Dilekçe Örnekleri Kira Artışı 2026 Kıdem Tazminatı Ceza Davaları Boşanma İcra Takibi Tüketici Hakları Yargıtay Kararları
POPÜLER

Bonoda yazılı borçlu yönünden bilinen son adres varken, tebligatın öncelikle mernis adresine çıkarılması usule uygun değildir.

Yargıtay’dan Usulsüz Tebligatla Emsal Karar; Bonoda yazılı borçlu yönünden bilinen son adres varken, tebligatın öncelikle mernis adresine çıkarılması usule uygun değildir.

Usulsüz Tebligatda; “Bilinen Son Adres” Kuralının Önemi:

Yargıtay; bonoda yazılı olan ve borçlu yönünden bilinen son adres olarak kabul edilmesi gereken bir adres varken, tebligatın mernis adresine çıkarılması usule uygun değildir.


İcra takiplerinde ödeme emri tebligatı, borçluya ulaşması ve yasal süreçlerin işlemesi açısından kritik bir öneme sahiptir. Ancak uygulamada sıkça karşılaşılan sorunlardan biri, tebligatın doğru adrese yapılıp yapılmadığıdır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2025/1931 E., 2025/3481 K. sayılı kararı, bu konuda “bilinen son adres” kuralının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koydu.


Davanın Konusu: Usulsüz Tebligat Şikayeti


Davada, alacaklı tarafından başlatılan genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde, borçlu icra mahkemesine başvurarak ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiğini ileri sürdü. Borçlu, tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olarak düzeltilmesini talep etti. İlk Derece Mahkemesi şikayeti reddederken, Bölge Adliye Mahkemesi de istinaf başvurusunu esastan reddetti. Bunun üzerine borçlu, kararı temyiz etti.


Yargıtay’ın Kararı: Bilinen Son Adres Esastır

7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun “Bilinen Adreste Tebligat” başlığını taşıyan 10. maddesinde; “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır” hükmüne yer verilmiş, Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/1. maddesinde de; “Tebligat, öncelikle tebliğ yapılacak şahsın bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tespitinde, tebliğ isteyenin beyanı, muhatabın veya diğer ilgililerin bildirimleri ya da mevcut belgeler esas alınır” düzenlemesi getirilmiştir.
7201 Sayılı Yasa’nın 10. maddesi ile ilgili değişikliğe ilişkin kanun gerekçesinde, kişilere getirilen adres kayıt sistemi zorunluluğu ile birlikte işleyişin kolaylaştığı dile getirilmiş, ancak yapılan yeni düzenlemeyle, öncelikle yine bilinen en son adrese tebligat yapılacağı, tebligatın yapılmasını isteyenin veya tebligatı çıkartan makamın bildirdiği adresin, tebligata elverişli olmadığının anlaşılması ya da bu adrese tebligat yapılamaması halinde, muhatabın 5490 Sayılı Kanun’a göre adres kayıt sistemindeki adresinin bilinen en son adresi olarak kabul edileceği ve tebligatın buraya yapılacağı açıklanmış, değişiklik ile birlikte adres kayıt sistemi dışında başkaca adres araştırması yapılmasının gerekmeyeceği vurgulanmıştır.


Yargıtay, kararında 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesi ve ilgili yönetmelik hükümlerini esas aldı. Bu maddede, tebligatın öncelikle tebliğ yapılacak şahsın bilinen en son adresinde yapılması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Kanun gerekçesinde de, adres kayıt sisteminin varlığına rağmen, tebligatın ilk olarak bilinen en son adrese yapılması zorunluluğu vurgulanmıştır.
Somut olayda, ödeme emri ilk olarak borçlunun mernis adresine gönderilmiş, ancak bu adresten taşındığı şerhiyle iade edilmiştir. Daha sonra alacaklının talebiyle aynı adrese Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebligat yapılmıştır. Ancak Yargıtay, icra dosyasındaki bonoda yazılı olan ve borçlu yönünden bilinen son adres olarak kabul edilmesi gereken başka bir adres varken, tebligatın mernis adresine çıkarılmasının usulüne uygun olmadığını tespit etti.
Yargıtay, bu durumda Tebligat Kanunu’nun 10. maddesindeki “bilinen son adrese tebligat çıkarma kuralının yerine getirilmediğine” hükmetti. Dolayısıyla, mahkemece borçlunun beyan ettiği öğrenme tarihinin esas alınarak tebliğ tarihinin düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğuna karar verdi.


