Anasayfa » MİRAS HUKUKU » Mirasbırakanın ölümünden itibaren 3 aylık yasal süre içinde, “mirasın reddi” ifadesi kullanılarak açılan reddi miras davasında; mirasçıların taleplerinin “mirasın gerçek reddi”nin tespiti olarak değerlendirilmesi gerektiği ve sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu…

Mirasbırakanın ölümünden itibaren 3 aylık yasal süre içinde, “mirasın reddi” ifadesi kullanılarak açılan reddi miras davasında; mirasçıların taleplerinin “mirasın gerçek reddi”nin tespiti olarak değerlendirilmesi gerektiği ve sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu…

  • ÖZET :
  • Sulh hukuk mahkemelerinin görevi ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 4. maddesinde düzenlenmiş; 383. maddesinde de aynı Kanunun 382. maddesinde düzenlenen çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkemenin de aksine bir düzenleme olmadığı takdirde sulh hukuk mahkemeleri olduğu belirtilmiştir.
  • Türk Medeni Kanunun 609. maddesinde, “Mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır. Reddin kayıtsız ve şartsız olması gerekir. Sulh hâkimi, sözlü veya yazılı ret beyanını bir tutanakla tespit eder. Süresi içinde yapılmış olan ret beyanı, mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesince özel kütüğüne yazılır ve reddeden mirasçı isterse kendisine reddi gösteren bir belge verilir.” düzenlemesi yer almakta olup mirasın gerçek reddine ilişkin taleplerde sulh hukuk mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiştir.
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 33. maddesinde “hakim, Türk hukukunu resen uygular.” ve aynı kanunun 31. maddesinde “hakim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir” düzenlemeleri yer almaktadır.
  • Mahkemece davacıların dava dilekçesinde sadece mirasın reddi ifadesini kullanmış olmalarına karşın gerçek iradelerinin terekenin borca batık olması nedenine dayandığı kanaatiyle görevsizlik kararı verilmiş ise de verilen karar, yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırıdır.
  • Davacıların, davayı … olarak, mirasbırakanın ölüm tarihinden itibaren 3 aylık süre içinde, sulh hukuk mahkemesinde ve mirasın reddi ifadesini kullandıkları dava dilekçeleri ile açtıkları dikkate alındığında taleplerinin mirasın gerçek reddinin tespitine yönelik olup sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki, mahkemece hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili görülen hususlar hakkında Hukuk Muhakemeleri Kanununun 31. maddesindeki hakimin davayı aydınlatma sorumluluğu yerine getirilmeksizin görevsizlik kararı verilmesi de doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenlerle bozulmasını gerektirmiştir.

Karar İçeriği

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi

 2016/16223 E.  ,  2020/6249 K.


“İçtihat Metni”MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, 16.02.2016 gününde verilen dilekçe ile mirasın gerçek reddi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17.05.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, mirasın gerçek reddi istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, 07/01/2016 tarihinde vefat eden muris …’nin mirasından feragat eden müvekkillerinin reddi miras taleplerinin kabulünü istemiştir.
Mahkeme, görevsizlik nedeni ile davanın usulden reddine karar vermiştir.
Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 1. maddesi uyarınca göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir.
Sulh hukuk mahkemelerinin görevi ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 4. maddesinde düzenlenmiş; 383. maddesinde de aynı Kanunun 382. maddesinde düzenlenen çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkemenin de aksine bir düzenleme olmadığı takdirde sulh hukuk mahkemeleri olduğu belirtilmiştir.
Türk Medeni Kanunun 609. maddesinde, “Mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır. Reddin kayıtsız ve şartsız olması gerekir. Sulh hâkimi, sözlü veya yazılı ret beyanını bir tutanakla tespit eder. Süresi içinde yapılmış olan ret beyanı, mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesince özel kütüğüne yazılır ve reddeden mirasçı isterse kendisine reddi gösteren bir belge verilir.” düzenlemesi yer almakta olup mirasın gerçek reddine ilişkin taleplerde sulh hukuk mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 33. maddesinde “hakim, Türk hukukunu resen uygular.” ve aynı kanunun 31. maddesinde “hakim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir” düzenlemeleri yer almaktadır.
Somut olaya gelince; mahkemece davacıların dava dilekçesinde sadece mirasın reddi ifadesini kullanmış olmalarına karşın gerçek iradelerinin terekenin borca batık olması nedenine dayandığı kanaatiyle görevsizlik kararı verilmiş ise de verilen karar, yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırıdır.
Davacıların, davayı … olarak, mirasbırakanın ölüm tarihinden itibaren 3 aylık süre içinde, sulh hukuk mahkemesinde ve mirasın reddi ifadesini kullandıkları dava dilekçeleri ile açtıkları dikkate alındığında taleplerinin mirasın gerçek reddinin tespitine yönelik olup sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki, mahkemece hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili görülen hususlar hakkında Hukuk Muhakemeleri Kanununun 31. maddesindeki hakimin davayı aydınlatma sorumluluğu yerine getirilmeksizin görevsizlik kararı verilmesi de doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenlerle bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 15.10.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir