…….. 11. İCRA CEZA MAHKEMESİ

SAYIN HAKİMLİĞİ’NE

Dosya No                   : 2020/……… E.

 

Sanık                          : ……….

Vekili                         : Av. ……………

                                     (Adres Antette)

Konu                          : Davaya ilişkin savunmalarımızdan ibarettir. 

 

Açıklamalar              :

 

 

                                   Müşteki ……………. Ltd. Şti. tarafından, sanık aleyhine …………. İcra Müdürlüğünün 2020/……… E. Sayılı dosyasından icra takibi başlatılmış ve sanık ………….’dan borcunu ödemeye yönelik olarak 3 adet taahhüt alınmıştır. Müşteki tarafından,  sanığın ikinci ödeme tarihi olan ………. tarihli ödeme taahhüdünü yerine getirmediği iddiası ile mahkemeniz nezdinde iş bu davayı açmıştır. Sanık …………..’ın iş bu dava neticesinde cezalandırılmasını talep etmek usul ve yasalara aykırı olup, sanığın BERAATİNE karar verilmesi gerekmektedir. Şöyle ki;

 

TAAHHÜT TUTANAĞINDA BORCUN TÜM FER’İLERİ İLE BİRLİKTE BELİRTİLMEMİŞ OLMASI NEDENİYLE SUÇUN OLUŞMAMASI                                                            

 

 

Bilindiği üzere, Yargıtay’ın istikrar kazanmış uygulamasına göre, taahhüdün geçerli olabilmesi için borcun tüm fer’ileri ile birlikte taahhüt tutanağında gösterilmesi gerekmektedir. Nitekim Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 15.10.2003 tarih, 2003/4594 E. 2003/9280 K. Sayılı kararında “… sanığın taahhüdünü içeren 08.11.2000 günlü taahhüt tutanağında ödenecek toplam borç miktarının tüm fer’ileri ile birlikte açıkça belirlenip gösterilmemiş olması nedeniyle sanığın taahhüdü hukuken geçersiz olup atılı suç oluşmayacağından ve bu nedenle mahkumiyete dair hüküm kurması da isabetsiz bulunduğundan…” demek suretiyle iş bu belirttiğimiz hususu açıkça vurgulamıştır. (Ek 1; Yargıtay 16. H.D. 15.10.2003 tarih, 2003/4594 E. 2003/9280 K. Sayılı karar örneği)

 

Olayımızda, ………. İcra Müdürlüğü’nün 2020/………. E. Sayılı dosyasından alınan ……….. tarihli taahhüt tutanağında borç tüm fer’ileri ile birlikte gösterilmemiştir. Her ne kadar takip sonrası oluşan alacak kalemleri tek tek gösterilmiş ise de, takip öncesi kalemler bir bütün halinde takip çıkışı adı altında toplu olarak gösterilmiştir. Taahhüt tutanağında takip çıkışı olarak ……….,36 TL gösterilmiş fakat asıl alacak miktarı, takip öncesi işlemiş faiz karşılıksız çek tazminatı ve ihtiyati haciz vekalet ücreti alacak kalemleri ayrı ayrı gösterilmemiştir. İş bu nedenle sanığın Beraatine karar verilmesi gerekmektedir.

 

CEZA VERİLEBİLMESİ İÇİN SANIĞA HUKUKİ VE CEZAİ SORUMLULUKLARININ ANLATILMASI ŞARTTIR.

 

                                    Taahhüdü ihlalden dolayı sanığa ceza verilebilmesinin bir diğer şartı ise, borçluya taahhüt alındığı esnada hukuki ve cezai sorumluluklarının anlatılmış olmasıdır. Borçluya taahhüdü ihlali halinde hem hukuki hem de cezai sorumluluklarının anlatılmış olması taahhüdün geçerliliği için mutlaktır.

 

                                    Olayımızda,……… İcra Müdürlüğü’nün 2020/………E. Sayılı dosyasından alınan ………….. tarihli taahhüt tutanağında her ne kadar borçlu sanığa taahhüdü ihlali halinde cezai sorumluluğu anlatılmış olsa dahi, hukuki sorumluluğu anlatılmamıştır. İş bu husus dahi taahhüt tutanağının geçerli olmadığını ve dolayısıyla sanığa ceza verilemeyeceğini açıkça göstermektedir.

 

TAAHHÜDÜN EN AZ 4 TAKSİTTEN MÜTEŞEKKİL OLMASI ŞARTI

 

                                    İ.İ.K.’nun 111. Maddesine istinaden verilen taahhütlerin en az 4 taksitten müteşekkil olması gerekmektedir. Olayımızda ise, ……….. İcra Müdürlüğü’nün 2020/……. E. Sayılı dosyasından alınan ………. tarihli taahhüt tutanağında yapılan taksit sayısı 3 olarak belirlenmiştir. Nitekim örnek olarak ……….. İcra Ceza Mahkemesi’nin 2021/..E. 2021/…….. K. Sayılı ilamında özetle “… İ.İ.K.’nun 111. Maddesine istinaden verilen taahhütlerin en az 4 taksitten müteşekkil olması gerektiği, oysa somut olayda yasanın 111. Maddesine aykırı bir şekilde taksitlendirme yapıldığı dolayısı ile yasalara aykırı şekilde gerçekleştirilen taahhüde uymadığından bahisle sanığı cezalandırma imkanı bulunmamakla…” demek suretiyle aynı hususa vurgu yapmıştır. (Ek 2; …….. İcra Ceza Mahkemesi’nin ……… E. …….. K. Sayılı ilam örneği)

