Dilekçe Örnekleri Kira Artışı 2026 Kıdem Tazminatı Ceza Davaları Boşanma İcra Takibi İcra Takip Programı Tüketici Hakları Yargıtay Kararları
POPÜLER

Yargıtay 2025 Kararı: Kadının başka bir erkeğin eve geldiğini kabul etmesi (ikrar) tek başına zina kanıtı sayılmaz

Yargıtay 2025 Kararı: Kadının başka bir erkeğin eve geldiğini kabul etmesi (ikrar) tek başına zina kanıtı sayılmaz.


Zina Nedeniyle Boşanma Davası – İspat, Süre, Affetme ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2025 Kararı

📅 Karar: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2024/4091 E. – 2025/2705 K.
📍 Tarih: 13 Mart 2025
⚖️ Konu: Zina nedeniyle boşanma – İspat, kusur, tazminat ve nafaka değerlendirmesi


Makale İçeriği


🔹 Zina Nedeniyle Boşanma Nedir?

Türk Medeni Kanunu’nun 161. maddesi, eşlerden birinin zina yapması hâlinde diğer eşe boşanma davası açma hakkı tanır.
Ancak bu hak mutlak değildir; belirli süre ve ispat şartlarına tabidir.

TMK m.161: “Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Boşanma sebebini öğrenmeden itibaren altı ay ve her hâlde fiilin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.”


🔹 Zina Nasıl İspatlanır? (Yargıtay’a Göre)

Yargıtay’a göre zina eyleminin ispatı, yalnızca “şüpheye yer bırakmayacak kesin delillerle” mümkündür.
Bu kapsamda;

✅ Cinsel ilişkinin fiilen gerçekleşmesi,
✅ Ya da gerçekleştiğine kesin karine oluşturacak deliller bulunması gerekir.

📌 Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025 tarihli kararı, bu konuda çarpıcı bir örnek oluşturmuştur. Kadının başka bir erkeğin eve geldiğini kabul etmesi (ikrar) tek başına zina kanıtı sayılmamıştır.

🔍 Mahkeme, “Kadının ikrarı sadece eve kitap getirdiğine ilişkindir; bu ikrardan hareketle zina sonucuna varılamaz.” diyerek delil değerlendirmesinde vicdani kanaatin önemini vurgulamıştır.


🔹 Zina Davasında Süre ve Affetme Şartı

  • Zina eylemini öğrenen eş 6 ay içinde dava açmalıdır.
  • Her hâlde fiilin üzerinden 5 yıl geçerse dava hakkı düşer.
  • Affetme, açık veya örtülü şekilde olabilir; örneğin birlikte yaşamaya devam etmek affetme sayılabilir.

Bu süreler hak düşürücü niteliktedir, mahkeme tarafından re’sen dikkate alınır.


Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025 Kararının Özeti

🧾 Karar No: 2024/4091 E., 2025/2705 K.
📍 Mahkeme: İzmir BAM 2. HD – Uşak 3. Aile Mahkemesi
📅 Tarih: 13.03.2025

Olay:

  • Kadın TMK 166/1’e dayanarak boşanma davası açtı.
  • Erkek, eşinin zina yaptığını iddia ederek karşı dava açtı.
  • İlk derece mahkemesi, kadının zina yaptığına ve erkeğin ekonomik/psikolojik şiddet uyguladığına hükmetti.
  • Bölge Adliye Mahkemesi, eşlerin eşit kusurlu olduğunu belirledi.
  • Yargıtay ise, zina delillerinin yeterli olmadığını, bu nedenle zina davasının reddedilmesi gerektiğini belirtti.

📌 Sonuç:
Zina davası ispatlanamadı.
Kadın, erkeğe göre daha az kusurlu sayıldı.
Kadın lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği belirtildi.
Ayrıca çocuğa hükmedilen nafaka miktarı az bulunarak karar bozuldu.


⚖️ Kusur Değerlendirmesi ve Tazminat

Yargıtay, boşanma davalarında kusur oranının doğrudan tazminat hakkını etkilediğini vurgulamaktadır.
TMK m.174 uyarınca, kusursuz veya daha az kusurlu eş;

  • Maddi tazminat (ekonomik destek kaybı),
  • Manevi tazminat (kişilik haklarına saldırı) talep edebilir.

Bu kararda Yargıtay şöyle değerlendirmiştir:

“Erkeğin kadına yönelik ekonomik ve psikolojik şiddeti, kadının kişilik haklarına saldırıdır.
Kadın ağır kusurlu değildir, bu nedenle lehine uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmelidir.”


Nafaka Hakkında Değerlendirme

Yargıtay, ortak çocuk için belirlenen iştirak nafakasını az bularak kararı bozmuştur.
TMK m.4 gereği hakkaniyet ilkesi dikkate alınarak yeniden değerlendirme yapılması gerektiğini belirtmiştir.


Sonuç ve Değerlendirme

Bu karar, özellikle şu noktaları vurgulamaktadır:

  1. Zina ispatı için güçlü deliller gerekir.
    (Sadece ikrar veya şüpheli davranış yeterli değildir.)
  2. Kusur oranı tazminatı doğrudan etkiler.
  3. Nafaka miktarı, güncel ekonomik koşullar ve çocuğun ihtiyaçlarıyla uyumlu olmalıdır.

Özetle:
Zina iddiası ciddi bir suçlamadır. İspat yükü bu iddiayı ileri süren eştedir. Aksi halde, davacı taraf hem tazminat ödemekle hem de nafaka yükümlüsü olmakla karşılaşabilir.


Sık Sorulan Sorular

1. Eşimle aynı evde başka biri görülürse bu zina sayılır mı?
➡️ Hayır. Yargıtay’a göre, yalnızca aynı evde bulunmak zina ispatı için yeterli değildir.

2. Eşimi affettim ama sonra pişman oldum, dava açabilir miyim?
➡️ Hayır. TMK m.161’e göre affeden eşin dava hakkı kalmaz.

3. Zina davası açmak için ne kadar sürem var?
➡️ Zina olayını öğrendikten sonra 6 ay, her hâlde 5 yıl içinde dava açmalısınız.

4. Sosyal medya mesajları zina delili sayılır mı?
➡️ Eğer mesajlar cinsel ilişkiyi veya ilişkiyi kesin biçimde gösteriyorsa delil olarak değerlendirilebilir.

5. Zina iddiası kanıtlanamazsa ne olur?
➡️ Davacı haksız çıkarsa tazminat ve yargılama giderlerine mahkûm edilebilir.


Karar Bilgisi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
E. 2024/4091 – K. 2025/2705
📅 13.03.2025
Sonuç:

  • Zina davası: Reddedildi
  • Kusur: Erkek ağır kusurlu
  • Tazminat: Kadın lehine
  • Nafaka: Artırılması gerektiği
  • Karar: Bozma

🔗 Kaynak:

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 13.03.2025 T., 2024/4091 E., 2025/2705 K.
📚 Türk Medeni Kanunu m.161, m.166, m.174
📚 Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.145



Yargıtay 2. Hukuk Dairesi         

2024/4091 E.  ,  2025/2705 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2243 E., 2024/568 K.
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Uşak 3. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2020/139 E., 2021/483 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, zina hukuki sebebi ile açılan karşı boşanma davasının kabulü, kadın ve çocuk için kabul edilen nafaka miktarları, karşı davada aleyhe hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama gideri yönünden; davalı- karşı davacı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi ve reddedilen tazminatlar yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı- karşı davacı erkek vekilinin tüm, davacı-karşı davalı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Davacı-karşı davalı kadın tarafından 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrasına dayanılarak boşanma davası açılmış, erkek tarafından ise aynı Kanun’un 161. maddesinde düzenlenen zina hukuksal nedenine dayalı, bunun kabul edilmemesi halinde ise 166 ncı maddesinin birinci fıkrasına dayalı karşı boşanma davası açılmıştır.

Taraflarca karşılıklı olarak açılan boşanma davalarının yapılan yargılaması neticesinde İlk Derece Mahkemesince, erkeğin kadına hitaben ” babam hasta ameliyat olacak para ver bana… defol git yüzünü görmek istemiyorum… suratını şeytan görsün” şeklinde mesajlar attığı, kadından ekonomik olarak beklenti içinde bulunduğu ve para alabilmek için ısrarcı tavır sergilediği, bu eylemleri ile kadına karşı ekonomik şiddet uyguladığı, hakaret içeren anlatımları ve kadını kendi telefonuna “tombik” olarak kaydettiği, kadına duygusal şiddet uyguladığı, kadının ise zina eylemini gerçekleştirdiği, bu suretle boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer’îlerine, karşı davanın ise zina hukuki sebebine dayalı olarak kabulü ile tarafların zina nedeniyle boşanmalarına ve ferilerine karar verilmiş, karar kadın vekilince istinaf edilmiş, istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince erkeğe … sarsıcı davranışta bulunma eylemi nedeniyle kusur verilmesi gerektiği, yapılan yargılama ve toplanan delillerden davacı karşı davalı kadının da başka bir erkekle zina eylemini gerçekleştirdiği olgusunun sabit olduğu, davalı karşı davacı erkeğin Mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen davacı karşı davalı kadına karşı ekonomik ve psikolojik şiddet uygulaması yanında … sarsıcı davranışlarda da bulunduğu, gerçekleşen bu durum karşısında tarafların kusur karşılaştırması yapıldığında boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekirken yazılı şekilde davacı karşı davalı kadının daha ağır kusurlu olduğunun kabul edilmesinin doğru görülmediği gerekçesi ile kusur belirlemesi, davalı karşı davacı erkek lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat yönünden kadının istinaf başvurusunun kabulü ile bu yönlerden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesisi ile kusurun gerekçesinin düzeltilmesine, erkeğin tazminat taleplerinin reddine, kadının sair istinaf istemlerinin ise esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince yukarıda sınırlandırıldığı şekilde temyiz edilmiştir.

“Eşlerden biri zina ederse diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur (TMK m.161). Zina hukuki sebebi ile açılan boşanma davasının kabul edilmesi için cinsel ilişkinin gerçekleşmesi veya gerçekleştiğine delalet edecek hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde karinenin bulunması gerekir. Somut olayda dava dışı F. isimli erkeğin o gün ortak konutta olduğunun kabulü ikrara dayalıdır. Ancak Mahkeme vicdani kanaatine göre ikrarı delil olarak kabul edebilir. Kadının bu konudaki ikrarı F. isimli kişinin o gün eve kitap getirdiğine ilişkindir. Kadının kapıyı kilitlediği ve geç açtığına, F. isimli erkek ile aralarında zina eyleminin gerçekleştiğine dair bir ikrarı bulunmamaktadır. Kadının ikrarının dışına çıkılarak zina eyleminin gerçekleştiğinin kabulü doğru değildir. Aksine zina eyleminin gerçekleştiği iddia edilen F. isimli kişi Mahkemece tanık olarak dinlenmiş, kadının ikrarı doğrultusunda anlatımda bulunmuş ve kadının beyanlarını teyit etmiştir. Bu durumda zina davasının kanıtlandığından söz edilemez.

Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre kadına isnat edilen zina olgusu gerçekleşmemiş ise de özellikle dosyaya erkek tarafından süresinden sonra sunulan ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 145 nci maddesi kapsamında değerlendirilebilecek sosyal medya ekran görüntüsüne göre kadının yaptığı sosyal medya paylaşımı ile … sarsıcı davranışlar sergilediği anlaşılmaktadır. Bu durumda boşanmaya sebep olan olaylarda … sarsıcı davranışta bulunan davacı -karşı davalı kadın kadın az, kadına karşı ekonomik ve psikolojik şiddet uygulayan ve … sarsıcı davranışlarda bulunan erkek ağır kusurludur. Bu durumda erkeğin karşı davada zina hukuki sebebi ile açtığı davanın reddi ile terditli olarak açtığı evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı boşanma davasının kabulü gerekir. Ne var ki, kadının aynı Kanun’nun 166 ncı maddesinin birinci fıkrasına dayalı asıl boşanma davasında verilen hüküm boşanma yönünden kesinleşmiştir. Dolayısıyla erkeğin karşı davadaki TMK 166/1 maddesine dayalı boşanma talebi konusuz kalmıştır. O halde, erkeğin 4721 sayılı Kanun’nun 166 ncı maddesinin birinci fıkrasına dayalı karşı boşanma talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve erkeğin karşı davadaki haklılık durumuna göre yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bu husus gözetilerek bir karar verilmek üzere bozmayı gerektirmiştir.

3.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı-karşı davalı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen “hakkaniyet kuralları” da dikkate alınarak davacı -karşı davalı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

4.Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre ortak çocuğun ihtiyaçlarına nazaran takdir edilen iştirak nafakası azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanunu’nun 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun nafakaya hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının erkeğin zina hukuki sebebine dayalı boşanma davasının kabulü, kusur belirlemesi, kadının reddedilen tazminat talepleri ile iştirak nafakasının miktarı yönünden kadın yararına BOZULMASINA,

2.Davalı-karşı davacı erkek vekilinin tüm, davacı- karşı davalı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmanın kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden …’e yükletilmesine,

Peşin alınan harcın istek halinde yatıran …’ye iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Sanal Hukuk – Footer
HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com
Scroll to Top