• ÖZET;
  • ➡️ İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 167. maddesinin 1. fıkrasına göre alacaklının kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapabilmesi için alacağının mutlaka bir kambiyo senedine bağlı olması gerekir.
  • ➡️ İİK’nın 168. maddesinin 3 ve 170/a maddesinin 1. fıkrasına göre kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte borçlu ödeme emrinin tebliğinden itibaren 5 gün içinde icra mahkemesine başvurarak, takibe dayanak senedin kambiyo senedi niteliğinde olmadığını ileri sürerek takibin iptalini talep edebilir.
  • ➡️ İİK’nın 170/a maddesinin 2. fıkrasına göre süresinde yapılmak kaydıyla borçlu tarafından başka bir şikâyet veya itirazda bulunulması ile bu husus icra mahkemesince kendiliğinden ve öncelikle dikkate alınır. Bu inceleme sonucunda icra mahkemesi takip dayanağı senedin kambiyo senedi niteliğinde olmadığı kanısına varır ise icra takibinin iptaline karar verir. Ancak İİK’nın 170/a maddesinin son fıkrasına göre her ne suretle olursa olsun imza inkârı itirazı geri alınmış veya borç kısmen veya tamamen kabul edilmiş ise bu madde hükmü uygulanmaz.
  • ➡️ Diğer taraftan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile yapılan takipte borca itirazın düzenlendiği İİK’nın “İtirazın incelenmesi” başlıklı 169/a maddesinin 1. fıkrası;
  • İcra mahkemesi hâkimi, itiraz sebeplerinin tahkiki için iki tarafı en geç otuz gün içinde duruşmaya çağırır. Hâkim, duruşma sonucunda borcun olmadığının veya itfa veya imhal edildiğinin resmî veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispatı hâlinde itirazı kabul eder. İcra mahkemesi hâkimi yetki itirazının incelenmesinde taraflar gelmese de gereken kararı verir” hükmünü içermektedir.
  • ➡️ Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte ödeme emrine itiraz icra mahkemesine yapılır. Borçlunun icra mahkemesine yaptığı itiraz, borçlunun borcu olup olmadığının ilamsız icra prosedürü içinde tespit edilmesine yarayan bir yoldur. İmzaya itiraz dışındaki bütün itirazlara borca itiraz denir; borcun mevcut olmadığı, ödendiği, ertelendiği, zamanaşımına uğradığı, takas, faiz oranına itiraz, yetki itirazı gibi (Kuru B.: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2. Baskı, Ankara 2013, s. 778, 883).
  • ➡️ Hem 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nda hem de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nda kambiyo senetlerine ilişkin hükümler poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun koyucu, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (6102 sayılı TTK m. 778, 818, 6762 sayılı TTK m. 690, 730).
  • ➡️ 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 776. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde bono veya emre yazılı senedin kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadini içermesi gerektiği, 777. maddesinde de bu unsuru içermeyen bir senedin bono sayılmayacağı hükme bağlanmıştır. Bir kambiyo senedi olan bono üzerine bedel, faiz, protestodan muafiyet ve yetki şartı gibi kayıtların konulması kabul edilmekte ise de, illetten mücerretlik veya muayyenlik niteliklerini ortadan kaldıran kayıtların bono üzerine konulması onun kambiyo niteliğini ortadan kaldırır.
  • ➡️ Bu çerçevede belirlilik (muayyenlik) kambiyo senetlerinin temel unsurlarından biridir. Tedavül kabiliyeti de dikkate alındığında, bononun bütün unsurlarının açık, net, yoruma elverişli olmayacak biçimde belirgin olması gerekir. Poliçe ve bono keşidesi “şart kabul etmeyen” bir işlemdir (Öztan, F.: Kıymetli Evrak Hukuku, 2. B., Ankara 1997, s. 451).
  • ➡️ Hukuk Genel Kurulunun 11.04.2018 tarihli ve 2017/19-819 E., 2018/771 K. sayılı kararında da benimsendiği üzere, 6762 sayılı TTK’nın 688. maddesinde belirtilen şekli koşulların yanında taraflar bononun ihdas nedeni (malen/nakden ya da teminat kaydı ile alındığını), uyuşmazlık durumunda aralarındaki anlaşmaya göre yetkili olacak mahkeme, faiz gibi bononun geçerliliğine etki etmeyecek ihtiyari unsurları belirleyerek senede ekleyebilirler. Sıralanan şekil şartlarından da anlaşıldığı üzere, kambiyo senetleri temel hukukî ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Bu nedenle de bono düzenlenirken temel ilişkinin kaynağına yönelik “bedelin malen-nakden ya da teminat olarak alındığına” ilişkin ibarelerin senede yazılması zorunlu değildir. Taraflar bu ibareleri ticaret hayatındaki olası bir uyuşmazlık durumunda ispat hukukunda karşılaşabilecekleri zorlukları daha kolay aşmak amacıyla ihtiyari olarak kayıt altına almaktadırlar. Yoksa elbette ki bu kayıtlar bağımsız borç ikrarı içeren senetlerin niteliğine etki etmez.
