Vekalet Ücretinin Hükümde Yazılmaması Halinde Hükmün Tavzihi Mümkün mü?

Vekalet Ücretinin Hükümde Yazılmaması – Hükmün Tavzihi

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 676 ncı maddesi “Mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar. Paylaşma sözleşmesiyle mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilirler. Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.” şeklinde düzenlenmiştir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 676 ncı maddesi (743 sayılı MK. md. 611–612), mirasçıların tereke üzerinde yapacakları taksimin, keza mirasçıların birbirleri ile miras paylarının temliki konusundaki yapacakları sözleşmelerin aynı Yasa’nın 677 nci maddesi hükmü gereğince geçerli olması için yazılı olması koşulunu öngörmüştür. Her iki halde de, yapılacak tasarrufların murisin ölümünden sonra gerçekleştirilmesinin olanaklı bulunduğu sabittir. Öte yandan,

Türk Medeni Kanunu’nun 678. maddesi düzenlemesi ile de, murisin sağlığında ileride (murisin ölümünden sonra) intikal edecek terekedeki hakkıyla ilgili olarak bir mirasçının diğer mirasçılarla veya üçüncü bir kişi ile yapacağı sözleşmelerin geçerli olabilmesi için yazılı olması ve ayrıca miras bırakanın da sözleşmede yer alması ve onun katılımıyla gerçekleştirilmesinin zorunlu olduğu kuralına yer verilmiştir.

Hükümde  yazı veya hesap hatası

6100 sayılı HMK’nın 304. maddesi gereğince sadece hükümdeki yazı ve hesap hataları mahkemece re’sen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir.

HMK’nın 305. maddesinde de hüküm fıkrasında taraflara tanınan hakların ve yüklenen borçların tavzih yoluyla sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Bir başka anlatımla hükmü değiştirici nitelikte, taraflara tanınan hakları ve yüklenen borçlar değiştirir mahiyette hüküm genişletilemez ve sınırlanamaz (HMK m. 305/2).

Hükmün Tavzihi



Başka bir anlatımla hakim kararını verdikten sonra bu kararını değiştiremez. Ancak bazı hallerde hüküm, açık olmayabilir, uygulanmasında bazı tereddütler ortaya çıkabilir ya da birbirine aykırı fıkralar içerebilir. Bu durumda taraflara mahkemeye başvurarak hükmün tavzih edilmesini (açıklığa kavuşturulmasını, açıklanmasını), varsa çelişkinin giderilmesini isteme olanağı tanınmıştır.

Mahkeme, tavzih talebini haklı görür ise hükümdeki açık olmayan hal, tereddüt ya da çelişkiyi ortadan kaldırır. Ancak tavzihle hükümde belirtilen haklar ve borçlar sınırlandırılmayacağı gibi genişletilemez ve değiştirilemez.

Bu çerçevede hükmün tavzihine karar veren mahkeme, daha önce unuttuğu bir hususu hükme ekleyemez ya da hükmünü düzeltemez. Zira tavzihin amacı, hükümdeki hatanın düzeltilmesi ya da eksik kalan, unutulan talepler hakkında karar verilmesi değildir.

Değerlendirme
1. Davacılar vekilinin temyiz incelemesinde; hemen belirtilmelidir ki,

6100 sayılı HMK’nın 361. maddesi uyarınca kural olarak istinaf yoluna başvurmayan tarafın temyiz yoluna başvuramayacağı, ancak hukuki yararının bulunması halinde kararı temyiz edebileceği açıktır.

Bir başka deyişle, istinaf yoluna başvurmayan taraf, diğer tarafın istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesi tarafından aleyhine hüküm kurulması halinde temyiz yoluna gidebilecektir.

Somut olayda, İlk Derece Mahkemesinin lehine verdiği kabul kararına karşı davacılar vekili tarafından vekalet ücretinin eksik hesaplandığına yönelik tavzih talebinde bulunulmuş, mahkemenin 12.04.2021 tarihli ek kararı ile talebi kabul edildiğinden davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmamıştır. Ancak HMK’nın 305/2 nci maddesi hükmü gereğince tavzih yoluyla hükmün değiştirilmesine olanak bulunmadığından davacı tarafın tavzih talebinin kabulüne karar verilmiş olması onun lehine hak doğurmayacaktır. Bölge Adliye Mahkemesince davacı aleyhine hüküm kurulmadığı, sadece tavzih kararının yok hükmünde olduğuna karar verilerek ek kararın kaldırılmış olması nedeniyle davacının vekalet ücretine yönelik istinaf yoluna başvurması gerekirken 6100 sayılı Kanuna aykırı davranarak yalnızca istinaf sebebi yapılabilecek bir nedenle tavzih talebinde bulunduğundan, istinaf başvurusu yapmadan temyiz yoluna başvuramayacağı kuşkusuzdur.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi         

