Dilekçe Örnekleri Kira Artışı 2026 Kıdem Tazminatı Ceza Davaları Boşanma İcra Takibi İcra Takip Programı Tüketici Hakları Yargıtay Kararları
POPÜLER

Rücuen Tazminat Davası Cevap Dilekçesi Örneği

…………. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ SAYIN HÂKİMLİĞİNE

Gönderilmek Üzere

………..NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE

Dosya No            : 2022/…………… Es.

 

Cevap Veren

Davalı                : ………….

                            

Vekilleri             : Av. …………….

 

Davacı               : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı

 

Vekili                 : Av. ……………….

Adr: ……………

 

Konu                 : Davaya cevaplarımızın sunumudur.

 

Açıklamalar        : Davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar usul ve esas bakımından hukuki dayanaktan yoksun olup davanın reddi gerekmektedir. Şöyle ki;

         1-) Bekletici Mesele Yapılması Yönünden

Davacı Sosyal Güvenlik Kurumu, sigortalısına bağlamış olduğu gelir ve iş göremezlik ödemelerini talep etmiştir. Ancak davacı kurum sigortalısı tarafından açılan tazminat davası kesinleşmemiştir. Davacı kurum tarafından açılan işbu dava esasını doğrudan ilgilendiren kurum sigortalısının davacısı olduğu ………… Asliye Hukuk Mahkemesi 2021/………. Es. Sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerekmektedir.

 

2- Davanın HMK. Md. 107 gereğince belirsiz alacak davası şeklinde açılması açısından cevaplarımız:

 

         6100 sayılı HMK’nın ‘‘Belirsiz Alacak ve Tespit Davası’’ başlıklı 107. Maddesine göre; davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hallerde alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. Alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini arttırabilir.

 

         Davacı SGK, …………. tarihli dava dilekçesinin içeriğinde ‘‘Sigortalımıza …………..-TL peşin değerli gelir bağlanmış,………..TL iş göremezlik ödemesi yapılmıştır.’’ ifadelerine yer vermiştir. Ancak davacı taraf, bu beyanına rağmen ‘‘Netice’’ kısmında ise “… …………..-TL’nin davalılardan alınarak müvekkile ödenmesi..” talebine yer vererek davasının belirli kısmını ………-TL olarak belirtip fazla kısmını HMK. Md 107 uyarınca belirsiz alacak davası şeklinde açmıştır. Ancak yukarıda belirsiz alacak davalarına ilişkin belirtmiş olduğumuz açıklamalar esas alındığında dikkat edilmesi gereken husus şudur ki; kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının Sayın Mahkemeniz nezdindeki davayı açtığı tarihte belirli olan alacak miktarı ………..-TL değil; davacının dava dilekçesindeki kendi beyanlarıyla sabit olduğu üzere toplamda ………….TL’dir.

 

         Bu nedenle Sayın Mahkeme tarafından davacı tarafa, bağlanan peşin sermaye değerli gelir ve iş göremezlik geliri giderine ilişkin dava değerini verilecek kesin süre içerisinde açıklayarak……………..-TL’ye arttırması; aksi takdirde söz konusu isteme ilişkin açılan davanın HMK. Md. 107 kapsamında belirtilen ………..-TL açısından belirsiz alacak davası şeklinde açılamayacağı da göz önüne alınarak; …………..-TL’den fazlasına ilişkin haklardan vazgeçilmiş sayılacağının ihtar edilmesi gerekmektedir.

3- Müvekkile atfedilen kusur oranına ilişkin cevaplarımız:

 

Davacı kurum, davaya konu kazanın meydana gelmesinde müvekkil ……….. ………………….’ın kusurlu bulunduğunu iddia etmiştir. Ancak davacının kusur oranına ilişkin bu iddiaları gerçeğe uygun olmadığından, tarafımızca kabul edilmemektedir.  

 

Her ne kadar müvekkilin Karayolları Trafik Kanunu’ndan doğan yükümlülüklerin ihlali nedeniyle kusuru bulunduğu iddia edilmiş olsa da; davacının bu iddiası yalnızca olay yerinde düzenlenen Kaza Tespit Tutanağına dayanmaktadır. Kaza tespit tutanağı ise, mahkeme tarafından karar verilmesi için yeterli delil niteliğini arz etmemektedir. Zira Kaza Tespit Tutanağının geçerliliği, aksi ispat oluncaya kadar söz konusu olup; Sayın Mahkemenizce aldırılacak bilirkişi raporu tespitleri ile de sona erecektir. Bu nedenle davacı tarafından kaza tespit tutanağına dayanılarak müvekkil sürücüye kusur atfedilmesinin ve bu kusur oranları doğrultusunda talep edilen fahiş miktarların kabulü mümkün değildir.

 

Bununla birlikte; davacının dayandığı kaza tespit tutanağının kusur oranlarına ilişkin tespitleri açısından da irdelenmesi gerekmektedir. Kaza tespit tutanağında müvekkile atfedilen kusur oranı tarafımızca kabul edilmemektedir. Dava konusu kaza müvekkilin değil; davacı kurum sigortalısının kusurlu hareketi nedeniyle yaşanmıştır. Her ne kadar kaza tespit tutanağında, müvekkilin “araçların hızlarını aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak” nedeniyle kusurlu olduğu şeklinde bir tespit yapılmışsa da; bu tespitin hangi gerekçeye dayanarak yapıldığı ifade edilmemiştir. Tutanakta bahsedilen 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 52/1-b maddesinde ise tutanakta ifade edildiği üzere “sürücülerin araçların hızlarını aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorunda olduğu” düzenlemesi yer almaktadır. Bu hüküm, maddede tanımlanan kural ihlalinin söz konusu olması için gerçekleşmesi gereken durumları teker teker saymıştır. Ancak somut olayda müvekkilin maddede sayılanlardan herhangi birini ihlali gibi bir durum söz konusu değildir. Müvekkil yol şartlarına ve trafik kurallarına uygun olarak ilerlemekte iken, kurum sigortalısının sevk ve idaresindeki TESCİLSİZ VE KARAYOLUNDA SEYRİ YASAKLI İŞ MAKİNESİ ile herhangi bir İKAZ LAMBASI VE UYARI LEVHASI BULUNDURMADAN seyir halinde olması ve karanlık/sisli havada müvekkilin kurum sigortalısına ait aracı fark etmesinin mümkün olmaması nedeniyle dava konusu kaza gerçekleşmiştir. Davacı kurum sigortalısı, kaza tarihinde kaza mahallinde herhangi bir yol çalışması olmamasına ve yol çalışması olmaksızın iş makinesi ile trafiğe çıkmak yasak olmasına rağmen TESCİLSİZ şekilde kullanmakta olduğu iş makinesinde, hava ve yol şartlarının gerektirdiği herhangi bir uyarıcı levha ve ikaz lambası kullanmamıştır. Bu husus kaza tespit tutanağında davacı kurum sigortalısının, Karayolları Trafik Kanunu’nun 47. Maddesinde yer alan “sürücülerin trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere uymak zorunda oldukları” hükmünü ihlal etmesi nedeniyle kusurlu olduğu şeklinde ifade edilmiştir. (Keşif, bilirkişi raporu, tanık beyanları)

 

Tazminat Dosyası Kapsamında; Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü’ne davacı kurum sigortalısının kullanmakta olduğu iş makinesinin kaza tarihinde kaza mahallinde yol yapımı amacıyla kullanılıp kullanılmadığı sorulmuştur.  Karayolları Genel Müdürlüğü’nden gelen cevabi yazıda ise; dava konusu kazanın meydana geldiği tarihte kaza mahallinde herhangi bir yol yapım, bakım ve onarım çalışmasının olmadığı, bu nedenle DAVACI KURUM SİGORTALISININ KULLANIMINDA OLAN SİLİNDİRİN TEK BAŞINA TRAFİĞE ÇIKMASININ MÜMKÜN OLMADIĞI hususları ifade edilmiştir. Davacı kurum sigortalısının, ilgili mevzuatta belirlenen trafik kurallarına ilişkin herhangi bir ihlalinin aranmasına dahi gerek kalmaksızın YALNIZCA KULLANDIĞI ARACIN TRAFİĞE ÇIKMASININ YASAKLI OLMASI hususu göz önünde bulundurulduğu takdirde; tam kusuru ile kazaya sebebiyet verdiği açıkça görülmektedir.

 

4- Zarar görenin sürekli iş göremezlik derecesine ve yapılan ödemelere ilişkin itirazlarımız:

Zarar görenin sürekli kısmi iş göremezlik zararının varlığının, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre Adli Tıp Kurumunca belirlenmesi gerekir. Bu nedenle SGK Başkanlığı Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezince ……….in %71 oranında sürekli iş göremezlik dereci olduğuna ilişkin tespitini kabul etmiyoruz. Davacı kurum tarafından yapılan gelir ve işgöremezlik ödeme miktarları fahiş olup tarafımızca kabul edilemezdir. Kurum sigortalısı hakkında eksik inceleme ve tespitler sonucu belirlenen maluliyet sonrası bağlanan gelir ve ödemeler tarafımızca kabul edilemez.

 

5-) Rücu Şartlarına İlişkin İtirazlarımız:

Davacı SGK Başkanlığı tarafından Kurum Sigortalısına bağlanan gelir ve yapılan yardımlar rücuaya tabi bulunmadığından, Davacı Kurumun rücu hakkı bulunmamaktadır.  

Rücu şartlarının varlığını kabul anlamına gelmemekle birlikte; Rücu şartlarının oluşması halinde dahi, davacı kurumun sigortalısına bağlamış olduğu gelir ve iş göremezlik ödemelerinin tamamını 3. Kişi konumundaki müvekkilden talep etmesi söz konusu değildir. Zira 5510 sayılı Kanun 21. Maddesi 3. Kişinin sorumluluğunun sınırlarını çizmiştir.

“Sigortalı “iş kazası veya meslek hastalığı” sonucu ölmüşse, desteğinden yoksun kalan  eş ve çocukları ile  ana ve babasına  “iş kazası ve meslek hastalığı sigortası” dalından bağlanan gelirler, yasada öngörülen miktarla sınırlı olmak üzere, tazminattan indirilir. İndirilecek miktar, sorumlu işveren ise bağlanan gelirlerin “ilk peşin değeri, sorumlu üçüncü kişi ise “ilk peşin değerin yarısı” kadardır.(5510 S.K.21.Md.)” 

Mevcut davada rücu şartları kesinlikle oluşmamıştır. Ancak rücu şartlarının varlığını kabul anlamına gelmemekle birlikte; rücu şartları oluşmuş olsa dahi yukarıda mevzuatın gayet açık bir şekilde belirtmiş olduğu üzere, 3. Kişi konumundaki müvekkil yasanın sınırlarını çizmiş olduğu şekliyle sınırlı olarak sorumludur. Yani şayet kurumun rücu hakkının varlığı kabul edilse dahi davalı müvekkilin sorumluluğu bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısının kendi kusur oranına tekabül eden kısmı kadardır.

 

         6- Davacının faiz istemine ilişkin cevaplarımız:

 

Davacı taraf, 01.02.2022 tarihli dava dilekçesinin sonuç kısmında alacak kalemlerine dava tarihinden önceki tarihler olan sarf ve tediye tarihlerinden itibaren faiz işletilmesini talep etmiştir. Davacının iş bu talepleri de açıkça hukuka aykırıdır. Çünkü dava tarihinden önce söz konusu alacak kalemlerine yönelik müvekkile herhangi bir talepte bulunulduğu; yani müvekkilin temerrüde düşürüldüğüne dair dava dosyasında herhangi bir bilgi ve belge mevcut değildir. Dolayısıyla davacı tarafın söz konusu alacak kalemlerine davacı kurumun sarf ve tediye tarihlerini baz alarak faiz istemesi, muaccel hale gelmeyen (henüz müeccel olan) alacaklara faiz istenemeyeceğinden ve temerrütle birlikte alacak muaccel hale geleceğinden açıkça hukuka aykırıdır. Sonuç olarak; davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte Sayın Mahkemeniz nezdindeki davanın açılma tarihinde müvekkil temerrüde düşürüldüğünden; dava tarihinden itibaren ancak yasal faiz istenebilmesi söz konusu olduğundan; bu hususun Sayın Mahkeme tarafından göz önüne alınması gerekmektedir.

 

          7-) İhtiyati Haciz Talebine İlişkin İtirazlarımız:

Davacı kurumun ihtiyati haciz talebi hukuka aykırı olup sayın mahkemenizce reddi gerekmektedir. Davacı kurumun davalı müvekkilden herhangi bir alacağı mevcut değildir. Çünkü davacı kurumca dava dışı kurum sigortalısına bağlanan gelir ve yapılan yardımlar rücuya tabi değildir. Alacağı bulunmayan, kabul anlamı taşımamakla birlikte olsa dahi miktarı belli olmayan ve muaccel olmayan bir alacak iddiası söz konusudur. Tüm bu şartların yanında ihtiyati haciz istenebilmesi için alacağın ciddi olarak tehlikeye girmiş olması gerekir ki rücu davasına konu kazanın üzerinden uzunca bir zaman geçmiştir ve davalı müvekkilin mal kaçırması ya da mevcut ya da muhtemel alacaklılarının alacaklarını tehlikeye düşürmesi gibi bir durum söz konusu değildir. İzah etmiş olduğumuz üzere; Davacı kurum tarafından ihtiyati haciz talebinde bulunulması usul ve yasaya aykırıdır. Davalı müvekkil açısından ihtiyati haczin şartları oluşmamıştır. Ayrıca davacı kurum tarafından, davalı müvekkile birden fazla ve maddi değeri oldukça fazla taşınır ve taşınmaz hakkında ihtiyati haciz talebinde bulunulmuştur. Davalı müvekkilin, davacı kuruma muaccel bir borcu dahi bulunmamasına karşın maddi değeri oldukça fazla taşınır ve taşınmaz üzerinde ihtiyati haciz talebinde bulunulması açıkça hukuka aykırıdır. Tüm bu sebepler ve Sayın Mahkemenizce resen göz önüne alınacak sebepler doğrultusunda, davacı tarafça talep edilen ihtiyati haciz talebinin reddedilmesi gerekmektedir.

 

H. Nedenler        : 4857 sayılı İş Kanunu, İş Güvenliği ve İşçi Sağlığı Mevzuatı, Borçlar Kanunu, 6100 sayılı HMK. ve diğer ilgili mevzuat Hükümleri.

 

Kanıtlar             :

1-Kaza tutanakları, Belgeler vs..

2-……………… ait SGK kayıtları ve Sigorta sicil dosyası

3-Bilirkişi İncelemeleri

4-Doktrin ve Yargısal İçtihatlar

5-Her tür yasal ve takdiri delil

 

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izah edilen tüm hususlardan ötürü davanın müvekkil yönünden reddine, ihtiyati haciz taleplerinin reddine; yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz. 07.03.2022

Davalı…………..

 Vekilleri

                                   Av. …………….


SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sanal Hukuk – Footer
HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com
Yukarı Çık