Dilekçe Örnekleri Kira Artışı 2026 Kıdem Tazminatı Ceza Davaları Boşanma İcra Takibi İcra Takip Programı Tüketici Hakları Yargıtay Kararları
POPÜLER

Resen Ne Demek Ve Nasıl Yazılır, Resen Araştırma İlkesi Nedir?

Resen Ne Demek Ve Nasıl Yazılır, Resen Araştırma İlkesi Nedir?

Resen Ne Demek?

Kendi başına kendiliğinden bağımsız olarak kimseye bağlı olmaksızın, herhangi bir isyeğe gerek duyulmadan anlamlarına gelir.

Resen nasıl yazılır?

Resen kelimesinin nasıl yazıldığı  TDK imza kılavuzunda açıklanmıştır. Resen kelimesi kesme işareti olmadan “resen” olarak yazılır.

Hukukta resen kelimesi ne anlama gelir?

Hukuki terimler arasında yer alan resen bir durumu veya olayı tarafların talebi olmaksızın hakimin kendiliğinden kendi insiyatifi ile ele alması ve karara bağlaması anlamına gelir.

İdarenin ve senin icra yetkisi; İdarenin aldığı kararı mahkeme kararına gerek olmaksızın, hukuk aleminde tesis ettiği işlemin hukuki sonuçlarını maddi aleme aktarmasıdır.

Resen ile İlgili Yargıtay Kararları

Dava konusunun üçüncü bir kişiye devri

••• Dava konusunun davacı tarafından üçüncü bir kişiye devri hâlinde bu husus mahkemece kendiliğinden (resen) gözetilmeli ve yargılama sonucunda devralan kişi hakkında hüküm kurulmalıdır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu       2024/507 E.  ,  2024/492 K.

Direnme kararına karşı taraflardan biri temyiz yoluna başvurmadıkça mahkemenin  resen dosyayı Yargıtaya gönderme yetkisinin bulunmadığı

••• Bir kararın Yargıtay tarafından incelenebilmesi için taraflardan birinin süresinde temyiz dilekçesi sunarak kararı temyiz etmesi gerekir. Temyiz talebi olmadığı sürece mahkeme temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyayı kendiliğinden Yargıtaya gönderemez. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 20.06.1962 tarihli, 1962/6-72 Esas, 1962/28 Karar sayılı kararında da ısrar (direnme) kararlarına karşı taraflardan biri temyiz yoluna başvurmadıkça mahkemenin  resen dosyayı Yargıtaya gönderme yetkisinin bulunmadığı açıkça vurgulanmıştır.

Hukuk Genel Kurulu                         

2024/501 E.  ,  2024/415 K.

İstinaf ve temyiz  başvurusunun süresinde yapılıp yapılmadığı

••• Kanun yollarına başvuru süreleri, kanun tarafından düzenlenen sürelerden olduğu için 6100 sayılı Kanun’un 94/1 inci maddesi uyarınca kesin nitelikte olup, bu itibarla istinaf ve temyiz sırasında başvurunun süresinde yapılıp yapılmadığının hâkim tarafından resen gözetilmesi gerektiği kuşkusuzdur.

Hukuk Genel Kurulu                         

2024/497 E.  ,  2024/486 K.

Uyuşmazlıkta uygulanacak kanun hükmünü tespit ederek resen  uygulama ve bu çerçevede kanun yolu süresini de taraflara doğru gösterme

••• Hâkimin uyuşmazlıkta uygulanacak kanun hükmünü tespit ederek resen  uygulama ve bu çerçevede kanun yolu süresini de taraflara doğru gösterme yükümlülüğü kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece hatalı şekilde kanun yolu süresinin yanlış gösterilmesi nedeniyle kanunda belirtilen süre içerisinde kanun yollarına başvurma hakkının kullanılamaması lehine olan taraf için usule ilişkin kazanılmış bir hakkın doğduğu kabul edilemez, zira usule ait kazanılmış hak esasının bir istisnası olarak kamu düzeni ile ilgili konularda usulî kazanılmış haktan söz edilemez (Hukuk Genel Kurulunun 08.11.2023 tarihli ve 2023/6-245 Esas, 2023/1061 Karar).

Dürüstlük kuralına aykırı, hakkın kötüye kullanılması oluşturan davranış

••• Dürüstlük kuralına veya hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı bir davranış, doğrudan hakkın mevcudiyetini ortadan kaldırdığından bir itiraz teşkil eder. Bu nedenle, dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden hâkim, dürüstlük kuralına aykırı, hakkın kötüye kullanılması oluşturan davranışı tespit ediyorsa, ilgili tarafından ileri sürülmemiş olsa bile, kendiliğinden (resen) bunu dikkate almalıdır (Mustafa, Dural/Suat, Sarı: Türk Özel Hukuku, 13. Baskı İstanbul 2018, s. 261-262).  

Hukuk Genel Kurulu                        

2024/419 E.  ,  2024/414 K.

İstinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

••• 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinde“Duruşma yapılmadan verilecek kararlar” düzenlenmiştir.

6100 sayılı  Kanun’un 355 inci maddesine göre de; istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir. 6100 sayılı Kanun’un 356 ncı maddesi ise 353 üncü maddede belirtilen hâller dışında incelemenin, duruşmalı olarak yapılacağını hükme bağlamış, maddenin 7251 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesi ile eklenen ikinci fıkrasında da duruşma sonunda bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu esastan reddetmek veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurmak dâhil gerekli kararları vereceği belirtilmiştir.

6100 sayılı Kanun’un 357 nci madde hükmüne göre, bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacak hususlar ile ilk derece mahkemesinde usulüne uygun olarak gösterildiği hâlde incelenmeden reddedilen veya mücbir bir sebeple gösterilmesine olanak bulunmayan deliller dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz.

Hukuk Genel Kurulu                         

2024/254 E.  ,  2024/374 K.

Şekil zorunluluğunun öngörüldüğü sözleşmeler

•• Sözleşme; hukuki bir sonuç doğurmak üzere, iki veya daha ziyade kişinin karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları ile uyuşmasını ifade eder (Kocayusufpaşaoğlu, Necip: Borçlar Hukukuna Giriş, 7. b., İstanbul 2017, s. 95).
18. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda (BK) olduğu gibi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) da sözleşme borç ilişkisinin kaynakları arasında sayılmış ve sözleşmenin tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulacağı (TBK md. 1) hüküm altına alınmıştır.
Belirtmek gerekir ki, bir hukuki işlemin geçerli ve amacına uygun hukuki sonuçlar doğurabilmesi için o hukuki işlemi yapan kişi veya kişilerin sağlıklı bir şekilde oluşmuş iradelerinin bulunması ve yine bu iradelerinin istenilen hukuki sonuca uygun şekilde açıklanması gerekmektedir. Sözleşmelere egemen olan ilke şekil serbestisidir. Buna göre, kural olarak, kanunda tersine bir açıklık olmadıkça sözleşmeler herhangi bir şekil şartına tâbi değildir (BK md. 11/1; TBK md. 12/1). Bununla birlikte, bazı sözleşmelerin geçerli olabilmeleri kanun koyucu tarafından belirli bir şekle uygun olarak yapılmaları koşuluna bağlanmıştır. Taraflar da, kanunun herhangi bir şekil koşuluna tâbi tutmadığı bir sözleşmenin geçerliliğini, belli bir şekilde yapılmasını hükme bağlayabilirler. İlk belirtilen yasal şekil, ikincisinde ise “taraflarca kararlaştırılan şekil” (BK md. 16; TBK md. 17) söz konusudur.
Şekil zorunluluğunun öngörüldüğü sözleşmelerde; kanunun öngördüğü şeklin bir geçerlilik (sıhhat) şartı olarak düzenlendiğini, buna uyulmadan yapılan sözleşmelere “geçersizlik” müeyyidesinin bağlandığını, bunun hukuki mahiyet olarak emredici nitelikte olduğunu, bu nedenle de “geçersizlik” müeyyidesine bağlanan şekil eksikliğinin hâkim tarafından, taraflar ileri sürmeseler dahi, yargılamanın her aşamasında resen göz önüne alınması gerektiğini belirtmekte yarar bulunmaktadır.
Bu kapsamda, şekil zorunluluğunun öngörüldüğü sözleşmelerden olan; tapulu taşınmazlarda mülkiyetin devrini öngören her türlü sözleşmelerin resmî şekilde yapılması zorunludur. Bu bir geçerlilik koşuludur [Türk Medeni Kanunu (TMK) md. 706; BK md. 213; TBK md. 217; Noterlik Kanunu md. 60/3; Tapu Kanunu md. 26].

