• Bir suçun takibinin şikayete tabi oldugu kanunda açıkça yazmadıkça, o suç savcılık tarafından re’sen soruşturulur.
  • Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete tabi suçlar aynı zamanda uzlaştırma kapsamında olan suçlardır.

Takibi şikayete tabi olan suçlar:

  • Basit kasten adam yaralama(86/2) TCK 86/2 madde kapsamında kalan kasten adam yaralama suçunun ihmali davranışla işlenmesi.(madde 88)
  • Taksirle yaralama suçu (md. 89/1-2-3-4) Bilinçli taksirle 89/1 çerçevesinde işlenen yaralama suçu şikayete tabidir. Ancak diğer fıkra kapsamında kalanlar şikayete tabi değildir.
  • Cinsel saldırı suçu (m. 102/1, 102/2 ikinci cümle)
  • Tehdit suçu (TCK Madde 106/1)
  • Konut dokunulmazlığının ihlali suçu
  • Bedelsiz senedi kullanma suçu (TCK’nın 156/1. madde)
  • 5237 sayılı TCK’nın 144/1-b maddesinde düzenlenen alacağı tahsil amacıyla hırsızlık suçu
  • 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na muhalefet suçu
  • Marka Hakkına Tecavüz Suçu
  • Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu (TCK madde 132-139)
  • TCK’nın 125/1. maddesindeki hakaret suçu
  • TCK 155/1.maddesinde düzenlenen basit güveni kötüye kullanma suçu

Emsal Yargıtay Kararları


Karar İçeriği

Yargıtay 4. Ceza Dairesi         

2019/8438 E.  ,  2021/29418 K.


“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, kasten yaralama, hakaret
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

KARAR

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-Sanığa yükletilen tehdit ve kasten yaralama eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Tehdit suçunda, TCK’nın 43. maddesi uyarınca 1/4 oranında artırım uygulandığında 3 yıl 9 ay hapsi cezası yerine 3 yıl 6 ay hapis cezası olarak belirlenmesi ve bunun üzerinden sonuç cezaya gidilmesi suretiyle eksik cezaya hükmedilmiş ise de aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı,
Anlaşıldığından, sanık … müdafisinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
2-Sanık hakkında hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün temyizinde ise,
Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.Ancak;
a)Sanığın, mağdurların mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlere hakaret ettiğinin kabul edilmesi karşısında; eylemin TCK’nın 125/3-c maddesinde düzenlenen “kişinin mensup bulunduğu kutsal sayılan değerlerden bahisle hakaret” suçunu oluşturduğu, bu nedenle TCK’nın 125/3-c maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi,
b)Kabule göre de;
Takibi şikayete bağlı TCK’nın 125/1. maddesindeki hakaret suçuna ilişkin olarak, hükümden sonra 19.12.2019 havale tarihli dilekçesiyle mağdur …’nın şikayetinden vazgeçtiği anlaşılmakla, TCK’nın 73/4. maddesi uyarınca mağdurun şikayetten vazgeçmesini kabul edip etmediği sanığa sorularak, sonucuna göre sanık hakkında TCK’nın 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafisinin temyiz nedenleri yerinde görülmekle, tebliğnamedeki isteme aykırı olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca sanık hakkında cezayı aleyhe değiştirme yasağının dikkate alınmasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine,15/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


Karar İçeriği

Yargıtay 4. Ceza Dairesi         

2019/2752 E.  ,  2021/25824 K.
“İçtihat Metni”MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit
HÜKÜM : Düşme

KARAR


Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi , kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,
Sanığın mağdura gönderdiği mesajların TCK’nın 106/1. maddesinin 1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunu oluşturduğu ve takibinin şikayete tabi olmadığı gözetilmeden şikayetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilmesi,
Kanuna aykırı ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 01/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi


Karar İçeriği

Yargıtay 12. Ceza Dairesi         

2021/1615 E.  ,  2021/5984 K.


“İçtihat Metni”

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi

Taksirle yaralama suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 89/1, 22/3, 62 ve 52/1. maddeleri gereğince 2.000,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Ankara Batı 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/02/2019 tarihli ve 2018/645 esas, 2019/156 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre,
5237 sayılı Kanunun 89. maddesinin 5. fıkrasında “Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikayet aranmaz” şeklinde yer alan düzenlemede karşısında, somut olayda, sanığın üzerine atılı yaralama suçunun 89/1. madde kapsamında kaldığı ve soruşturma ile kovuşturmasının şikayete tabi olduğu, mağdurun da gerek soruşturma aşamasında gerekse kovuşturma aşamasında alınan beyanlarında sanıktan şikayetçi olmadığının ifade ettiği anlaşıldığından sanık hakkında şikayet yokluğu nedeniyle kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 04/01/2021 gün ve 94660652-105-06-9044-2019-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak tebliğ kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
TCK’nın 89/1. maddesinde tanımlanan taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçunun bilinçli taksirle işlense dahi anılan Kanunun 89/5. maddesi gereğince soruşturma ve kovuşturmasının şikayete tabi olması, somut olayda sanığın olay tarihinde 1.42 promil alkollü vaziyette sevk ve idaresindeki aracı ile seyir halinde iken …’ın kullandığı araca arkadan çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında mağdurlar …, …, … ile …’ın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte, mağdur …’ın ise basit tıbbi müdahale ile giderilemez ve kemik kırığına neden olacak şekilde yaralandığı, sanık hakkında bilinçli taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan açılan kamu davasına ilişkin yapılan yargılama sonucunda, diğer mağdurların şikayetlerinden vazgeçtikleri gerekçesiyle sadece mağdur …’a yönelik bilinçli taksirle yaralama eylemi nedeniyle sanığın yukarıda belirtilen şekilde cezalandırılmasına dair karar verilmişse de; 5237 sayılı Kanunun 89/5. maddesinde yer alan, “Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz.” şeklindeki hüküm nazara alındığında, olay anında 142 promil alkollü olan sanığın eyleminin bilinçli taksirle yaralama suçunu oluşturduğu ve mağdur …’ın da 5237 sayılı Kanunun 89/2-b maddesinde düzenlenen, basit tıbbi müdahale ile giderilemez ve kemik kırığına neden olacak şekilde yaralandığının anlaşılması karşısında, adı geçen mağdura yönelik eylemin anılan Kanunun 89/5. maddesi uyarınca takibinin şikayete tabi olmadığı cihetle, sanığa atılı suçun aynı Kanunun 89/4. maddesinde düzenlenen bilinçli taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin, yazılı şekilde mahkumiyet hükmü tesis edilmesinde isabet görülmediğinden,
Kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde bulunduğundan Ankara Batı 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/02/2019 tarihli ve 2018/645 esas, 2019/156 sayılı kararının CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi


Karar İçeriği

Yargıtay 6. Ceza Dairesi         

2021/392 E.  ,  2021/9339 K.


“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Alacağı tahsil amacıyla hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
1-) Olay tarihinde, suç arkadaşı … ile birlikte hareket eden sanık … …’un, Düzce ilinde bulunan … isimli inşaat alanından katılan …’e ait alçı makinesi, kompresör ve mikseri çaldıktan sonra İstanbul’da bulunan bir işyerine sattığı olayda; sanığın kovuşturma aşamasında alınan savunmasında; katılanın yanında çalıştıklarını ve 3600 TL alacağının bulunduğunu, ödemediği için eşyaları çaldıklarını ikrar ettiği, sanığın alacağının bulunduğuna dair savunmasının, tanıklar … … ve … …’un kovuşturmada verdikleri beyanlarıyla doğrulandığı dikkate alındığında; öncelikle sanığın katılanın yanında sigortalı/sigortasız olarak çalışıp çalışmadığı tespit edilip, herhangi bir nedenle alacağı bulunup bulunmadığına dair katılanın ayrıntılı beyanı alınıp, alacağın varlığı konusunda yaşanan duraksamanın tereddüte mahal vermeyecek şekilde giderildikten sonra, tüm deliller bir bütün halinde değerlendirilip, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdiri gerektiği düşünülmeden, eksik inceleme ile yetinilip, yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-) Kabule göre de;
a) Sanığın üzerine atılı 5237 sayılı TCK’nın 144/1-b maddesinde düzenlenen alacağı tahsil amacıyla hırsızlık suçunun, takibinin şikayete tabi olduğu, katılanın hükümden sonra 08.08.2016 tarihli dilekçesi ile şikayetinden vazgeçtiği anlaşıldığından, TCK’nın 73/4. maddesi ve CMK’nın 223/8. uyarınca düşme kararı verilip, verilmeyeceği hususunda yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
b) Hükümden sonra 24/10/2019 tarihinde 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK’nın 144/1-b maddesinde tanımı yapılan hırsızlık suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca; ”Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek 6763 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile değişik CMK’nın 254. maddesi uyarınca aynı kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … …’un temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca, tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, 18.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


Karar İçeriği

Yargıtay 6. Ceza Dairesi         

2020/1967 E.  ,  2021/5451 K.


“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit
HÜKÜM : Düşme

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
1-Sanık hakkında soruşturma aşamasında mevcut tanık beyanları ve iddianamede belirtildiği üzere “seni döverim bana borcun var bu senedi imzalayacaksın” ifadesinin 5237 sayılı TCK 106/1. cümlede düzenlenen soruşturma ve kovuşturması bakımından takibi şikayete tabi olmayan tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden suçun nitelendirilmesinde hataya düşülerek sanığın eyleminin TCK’nın 106/1-2. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunu oluşturduğu kabul edilerek şikayetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilmesi,
2-5237 sayılı TCK’nın 106/1’nci maddesi 1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçuna ilişkin olması ve hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK’nın 106/1’nci maddesi 1. cümlesinde tanımı yapılan suçunun uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca; ”Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek 6763 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik CMK’nın 254. maddesi uyarınca aynı kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, o Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 18.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


Karar İçeriği

Yargıtay 4. Ceza Dairesi         

2020/14494 E.  ,  2021/8043 K.


“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret
HÜKÜM : Düşme

KARAR

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığın, olay günü muayene için hastaneye götürdüğü çocuğuna yazılan ilaçlar sebebiyle tartıştığı kamu görevlisi olan mağdur doktora yönelik gerçekleştirdiği iddia edilen yargılamaya konu eyleminin, TCK’nın 125/3-a fıkrasında düzenlenen hakaret suçunu oluşturduğu ve aynı Kanunun 131. maddesi uyarınca takibinin şikayete tabi olmadığı gözetilmeden, yasal ve yerinde görülmeyen gerekçeyle düşme kararı verilmesi,
Kanuna aykırı, O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak başkaca yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 08/03/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


Karar İçeriği

Yargıtay 15. Ceza Dairesi        

 2019/8177 E.  ,  2021/1422 K.


“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Düşme



Güveni kötüye kullanma suçundan şikayet yokluğu sebebi ile verilen düşürülme kararı O yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Müştekinin pasaport pizza isimli iş yerinin sahibi olduğu ve SSÇ’nin bu işyerinde sipariş edilen pizzaların adrese teslimini gerçekleştirmesi için sözlü olarak sözleşme yaptıkları, katılanın olay tarihinde kendisine ait 2000TL yi bankaya yatırması için SSÇ ye verdiği ve SSÇ nin parayı alıp mal edindiği ancak, taraflar arasındaki bu ilişkinin hizmet akdine dayanmadığı, zira taraf beyanlarından da anlaşılacağı üzere bu hususun sözleşme dışı olduğu ve hatır ve saygıya binaen yerine getirildiği, bu kapsamda eylemin takibi şikayete tabi olan ve TCK 155/1.maddesinde düzenlenen basit güveni kötüye kullanma suçu kapsamında kaldığı, müştekinin ise yargılama esnasında şikayetinden vazgeçtiğini beyan ettiği, şikayetten vazgeçmenin SSÇ tarafından da kabul gördüğü anlaşılmakla, bu açıklamalar ışığında tebliğnamedeki bozma talep eden düşünceye iştirak edilmemiş, mahkemenin kabulünde isabetsizlik bulunmamıştır
Yapılan yargılama sonunda, şikayetten vazgeçme gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının reddiyle, suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan düşürülme kararının ONANMASINA, 16/02/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi


Karar İçeriği

Yargıtay 14. Ceza Dairesi         

2016/3422 E.  ,  2020/4796 K.


“İçtihat Metni”MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkumiyet

İlk derece mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle başvurunun muhtevası ve inceleme tarihine kadar getirilen kanuni düzenlemeler nazara alınarak dosya tetkik edildi,gereği görüşüldü:
Adli muayene raporları,mağduren beyanları ile tüm dosya içeriği nazara alındığında; olay günü kalmakta olduğu kızının evine giren mağdurenin arkasından gelen sanığın onunla eve girip ”Seni öpeceğim” diyerek mağdureye sarıldığı, mağdurenin itmesi üzerine yere düştükten sonra kalkarak mağdureye yeniden sarılmaya çalıştığı, üzerine doğru gittiği mağdurenin mutfaktan aldığı bıçakla kendisini yaralamasıyla da olay yerinden kaçtığı olayda; sanığın eyleminin mevcut haliyle TCK’nın 102/1. maddesinde düzenlenen cinsel saldırı suçunu oluşturduğu ve anılan suçun takibinin şikayete tabi olup, mağdurenin 17.05.2012 tarihli duruşmada şikayetinden vazgeçtiği gözetilerek sanık hakkında değişen suç vasfına göre cinsel saldırı suçundan aynı Kanunun 73/4. maddesi gereğince şikayet yokluğu nedeniyle kamu davasının düşürülmesi yerine yazılı şekilde nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüsten mahkumiyet hükmü kurulması,
Cinsel saldırı eylemi işlendiği sırada ve eylemle sınırlı süreyle mağdurun iradesiyle hareket edebilme imkanının ortadan kaldırılmasının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmayacağı, kişinin vücudunun suçun konusu olması nedeniyle mağdurun hareket edebilme özgürlüğü ortadan kaldırılmadan bu suçun işlenemeyeceği nazara alındığında, mağdurenin olay günü evinde cinsel saldırı eylemine maruz kalması ve bu fiil dışında mağdurenin hürriyetini kısıtlayan başkaca bir hareketin bulunmaması karşısında, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun kanuni unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilerek sanığın müsnet suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi