Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2020/7107 E. , 2020/9082 K.


ÖZET:

  • Kanunda geçen yazılı müddetlerin hesaplanmasında ve tebliğlerin yapılmasında Vergi Usul Kanunu hükümlerinin uygulanacağı; 213 sayılı VUK.’nun “Tebliğin İlanla Yapılacağı Haller” başlıklı 103. maddesinde, muhatabın adresi hiç bilinmezse, bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilmiş olan mektup geri gelirse, başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa ya da yabancı memleketlerde bulunanlara tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa tebliğin ilanen yapılacağı düzenlenmiştir.
  • İİK’nun 128/a madddesi uyarınca; kıymet takdirinin tebliğ edildiği ilgililer, raporun tebliğinden itibaren 7 gün içinde, raporu düzenleten icra dairesinin bulunduğu yerdeki icra mahkemesinde şikayette bulunabilirler.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Borçlu vekilinin icra mahkemesine başvurusunda; sair ihalenin feshi sebepleri ile birlikte satış ilanının borçlu şirkete usulüne uygun tebliğ edilmediğini ileri sürerek 6183 Sayılı Yasa’ya göre yapılan ihalenin feshine karar verilmesini talep ettiği, ilk derece mahkemesince, satış ilanı tebligatının yapılamaması nedeniyle Vergi Usul Kanunu’nun 103-106. maddeleri gereğince yapılan ilanen tebliğin şartları oluşmuş ise de; Vergi Usul Kanunu’nun 104. maddesinde öngörülen şekil şartlarına uyulmadığından yapılan ilanen tebliğin geçersiz olduğu gerekçesi ile ihalenin feshine karar verildiği, alacaklı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
6183 Sayılı Kanunun 93/son maddesi uyarınca, satış ilanının bir suretinin borçluya, vekil veya mümessiline, taşınmazın tapu siciline kayıtlı bulunan ilgililerin adresi belli olanlara tebliği zorunlu olup, satış ilanının tebliğ edilmemesi veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir.
6183 sayılı Kanunun “Tebliğler Ve Müddetlerin Hesaplanması” başlıklı 8. maddesinde, aksine hüküm bulunmayan hallerde 6183 sayılı Kanunda geçen yazılı müddetlerin hesaplanmasında ve tebliğlerin yapılmasında Vergi Usul Kanunu hükümlerinin uygulanacağı; 213 sayılı VUK.’nun “Tebliğin İlanla Yapılacağı Haller” başlıklı 103. maddesinde, muhatabın adresi hiç bilinmezse, bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilmiş olan mektup geri gelirse, başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa ya da yabancı memleketlerde bulunanlara tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa tebliğin ilanen yapılacağı; “İlanın Şekli” başlıklı 104. maddesinin birinci bendinde, ilan yazısının tebliğ yapan vergi dairesinin ilan koymaya mahsus mahalline asılacağı, ikinci bendinde ise ilan yazısının bir suretinin mükellefin bilinen son adresinin bağlı olduğu muhtarlığa gönderileceği düzenlenmiştir.
Somut olayda, şikayetçi borçlu yönünden ilanen tebliğin şartlarının oluştuğu, ancak 213 sayılı VUK.’nun 104. maddesi uyarınca, ilan yazısının tebliğ yapan dairenin ilan koymaya mahsus mahalline asılmadığı ve bir suretinin de davacının son adresinin bağlı olduğu muhtarlığa gönderilmediği anlaşıldığından satış ilanı tebliği usulsüzdür.


İİK’nun 128/a madddesi uyarınca; kıymet takdirinin tebliğ edildiği ilgililer, raporun tebliğinden itibaren 7 gün içinde, raporu düzenleten icra dairesinin bulunduğu yerdeki icra mahkemesinde şikayette bulunabilirler. Kıymet takdir raporunun, borçluya usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği ve takip dosyasında da borçlunun kıymet takdirine muttali olduğuna dair herhangi bir işlem bulunmadığı görüldüğünden kıymet takdirine ilişkin hususların ihalenin feshi davası sırasında mahkemece değerlendirilmesi gerekmektedir.


İİK’nun 134/8. maddesinde; “İhalenin feshini şikayet yolu ile talep eden ilgili, vaki yolsuzluk neticesinde kendi menfaatlerinin muhtel olduğunu ispata mecburdur” düzenlemesi yer almaktadır.
Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre; satış bedelinin, muhammen bedelin üzerinde olması halinde ihalede zarar unsurunun gerçekleşmediğinin kabulü gerekir. Her ne kadar somut olayda, feshi istenilen ve ihaleye konu olan taşınmazın, muhammen bedelinin üzerinde satıldığı, dolayısıyla satış bedelinin, taşınmazın muhammen bedelinin üzerinde olduğu anlaşılmış olsa da, satış ilanı ve kıymet takdir raporu tebligatlarının usulsüz tebliğ edildiği ve borçlunun kıymet takdirine de itiraz ettiği görülmektedir.
O halde mahkemece, borçlunun, fesih nedeni olarak ileri sürdüğü kıymet takdirine ilişkin itirazı konusunda uzman bilirkişi ya da bilirkişi kurulu marifeti ile keşif yapılarak taşınmazın (Sosyal Güvenlik Kurumunca, kıymet takdir tespitinin yaptırıldığı 15.09.2017 tarihindeki) tespit edilecek değerinin, ihalede esas alınan muhammen bedelin üzerinde olması halinde ihalenin feshine, muhammen bedelin altında olması halinde ise zarar unsuru oluşmayacağından ihalenin feshi isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile ihalenin feshi yönünde hüküm tesisi ve bölge adliye mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddi isabetsiz olup bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılması ve ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Alacaklının temyiz isteminin kısmen kabulü ile, yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 373/1. maddesi uyarınca, … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi’nin 07.07.2020 tarih ve 2020/755 E.-2020/1155 K. sayılı istinaf talebinin esastan reddine ilişkin kararının KALDIRILMASINA ve Didim (Yenihisar) İcra Hukuk Mahkemesi’nin 28.11.2019 tarih 2019/65 E.-2019/120 K. sayılı kararının BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22/10/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Bir Cevap Yazın