Dilekçe Örnekleri Kira Artışı 2026 Kıdem Tazminatı Ceza Davaları Boşanma İcra Takibi Tüketici Hakları Yargıtay Kararları
POPÜLER

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Kararı: Kaçak Elektrik Menfi Tespit Davasında İspat Yükü ve Tutanakların Kesin Delil Olmaması”

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Kararı: Kaçak Elektrik Menfi Tespit Davasında İspat Yükü ve Tutanakların Kesin Delil Olmaması”


Dava Özeti

Bu, bir “menfi tespit davası” (borç ilişkisinin olmadığının tespiti) ile ilgili Türk Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin bir kararıdır. Karar, Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına temyiz talebi üzerine verilmiştir.

Taraflar:

· Davacı: Elektrik faturası kesilen kişi (tüketici).
· Davalı: Elektrik dağıtım şirketi.

Davanın Konusu: Davacı,kendi adına abonelik bulunmayan bir meskende, davalı şirket tarafından kaçak elektrik kullanıldığı gerekçesiyle kendisine 20 TL borç tahakkuk ettirildiğini belirterek, bu borcu ödemekle yükümlü olmadığının mahkemece tespit edilmesini talep etmiştir.

İddialar:

· Davacı: Kaçak kullanım olmadığını, tutanaklarda somut bir delil (kaçağın nasıl yapıldığına dair tespit) bulunmadığını, ispat yükünün davalı şirkette olduğunu ileri sürmüştür.
· Davalı: Kaçak kullanımın fotoğraflandığını, tutanağın aksi ispat edilene kadar geçerli bir resmi belge olduğunu, davacının itiraz etmediğini ve davacının ispat yükü altında olduğunu savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesi Kararı: Asliye Hukuk Mahkemesi,davayı reddetmiştir. Gerekçesi, “Bir vakıadan (olaydan) kendi lehine hak iddia edenin, o vakıayı ispatla yükümlü olduğu” kuralıdır (TMK m.6). Mahkeme, borcun olmadığını iddia eden davacının, bu iddiasını ispat edemediğine hükmetmiştir. Bu kararla, ispat yükü davacıya yüklenmiştir.

Yargıtay’ın Değerlendirmesi ve Kararı

Yargıtay, ilk derece mahkemesinin bu yaklaşımını hukuka aykırı bularak kararı BOZMUŞTUR.

Yargıtay’ın Gerekçeleri:

Uyuşmazlık, kaçak elektrik kullanımına dayalı borç tahakkuku sebebiyle menfi tespit istemine ilişkindir.
4721 sayılı Kanunun‘‘İspat yükü’’ başlıklı 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 190. maddesinin ilk fıkrası ise aynı yönde “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” düzenlemesini içerir. Buna göre ispat yükü, ispatı gereken vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatlamakla mükelleftir.
Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukuki ilişkinin ve buna bağlı borcun mevcut olmadığının tespiti için açılan menfi tespit davalarında, ispat yükü hukuki ilişkinin yahut alacağın varlığını iddia eden davalıya düşmektedir.
Yine belirtmek gerekir ki 6100 sayılı Kanun’un yargılamaya hakim olan ilkelerden taraflarca getirilme ilkesini düzenleyen 25. maddesi uyarınca kural olarak hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz.
Somut olayda; davacı tarafça kaçak elektrik kullanılmadığı ileri sürülerek menfi tespit talebinde bulunulmuştur.
Bu itibarla İlk Derece Mahkemesince; ispat yükü davalıda olmasına rağmen, yanılgılı değerlendirme ile ispat yükü ters çevrilerek davanın reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

  1. Menfi Tespit Davalarında İspat Yükü: Yargıtay, bu tür davalarda (varlığı iddia edilen bir borcun olmadığının tespiti için açılan davalar) ispat yükünün kural olarak davalıda (alacaklı tarafta) olduğunu vurgulamıştır. Yani, borcun ve hukuki ilişkinin varlığını iddia eden elektrik şirketi, bu iddiasını (kaçak elektrik kullanıldığını) ispatlamakla yükümlüdür.
  2. İlk Derece Mahkemesinin Hatası: İlk derece mahkemesi, ispat yükü kuralını yanlış uygulayarak, borcun olmadığını iddia eden davacıyı ispatla yükümlü tutmuştur. Yargıtay, bunu “ispat yükünün ters çevrilmesi” olarak nitelendirmiş ve bu yaklaşımın usul ve kanuna aykırı olduğuna karar vermiştir.
  3. Tutanakların Kesin Delil Olmaması: Davalı şirketin iddiasının aksine, çalışanlarınca düzenlenen kaçak tespit tutanakları “aksi sabit oluncaya kadar geçerli resmi belge” kabul edilmemiştir. Bu tutanaklar, davalı şirketin iddiasını destekleyen ancak başlı başına kesin ispat sayılmayan delillerdir. Şirket, iddiasını doğru bulgu ve belgelere dayandırmakla yükümlüdür.

Sonuç: Yargıtay,Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına temyiz talebini haklı bularak, ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur. Dava, Yargıtay’ın bu hukuki görüşü doğrultusunda yeniden görüşülmek ve ispat yükü davalı şirkette olacak şekilde sonuçlandırılmak üzere ilk derece mahkemesine geri gönderilmiştir.

Önemli Çıkarımlar

· Menfi Tespit Davaları: Borcun olmadığını iddia eden kişi açısından ispat yükü lehlerine işler. Borcun varlığını iddia eden taraf (genellikle alacaklı kurum) iddiasını ispatlamak zorundadır.
· Kurum Tutanakları: Bir kurumun kendi çalışanlarınca düzenlenen tutanaklar, mutlak ve tartışılmaz delil değildir. Aksi ispat edilebilir.
· Tüketici Lehine Yorum: Bu karar, özellikle elektrik, su, doğalgaz gibi kamu hizmeti sunan kuruluşların, tüketiciler hakkında ileri sürdükleri kaçak kullanım iddialarını somut ve ikna edici delillerle ispat etmek zorunda olduğunu gösteren, tüketici lehine önemli bir içtihattır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi         

2024/4328 E.  ,  2025/3750 K.
“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/3404 E., 2023/495 K.

İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen kararın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacı adına abonelik kaydı bulunmadığını, ancak …. ve … numaralı tutanaklarla kaçak tüketim tespiti ile haksız olarak borç tahakkuk ettirildiğini, kaçak elektrik kullanımı olmadığını, buna dair hiçbir delil bulunmadığını, tutanakta kaçak kullanıma ve ne şekilde gerçekleştirildiğine dair bir tespit bulunmadığını, ispat yükünün davalıda olduğunu ileri sürerek …. ve … numaralı kaçak tespit tutanaklarının iptali ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere, davacının davalıya 20,00 TL ve bütün ferileri yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacının faturalara süresi içinde itiraz etmediğini, talebin zamanaşımına uğradığını, kısmi dava açılmayacağını, davacıya ait meskende yapılan kontrolde abonesiz kaçak elektrik kullandığının tespit edilmesi üzerine 28.03.2022 tarihli ve …. seri numaralı tutanağın tutulduğunu, kaçak kullanımının fotoğraflandığını ve sabit olduğunu, aksi sabit olana kadar resmi belge olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 6. maddesi uyarınca kural olarak bir vakıadan kendi lehine hak iddia edenin, o vakıayı ispat etmeye mecbur olduğu, davacının borçlu olmadığını iddia ettiği tahakkuka ilişkin belgeleri sunmadığı, iddianın davacı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. KANUN YARARINA TEMYİZ
A. Kanun Yararına Temyiz Sebepleri
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik olarak Adalet Bakanlığınca; menfi tespit davalarında ispat yükünün kural olarak davalı alacaklıda olduğu, davalı şirket çalışanlarınca davacı hakkında tutulan tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olmadığı, davalının kaçak elektrik enerjisi tüketimine ilişkin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas olduğu, ispat yükünün davalı tarafta olduğu gözetilmeksizin davacı tarafça tahakkuka ilişkin belgeler sunulmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya olduğu ileri sürülerek, kanun yararına temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, kaçak elektrik kullanımına dayalı borç tahakkuku sebebiyle menfi tespit istemine ilişkindir.
4721 sayılı Kanunun‘‘İspat yükü’’ başlıklı 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 190. maddesinin ilk fıkrası ise aynı yönde “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” düzenlemesini içerir. Buna göre ispat yükü, ispatı gereken vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatlamakla mükelleftir.
Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukuki ilişkinin ve buna bağlı borcun mevcut olmadığının tespiti için açılan menfi tespit davalarında, ispat yükü hukuki ilişkinin yahut alacağın varlığını iddia eden davalıya düşmektedir.
Yine belirtmek gerekir ki 6100 sayılı Kanun’un yargılamaya hakim olan ilkelerden taraflarca getirilme ilkesini düzenleyen 25. maddesi uyarınca kural olarak hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz.
Somut olayda; davacı tarafça kaçak elektrik kullanılmadığı ileri sürülerek menfi tespit talebinde bulunulmuştur.
Bu itibarla İlk Derece Mahkemesince; ispat yükü davalıda olmasına rağmen, yanılgılı değerlendirme ile ispat yükü ters çevrilerek davanın reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Adalet Bakanlığının 6100 sayılı Kanunun 363/1 maddesine dayalı kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın sonuca etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Kararın bir örneğinin ve dava dosyasının Adalet Bakanlığına gönderilmesine,
01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Sanal Hukuk – Footer
HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com
Scroll to Top