2022/6547 E.  ,  2024/320 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
KARAR : Davalılar vekilinin mahkemenin ek kararına yönelik istinafbaşvurusunun kısmen kabulü ile Mahkemenin 12.04.2021 tarihve 2019/320E., 2021/21K. sayılı ek kararının kaldırılmasına,
davalılar vekilinin mahkemenin asıl kararına yönelik istinafbaşvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ: Alaşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/320 E., 2021/21 K.


Taraflar arasındaki miras taksim sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, davacılar vekilinin vekalet ücretine yönelik tavzih talebi üzerine Mahkemece 12.04.2021 tarihli ek karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince mahkemenin ek kararına yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile Mahkemenin 12.04.2021 tarih ve 2019/320 Esas, 2021/21 Karar sayılı ek kararının kaldırılmasına, davalılar vekilinin mahkemenin asıl kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 14.08.1993 tarihinde vefat eden muris …’un sağ mirasçıları olduğunu, müteveffa adına kayıtlı taşınmazların paylaşımı ve temliki hususunda Alaşehir Noterliğinin 17.12.1996 tarih 16846 yevmiye sayılı Düzenleme şeklinde Miras Taksim sözleşmesi yapıldığını, tüm mirasçıların katılımı ile gerçekleşen miras taksim sözleşmesinin 7 maddeden ibaret olduğunu, 1 inci, 6 ncı ve 7 nci maddelerinin müvekkillerinin murisi … lehine paylaştırma ve temlik içerikli olduğunu, halihazırda kök muris … adına kayıtlı bulunan; sözleşmenin 1 inci maddesinde …, … Kasabası, Gerengeçidi Mevkiinde kain 41.800 m2 miktarındaki 405 parselde (1/4’e isabet eden) 10450/41800 hisse diye geçen, yeni haliyle Manisa ili, … ilçesi, … Mah., 274 ada, 19 parsel sayılı 42.780,29 m2 miktarındaki taşınmazın 1/4’üne isabet eden kısmın ve sözleşmenin 7 nci maddesinde …, …Kasabası, 21 paftada kayıtlı 780 m2 miktarındaki arsanın 1/2 hissesi diye geçen, yeni haliyle Manisa ili, … ilçesi, …Mah., 233 ada, 30 parsel sayılı 752,30 m2 miktarındaki taşınmazın 1/2 sine isabet eden kısmın tapu kayıtlarının iptali ile müteveffa …için Alaşehir Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/490 Esas, 2000/531 Karar sayılı dosyasından alınan veraset ilamındaki paylar oranında müvekkillerin adlarına tesciline karar verilmesini talep etmiştir .

II. CEVAP
Davalılar …, …, … vasisi …, …, …, … cevap dilekçesinde; bu davanın davalısının tapu müdürlüğünün olması gerektiğini, … mirasçılarının sözleşmenin ifasına yanaşmadıklarını, davayı noter sözleşmesine göre kabul ettiklerini, davanın açılmasına sebebiyet vermedikleri için aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmemedilmemesini istemişlerdir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
A. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ön inceleme duruşmasından önce 07.10.2019 tarihinde davalılardan …, … vasisi …, …, …, … imzaları bulunan dilekçeyle davayı kabul ettiklerini beyan etmişler, diğer davalılardan …, … ve …’un ise söz konusu evrakta isimleri bulunmasına rağmen evrakı imzalamamışlar, söz konusu kişilerin vekili yargılamanın 6 ncı celsesinde tüm davalılara ilişkin kabulün bulunduğunu beyan etmiş, bu nedenle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 308 inci ve 312/1 nci maddeleri dikkate alınarak davanın kabulüne; Alaşehir Noterliğinin 17.12.1996 tarih, 16846 sayılı düzenleme şeklindeki miras taksim sözleşmesi dikkate alınarak Manisa ili, … ilçesi, …/… Mahallesi, 274 ada, 19 parsel sayılı taşınmazın 1/4 üne isabet eden kısmın ve … ilçesi, …/…Mahallesi, 233 ada, 30 parsel sayılı taşınmazın 1/2 sine isabet eden kısmın … mirasçıları adına Alaşehir Sulh Hukuk Mahkemesinin 2000/490 Esas, 200/531 Karar sayılı veraset ilamındaki payları oranında iptal ve tesciline karar verilmiştir.