  • ➡️ Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi ticari senet (kambiyo senedi) alacağı da prensip olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren veya elindeki kambiyo senedini devreden ve bu senedi alan herkes, bütün bu hukukî işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. Senedi alan şahsın, bu senede sahip olup olmayacağı, yani senette mündemiç hakkı iktisap edip etmeyeceği bu gayeye bakılarak tespit olunur. Dolayısıyla söz konusu gaye, bir kambiyo senedinde (kıymetli evrakta) mündemiç hakkın husulü (doğumu) veya devri açısından hukukî sebebi teşkil eder. Senet bu gaye yönünden “ifa amacıyla”, daha açık bir ifadesiyle “mevcut bir borcu ifa için” veya “mevcut borcun yerine kaim olmak üzere” verilmiş olabilir. Senedin teminat amacıyla veya başka bir maksatla verilmesi (mesela kredi sağlamak, hibe vs.) de mümkündür (Öztan, s. 376).
  • ➡️ Bir “teminat bonosu”ndan söz edilebilmesi için, ya bonoyu düzenleyen kişinin temel ilişkiden kaynaklanan ediminin (cezai şart öngörülen durumlar dışında) doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması yani paradan başka bir edim olması, ya da alacaklının uğrayacağı muhtemel zararları güvenceye bağlamak amacı ile bonoyu vermiş olması gerekir. Öğretide verilen örneklerde, örneğin bir müteahhidin inşaatı zamanında bitirememesi durumunda ödemek zorunda kalacağı cezai şart karşılığında verdiği bono bir teminat bonosu olduğu gibi, satın alınıp, bedeli ödenmekle birlikte tapuda henüz devri yapılmadığı için satın alan kişinin adına tescil edilemeyen bir taşınmazın bedeline ilişkin olarak düzenlenip alıcıya verilen ve devir gerçekleştikten sonra karşılıksız kalacağı öngörülen bir bono da bu niteliktedir. Aynı şekilde, kiracının, kiralanana vereceği muhtemel zararların teminatı olarak kiralayana verdiği bono da bu anlamda bir teminat bonosudur (Türk, A.: Kambiyo Senedi Borçlusu Tarafından Açılan Bedelsizliğe ve Hükümsüzlüğe Dayalı Menfi Tespit Davalarının Gösterdiği Özellikler, … Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Yıl 2005, Cilt 7, s. 329, 330).
  • ➡️ Bir borç ilişkisi gereği taraflardan biri lehine bir para alacağı doğacağı kesin ise ve bu sözleşmede doğacak alacakların tahsili için bir kambiyo senedi verileceği öngörülmüş ise bu kambiyo senedinin teknik anlamda teminat gayesiyle değil, ifa uğruna (ifa amacıyla) verildiğinin kabulü gerekir. Çoğu hâlde, alacaklı, temel ilişkiden doğan alacağının ifası uğruna, kambiyo senedine dayalı alacağın takibi daha kolay olduğu için (İİK m. 167 vd.) ya da senedi iskonto ettirerek vadeden önce alacağına kavuşmak olanağını elde etmek için borçludan bir kambiyo senedi vermesini ister. Bu senet ifa uğruna, temel borcun ifasını teminen düzenlenmiş olduğundan, alacaklı öncelikle bu senede dayanarak icra takibi yapmak isteyecektir. Teminat senedi verilmesi durumunda ise, ya temel ilişkide bir alacağın doğup doğmadığı kesin değildir, ya da senedi düzenleyen kişinin borcu, paradan başka bir edimdir (Türk, s. 328-329).
  • ➡️ Senedin teminat senedi olup olmadığı yargılama sonucunda belli olacaktır; sonuçta bu senede dayalı kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamaz (Ülgen, H./ Helvacı, M./ Kendigelen, A./Kaya, A.: Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul 2015, s. 148).
  • ➡️ Hukuk Genel Kurulunun 28.03.2018 tarihli ve 2017/12-1140 E., 2018/563 K. sayılı ile 11.02.2020 tarihli ve 2017/12-743 E., 2020/129 K. sayılı kararlarında da benimsendiği üzere bonoda teminat kaydı var ise de neyin teminatı olduğu belirtilmediğinden bu kayıt bononun mücerrettik vasfını ortadan kaldırmaz. Sadece teminat olduğuna dair eklenen bu kayda doktrinde mücerret teminat kaydı denilmektedir.
  • ➡️ Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2010 tarihli ve 2010/19-67 E., 2010/99 K.; 28.03.2018 tarihli ve 2017/12-1140 E., 2018/563 K.; 11.02.2020 tarihli ve 2017/12-743 E., 2020/129 K. ile 15.09.2020 tarihli ve 2017/12-269 E., 2020/591 K. sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere bononun teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin ya bononun önündeki veya arkasındaki yazılar veya ayrı bir belge (İİK’nın 169/a maddesinde öngörülen) ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerekir.
  • ➡️ Senet üzerinde asıl borç ilişkisine atıf yapan ve ödemeyi şarta bağlayan kayıtlar olması durumunda mücerretlik vasfı ortadan kalkacağından böyle bir senede dayanılarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamaz.
  • Örneğin “hisse devrinin teminatıdır“, “…ile imzalanan sözleşmenin teminatıdır“, “eseri … tarihinde tamamlayamamam hâlinde ödeyeceğim”, “inşaat bitiminde ödenecektir” şeklindeki kayıtlar. Bononun teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılan bu gibi hâllerde bono kayıtsız (koşulsuz) borç vaadi içermediği için hükümsüzdür ve bu hükümsüzlük; düzenleyen tarafından, lehtara veya ciranta konumunda olan hamile karşı da ileri sürülebilir. Bu hâlde 6102sayılı TTK’nın 687. maddesinin 1. fıkrası uyarınca senet metninden anlaşılan (hükümsüzlük) def’i vardır. Bu def’i mutlak def’i olup, üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir. Bu durumda kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibin İİK’nın 170/a maddesi gereğince iptaline karar verilmesi gerekir.
  • ➡️ Bononun teminat senedi olduğunun senet metninden anlaşılamadığı hâllerde borçlu bu iddiasını İİK’nın 168/5 ve 169/a maddeleri kapsamında borca itiraz olarak ileri sürebilir. Bononun sözleşmenin teminatı olarak verildiği iddiası kişisel def’i olup, 6102 sayılı TTK’nın 778/a bendinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 687. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kişisel def’iler temel ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebilir. Senedin üçüncü kişiye ciro veya teslim yolu ile devredilmesi hâlinde bu def’inin iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesi mümkün değildir.
  • ➡️ Borçlunun takibe konu bononun teminat bonosu olduğu şeklindeki beyanı borca itiraz niteliğindedir (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku 2. C. İstanbul 1997, s. 1715).
  • ➡️ Bononun teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise İİK’nın 169/a maddesi kapsamında bononun sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır. Senede açıkça atıf bulunan sözleşmede senedin teminat amacıyla verilmiş olduğu belirtilmiş olabilir. Nitekim bu hususlar Hukuk Genel Kurulunun 15.09.2020 tarihli ve 2017/12-269 E., 2020/591 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.
  • ➡️ Tüm bu açıklamalar ışığında somut olayın incelenmesinde; alacaklı tarafından borçlular aleyhine bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı, senedin kambiyo vasfında olduğu, borçlular vekilinin icra mahkemesine başvurarak takip dayanağı senedin taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin teminatı olarak verildiğini iddia ederek borca itiraz ettiği, alacaklı vekilinin cevap dilekçesinde “bono kredi borcunun geri ödenmesinde kullanılmak üzere verilmiştir” şeklinde beyanda bulunduğu görülmektedir.
  • ➡️ Takibe dayanak senet 6102 sayılı TTK’nın 776. maddesi uyarınca tüm unsurları içeren kambiyo senedi niteliğini haiz bono olup, senet üzerinde teminata ilişkin bir kayıt bulunmamaktadır. Alacaklı vekilinin cevap dilekçesinde “bono kredi borcunun geri ödenmesinde kullanılmak üzere verilmiştir” şeklindeki beyanı takip konusu senedin kredi sözleşmesinin teminatı olarak verildiği anlamına gelmez. Bu açıklama söz konusu senedin borçlular tarafından bankadan alınan kredi borcuna karşılık ifa amacıyla verildiğini gösterdiğinden, alacaklı vekilinin bu beyanı tek başına teminat iddiasını ispata yeterli değildir.
  • ➡️ Takibe dayanak bononun üzerinde teminata ilişkin bir kayıt olmadığından borçluların başvurusu İİK’nın 169/a maddesi kapsamında borca itiraz olup, dayanak belgenin hangi ilişkinin teminatı olduğunun yazılı belge ile kanıtlanması gerekir.
  • İİK’nın 169/a maddesi uyarınca belgede takip dayanağı senede açıkça atıf yapılması zorunlu olup, açıkça atıf yapıldığının kabulü için senedin, vade ve tanzim tarihleriyle miktarlarının belirtilmesi gereklidir.
  • ➡️ Bu durumda mahkemece, borçlunun teminat iddiası ile ilgili belirttiği belgeler incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.

Hukuk Genel Kurulu         

2017/357 E.  ,  2021/824 K.


“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi


1. Taraflar arasındaki “takibin iptali” isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, … 3. İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen takibin iptaline ilişkin karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına direnilmiştir.
2. Direnme kararı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. İNCELEME SÜRECİ
Borçluların İstemi:
4. Borçlular vekili itiraz dilekçesinde; müvekkili şirket ile alacaklı arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını ve çek karşılığı nakdi kredi sağlandığını (rotatif kredi), şirketin yetkilisinin de kefil olarak sözleşmede yer aldığını, genel kredi sözleşmesinin imzalandığı muhtelif tarihte sözleşmenin eki olarak takip konusu senedin alacaklı bankaya teminat olarak verildiğini, alacaklı ile devam eden kredi sürecinde (çek karşılığı kredi, kredi kartı+para hesabı, ipotek karşılığı kredi kullanılarak) yüksek hacimli bir kredi ilişkisi gerçekleştirildiğini, müvekkilinin içine düştüğü ekonomik sıkıntılar sonrasında alacaklı bankanın gönderdiği … 6. Noterliğinin 02.12.2014 tarihli ve 90113 yevmiye nolu ile 02.12.2014 tarihli ve 90064 yevmiye nolu hesap kat ihtarlarını 08.12.2014 tarihinde tebliğ aldıklarını, hesap mutabakatı sağlanamadığından … 8. Noterliğinin 09.12.2014 tarihli ve 29185 yevmiye nolu cevabi ihtarnamesi ile hesap kat ihtarına itiraz ettiklerini, daha sonra alacaklı banka tarafından müvekkilleri aleyhine … 6. İcra Dairesinin 2014/11858 E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, genel kredi sözleşmesinin eki olarak keşideci isim ve imza kısımları dışında boş olarak teminat amacıyla verilen takibe konu senedin müvekkillerinin bilgisi dışında alacaklı tarafından doldurularak, ödeme aracı olarak verilmiş gibi açığa imza kötüye kullanılarak kambiyo vasfı kazandırıldığını, ayrıca senedin kayıtsız şartsız belirli bir parayı ödeme vaadini içermesi gerektiğini, senet üzerinde “İş bu emre muharrer senet aynen döviz cinsi üzerinden ödenecektir” ibaresinin yer aldığını, aynen ödeme kelimeleri veya buna muadil kelimeler şart koşulduğu da gözetildiğinde ve keşide tarihinde tedavülde olmayan para birimi kararlaştırıldığından vadenin hululü günündeki rayiç dikkate alınamayacağından senedin mutlak butlanla batıl olduğunu ileri sürerek takibin iptaline ve alacaklının %20 kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini istemiştir.
