2023 tarihli ve 2022/371 Esas, 2023/4806 Karar; 12.10.2023 tarihli ve 2022/5750
Esas, 2023/5444 Karar sayılı kararları,
c) İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihii ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı kararı.

  • Değerlendirme
    I. Kadastro sonucunda Tokat ili, Reşadiye ilçesi, Bozcalı Hacıabidin köyü çalışma alanında bulunan
    dava konusu 235 ada 15 parsel sayılı 751,83 metrekare yüzöiçümündeki taşınmaz irsen intikal, taksim ve
    kazandırncı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı Niyazi Damar adına tespit ve 21.08.2007 tarihinde
    tescil edilmiştir.
  • Davacı Cemaletin Damar; dava konusu 235 ada 15 parsel sayilı taşınmazın güneyindeki 270,00
    metrekarelik bölümün davalı ile müştereken kendisine ait olduğu halde kadastro çalşmaları sonucunda
    taşınmazın tümüyle davalı adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek 270,00 metrekarelik bölümün
    taşınmazdan ifrazıyla eşit paylarla davalı ile kendisi adına tesciline karar verilmesini istemiş, davalı
    Niyazi Damar ise cevap dilekçesiyle davayı kabul ettiğini beyan etmiştir. Mahkemece mahallinde yapılan
    keșif sonucu teknik bilirkişiden aldırılan hükme esas 18.07.2018 havale tarihli ek bilirkişi raporundan,
    dava konusu taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümünün tarafların müştereken zilyet etiği bölüm
    olduğu anlaşılmıştır.
    Davacının istemi, dava konusu 235 ada 15 parscl sayılı taşınmazın hükme esas alınan teknik bilirkişi
    raporunda (A) harfi ile gösterilen böliümünün yari payına ilişkin olduğu ve Mahkeme gerekçesinde bu
    husus kabul edildiği halde hüküm yerinde nizalı bölümün tümüyle davacı adına tesciline karar verilmek
    suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulmuştur. Bu durum, 6100 sayılı HMK’nın 298/2 nci maddesine aykırı olduğu gibi, 10.04.1992 tarih ve 1991/7 Esas ve 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştime Büyük Genel Kurulu Kararında da benimsendiği Üzere bozma nedenidir. Hal böyle olunca;
    açıklanan nedenle Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün HMK’nun 363 üncü maddesine
    dayalı kanun yararına bozma isteğinin bu yönüyle kabulüne karar vermek gerekmiştir.
    Ote yandan, dava konusu taşınmaza ait kadastro tespit tutanağı 20.07.2007 ilâ 20.08.2007 tarihleri
    arasında askıya çıkarılmış, 30 günlük askı ilan süresi 21.08.2007 tarihinde dolmuş ve taşınmaz tapuya
    17.09.2007 tarihinde tescil cdilmiştir. Kadastro öncesi sebebe dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin
    eldeki davada, dava konusu taşınmazın kadasto tespitinin kesinleştiği 21.08.2007 tarihinden davann açıldığı 13.09.2017 tarihine kadar 10 yllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşıldığına göre, davanın bu
    sebeple reddine karar verilmesi gerekmektedir. Ne var ki, davalı cevap dilekçesiyle davayı kabul ettiğini beyan etmiştir. Her ne kadar somut olayda hak düşürüci süre geçmiş ise de davayı kabulün davalınan üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği bir dava olması ve kamu düzenine aykırı bir sonuç doğurmaması şartıyla davacınan ileri sürdiğü hakkının gerçekte var ołup olmadığndan bağımsız olarak davaya son veren ve kesin hükmün sonuçların doğuran bir taraf işlemi olması nedeniyle Mahkemeee kabul beyanına Üsttünlük tanınmış olmasnda bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri GenelMüdürlüğünün HMK’nin 363 üncü maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin bu yönüyle reddine
    karar vermek gerekmiştir.


SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sanal Hukuk – Footer
HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com
Scroll to Top