B. Tavzih Kararı
Davacı vekilinin tavzih talebi üzerine 12.04.2021 tarihli ek karar ile; “davacı yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 6/1 maddesi uyarınca 41.731,46 TL vekalet ücretinin (davalılardan ön inceleme tutanağından önce kabul beyanında bulunanların sorumluluğu yarısı, kabul beyanında bulunmayanların sorumluluğunun tamamı olduğu dikkate alınarak ) davalılardan alınarak davacıya verilmesine,” olarak belirtilerek HMK. 304/1 uyarınca hükmün düzeltilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar … ve arkadaşları vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; müvekkillerinin tensipten önce dosyaya sundukları 07.10.2019 tarihli dilekçeleri ile davayı kabul ettiklerini, müvekkillerinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, müvekkillerinin zorunlu davalı durumunda olduğunu, müvekkilleri aleyhine mahkeme masrafları ve vekalet ücreti yükletilemeyeceği, davacıların sonradan verdikleri hükmün tamamlanması ve tavzihi dilekçelerini ve bu hususta verilen kararı ve bu dilekçe verilmeden önce masraflar yönünden verilen kararları kabul etmediklerini kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; MK’nın 304 ve 305/A maddeleri kapsamında olmadığı ve maddi hata veya çelişki bulunmadığı anlaşılan mahkeme kararında vekalet ücretinin eksik hesaplandığı hususunun ancak kanun yoluna başvurularak ileri sürülebilecek olup, mahkemece; vekalet ücretinin yeniden hesaplanarak hüküm altına alındığı 12.04.2021 tarihli ek kararın doğru olmadığı ve kaldırılması gerektiği ve asıl karar ile 16.456,98TL vekalet ücretinin davacıya ödenmesine ilişkin verilen kararın ise; davayı kabulün, AAÜT’nin 6/1 maddesine göre mahkemenin ön inceleme tutanağının düzenlenmesinden sonra yapıldığı anlaşıldığından, belirlenen vekalet ücretinin yerinde olduğu sonuç ve kanaatine varılarak davalılar … ve arkadaşları vekilinin mahkemenin ek kararına yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile mahkemenin 12.04.2021 tarih ve 2019/320 E., 2021/21 K. sayılı ek kararının kaldırılmasına, davalılar … ve arkadaşları vekilinin, mahkemenin asıl kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; yerel mahkeme ve istinaf mahkemesince verilen karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ne göre müvekkil lehine hesaplanacak nispi vekalet ücreti; ilk 40.000,00 TL için (%15) 6.000,00 TL, sonraki 50.000,00 TL için (%13) 6.500,00 TL, sonraki 90.000,00 TL için (%9,5) 8.550,00 TL, sonraki 250.000,00 TL için (%7,0) 17.500,00 TL, sonraki 63.629,15 TL için (%5) 3.181,46 TL olmak üzere toplamda 41.731,46 TL gerektiğinden kararın düzeltilmesini talep etmiştir.

2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; bu davada müvekkillerinin zorunlu davalı olmaları nedeniyle mahkeme masrafları ile vekalet ücreti yükletilmemesi gerektiğinden kararın düzeltilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, miras taksim sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 676 ncı maddesi “Mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar. Paylaşma sözleşmesiyle mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilirler. Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.” şeklinde düzenlenmiştir.

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 676 ncı maddesi (743 sayılı MK. md. 611–612), mirasçıların tereke üzerinde yapacakları taksimin, keza mirasçıların birbirleri ile miras paylarının temliki konusundaki yapacakları sözleşmelerin aynı Yasa’nın 677 nci maddesi hükmü gereğince geçerli olması için yazılı olması koşulunu öngörmüştür. Her iki halde de, yapılacak tasarrufların murisin ölümünden sonra gerçekleştirilmesinin olanaklı bulunduğu sabittir. Öte yandan, Türk Medeni Kanunu’nun 678. maddesi düzenlemesi ile de, murisin sağlığında ileride (murisin ölümünden sonra) intikal edecek terekedeki hakkıyla ilgili olarak bir mirasçının diğer mirasçılarla veya üçüncü bir kişi ile yapacağı sözleşmelerin geçerli olabilmesi için yazılı olması ve ayrıca miras bırakanın da sözleşmede yer alması ve onun katılımıyla gerçekleştirilmesinin zorunlu olduğu kuralına yer verilmiştir.