Hukuk Genel Kurulu                      

2023/1069 E.  ,  2024/496 K.

Tasarrufun iptali davası-  İptal konusu tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılmış olması

Tasarrufun iptali davasının dinlenebilmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 114 üncü maddesinde düzenlenen ve bütün davalar için geçerlilik taşıyan genel dava şartları yanında bir takım özel dava şartlarının varlığı da aranmaktadır. HMK’nın 114/2 nci maddesinde “Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır.” denilmek suretiyle bazı münferit davalarda özel bir takım dava şartlarının öngörüldüğü kanuni düzenlemelerin varlığına da işaret edilmiştir. Açılan tasarrufun iptali davasında taraf oluşumu gerçekleşmişse, hâkim, öncelikle, dava koşullarının (şartları) varlığını kendiliğinden inceler. Çünkü, iptal davasının esasına girilebilmesi için dava koşullarının bulunması gerekir. İlk önce, mahkemeye ilişkin dava koşulları, sonra taraflara ilişkin dava koşulları, dava süresinde açılmışsa son olarak dava konusuna ilişkin dava koşulları ve iptal davasına özgü dava koşulları incelenir. Dava koşullarından birisi yoksa mahkemece davanın esasına girilmeden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilir. İptal davasına özgü dava şartları ise, davacının davalı borçluda gerçek bir alacağının bulunması, borçlu hakkında yapılan icra takibinin kesinleşmiş olması, iptal konusu tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış bir aciz belgesinin bulunmasıdır. Ne var ki, kesin veya geçici aciz belgesinin varlığı davanın ön koşulu ise de, bunun davanın açılmasından önce alınması zorunlu değildir. Davanın açılmasından sonra alınabileceği gibi temyiz aşamasında ve hatta bozmadan sonra bile alınıp ibraz edilmesi yeterli olur.

Tasarrufun iptali davalarında iptali istenilen tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılmış olması ön koşul olup, dava koşulunun var olup olmadığı belirlenmeden işin esası hakkında hüküm kurulamayacağından, bu husus mahkemece resen araştırılır.

Borç; alacaklının borçludan istemeye yetkili olduğu, borçlunun da yerine getirmek zorunda bulunduğu edimi içeren hukuki ilişkidir. Borç, bu ilişkiyle aynı anda doğabileceği gibi; borç ilişkisinden sonra da doğabilir. Borçlar, niteliklerine göre farklı sınıflandırmalara tâbi tutulduğundan borcun doğum tarihleri de kimi zaman bu sınıflandırmalara bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Alacaklı, borçlanmanın gerçekleştiği tarihte borçlunun mal varlığına güvenerek işlem yapmış olduğundan, borcun doğumundan önceki tasarruflar iptal davasının konusunu oluşturmaz (Güneren- s. 419). Bu nedenle borcun hangi tarihte doğduğu ve borcun doğumuna ilişkin hukuksal nedenin kaynağının somut durumun özelliğine göre ayrıca araştırılması gerekmektedir.

Hukuk Genel Kurulu                      

2023/1057 E.  ,  2024/508 K.

Resen Araştırma İlkesi İle İlgili Yargıtay Kararları

Çekişmesiz yargı işlerinde aksine bir hüküm bulunmadıkça resen araştırma ilkesi geçerlidir (HMK m 385/2). Bu bakımdan hakim resen araştırma ilkesinin sonucu olarak kendiliğinden delil toplama yetkisine sahiptir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi         

2017/9123 E.  ,  2018/428 K.

Nafaka taleplerine ilişkin davalarda, resen araştırma ilkesi de uygulanmayacağına göre, davacının bildirdiği tanık beyanları, davacı yararına talep edilen nafaka isteği yönünden hükme esas alınamayacaktır. 

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi             

2013/3333 E.  ,  2013/22505 K.

Velayet kamu düzenine ilişkin olup resen araştırma ilkesi geçerlidir.

Hukukumuzda çekişmeli yargıya tabi davalarda “Taraflarca hazırlama ilkesi” geçerlidir. Hakim tarafların talepleriyle bağlı olup talepte bulunan tarafın iddia ettiği olaylar ve ileri sürdüğü deliller ile yetinerek karar vermek zorundadır. Çekişmesiz yargıya tabi davalarda ise “re’sen araştırma ilkesi” egemendir. Hasımsız açılan ve çekişmesiz yargıya tabi olan davalarda verilen kararlar kesin hüküm teşkil etmediği gibi bu kararlar açılacak bir iptal davası sonucunda değiştirilebilir veya ortadan kaldırılabilir.
Mirasçılık belgesi verilmesine ilişkin davada irs ilişkisi kural olarak nüfus kayıtları ile ispat olunur. Nüfus kayıtları belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur. Bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatı kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça herhangi bir şekle tabi değildir. (TMK md.7) Hakim çekişmesiz yargıda re’sen araştırma ilkesi uyarınca, davanın ispatı için gerekli bütün delillere başvurabilir.
Mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkin davalarda davacı, mirasçılık belgesi verilmesini isteyebilmek için murisin öldüğünü ve ölüm tarihini, muris ile kendisi arasındaki irs bağını kanıtlamak zorundadır. Bu tür davaların reddine karar verilebilmesi için murisin hiçbir şekilde yaşamadığının, böyle bir kişinin mevcut olmadığının belirlenmesi veya davacının murisin mirasçısı olmadığının tespiti gerekir.
İptale konu edilemeyen kadastro tutanağındaki beyanların güçlü delil niteliğinde olduğu gözetilerek, mahkemece resen araştırma ilkesi gereğince davacının murisi olduğunu iddia ettiği …’ye ait varsa kayıtların temini için Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne yazı yazılmalıdır. 140 parsel sayılı taşınmazın içeriği dikkate alınarak sağ iseler kadastro tutanak bilirkişileri de dinlenilmelidir.
Mahkemece resen araştırma ilkesi gereğince tüm araştırmalar yapılmalı, buna rağmen murisle geçerli irs ilişkisi olan mirasçının tespit edilememesi halinde Türk Medeni Kanununun 501. maddesi gereğince Devletin mirasçılığına karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi       

2016/13247 E.  ,  2020/3319 K.

Davacı vekili, dava dilekçesinde, davacının 16.08.1950 olan doğum tarihinin 1953 olarak düzeltilmesini istemiştir. Mahkemece, “25 yaş üzerinde olan davacının gerçek yaşının tıbben tespitinin olanaklı olmadığı, dinlenecek tanıkların anlatımının soyut olacağı, getirtilmesi istenilen okul kayıtlarının da gerçek yaşın tespitinde yeterli ve geçerli kanıt olmayacağı” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kişisel durum sicilindeki kaydın düzeltilmesine ilişkin davalar çekişmesiz yargı işidir. (HMK m. 382/2.(a)-5) Çekişmesiz yargı işlerinde aksine bir hüküm bulunmadıkça resen araştırma ilkesi geçerlidir. (HMK m 385/2) Nüfus kayıtlarının düzenli ve gerçeğe uygun olarak tutulması kamu düzeni ile ilgilidir. Bu bakımdan hakim resen araştırma ilkesinin sonucu olarak kendiliğinden delil toplama yetkisine sahiptir.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi       

2015/12379 E.  ,  2016/9280


SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Sanal Hukuk – Footer
HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com
Scroll to Top