Kararın Önemi ve Sonuç


Yargıtay, bu kararıyla Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararını kaldırarak, İlk Derece Mahkemesi’nin kararını bozdu. Bu karar, icra takiplerinde tebligatın usulüne uygun yapılmasının ve özellikle “bilinen son adres” kuralına riayet edilmesinin ne denli önemli olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Borçlunun haklarının korunması ve hukuki süreçlerin şeffaflığı açısından bu tür emsal kararlar büyük önem taşımaktadır.

Anahtar Kelimeler:

  • Ödeme Emri Tebligatı
  • Usulsüz Tebligat
  • Bilinen Son Adres
  • Tebligat Kanunu 10. Madde
  • İcra Takibi
  • Yargıtay Kararı
  • Hukuki Süreçler
  • Adres Kayıt Sistemi
  • Tebligat Tarihi Düzeltme

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi         

2025/1931 E.  ,  2025/3481 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından başlatılan genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiğini ileri sürerek tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olarak düzeltilmesini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince; şikayetin reddine karar verildiği, borçlu tarafından karara karşı istinaf yoluna başvurması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun “Bilinen Adreste Tebligat” başlığını taşıyan 10. maddesinde; “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır” hükmüne yer verilmiş, Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/1. maddesinde de; “Tebligat, öncelikle tebliğ yapılacak şahsın bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tespitinde, tebliğ isteyenin beyanı, muhatabın veya diğer ilgililerin bildirimleri ya da mevcut belgeler esas alınır” düzenlemesi getirilmiştir.
7201 Sayılı Yasa’nın 10. maddesi ile ilgili değişikliğe ilişkin kanun gerekçesinde, kişilere getirilen adres kayıt sistemi zorunluluğu ile birlikte işleyişin kolaylaştığı dile getirilmiş, ancak yapılan yeni düzenlemeyle, öncelikle yine bilinen en son adrese tebligat yapılacağı, tebligatın yapılmasını isteyenin veya tebligatı çıkartan makamın bildirdiği adresin, tebligata elverişli olmadığının anlaşılması ya da bu adrese tebligat yapılamaması halinde, muhatabın 5490 Sayılı Kanun’a göre adres kayıt sistemindeki adresinin bilinen en son adresi olarak kabul edileceği ve tebligatın buraya yapılacağı açıklanmış, değişiklik ile birlikte adres kayıt sistemi dışında başkaca adres araştırması yapılmasının gerekmeyeceği vurgulanmıştır. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda, kişiye önce bilinen son adresi esas alınarak tebligat yapılması zorunludur.
Somut olayda, ilk olarak borçlunun takip talebi ve ödeme emrinde yer alan ve aynı zamanda borçlunun o tarihteki mernis adresi olan “İnönü Mah. …. No:55 İç Kapı No:46 …/İzmir” adresine gönderilen ödeme emri tebligatının 22.12.2023 tarihinde muhatabın adresten taşındığı şerhi ile çıkış merciine iade edildiği, daha sonra alacaklının talebi ile ödeme emrinin 2.01.2024 tarihinde aynı adrese Tebligat Kanunu’nun 21/2 maddesine göre tebliğ edildiği görülmektedir.
Yukarıda açıklandığı üzere, öncelikle borçlunun bilinen en son adresine usulüne uygun tebligat çıkarılması zorunlu olup, ödeme emrinin, icra dosyasında alacaklının takip dayanağı olarak eklediği bonoda yazılı olan ve borçlu yönünden bilinen son adres olarak kabulü gereken “Musabey Mah. ….. Sok. No:26 …. …./İzmir” adresi yerine mernis adresine çıkarıldığı görülmekle, bu durumda Tebligat Kanunu’nun öngördüğü usullerde tebligat yapılmadığından, aynı kanunun 10. maddesi gereğince bilinen son adrese tebligat çıkarılması kuralının yerine getirildiğinden söz edilemez.
O halde borçlunun bilinen son adresinden farklı bir adrese ödeme emri tebligatı gönderildiği anlaşılmakla, mahkemece Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi uyarınca tebliğ tarihinin borçlunun beyan ettiği öğrenme tarihi esas alınarak düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ :
Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 373/1. maddesi uyarınca, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nin 27.12.2024 tarih ve 2024/1329 E. – 2024/3510 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
İzmir 10. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 28.03.2024 tarih, 2024/114 E. – 2024/314 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Sanal Hukuk – Footer
Scroll to Top