ÖZET :

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “genel yetkili mahkeme” başlıklı 6. maddesi “(1) Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.
  • (2) Yerleşim yeri, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre belirlenir. ” şeklinde düzenlenmiştir.
  • Ayrıca, aynı Kanun 19. maddesine göre; yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir. Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz. Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir. Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi

2016/19134 E. , 2020/8393 K.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 27.03.2015 gününde verilen dilekçe ile sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; mahkemenin yetkisizliğine dair verilen 25.02.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili ile davalının dava dışı diğer mirasçılarla birlikte kendilerine miras kalan Kars ili, Kağızman ilçesindeki taşınmazlar üzerine deprem evleri yapılması nedeniyle kamulaştırmasız el atma tazminatı olarak teslim edilen 523.000,00 TL’nin miras hisseleri oranında mirasçılara dağıtıldığını ancak davalıya miras hissesinden fazla bir ödeme yapıldığının fark edilmesi üzerine fazla ödemenin iadesi için talepte bulunulduğunu ancak davalının herhangi bir ödeme yapmaması nedeniyle 20.115,00 TL sebepsiz zenginleştiğini belirterek iş bu bedelin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte müvekkiline iadesini istemiştir.
Davalı, davacıya borcu bulunmadığını, bilakis davalının kendisine eksik ödeme yaptığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın terekeye ilişkin alacak davası olduğu belirtilerek murisin ikametgah mahkemesinin kesin yetkili mahkeme olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “genel yetkili mahkeme” başlıklı 6. maddesi “(1) Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.
(2) Yerleşim yeri, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre belirlenir. ” şeklinde düzenlenmiştir.
Ayrıca, aynı Kanun 19. maddesine göre; yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir. Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz. Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir. Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir.
Somut olayda, dava sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davası olup, yetkili mahkeme Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6. maddesinde düzenlenen genel yetki kuralına göre davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Bu maddede belirtilen yetki, kesin yetki hallerinden olmayıp, mahkemece kendiliğinden yetkisizlik kararı verilemeyeceği gibi yetki itirazı da yalnızca cevap dilekçesinde ileri sürülebilir.
Davacı vekili, davalının yerleşim yeri adresi olarak dava dilekçesinde… adresini göstererek, iş bu davayı … Asliye Hukuk Mahkemelerinde açmıştır. Davalının cevap dilekçesinde ise yetkiye ilişkin bir itiraz bulunmadığı anlaşılmıştır. Tüm bu açıklamalara göre, … Asliye Hukuk Mahkemelerinin yetkili mahkeme olduğu açık olmasına rağmen mahkemece, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 14.12.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi