ÖZET :

  • Kayyım atanması konusunda yetki ise TMK’nın 430. maddesinde temsil kayyımı ve yönetim kayyımı için ayrı ayrı düzenlenmiştir. Temsil kayyımı atanmasında yetkili mahkeme TMK’nın 430/1. maddesinde; “Temsil kayyımı, kendisine kayyım atanacak kimsenin yerleşim yeri vesayet makamı tarafından atanır” şeklinde belirtilmiştir. Yönetim kayyımlığında yetkili mahkeme ise TMK’nın 430/2. maddesinde ” Yönetim kayyımı, malvarlığının büyük bölümünün yönetildiği veya temsil edilen kimsenin payına düşen malların bulunduğu yer vesayet makamı tarafından atanır.” şeklinde düzenleme konusu yapılmıştır.
  • Kayyım atanmasına ilişkin davada kesin yetki söz konusu olup, bu yön kamu düzenine ilişkindir. Kayyımlık altına alınması istenilen kişinin dava tarihinden sonra yerleşim yerinin değişmesi hâlinde mahkemece yetkisizlik kararı verilemez (Gençcan, Ö.U: İstinaf Hükümlerine Göre Hazırlanmış Vasi-Kayyım- Yasal Danışman ve Vesayet Daireleri Yargıtay Uygulaması, Bilimsel Açıklama- En son İçtihatlar, Ankara 2019, s. 1035-1036).

Hukuk Genel Kurulu

2017/2772 E. , 2020/937 K.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

  1. Taraflar arasındaki “kayyıma yetki ve izin verilmesi” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Karşıyaka 2. Sulh Hukuk Mahkemesince verilen mahkemenin yetkisizliğine ilişkin karar davacı … vekili ile kayyım vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
  2. Direnme kararı davacı … vekili ile kayyım vekili tarafından temyiz edilmiştir.
  3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:

  1. Talepte bulunan kayyım vekili 13.09.2012 havale tarihli dilekçesinde; mahkemenin 25.01.2011 tarihli ve 2010/282 E., 2011/78 K. sayılı kararı ile Çiğli ilçesi 22402 ada 1 parselde kayıtlı taşınmazda hissedar olan … hakkında 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun uyarınca müvekkilinin kayyım olarak tayin edildiğini, … vekili … ile Yapımar Yapı Malzemeleri San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında yapılmış olan arsa karşılığı yapım sözleşmesi gereğince 22402 ada 1 parselde 2 nolu bağımsız bölümdeki …’a ait ½ payın şirkete devri ile çevre düzenlemesi ve trafo yapımı için talep edilen 22.000,33TL’nin ilgili firmaya ödenmesi için kayyıma yetki ve izin verilmesini istemiştir.
    Davalı Cevabı:
  2. Talep dilekçesinde hasım gösterilmemiş olup, kayyım tayin edilen … mirasçısı olduğunu belirten … davaya müdahale talebinde bulunmuştur. Müdahale talebinde bulunan … vekili 05.11.2014 havale tarihli dilekçesinde; müvekkili tarafından İstanbul 17. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/621 E. sayılı dosyası ile … hakkında ölümü ispat edilemediğinden gaiplik davası açtıklarını, gaiplik davası sonuçlanıncaya kadar eldeki davanın bekletilmesi gerektiğini ileri sürerek davaya müdahil olarak kabul edilmelerini istemiştir.
    Mahkeme Kararı:
  3. Karşıyaka 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 02.12.2014 tarihli ve 2010/282 E., 2011/78 K. sayılı ek kararı ile; yargılamanın devam ettiği sırada UYAP sisteminden nüfus kayıtlarının incelenmesinde, kayyım tayini istenilen …’ın …/İstanbul adresinde ikamet ettiğinin görüldüğü, kayyım tayini talep edilen …’ın yerleşim yeri adresinin İstanbul olduğu anlaşıldığından 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)’nun 411, 430 ve 431. maddesine göre mahkemenin yetkisizliğine, dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Şile Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar
    Özel Daire Bozma Kararı :
  4. Karşıyaka 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı … vekili ile kayyım vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
  5. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince 15.03.2016 tarihli ve 2015/8616 E., 2016/4426 K. sayılı kararı ile; “Dava, kayyım tayinine ilişkin olmayıp 3561 sayılı Kanun gereğince atanan kayyımın, kayyım tayin edilmiş olduğu kişiye ait payın dava dışı şirkete devri için kayyıma yetki ve izin verilmesi istemine ilişkindir. Aynı kişiye ait İzmir İli Çiğli İlçesi Balatçık Mahallesinde kain 22402 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki 2 nolu bağımsız bölümdeki 1/2 paya 3561 sayılı Kanun gereğince İzmir Defterdarı kayyım atandığına göre talep de kayyım tarafından yapıldığına ve istek çerçevesince kayyıma yetki ve izin verilmesi gerekip gerekmediği değerlendirilerek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, hatalı nitelendirme ile yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
    Direnme Kararı:
  6. Karşıyaka 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 20.12.2016 tarihli ve 2016/452 E., 2016/1397 K. sayılı kararı ile; vesayet davaları için geçerli olan kuralların kayyım ve yasal danışmanlık için de geçerli olduğu, kendisine temsil kayyımı atanan …’ın kayyım atandıktan sonra oturduğu yer adresinin Şile/İstanbul olarak değiştiği, dolayısıyla talep konusunda da …’ın oturduğu yer olan Şile vesayet makamının yetkili olduğu, TMK’nın 412/2. maddesinde “yerleşim yerinin değişmesi hâlinde yetki yeni vesayet dairelerine geçer” ifadelerine yer verildiği, yine aynı mahiyette mahkemece verilen kararın Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince onandığı gerekçeleriyle direnme kararı verilmiştir.
    Direnme Kararının Temyizi:
  7. Direnme kararı süresi içinde davacı … vekili ile kayyım vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK

  1. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun gereğince atanan kayyım tarafından, kayyım tayin edilmiş olduğu kişiye ait payın dava dışı şirkete devri için kayyıma yetki ve izin verilmesi istemiyle açılan eldeki davada, TMK’nın 411, 430 ve 431. maddeleri uyarınca yetkisizlik kararı verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE

  1. 4721 sayılı TMK’da kayyımlık; temsil kayyımlığı (TMK m. 426), yönetim kayyımlığı (TMK m. 427) ve isteğe bağlı kayyımlık (TMK m. 428) olmak üzere üç türde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerin hukuki sonuçları birbirinden farklı olup, aynı Kanun’un 403. maddesine göre kayyımın, belirli işleri görmek ya da mal varlığını yönetmek için atanacağı hüküm altına alınmıştır.
  2. Temsil kayyımlığı TMK’nın 426. maddesinde; “Vesayet makamı, ergin bir kişi, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri bir sebeple ivedi bir işini kendisi görebilecek veya bir temsilci atayabilecek durumda değilse, bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa, yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya resen temsil kayyımı atar.” şeklinde düzenlenmiştir. TMK’nın 426. maddesinde temsil kayyımlığı düzenlenmiş ise de kayyım olarak atanacak kişi belirtilmemiştir.
  3. TMK’nın 427. maddesinde yönetim kayyımlığı düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, bir kimse uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yer de bilinemezse bu kişinin mallarının yönetimi için yönetim kayyımı atanır. Yönetim kayyımı atanmasını gerektiren diğer hâller ise maddede ” 2. Vesayet altına alınması için yeterli bir sebep bulunmamakla beraber, bir kişi malvarlığını kendi başına yönetmek veya bunun için temsilci atamak gücünden yoksunsa,
  4. Bir terekede mirasçılık hakları henüz belli değilse veya ceninin menfaatleri gerekli kılarsa,
  5. Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa,
  6. Bir hayır işi veya genel yarar amacı güden başka bir iş için halktan toplanan para ve sair yardımı yönetme veya harcama yolu sağlanamamışsa” şeklinde sayılmıştır. Bu hallerden birinin mevcut olması hâlinde de yine vesayet makamı tarafından kişiye yönetim kayyımı atanacaktır.
  7. Yönetim kayyımlığında amaç, gerekli olan yönetimden yoksun kalan ve yönetimi başkaca yollarla sağlanamayan malvarlığının yönetilmesidir. 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun ile yönetim kayyımlığı konusunda özel düzenleme getirilmiştir. Anılan Kanun’un amacı 1. maddesinde “Bu Kanunun amacı, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi nedeniyle malvarlıkları üzerinde Hazine menfaatinin korunmasını sağlamak üzere; mahallin en büyük mal memurunun kayyım olarak atanması, yetkileri, yetki devri, kayyımlık mallarının yönetimi ve giderleri, kayyım ve görevli personele ödenecek ücretler ile diğer hususlara ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.” biçiminde açıklanmış, 2. maddesinde ise “22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 427 nci maddesine göre, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi veya ortada bulunmayan ve miras açıldığında sağ olup olmadığı ispatlanamayan mirasçının payının resmen yönetilmesi amacıyla kayyım atanmasının gerektiği hallerde, vesayet makamı; bu kimselerin malları üzerinde Hazinenin hak ve menfaati bulunup bulunmadığını, mahallin en büyük mal memurluğundan araştırır. Hazinenin hak ve menfaatinin söz konusu olduğunun anlaşılması hâlinde, mahallin en büyük mal memurunu yönetim kayyımı tayin eder.” hükmü öngörülmüştür.
  8. TMK’nın 403/3 ve 431. maddeleri uyarınca vasinin atanmasına ilişkin hükümlerin, aksi belirtilmiş olmadıkça kayyım atanması hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir. Vesayet işlerinde yetki TMK’nın 411. maddesine göre; ” Vesayet işlerinde yetki küçüğün veya kısıtlının yerleşim yerindeki vesayet dairelerine aittir” şeklindedir.
  9. Kayyım atanması konusunda yetki ise TMK’nın 430. maddesinde temsil kayyımı ve yönetim kayyımı için ayrı ayrı düzenlenmiştir. Temsil kayyımı atanmasında yetkili mahkeme TMK’nın 430/1. maddesinde; “Temsil kayyımı, kendisine kayyım atanacak kimsenin yerleşim yeri vesayet makamı tarafından atanır” şeklinde belirtilmiştir. Yönetim kayyımlığında yetkili mahkeme ise TMK’nın 430/2. maddesinde ” Yönetim kayyımı, malvarlığının büyük bölümünün yönetildiği veya temsil edilen kimsenin payına düşen malların bulunduğu yer vesayet makamı tarafından atanır.” şeklinde düzenleme konusu yapılmıştır.
  10. Kayyım atanmasına ilişkin davada kesin yetki söz konusu olup, bu yön kamu düzenine ilişkindir. Kayyımlık altına alınması istenilen kişinin dava tarihinden sonra yerleşim yerinin değişmesi hâlinde mahkemece yetkisizlik kararı verilemez (Gençcan, Ö.U: İstinaf Hükümlerine Göre Hazırlanmış Vasi-Kayyım- Yasal Danışman ve Vesayet Daireleri Yargıtay Uygulaması, Bilimsel Açıklama- En son İçtihatlar, Ankara 2019, s. 1035-1036).
  11. Yapılan açıklamalar ışığı altında somut olaya gelince; davacı … vekilinin talebi üzerine mahkemece 25.01.2011 tarihli ve 2010/282 E., 2011/78 K. sayılı kararı ile; 22402 ada 1 parselde 2 nolu bağımsız bölüm (1/2 payı) ile 10,13,15,16 ve 20 nolu bağımsız bölümlerin maliki … adına kayıtlı payları idare etmek üzere 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun’un 2. maddesine göre İzmir Defterdarının kayyım olarak atanmasına karar verildiği, eldeki davada kayyım tarafından dava dışı şirketle yapılan arsa karşılığı yapım sözleşmesi gereğince 22402 ada 1 parselde 2 nolu bağımsız bölümdeki …’a ait ½ payın şirkete devri ile çevre düzenlemesi ve trafo yapımı için talep edilen 22.000,33TL’nin ilgili firmaya ödenmesi için yetki ve izin verilmesi talebinde bulunulduğu görülmüştür.
  12. Talepte bulunan kayyımın 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun’un 2. maddesi gereğince yönetim kayyımı olarak atandığı, yönetim kayyımlığında yetkili mahkemenin TMK’nın 430/2. maddesinde gereğince malvarlığının büyük bölümünün yönetildiği veya temsil edilen kimsenin payına düşen malların bulunduğu yer vesayet makamı olduğu, kayyımlık altına alınan kişinin dava tarihinden sonra yerleşim yerinin değişmesi hâlinde mahkemece yetkisizlik kararı verilemeyeceği gözetildiğinde, mahkemece istek çerçevesince kayyıma yetki ve izin verilmesi gerekip gerekmediği değerlendirilerek sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.
  13. O hâlde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararında belirtilen ve yukarıda açıklanan ilave nedenlerle bozma kararına uyulması ve işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece yetkisiz olduğu gerekçesiyle önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
  14. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davacı … vekili ile kayyım vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen ve yukarıda açıklanan ilave nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
Aynı Kanun’un 440/III-2 ve 3. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 24.11.2020 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.