3. 6100 sayılı HMK’nın 304. maddesi gereğince sadece hükümdeki yazı ve hesap hataları mahkemece re’sen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. HMK’nın 305. maddesinde de hüküm fıkrasında taraflara tanınan hakların ve yüklenen borçların tavzih yoluyla sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Bir başka anlatımla hükmü değiştirici nitelikte, taraflara tanınan hakları ve yüklenen borçlar değiştirir mahiyette hüküm genişletilemez ve sınırlanamaz (HMK m. 305/2).

4. Başka bir anlatımla hakim kararını verdikten sonra bu kararını değiştiremez. Ancak bazı hallerde hüküm, açık olmayabilir, uygulanmasında bazı tereddütler ortaya çıkabilir ya da birbirine aykırı fıkralar içerebilir. Bu durumda taraflara mahkemeye başvurarak hükmün tavzih edilmesini (açıklığa kavuşturulmasını, açıklanmasını), varsa çelişkinin giderilmesini isteme olanağı tanınmıştır.

5. Mahkeme, tavzih talebini haklı görür ise hükümdeki açık olmayan hal, tereddüt ya da çelişkiyi ortadan kaldırır. Ancak tavzihle hükümde belirtilen haklar ve borçlar sınırlandırılmayacağı gibi genişletilemez ve değiştirilemez. Bu çerçevede hükmün tavzihine karar veren mahkeme, daha önce unuttuğu bir hususu hükme ekleyemez ya da hükmünü düzeltemez. Zira tavzihin amacı, hükümdeki hatanın düzeltilmesi ya da eksik kalan, unutulan talepler hakkında karar verilmesi değildir.

3. Değerlendirme
1. Davacılar vekilinin temyiz incelemesinde; hemen belirtilmelidir ki, 6100 sayılı HMK’nın 361. maddesi uyarınca kural olarak istinaf yoluna başvurmayan tarafın temyiz yoluna başvuramayacağı, ancak hukuki yararının bulunması halinde kararı temyiz edebileceği açıktır. Bir başka deyişle, istinaf yoluna başvurmayan taraf, diğer tarafın istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesi tarafından aleyhine hüküm kurulması halinde temyiz yoluna gidebilecektir.

Somut olayda, İlk Derece Mahkemesinin lehine verdiği kabul kararına karşı davacılar vekili tarafından vekalet ücretinin eksik hesaplandığına yönelik tavzih talebinde bulunulmuş, mahkemenin 12.04.2021 tarihli ek kararı ile talebi kabul edildiğinden davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmamıştır. Ancak HMK’nın 305/2 nci maddesi hükmü gereğince tavzih yoluyla hükmün değiştirilmesine olanak bulunmadığından davacı tarafın tavzih talebinin kabulüne karar verilmiş olması onun lehine hak doğurmayacaktır. Bölge Adliye Mahkemesince davacı aleyhine hüküm kurulmadığı, sadece tavzih kararının yok hükmünde olduğuna karar verilerek ek kararın kaldırılmış olması nedeniyle davacının vekalet ücretine yönelik istinaf yoluna başvurması gerekirken 6100 sayılı Kanuna aykırı davranarak yalnızca istinaf sebebi yapılabilecek bir nedenle tavzih talebinde bulunduğundan, istinaf başvurusu yapmadan temyiz yoluna başvuramayacağı kuşkusuzdur.

2. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalılara yükletilmesine,

Peşin yatırılan harcın davacılara iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.01.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

İlk Derece Mahkemesi kararı tavzihle birlikte değerlendirildiğinde; karar davacının lehine olduğundan ve kararı istinaf etmesinde hukuki yararı olamayacağı için istinaf etmemesi hayatın olağan akışına uygun bir davranıştır. İstinaf kararı üzerine vekalet ücretine ilişkin tavzih kararı kaldırıldığından, davacının bu aşamadan sonra aleyhine karar verilmiş olup, istinaf kararını temyize getirebilir. Temyiz dilekçesinin açıklanan gerekçeyle reddine karar verilmesi yerine incelenmesi gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun kararına katılamıyorum.

https://www.linkedin.com/posts/derya-koral


SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Scroll to Top