 

EKONOMİK NEDENLERLE BORCUNU ÖDEYEMEYEN BORÇLUNUN CEZALANDIRILMAMASI GEREKTİĞİ KURALI

 

                                    İ.İ.K.’nun 340. Maddesinde “… alacaklının muvafakati ile İcra Dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını, makbul bir sebep olmaksızın ihlal eden borçlunun alacaklının şikayeti üzerine cezalandırılacağı…” öngörülmüştür. 19.10.1992 tarihinde Ülkemiz adına imzalanıp, 23.02.1994 tarih ve 3975 sayılı Yasayla onaylanarak, o tarihten itibaren yasa değerinde bir hüküm olan ve 4709 sayılı yasal değişiklik ile de Anayasal bir kural haline gelen 4 Nolu Protokolün 1. Maddesi ve İ.İ.K.’nun 340. Maddesi bir arada değerlendirildiğinde, ekonomik gücü olmaması nedeniyle ve çaresizlikten borcunu ödeyemeyen borçlunun cezalandırılmasının mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Nitekim Yargıtay yerleşik içtihatlarında da aynı sonuca ulaşmış ve buna ilişkin pek çok karar almıştır.

 

                                    Nitekim Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 13.10.2004 tarih, 2004/7754 E. Ve 2004/11131 K. Sayılı kararında “… Anayasanın 38. Maddesine 4709 sayılı kanunla ‘Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz’ hükmü eklenmiştir… İ.İ.K.’nun 340. Maddesinde öngörülen ‘makbul sebep’ kavramı ile Anayasanın 38/8. Maddesinde öngörülen ‘yerine getirememe’ kavramı ‘makbul sebebi de’ kapsayacak biçimde daha geniş anlam ifade etmektedir. Borçlunun ekonomik gücü olmaması nedeniyle ve çaresizlikten borcunu ödeyememe ‘yerine getirememe’ olarak kabul edilerek sanığa hürriyeti bağlayıcı ceza verilmemelidir. Borcu ‘yerine getirmeme’ ile ‘yerine getirememek’ kavramları kast ve ödeme gücü bakımlarından farklı olduğu gibi bunlara uygulanacak yaptırımlar da farklıdır. Zira, Anayasa borcu yerine getirmeyeni değil getiremeyeni korumaktadır… Alacaklıya sanığın mal varlığını kanıtlamak üzere olanak tanınmalı, bildireceği tüm deliller toplanarak ve birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir…” demek suretiyle ekonomik gücü olmaması nedeniyle ve çaresizlikten borcunu ödeyemeyen borçlunun cezalandırılmaması gerektiğini açık bir şekilde ifade etmiştir. (Ek 3; Yargıtay 16. H.D. 13.10.2004 tarih, 2004/7754 E. Ve 2004/11131 K. Sayılı karar örneği)

 

                                    Yine aynı şekilde Yargıtay Ceza Genel Kurulu 25.05.2004 tarih, 2004/16-104 E. Ve 2004/120 K. Sayılı kararında “… Ceza Genel Kurulu’nun 22.01.2002 gün ve 294-1 sayılı kararında da ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, anılan maddedeki ‘makbul sebep’ kavramı, Anayasa’nın 38. Maddesinin 9’uncu fıkrasındaki ‘yerine getirememe’ kavramından daha dardır. Bu nedenle üst norm olan ve sanık lehine hükümler getiren bu yeni Anayasal düzenleme çerçevesinde, sanığın borcunu hangi nedenle veya nedenlerle yerine getiremediğinin araştırılarak, hukuki durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Zira Anayasa, borcu yerine getirmeyeni değil, ekonomik acz içinde olup bu nedenle borcunu yerine getiremeyeni korumaktadır…” demek suretiyle aynı hususlara vurgu yapmıştır. (Ek 4; Yargıtay Ceza Genel Kurulu 25.05.2004 tarih, 2004/16-104 E. Ve 2004/120 K. Sayılı karar örneği)

 

  Nitekim olayımızda, borçlu sanık ………… ekonomik gücü olmaması nedeniyle çaresizlikten borcunu ödeyememiştir. Borçlu sanık ………….’ın ticari faaliyetlerini yürüttüğü ve ortağı olduğu, aynı icra dosyasından da borçlu olan ………. Tur. San. Tic. Ltd. Şti. fiilen kapanmış bulunmaktadır. Borçlu sanık ………….. ise hali hazırda geçimini sağlamak amacıyla …………… adresinde ikamet ederek bu kentte inşaat işlerinde çalışmaktadır. İş bu anlattığımız hususlar çerçevesinde sanık ……………..’ın BERAATİNE karar verilmesi gerekmektedir.

Sonuç                             : Yukarıda belirtilen ve ayrıca Sayın Mahkemenizin re’sen dikkate alacağı nedenlerle, müvekkilimin BERAATİNE karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim. 22.03.2021

 Sanık ………

Müdafii   Av. …………..