Takibe ve tahliyeye konu taşınmazın aile konutu olduğunun belirlenmesi-Tahliye Taahhüdü

➡️ Belirsiz süreli kira sözleşmesi-ihtarname ve dava açma süresi!

➡️ Kira sözleşmesinde birden çok kiracı varsa, ev sahibi tahliyeye yönelik takibi ve tahliye istemini hepsine karşı yöneltmelidir.

➡️ Yeni malik, eski malik zamanında verilmiş tahliye taahhüdüne dayanarak taahhüt nedeniyle tahliye davası açabilirmi?

➡️ Yeni Malik İhtiyaç Nedeniyle Tahliye İhtarname Örneği
  • ÖZET:
  • ➡️ Kural olarak; eşlerden birisi diğerine karşı ve ona tebaen taşınmazda oturduğundan “boşanma gerçekleşse bile” İİK.nun 276/son maddesi hükmü gereğince 3. kişi konumunda değildir. Ancak, kural bu olmasına karşın tahliyeye konu konutun “aile konutu” olarak kullanıldığı, şikayetçi eşin halen bu yerde oturmaya devam ettiği ileri sürüldüğüne göre şikayetçinin bu iddiası üzerinde durmak gerekir.
  • ➡️ 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Aile konutu” başlıklı 194/1. maddesinde; Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz” hükmü yer almakta; aynı Kanunun 194/3. maddesinde ise; “Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini isteyebilir.” düzenlemesi bulunmaktadır.
  • Bu hükümler göstermektedir ki, aile konutu özel bir konuma ve öneme sahip kılınmış ve üzerindeki tasarruf yetkisi yasa ile sınırlandırılmıştır. Takibe ve tahliyeye konu taşınmazın aile konutu olduğunun belirlenmesi halinde bu yasal gereklerin yerine getirilip getirilmediğinin araştırılması gerekecektir.  Şikayetçi tarafından Bakırköy 4. Aile Mahkemesinin 2012/ 25 E. sayılı dosyası ile dava açıldığına göre, anılan davanın, tahliyesi istenen yerin “aile konutu” olduğunun tespitine yönelik olarak açıldığının belirlenmesi halinde, bu dava bekletici mesele yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir (Hukuk Genel Kurulu’nun 26.10.2005 tarih ve 2005/12-676 E. 2005/600 K. sayılı ve 19.10.2005 tarih ve 2005/12-652 E. 2005/583 K. sayılı kararları).

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi         

2013/11579 E.  ,  2013/18318 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : Bakırköy 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 19/07/2012
NUMARASI : 2012/1110-2012/1096

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için  Tetkik Hakimi tarafından  düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de ;  Alacaklı tarafından, tahliye taahhüdüne dayalı olarak Y… S… aleyhine ilamsız icra takibine başlandığı, örnek 14 numaralı tahliye emrinin Y… S..’a 03/05/2012 tarihinde tebliğ edildiği, takibin itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, 04/07/2012 tarihinde tahliyenin infazı için taşınmaza gidildiği, şikayetçi A… Ö..’in ise icra mahkemesine başvurarak, taşınmazın aile konutu olduğunu, eşi E… Ö… ile aralarındaki boşanma davası ve taşınmaz hakkında aile konutu şerhi talebiyle açtığı davalarda taşınmaz üzerine tedbir konulmasına rağmen tedbir kararının Tapu Sicil Müdürlüğü’ ne geç ulaştırılmasından dolayı eşi E… Ö.. tarafından taşınmazın muvazaalı olarak satışının yapıldığı iddiasıyla mahkemelerce verilen tedbir kararları doğrultusunda tahliye kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmektedir. Dosya içinde mevcut Bakırköy 4. Aile Mahkemesinin 2012/ 25 E. sayılı ve 19/01/2012 tarihli tedbir kararı ve anılan mahkemeye hitaben yazılmış dava dilekçesi içeriği ile icra takip dosyasından, şikayetçi A… Ö…’in aralarında boşanma davası bulunan eşi E.. Ö.. adına kayıtlı taşınmazın, 02/02/2012 tarihinde E… Ö… tarafından Yüksel Suzan’a, 02/04/2012 tarihinde de Yüksel Suzan tarafından A… R.. A..’a satıldığı, Y… S.. tarafından A… R.. A…’a takip dayanağı tahliye taahhütnamesinin verildiği anlaşılmıştır.  A.. R.. A.. ile Y.. S.. arasındaki takip kesinleşmekle takibin tarafları arasındaki ilişkinin hukuksal niteliği ve kesinleşen takibin sonuçları uyuşmazlık konusu olmaktan çıkmıştır. Dolayısıyla şikayete konu olayda 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 276/son maddesinin uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
Burada alacaklı ile borçlu arasındaki ilişki üzerinde değil; şikayetçinin onlar karşısındaki konumu üzerinde durmak gereği ortaya çıkmaktadır.  Kural olarak; eşlerden birisi diğerine karşı ve ona tebaen taşınmazda oturduğundan “boşanma gerçekleşse bile” İİK.nun 276/son maddesi hükmü gereğince 3. kişi konumunda değildir. Ancak, kural bu olmasına karşın tahliyeye konu konutun “aile konutu” olarak kullanıldığı, şikayetçi eşin halen bu yerde oturmaya devam ettiği ileri sürüldüğüne göre şikayetçinin bu iddiası üzerinde durmak gerekir. Zira, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Aile konutu” başlıklı 194/1. maddesinde; Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz” hükmü yer almakta; aynı Kanunun 194/3. maddesinde ise; “Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini isteyebilir.” düzenlemesi bulunmaktadır.
Bu hükümler göstermektedir ki, aile konutu özel bir konuma ve öneme sahip kılınmış ve üzerindeki tasarruf yetkisi yasa ile sınırlandırılmıştır. Takibe ve tahliyeye konu taşınmazın aile konutu olduğunun belirlenmesi halinde bu yasal gereklerin yerine getirilip getirilmediğinin araştırılması gerekecektir.  Şikayetçi tarafından Bakırköy 4. Aile Mahkemesinin 2012/ 25 E. sayılı dosyası ile dava açıldığına göre, anılan davanın, tahliyesi istenen yerin “aile konutu” olduğunun tespitine yönelik olarak açıldığının belirlenmesi halinde, bu dava bekletici mesele yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir (Hukuk Genel Kurulu’nun 26.10.2005 tarih ve 2005/12-676 E. 2005/600 K. sayılı ve 19.10.2005 tarih ve 2005/12-652 E. 2005/583 K. sayılı kararları). Mahkemece yukarıda açıklanan hususlar gözardı edilerek eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ  : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.



Yargıtay 12. Hukuk Dairesi         

2013/25124 E.  ,  2013/32843 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : Bakırköy 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 19/07/2012
NUMARASI : 2012/1110-2012/1096

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının bozulmasını mutazammın 13.05.2013 tarih, 11579/18318 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Düzeltilmesi istenen Yargıtay ilamıyla bunda atıf yapılan mahkeme kararında yazılı gerekçeler ve dosyada mevcut belgeler karşısında karar düzeltme isteği yerinde görülmediği gibi HUMK. nun 440. maddesinde yazılı dört halden hiç birine de uymadığından İİK.nun 366. ve HUMK.nun 442. maddeleri uyarınca (REDDİNE), takdiren 220,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak hazineye gelir yazılmasına, 50,45 TL karar düzeltme harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 22.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi

Bir Cevap Yazın