Alacaklı Cevabı:
5. Alacaklı vekili cevap dilekçesinde; borçlular tarafından takip konusu bononun kredi borcunun geri ödenmesinde kullanılmak üzere verildiğini, borcun 421.000TL’lik kısmı vadesinde ödenmediğinden borçlulara … 4. Noterliğinin 04.12.2014 tarihli ve 32690 yevmiye nolu ödeme protestosunun çekildiğini ve akabinde … 6. İcra Dairesinin 2014/11858 E. sayılı dosyasında takibe geçildiğini, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde takibe konu senedin teminat senedi olduğuna dair hüküm bulunmadığını, takibe konu bononun teminat senedi olmadığını, bononun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 776. maddesinde sayılan unsurları içerdiğini, bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğunun ancak yazılı delille ispatlanabileceğini, borçluların yazılı delil sunmadığını belirterek davanın (itirazın) ve tazminat talebinin reddini savunarak, borçlu aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararı:
6. … 3. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 18.02.2015 tarihli ve 2014/586 E., 2015/75 K. sayılı kararı ile; davalı (alacaklı) vekili cevap dilekçesinde dava (takip) konusu bononun “kredi borcunun geri ödenmesinde kullanılmak için verildiğini” belirtmiş olup, bu hâlde illetten mücerretliğin bizzat davalı (alacaklı) taraf cevabı ile ihlali olup bononun kayıtsız şartsız bir para borcunu içermediği, alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiği gerekçesi ile sair yönler incelenmeksizin kambiyo şikâyetinin kabulüne, takibin iptaline, şikâyet dava türü itibariyle davalı alacaklı aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına, kambiyo şikâyeti kabul edilmiş olmakla borca itiraz hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. … 3. İcra (Hukuk) Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay 12. Hukuk Dairesince 30.06.2015 tarihli ve 2015/8018 E., 2015/18476 K. sayılı kararı ile;
“…1-Borçlunun temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın gerekçesine göre borçlunun temyiz itirazlarının REDDİNE;
2-Alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı, örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine borçluların yasal sürede icra mahkemesine başvurarak senedin teminat senedi olduğunu ileri sürerek takibin iptalini talep ettiği, mahkemece, alacaklının “bononun Kredi borcunun geri ödenmesinde kullanılmak için verildiğini” belirttiğinden bononun kayıtsız şartsız bir para borcunu içermediği, alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
HGK’nun 14.3.2001 tarih ve 2001/12-233 sayılı ve yine 20.6.2001 tarih ve 2001/112-496 sayılı kararlarında da benimsendiği üzere dayanak belgenin hangi ilişkinin teminatı olduğu yazılı belge ile kanıtlanmalıdır. İİK 169/a maddesi uyarınca belgede takip dayanağı senede açıkça atıf yapılması zorunlu olup, açıkça atıf yapıldığının kabulü için senedin, vade ve tanzim tarihleriyle miktarlarının belirtilmesi gereklidir.
Somut olayda, borçlular, takibe konu bononun alacaklı ile aralarında imzalanan kredi sözleşmesinin teminatı olarak düzenlendiği ve borcun bulunmadığını ileri sürdükleri, mahkemece, borçlunun iddiasına dayanak olan belgeler incelenmeden, alacaklının kredi borcunun ifası amacıyla bonoyu aldığı beyanını gerekçe yaparak takibin iptaline karar verildiği görülmektedir. Bononun kayıtsız şartsız borç ikrarını havi olmadığı alacaklının bu beyanıyla ortaya konulamaz.
Bu durumda, mahkemece, borçlunun teminat iddiası ile ilgili belirttiği belgeler incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken sadece bononun kredi sözleşmesi için verildiği beyanı gerekçe gösterilerek takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir…” gerekçesi ile karar (2) nolu bentte yazılı nedenlerle bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. … 3. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 20.01.2016 tarihli ve 2015/723 E., 2016/37 K. sayılı kararı ile; Özel Dairenin 20.09.2005 tarihli ve 2005/13297 E., 2005/17545 K. sayılı kararında “…Alacaklı vekilinin icra mahkemesine verdiği cevap dilekçesinde takip dayanağı senedin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında alındığını açıkça beyan ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, dayanak belgenin TTK’nın 688/2. maddesinde öngörülen mücerret borç ikrarını içermediği tespit edilmiş olup, mahkeme gerekçesinde de kabul edildiği gibi tarafların sözleşme doğrultusunda edimlerini yerine getirip getirmediğinin ve dolayısı ile alacağın tahsil edilip edilmeyeceğinin yargılamayı gerektirmesi nedeniyle mahkemece, İİK’nın 170/a-2. maddesi gereğince itiraz kabul edilerek takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir…”, Özel Dairenin 25.02.2010 tarihli ve 2009/22229 E., 2010/4262 K. sayılı kararında da “…Senedin, karşılıklı edimleri içeren bir ilişki nedeniyle verildiği, senedin teminat senedi olduğu alacaklı vekili tarafından, cevap dilekçesinde kabul edilmiş olması halinde, mahkemece İİK’nın 170/a uyarınca takibin iptaline karar verilmesi gerekeceğinin…”, Özel Dairenin 02.12.2008 tarihli ve 2008/17820 E., 2008/21371 K. sayılı kararında ise “…Takip konusu çekin teminat çeki olduğunun alacaklı vekili tarafından başka bir mahkemeye verilen cevaba cevap dilekçesinde kabul edilmiş olması halinde icra mahkemesince bu çeke dayalı olarak yapılmış olan takibin iptaline karar verilmesi gerekeceğinin…” belirtildiği, Özel Dairenin emsal kararlarında davalı (alacaklı) tarafın cevap dilekçesinde takip dayanağının teminat senedi olduğu ikrarı yeterli görülüp başkaca bir araştırma yapılmaksızın takibin iptali gerektiğinin belirtildiği, bu davada da (itirazda da) davalı (alacaklı) vekilinin cevap dilekçesinde takip dayanağı bononun kredi borcunun geri ödenmesinde kullanılmak için verildiğini belirtmiş olmasının teminat senedi olarak kabul için yeterli olup başkaca araştırmaya gerek olmadığı gerekçesi ile direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı süresi içinde alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK
11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; alacaklı vekilinin cevap dilekçesinde geçen “bono, kredi borcunun geri ödenmesinde kullanılmak için verilmiştir” şeklindeki beyanın kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibe dayanak senedin teminat senedi olduğunu kabule yeterli olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre borçluların teminat iddiası ile ilgili belirttiği belgelerin mahkemece incelenmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE
12. İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 167. maddesinin 1. fıkrasına göre alacaklının kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapabilmesi için alacağının mutlaka bir kambiyo senedine bağlı olması gerekir. İİK’nın 168. maddesinin 3 ve 170/a maddesinin 1. fıkrasına göre kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte borçlu ödeme emrinin tebliğinden itibaren 5 gün içinde icra mahkemesine başvurarak, takibe dayanak senedin kambiyo senedi niteliğinde olmadığını ileri sürerek takibin iptalini talep edebilir. İİK’nın 170/a maddesinin 2. fıkrasına göre süresinde yapılmak kaydıyla borçlu tarafından başka bir şikâyet veya itirazda bulunulması ile bu husus icra mahkemesince kendiliğinden ve öncelikle dikkate alınır. Bu inceleme sonucunda icra mahkemesi takip dayanağı senedin kambiyo senedi niteliğinde olmadığı kanısına varır ise icra takibinin iptaline karar verir. Ancak İİK’nın 170/a maddesinin son fıkrasına göre her ne suretle olursa olsun imza inkârı itirazı geri alınmış veya borç kısmen veya tamamen kabul edilmiş ise bu madde hükmü uygulanmaz.
13. Diğer taraftan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile yapılan takipte borca itirazın düzenlendiği İİK’nın “İtirazın incelenmesi” başlıklı 169/a maddesinin 1. fıkrası; “İcra mahkemesi hâkimi, itiraz sebeplerinin tahkiki için iki tarafı en geç otuz gün içinde duruşmaya çağırır. Hâkim, duruşma sonucunda borcun olmadığının veya itfa veya imhal edildiğinin resmî veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispatı hâlinde itirazı kabul eder. İcra mahkemesi hâkimi yetki itirazının incelenmesinde taraflar gelmese de gereken kararı verir” hükmünü içermektedir.
14. Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte ödeme emrine itiraz icra mahkemesine yapılır. Borçlunun icra mahkemesine yaptığı itiraz, borçlunun borcu olup olmadığının ilamsız icra prosedürü içinde tespit edilmesine yarayan bir yoldur. İmzaya itiraz dışındaki bütün itirazlara borca itiraz denir; borcun mevcut olmadığı, ödendiği, ertelendiği, zamanaşımına uğradığı, takas, faiz oranına itiraz, yetki itirazı gibi (Kuru B.: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2. Baskı, Ankara 2013, s. 778, 883).
15. Hem 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nda hem de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nda kambiyo senetlerine ilişkin hükümler poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun koyucu, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (6102 sayılı TTK m. 778, 818, 6762 sayılı TTK m. 690, 730).
16. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 776. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde bono veya emre yazılı senedin kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadini içermesi gerektiği, 777. maddesinde de bu unsuru içermeyen bir senedin bono sayılmayacağı hükme bağlanmıştır. Bir kambiyo senedi olan bono üzerine bedel, faiz, protestodan muafiyet ve yetki şartı gibi kayıtların konulması kabul edilmekte ise de, illetten mücerretlik veya muayyenlik niteliklerini ortadan kaldıran kayıtların bono üzerine konulması onun kambiyo niteliğini ortadan kaldırır.
17. Bu çerçevede belirlilik (muayyenlik) kambiyo senetlerinin temel unsurlarından biridir. Tedavül kabiliyeti de dikkate alındığında, bononun bütün unsurlarının açık, net, yoruma elverişli olmayacak biçimde belirgin olması gerekir. Poliçe ve bono keşidesi “şart kabul etmeyen” bir işlemdir (Öztan, F.: Kıymetli Evrak Hukuku, 2. B., Ankara 1997, s. 451).
18. Hukuk Genel Kurulunun 11.04.2018 tarihli ve 2017/19-819 E., 2018/771 K. sayılı kararında da benimsendiği üzere, 6762 sayılı TTK’nın 688. maddesinde belirtilen şekli koşulların yanında taraflar bononun ihdas nedeni (malen/nakden ya da teminat kaydı ile alındığını), uyuşmazlık durumunda aralarındaki anlaşmaya göre yetkili olacak mahkeme, faiz gibi bononun geçerliliğine etki etmeyecek ihtiyari unsurları belirleyerek senede ekleyebilirler. Sıralanan şekil şartlarından da anlaşıldığı üzere, kambiyo senetleri temel hukukî ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Bu nedenle de bono düzenlenirken temel ilişkinin kaynağına yönelik “bedelin malen-nakden ya da teminat olarak alındığına” ilişkin ibarelerin senede yazılması zorunlu değildir. Taraflar bu ibareleri ticaret hayatındaki olası bir uyuşmazlık durumunda ispat hukukunda karşılaşabilecekleri zorlukları daha kolay aşmak amacıyla ihtiyari olarak kayıt altına almaktadırlar. Yoksa elbette ki bu kayıtlar bağımsız borç ikrarı içeren senetlerin niteliğine etki etmez.
19. Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi ticari senet (kambiyo senedi) alacağı da prensip olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren veya elindeki kambiyo senedini devreden ve bu senedi alan herkes, bütün bu hukukî işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. Senedi alan şahsın, bu senede sahip olup olmayacağı, yani senette mündemiç hakkı iktisap edip etmeyeceği bu gayeye bakılarak tespit olunur. Dolayısıyla söz konusu gaye, bir kambiyo senedinde (kıymetli evrakta) mündemiç hakkın husulü (doğumu) veya devri açısından hukukî sebebi teşkil eder. Senet bu gaye yönünden “ifa amacıyla”, daha açık bir ifadesiyle “mevcut bir borcu ifa için” veya “mevcut borcun yerine kaim olmak üzere” verilmiş olabilir. Senedin teminat amacıyla veya başka bir maksatla verilmesi (mesela kredi sağlamak, hibe vs.) de mümkündür (Öztan, s. 376).
20. Bir “teminat bonosu”ndan söz edilebilmesi için, ya bonoyu düzenleyen kişinin temel ilişkiden kaynaklanan ediminin (cezai şart öngörülen durumlar dışında) doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması yani paradan başka bir edim olması, ya da alacaklının uğrayacağı muhtemel zararları güvenceye bağlamak amacı ile bonoyu vermiş olması gerekir. Öğretide verilen örneklerde, örneğin bir müteahhidin inşaatı zamanında bitirememesi durumunda ödemek zorunda kalacağı cezai şart karşılığında verdiği bono bir teminat bonosu olduğu gibi, satın alınıp, bedeli ödenmekle birlikte tapuda henüz devri yapılmadığı için satın alan kişinin adına tescil edilemeyen bir taşınmazın bedeline ilişkin olarak düzenlenip alıcıya verilen ve devir gerçekleştikten sonra karşılıksız kalacağı öngörülen bir bono da bu niteliktedir. Aynı şekilde, kiracının, kiralanana vereceği muhtemel zararların teminatı olarak kiralayana verdiği bono da bu anlamda bir teminat bonosudur (Türk, A.: Kambiyo Senedi Borçlusu Tarafından Açılan Bedelsizliğe ve Hükümsüzlüğe Dayalı Menfi Tespit Davalarının Gösterdiği Özellikler, … Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Yıl 2005, Cilt 7, s. 329, 330).
21. Bir borç ilişkisi gereği taraflardan biri lehine bir para alacağı doğacağı kesin ise ve bu sözleşmede doğacak alacakların tahsili için bir kambiyo senedi verileceği öngörülmüş ise bu kambiyo senedinin teknik anlamda teminat gayesiyle değil, ifa uğruna (ifa amacıyla) verildiğinin kabulü gerekir. Çoğu hâlde, alacaklı, temel ilişkiden doğan alacağının ifası uğruna, kambiyo senedine dayalı alacağın takibi daha kolay olduğu için (İİK m. 167 vd.) ya da senedi iskonto ettirerek vadeden önce alacağına kavuşmak olanağını elde etmek için borçludan bir kambiyo senedi vermesini ister. Bu senet ifa uğruna, temel borcun ifasını teminen düzenlenmiş olduğundan, alacaklı öncelikle bu senede dayanarak icra takibi yapmak isteyecektir. Teminat senedi verilmesi durumunda ise, ya temel ilişkide bir alacağın doğup doğmadığı kesin değildir, ya da senedi düzenleyen kişinin borcu, paradan başka bir edimdir (Türk, s. 328-329).
22. Senedin teminat senedi olup olmadığı yargılama sonucunda belli olacaktır; sonuçta bu senede dayalı kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamaz (Ülgen, H./ Helvacı, M./ Kendigelen, A./Kaya, A.: Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul 2015, s. 148).
23. Hukuk Genel Kurulunun 28.03.2018 tarihli ve 2017/12-1140 E., 2018/563 K. sayılı ile 11.02.2020 tarihli ve 2017/12-743 E., 2020/129 K. sayılı kararlarında da benimsendiği üzere bonoda teminat kaydı var ise de neyin teminatı olduğu belirtilmediğinden bu kayıt bononun mücerrettik vasfını ortadan kaldırmaz. Sadece teminat olduğuna dair eklenen bu kayda doktrinde mücerret teminat kaydı denilmektedir.
24. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2010 tarihli ve 2010/19-67 E., 2010/99 K.; 28.03.2018 tarihli ve 2017/12-1140 E., 2018/563 K.; 11.02.2020 tarihli ve 2017/12-743 E., 2020/129 K. ile 15.09.2020 tarihli ve 2017/12-269 E., 2020/591 K. sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere bononun teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin ya bononun önündeki veya arkasındaki yazılar veya ayrı bir belge (İİK’nın 169/a maddesinde öngörülen) ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerekir.
25. Senet üzerinde asıl borç ilişkisine atıf yapan ve ödemeyi şarta bağlayan kayıtlar olması durumunda mücerretlik vasfı ortadan kalkacağından böyle bir senede dayanılarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamaz. Örneğin “hisse devrinin teminatıdır”, “…ile imzalanan sözleşmenin teminatıdır”, “eseri … tarihinde tamamlayamamam hâlinde ödeyeceğim”, “inşaat bitiminde ödenecektir” şeklindeki kayıtlar. Bononun teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılan bu gibi hâllerde bono kayıtsız (koşulsuz) borç vaadi içermediği için hükümsüzdür ve bu hükümsüzlük; düzenleyen tarafından, lehtara veya ciranta konumunda olan hamile karşı da ileri sürülebilir. Bu hâlde 6102sayılı TTK’nın 687. maddesinin 1. fıkrası uyarınca senet metninden anlaşılan (hükümsüzlük) def’i vardır. Bu def’i mutlak def’i olup, üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir. Bu durumda kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibin İİK’nın 170/a maddesi gereğince iptaline karar verilmesi gerekir.

26. Bononun teminat senedi olduğunun senet metninden anlaşılamadığı hâllerde borçlu bu iddiasını İİK’nın 168/5 ve 169/a maddeleri kapsamında borca itiraz olarak ileri sürebilir. Bononun sözleşmenin teminatı olarak verildiği iddiası kişisel def’i olup, 6102 sayılı TTK’nın 778/a bendinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 687. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kişisel def’iler temel ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebilir. Senedin üçüncü kişiye ciro veya teslim yolu ile devredilmesi hâlinde bu def’inin iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesi mümkün değildir.
27. Borçlunun takibe konu bononun teminat bonosu olduğu şeklindeki beyanı borca itiraz niteliğindedir (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku 2. C. İstanbul 1997, s. 1715).
28. Bononun teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise İİK’nın 169/a maddesi kapsamında bononun sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır. Senede açıkça atıf bulunan sözleşmede senedin teminat amacıyla verilmiş olduğu belirtilmiş olabilir. Nitekim bu hususlar Hukuk Genel Kurulunun 15.09.2020 tarihli ve 2017/12-269 E., 2020/591 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.
29. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olayın incelenmesinde; alacaklı tarafından borçlular aleyhine bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı, senedin kambiyo vasfında olduğu, borçlular vekilinin icra mahkemesine başvurarak takip dayanağı senedin taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin teminatı olarak verildiğini iddia ederek borca itiraz ettiği, alacaklı vekilinin cevap dilekçesinde “bono kredi borcunun geri ödenmesinde kullanılmak üzere verilmiştir” şeklinde beyanda bulunduğu görülmektedir.
30. Takibe dayanak senet 6102 sayılı TTK’nın 776. maddesi uyarınca tüm unsurları içeren kambiyo senedi niteliğini haiz bono olup, senet üzerinde teminata ilişkin bir kayıt bulunmamaktadır. Alacaklı vekilinin cevap dilekçesinde “bono kredi borcunun geri ödenmesinde kullanılmak üzere verilmiştir” şeklindeki beyanı takip konusu senedin kredi sözleşmesinin teminatı olarak verildiği anlamına gelmez. Bu açıklama söz konusu senedin borçlular tarafından bankadan alınan kredi borcuna karşılık ifa amacıyla verildiğini gösterdiğinden, alacaklı vekilinin bu beyanı tek başına teminat iddiasını ispata yeterli değildir.
31. Takibe dayanak bononun üzerinde teminata ilişkin bir kayıt olmadığından borçluların başvurusu İİK’nın 169/a maddesi kapsamında borca itiraz olup, dayanak belgenin hangi ilişkinin teminatı olduğunun yazılı belge ile kanıtlanması gerekir. İİK’nın 169/a maddesi uyarınca belgede takip dayanağı senede açıkça atıf yapılması zorunlu olup, açıkça atıf yapıldığının kabulü için senedin, vade ve tanzim tarihleriyle miktarlarının belirtilmesi gereklidir.
32. Bu durumda mahkemece, borçlunun teminat iddiası ile ilgili belirttiği belgeler incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.
33. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; alacaklı vekilinin söz konusu beyanının bononun kredi sözleşmesinin teminatı olarak alındığının kabulünü gerektirecek ikrar niteliğinde olduğundan direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
34. Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 5311 sayılı Kanun’un 29. maddesi ile eklenen Geçici 7. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken İİK’nın 366/III. maddesi uyarınca kararın tebliğden itibaren on gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 22.06.2021 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY


6762 sayılı TTK 599. maddeye göre, poliçeden dolayı kendisine müracaat olunan kimse keşideci veya önceki hâmillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan def’ileri müracaatta bulunan hâmile karşı ileri süremez ise de hâmil, poliçeyi iktisabederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş ise bunu ileri sürebilecektir. Maddenin 6102 sayılı TTK’daki karşılığı olan 687. maddede de benzer hüküm yer almaktadır. Bu hükmün sonucu olarak hâmilin iyi niyetli üçüncü kişi olması hâlinde şahsi def’iler ileri sürülemez ise de keşideci önceki hâmil olan lehtara karşı şahsi def’ileri ileri sürebilecektir. Poliçeyle ilgili olan TTK 599. madde hükmü bonolara ilişkin yollama maddesi olan TTK 690. madde nedeniyle bonolar hakkında da uygulanır
Bu hükmün sonucu olarak bononun teminat olarak verildiği ididası şahsi def’i olarak ileri sürülebilecektir.
Bononun teminat olduğu iddiasının yazılı delille ispatı gerekir. Bu bono verilmesine esas sözleşme içeriğinden teminat bonosu alındığı anlaşılıyor ve bonoya açıkça atıf yapılmış ise teminat iddiası yazılı delille ispatlanmış olacaktır.
Bu sözleşmeden teminat bonosu alındığı anlaşılıyor ancak bu bonoya vade tarihi ve miktar yönünden bir atıf bulunmadığı takdirde bononun başka bir ilişkinin teminatı olarak verildiğini alacaklı ispatlamalıdır. Bu husus ispatlanmadığı takdirde bononun taraflar arasındaki ilişkinin sonucu olarak verilen teminat bonosu olduğu kabul edilmelidir.
Teminat iddiasının yazılı delille ispatı gerekli olup (HMK 200) yazılı delil bulunmuyor ise teminat iddiasının takdiri deliller ve bu kapsamda tanıkla ispatı mümkün değildir. Takdiri delille ispat mümkün değil ise de yazılı delil gibi ispat imkânı sağlayan diğer kesin delillerle ispat mümkündür. İcra hukuk mahkemesinde yemin deliline başvurulamaz ise de ikrar deliliyle bononun teminat amacıyla verildiği icra hukuk mahkemesinde ispatlanabilecektir.
Bir borç ilişkisi gereği taraflardan biri lehine bir para alacağı doğacağı kesin ve bu sözleşmeden doğacak alacakların tahsili için bir bono verileceği öngörülmüşse, bu bononun “ifa uğruna” verildiğinin kabulü gerekir ise de taraflar asıl sözleşme ile bono arasında bağ kurmuş olduklarından ifası gereken borç ortadan kalkmış ise bu bononun tahsil edilmeyeceğinin kabulü gerekir. Bu konudaki şahsi def’ilerin ileri sürülmesi mümkün olduğu takdirde dikkate alınması gerekeceğinden kayıtsız şartsız borç ikrarını içeren bir belgenin varlığından söz edilemeyeceği için kambiyo takibi de yapılamayacaktır. 2004 sayılı İİK 170/a maddede bu husus belirtilmiş ve takibin iptali sebebi olarak gösterilmiştir. Kambiyo takibi yapılamaması dar yetkili olan icra hukuk mahkemesinin teminatla ilgili koşulların yerine getirilip getirilmediğini inceleyemeyecek olmasıyla da ilgilidir. Zira kambiyo takibinde borçlu ancak aleyhindeki icra takibine karşı menfi tespit davası açarsa borçlu olmadığını ispat edebilecek, bu davanın icra takibinden sonra açılması hâlinde de ancak “icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi” konusunda ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir.
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; takibe konu bonoda teminat kaydı bulunmayıp nakden düzenlenmiş ise de bononun teminat senedi olduğu alacaklının ikrar nitelikli beyanıyla da ispatlanabilecektir. Alacaklı bononun verilen kredinin geri ödenmesinde kullanılmak üzere verildiğini beyan etmiş olduğundan ortada kayıtsız şartsız borç ikrarını içeren bir kambiyo senedi olmadığı kredi sözleşmesine bağlı olarak bu senedin alındığı ikrar edilmiştir.
Bu beyan bononun kredi sözleşmesinin teminatı olarak alındığının kabulünü gerektirecek ikrar niteiğindedir. Bononun tanzim tarihi 31.12.2008 olmasına rağmen vade tarihinin 02.12.2014 olması ve hesap kat tarihinin de aynı tarihi taşıması bononun vade tarihi doldurulmaksızın tedavüle çıkarıldığı ancak taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olarak hesap kat tarihi vade tarihi olarak yazılmak suretiyle sonradan doldurulduğunu da ortaya koymaktadır. Davacı bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ispatlamadığına göre anlaşmanın bu şekilde olduğu da kabul edilmelidir. Bu durumda bononun vadesinden önce kırdırılmak amacıyla borcun ödenmesi için alınmadığı, hesep kat ihtarından önce kredi sözleşmesine teminat olmak üzere alındığı ispatlanmıştır.
Davalı bu ikrarıyla bağlı olup icra hukuk mahkemesince de bu ikrara değer verilmelidir. Bononun teminat amaçlı alındığı ispatlanmış olduğu için kayıtsız şartsız borç ikrarını içermediği ispatlanan bu belgeye dayalı takibin İİK 170/a madde gereğince iptali kanuna uygun olup direnme kararının onanması gerektiği görüşünde olduğumuzdan bozma yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyoruz.