Dilekçe Örnekleri Kira Artışı 2026 Kıdem Tazminatı Ceza Davaları Boşanma İcra Takibi Tüketici Hakları Yargıtay Kararları
POPÜLER

Alacağın Temliki Halinde Munzam Zarar Hakkı Kime Aittir?


Alacağın Temliki ve Munzam Zarar: Yargıtay 6. HD Emsal Kararı ve Teknik Analiz

Alacağın Temlikinde Munzam Zarar Bilmecesi: Yargıtay’dan Emsal Karar (2026)

Borçlar hukukunun en teknik konularından biri olan munzam zarar (aşkın zarar), alacağın temliki ile birleştiğinde “aktif husumet” tartışmalarını da beraberinde getirmektedir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 13/01/2026 tarihli, 2025/811 E. ve 2026/141 K. sayılı kararı ile bu konuda çok net bir içtihat ortaya koymuştur.

1. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin Kararı ve Hukuki Gerekçesi

Söz konusu kararda Yargıtay; “Alacağın temliki halinde, aksi açıkça kararlaştırılmamış ise munzam zararın tazmin hakkı temlik edene aittir” diyerek, munzam zararın şahsiliği ilkesini ön plana çıkarmıştır.

Kararın gerekçesinde, munzam zararın (TBK m. 122) fer’i bir hak olmaktan ziyade, alacaklının kendi malvarlığında (likidite kaybı, döviz artışı, kredi faizi vb. nedenlerle) oluşan bağımsız bir tazminat hakkı olduğu vurgulanmıştır. Bu nedenle, asıl alacağın devredilmesi, bu tazminat hakkının kendiliğinden devredildiği anlamına gelmez.

2. Destekleyici ve Tamamlayıcı Diğer Yargıtay İçtihatları

Yargıtay’ın bu yaklaşımı münferit değildir. Geçmişten günümüze yerleşmiş diğer kararlar da bu teknik yapıyı desteklemektedir:

  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK), 2017/18-2800 E. 2021/1629 K.: “Munzam zarar, sorumluluğu kusura dayanan borçlu temerrüdünün hukuki bir sonucudur ve alacaklının zararının faizi aşan bölümüdür.” (Bu karar, zararın temlik edenin şahsında doğduğunu ispat açısından kritik bir temeldir).
  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi (Güncel Kararlar): Daire, munzam zararın asıl borç ve temerrüt faizinden “tamamen bağımsız yeni bir borç” olduğunu istikrarlı bir şekilde vurgulamaktadır. Bu bağımsızlık, temlik sözleşmesinde özel bir atıf yapılmasını zorunlu kılar.

3. Uygulamada “Aktif Husumet” Riski

Eğer bir avukat olarak müvekkiliniz adına devralınan bir alacağa dayanarak munzam zarar davası açıyorsanız, mahkeme aktif husumet yokluğu nedeniyle davanızı usulden reddedebilir.

Mahkeme Mantığı: “Zarar, temlik edenin (eski alacaklı) parayı zamanında alamaması yüzünden onun cebinden çıkmıştır. Temlik alan (yeni alacaklı) ise alacağı devraldığında bu zararı zaten bilerek veya kabul ederek devralmıştır, dolayısıyla onun şahsında yeni bir zarar doğmamıştır.”

Sanal Hukuk Arşivinden Faydalı Linkler

Konuyla doğrudan ilgili diğer detaylı analizlerimize göz atın:

4. Sonuç ve Avukatlar İçin Öneri

Munzam zarar talebinin devredilebilmesi için temliknamede mutlaka “munzam zarar talep hakları dahil” ifadesi geçmelidir. Aksi halde, temlik eden kişi bu hakkı elinde tutmaya devam eder.

Durum Sonuç (Yargıtay 6. HD)
Sıradan Temlik Hak Temlik Edende kalır.
Özel Şerhli Temlik Hak Temlik Alana geçer.


Munzam Zarar Rehberi 2026: Yargıtay Kararları, İspat Koşulları ve Temlik Esasları

Munzam Zararda Yeni Dönem: Yargıtay’dan Temlik ve İspat Kriterlerine Dair Kapsamlı İçtihatlar

Ekonomik konjonktürün etkisiyle hukuk dünyasının en çok konuşulan başlıklarından biri haline gelen munzam zarar (aşkın zarar), Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2025 ve 2026 yıllarında verdiği birbirini tamamlayan kararlarla yeni bir boyut kazandı. Bu makalede, hem munzam zararın ispat yöntemlerini hem de bu hakkın temlik (devir) süreçlerindeki kritik usulleri detaylandıracağız.

1. Munzam Zarar (Aşkın Zarar) Nedir?

Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesinde düzenlenen munzam zarar; borçlunun temerrüdü halinde, alacaklının uğradığı zararın temerrüt faizinden fazla olması durumunda ortaya çıkar. Yargıtay’ın yerleşik tanımıyla: “Borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda oluşan durum arasındaki farktır.”

2. Alacağın Temliki Halinde Hak Sahibi Kim? (Yrg. 6. HD 2026/141 K.)

İlk aşamada dikkat edilmesi gereken en kritik husus, davanın kim tarafından açılacağıdır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 13/01/2026 tarihli, 2025/811 E. 2026/141 K. sayılı ilamı uyarınca:

“Alacağın temliki halinde, aksi açıkça kararlaştırılmamış ise munzam zararın tazmin hakkı temlik edene (eski alacaklıya) aittir.”

Bunun temel nedeni, zararın temlik edenin ekonomik alanında, paranın devirden önce geç ödenmesi sebebiyle doğmuş olmasıdır. Eğer temlik alan bu hakkı kullanmak istiyorsa, temliknamede munzam zarar hakkının da devredildiği **açıkça** belirtilmelidir.

3. İspat Yükünde Devrim: Somut İspattan “Soyut Yöntem”e

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2024/3534 E. ve 2025/15 K. sayılı (Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi kararına karşı verilen) bozma ilamı, ispat hukukunda çığır açmıştır. Eskiden alacaklının “bu parayı alsaydım döviz alacaktım” veya “kredi çektim” gibi somut belgeler sunması istenirken, yeni kararla birlikte karine yöntemi benimsenmiştir.

Yargıtay’ın “Ekonomik Veriler Sepeti”

Mahkemece yapılacak hesaplamada artık şu verilerin ortalaması (sepet hesabı) dikkate alınacaktır:

  • TEFE-TÜFE: Yıllık enflasyon artış oranları.
  • Döviz ve Altın: USD, Euro ve altın fiyatlarındaki değişim.
  • Mevduat ve Tahvil: Bankaların 3 aylık vadeli faizleri ve devlet tahvili getirileri.
  • Asgari Ücret: Satın alma gücü göstergesi olarak asgari ücret artışları.

4. AYM ve AİHM Perspektifi: Mülkiyet Hakkının Korunması

Yargıtay bu kararlarında Anayasa Mahkemesi’nin (2025/2267 nolu başvuru vb.) mülkiyet hakkı ihlali kararlarına atıf yapmaktadır. Yüksek mahkeme, enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde borçlunun düşük temerrüt faizinden yararlanarak borcunu ödememesini “haksız kazanç” ve alacaklı için “olağan dışı külfet” olarak nitelendirmektedir.

5. Munzam Zarar Davasında Zamanaşımı ve Usul

Munzam zarar davası, alacağın tamamının tahsil edildiği tarihten itibaren 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabidir. Dava açılabilmesi için borçlunun temerrüde düşmüş olması (ihtar veya vade ile) ve bu temerrütte kusurlu olması şarttır. Ancak TBK m. 122 gereği borçlu, kusursuz olduğunu ispat etmedikçe sorumlu kabul edilir.

Sanal Hukuk Kaynakları ve Hızlı Erişim

Daha detaylı analiz ve dilekçe örnekleri için ilgili kategorilerimizi ziyaret edebilirsiniz:

Özet Tablo: Avukatlar İçin Uygulama Notları

Konu Kritik Bilgi
Hak Sahibi Aksi kararlaştırılmadıkça Temlik Eden.
İspat Yöntemi “Sepet Hesabı” ile soyut yöntem (Karine).
Zamanaşımı Tahsil tarihinden itibaren 10 yıl.
Sözleşme Notu Temliknamelere mutlaka “munzam zarar devredilmiştir” şerhi konulmalı.

Sanal Hukuk

*Bu içerik Sanalhukuk.org editörleri tarafından Yargıtay 6. HD 2026/141 K. ve 2025/15 K. sayılı kararları referans alınarak hazırlanmıştır.


Munzam Zararda Yeni Dönem: İspat Kolaylığı ve Temlik Esasları | Sanal Hukuk

Borçlar Hukuku Özel Analiz

Alacağın Temliki ve Yüksek Enflasyon Kıskacında Munzam Zarar: Yargıtay’dan Emsal Kararlar Rehberi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2025/15 K. ve 2026/141 K. sayılı ilamları ışığında ispat yükü, hesaplama yöntemleri ve aktif husumet ehliyeti.

1. Somut Olaydan İçtihada: Kayseri Dosyası

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2025/15 K. sayılı bozma ilamına konu olan olayda; bir kooperatif üyesine tahsis edilen konutun icra yoluyla satılması üzerine taraflar 135.000 TL bedelli bir senetle anlaşmış, ancak bu bedel yaklaşık 6 yıl sonra tahsil edilebilmiştir. Davacı, bu süreçte paranın enflasyon karşısında eridiğini, tahsil edilen rakamla artık bir ev almanın imkansız hale geldiğini belirterek munzam zarar (aşkın zarar) talebinde bulunmuştur.

Yerel Mahkeme ve Bölge Adliye Mahkemesi’nin “zararın somut olarak ispatlanamadığı” gerekçesiyle verdiği red kararları, Yargıtay tarafından mülkiyet hakkının korunması ve hayatın olağan akışı ilkeleri gereği bozulmuştur.

2. Munzam Zararın Hesaplanmasında “Ekonomik Veriler Sepeti”

Yargıtay, enflasyonist dönemlerde alacaklının parasını atıl tutmayacağı karinesinden hareketle, zararın belirlenmesinde şu 6 temel verinin ortalamasının (sepet hesabı) dikkate alınmasını emretmiştir:

📌 TEFE-TÜFE: Gerçekleşen enflasyon oranları.

📌 Döviz Kurları: USD ve Euro değişimleri.

📌 Mevduat Faizi: Bankaların 3 aylık vadeli faizleri.

📌 Altın Fiyatları: Gram ve çeyrek altın artışları.

📌 Devlet Tahvili: Tahvil ve bono getirileri.

📌 Asgari Ücret: Alım gücü artış oranları.

*Mahkemece, bu verilerin ortalamasından davacıya ödenen temerrüt faizi düşülerek net munzam zarar hesaplanacaktır.

3. Alacağın Temliki Halinde Munzam Zarar: 2026/141 K.

İspat kolaylığı sağlanan bu hakkın “kim tarafından” talep edilebileceği meselesi, Yargıtay 6. HD’nin 13.01.2026 tarihli 2025/811 E., 2026/141 K. sayılı ilamı ile netliğe kavuşmuştur. Karara göre:

“Alacağın temliki halinde, aksine açıkça kararlaştırılmamış ise munzam zararın tazmin hakkı temlik edene (alacağı devredene) aittir.”

Neden Temlik Edende Kalır? Çünkü zarar, alacak henüz devredilmeden önce, paranın zamanında ödenmemesi nedeniyle o dönemdeki alacaklının (temlik edenin) malvarlığında doğmuştur. Temlik alan (yeni alacaklı) ise alacağı devralırken mevcut ekonomik tabloyu kabul ederek girmiştir.

4. Anayasa Mahkemesi ve Mülkiyet Hakkı Vurgusu

Yargıtay, bu devrim niteliğindeki değişikliği yaparken Anayasa Mahkemesi’nin 21.12.2017 gün ve 2014/2267 sayılı mülkiyet hakkı ihlali kararına dayanmaktadır. AYM’ye göre; alacaklının enflasyon karşısında eritilmesi “şahsi ve olağan dışı bir külfet” yüklemekte, bu da kamu yararı ile birey hakları arasındaki adil dengeyi bozmaktadır.

Konu Başlığı Yargıtay’ın Nihai Görüşü
İspat Yöntemi Soyut yöntem (Ekonomik veriler sepeti yeterlidir).
Kusur Karinesi Borçlu, kusursuzluğunu ispatlamadıkça sorumlu kabul edilir.
Temlik Durumu Sözleşmede açıkça belirtilmedikçe devredene aittir.
Zamanaşımı Alacağın tamamının tahsil edildiği tarihten itibaren 10 yıl.

Sonuç ve Hukuki Tavsiye

Yüksek enflasyonist dönemlerde borçluların düşük temerrüt faizinden yararlanarak ödemeyi geciktirmesi, artık bir “haksız kazanç” kapısı olmaktan çıkmıştır. Alacaklıların veya meslektaşlarımızın munzam zarar davalarında aktif husumet sorununa düşmemek için temlik sözleşmelerine mutlaka “doğmuş ve doğacak munzam zarar talep hakları dahil” ibaresini eklemeleri veya davayı doğru taraf adına açmaları kritik öneme sahiptir.

Kaynaklar: Yargıtay 6. HD 2025/15 K., 2026/141 K.; AYM 2014/2267 Başvuru; TBK m. 122.

Analiz: Sanalhukuk.org Editör Ekibi | 2026

Bu makale, Sanalhukuk.org okurları için güncel içtihatlar ışığında hazırlanmıştır. Profesyonel yardım almadan işlem yapmayınız.


Alacağın Temliki Halinde Munzam Zarar Hakkı Kime Aittir? Yargıtay 6. HD 2025/811 E.

Borçlar Hukuku — Yargıtay İçtihadı

Alacağın Temliki Halinde Munzam Zarar Hakkı Kime Aittir? Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nden Emsal Karar

Yargıtay 6. HD — 13.01.2026 — 2025/811 E., 2026/141 K.

sanalhukuk.org editörü tarafından | TBK m. 122 · TBK m. 189

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 13 Ocak 2026 tarihinde verdiği 2025/811 E., 2026/141 K. sayılı kararla, alacağın devri sözleşmelerinde uzun süredir tartışılan önemli bir soruyu yanıtladı: Temlik edilen bir alacağa bağlı munzam zarar (aşkın zarar) tazminat hakkı, aksine açık bir kararlaşma yoksa temlik edene mi kalır, yoksa temlik alanın mal varlığına mı geçer?

Daire, net bir ilke koydu: Aksine açıkça kararlaştırılmamış ise munzam zarar tazminat hakkı temlik edene aittir; alacağın devriyle birlikte kendiliğinden temlik alana geçmez. Bu karar, alacak devri işlemlerinin kaleme alınmasında ve alacak tahsiline yönelik davaların yürütülmesinde kritik pratik sonuçlar doğurmaktadır.

Karar Kimlik Bilgileri

Mahkeme

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi

Tarih

13.01.2026

Esas No

2025/811

Karar No

2026/141

Karar Ozeti

“Alacağın temliki halinde aksine açıkça kararlaştırılmamış ise munzam zararın tazminat hakkı temlik edene aittir.”

Ilgili Maddeler: TBK m. 122 — TBK m. 189

Icindekiler

1. Alacağın Temliki Nedir? TBK m. 183–194 Çerçevesi
2. Munzam (Aşkın) Zarar Nedir? TBK m. 122 Hükmü
3. Temliken Geçen Haklar: TBK m. 189 ve Sınırları
4. Munzam Zarar Hakkının Temlikteki Konumu: Sorunun Özü
5. Yargıtay 6. HD 2025/811 E., 2026/141 K. Kararının Analizi
6. Karardaki Hukuki Gerekçe: Neden Temlik Edende Kalır?
7. Önceki İçtihatlarla Bağlantı ve Yeni İspat Standardı
8. Pratik Sonuçlar: Sözleşme Kaleme Alma ve Dava Açma
9. Sık Sorulan Sorular (SSS)
10. Sonuç

1. Alacağın Temliki Nedir? TBK m. 183–194 Çerçevesi

Dogrudan yanit: Alacağın temliki, alacak hakkının alacaklı tarafından borçlunun rızası aranmaksızın üçüncü kişiye devredilmesidir; temlik ile eski alacaklı (temlik eden) borç ilişkisinden çıkar, yerine yeni alacaklı (temlik alan) geçer.

Türk Borçlar Kanunu’nun 183. maddesi, aksine yasal veya sözleşmesel bir engel bulunmadıkça her türlü alacağın üçüncü kişilere devredilebileceğini düzenler. Alacağın temliki, hem bir sözleşme hem de bir tasarruf işlemi niteliği taşır; temlik sözleşmesi ise yazılı şekilde yapılmadıkça geçerlilik kazanmaz (TBK m. 184).

Temlik, borç ilişkisinde yalnızca alacaklının şahsını değiştirir; borçlu, yeni alacaklıya karşı eski alacaklıya karşı sahip olduğu bütün savunmaları ileri sürebilir (TBK m. 188). Borçluya temlikin ihbarı, geçerlilik şartı değildir; ancak ihbardan önce eski alacaklıya iyiniyetle ödeme yapan borçlu borcundan kurtulur.

Kanundan kaynaklanan temlik yasağına örnek olarak işçi ücretinin saklı kısmı ve nafaka alacağı gösterilebilir. İşin niteliğinden kaynaklanan yasak ise manevi tazminat istemini kapsar; manevi tazminat alacağı, karşı tarafça kabul edilmedikçe devredilemez (TMK m. 25).

2. Munzam (Aşkın) Zarar Nedir? TBK m. 122 Hükmü

Dogrudan yanit: Munzam zarar, para borcunun geç ödenmesi nedeniyle alacaklının uğradığı toplam zararın temerrüt faizini aşan kısmıdır; bu ek tazminatı talep edebilmek için borçlunun kusurlu olması gerekir.

TBK m. 122/1 şu hükmü içermektedir: “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.” Temerrüt faizi, para borçlarında borcunu geç ödeyen borçlunun ödemek zorunda olduğu götürü tazminat niteliğindedir. Ancak yüksek enflasyon ortamlarında yasal faiz oranlarının gerçek değer kaybının çok gerisinde kalması, munzam zarar taleplerini uygulamada giderek yaygınlaştırmıştır.

Munzam zararın talep edilebilmesinin şartları dört başlık altında toplanır: (i) para borcunda borçlu temerrüdü, (ii) temerrüt faizini aşan gerçek zarar, (iii) uygun illiyet bağı, (iv) borçlunun kusuru. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre kusurun varlığı karine olarak kabul edilmekte; borçlunun kusursuzluğunu ispat etmesi gerekmektedir.

Yargitay Hukuk Genel Kurulu — 10.11.1999 — 1998/13-353 E., 1999/929 K.

Munzam zarar, sorumluluğu kusura dayanan borçlu temerrüdünün hukukî sonucudur; alacaklının zararının faizi aşan bölümüdür. Borçlunun temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı alacaklının malvarlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda oluşan durum arasındaki farktır.

Yargıtay HGK — Referans Karar

Munzam zarar borcunun hukuki sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukuka aykırılıktır. Bu niteliğiyle munzam zarar, asıl borç ve temerrüt faizinden tamamen bağımsız, yeni bir maddi tazminat borcu olarak nitelendirilmektedir (Yargıtay 11. HD, 2018/1512 E., 2019/3201 K.). İşte bu bağımsızlık, söz konusu hakkın temlik halindeki konumunu belirlemede kilit öneme sahiptir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 13.01.2025 tarihli 2024/3534 E., 2025/15 K. sayılı kararıyla munzam zararın ispatında soyut ispat kuralını benimseyerek enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde ayrıca somut ispat aranmaksızın munzam zararın varlığının kabul edilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Dolayısıyla munzam zarar hem ispat yöntemi hem de hak sahipliği bakımından güncel tartışmaların odağında yer almaktadır.

3. Temliken Geçen Haklar: TBK m. 189 ve Sınırları

Dogrudan yanit: TBK m. 189 uyarınca alacağın temlikiyle birlikte devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı haklar da devralana geçer; işlemiş faiz, kefalet, rehin ve dava hakkı bu kapsamdadır.

TBK m. 189, alacağın temliki ile birlikte temlik alana geçecek hakları düzenler. Madde metnine göre “alacağın devri ile devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı haklar da devralana temlik olur.” Temlik ile devralana geçen haklar şöyle sıralanabilir: kefalet ve rehin gibi teminat hakları, kanuni ipotek hakkı, hapis hakkı, mülkiyeti saklı tutma hakkı, dava açma ve icra takibinde bulunma hakkı, işlemiş faiz alacağı.

Maddenin kritik istisnası “devredenin kişiliğine özgü” haklardır. Bu kategorideki haklar, asıl alacakla birlikte temlik alana geçmez. Madde 189’un bu ayrımı, munzam zarar hakkının nereye konumlandırılacağının belirlenmesinde temel belirleyicidir.

Hak Türü Temlik Alanına Geçer mi? Hukuki Dayanak
İşlemiş faiz Geçer TBK m. 189/2
Kefalet ve rehin Geçer TBK m. 189/1
Dava ve icra hakkı Geçer TBK m. 189/1
Munzam zarar tazminat hakkı Geçmez (kural) TBK m. 189 — Yrg. 6. HD 2026/141 K.
Ceza koşulu (cezai şart) Geçer TBK m. 189/1
Manevi tazminat alacağı Geçmez TMK m. 25 — kişiliğe özgü hak

4. Munzam Zarar Hakkının Temlikteki Konumu: Sorunun Özü

Dogrudan yanit: Munzam zarar hakkı, alacağın temlik edildiği tarihe kadar geçen dönemde fiilen zarara uğrayan temlik edenin sahip olduğu, bireye özgü bir talep hakkıdır; devir sözleşmesinde aksi açıkça kararlaştırılmadıkça temlik alanın değil, temlik edenin hakkıdır.

Uygulamada sık karşılaşılan şu tablo, sorunun pratik önemini açıkça ortaya koymaktadır: A, B’den olan 500.000 TL’lik alacağını C’ye temlik ediyor. B temerrüde düşmüş durumdadır ve alacağın tahsil edilememesi nedeniyle A, temerrüt faizini aşan fiili bir zarara uğramıştır. C, temlikten sonra alacağı tahsil ediyor. Peki TBK m. 122 kapsamındaki munzam zarar davası kimin açabileceği bir dava mıdır, A’nın mı yoksa C’nin mi?

Bu soruda iki farklı yaklaşım mümkündür. Birinci yaklaşıma göre munzam zarar, asıl alacağa bağlı bir yan hak (fer’i hak) niteliği taşıdığından TBK m. 189 çerçevesinde temlik alanın mal varlığına geçer. İkinci yaklaşıma göre ise munzam zarar, asıl alacaktan tamamen bağımsız, borçlunun temerrüdünden doğan ve alacaklının şahsına özgü zarara dayanan bir talep hakkıdır; dolayısıyla TBK m. 189’daki “kişiliğe özgü” istisnası kapsamında kalır.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 2025/811 E., 2026/141 K. sayılı kararında ikinci yaklaşımı benimsemiştir.

5. Yargıtay 6. HD 2025/811 E., 2026/141 K. Kararının Analizi

Daire, söz konusu kararında alacağın temlikiyle birlikte TBK m. 189 kapsamında temlik alana geçen hakların tespitine ilişkin değerlendirme yaparken, munzam zarar hakkının bu kategori içinde yer almadığını açık bir biçimde ortaya koymuştur. Kararın özünde şu hukuki saptama yatmaktadır: Munzam zarar, belirli bir kişinin somut zarara uğramış olmasına dayanan tazminat hakkıdır; bu zarar temlik edenin mal varlığında doğmuştur ve kişiliğinden bağımsız bir hak olarak temlik alana intikal ettirilmesi, hakkın doğasıyla bağdaşmaz.

Yargitay 6. Hukuk Dairesi — 13.01.2026 — 2025/811 E., 2026/141 K.

“Alacağın temliki halinde aksine açıkça kararlaştırılmamış ise munzam zararın tazminat hakkı temlik edene aittir.”

TBK m. 122 · TBK m. 189

Bu karar aynı zamanda bir tasarruf özgürlüğü alanı da bırakmaktadır: Taraflar temlik sözleşmesinde aksini açıkça kararlaştırabilirler. Başka bir deyişle, temlik eden kişi, munzam zarar hakkını da devretmeyi dilerse bunu devir sözleşmesine açık bir hüküm olarak yazmalıdır. Aksine açık düzenleme yoksa kural, hakkın temlik edende kaldığı yönündedir.

Kararın dikkat çeken bir diğer boyutu, önceki içtihatlarda zaman zaman karışık biçimde ele alınan “bağlı hak” kavramıyla munzam zarar arasındaki ilişkiyi açık bir ayrımla ortaya koymasıdır. Faiz, kefalet ve rehin gibi haklar asıl alacağın varlığına bağlı yan haklardır (fer’i hak); munzam zarar ise Yargıtay 11. HD’nin 2018/1512 E. kararında da vurgulandığı üzere asıl borçtan bağımsız, yeni ve özerk bir borç türüdür.

6. Karardaki Hukuki Gerekçe: Neden Temlik Edende Kalır?

Daire’nin kararının altında yatan hukuki mantık, birkaç temel argümana dayanmaktadır.

Argüman 1 — Zararin Kişisel Niteligi

Munzam zarar, belirli bir kişinin (temlik edenin) mal varlığında gerçekleşen somut eksilmedir. Temlik alan, bu zarara uğramamıştır. Zararı doğmamış bir kişinin tazminat talep etme hakkının olmaması, tazminat hukukunun temel ilkesidir: Zarar görmeksizin tazminat talep olunamaz.

Argüman 2 — TBK m. 189’daki Kisilige Özgü Haklar Istisnasi

TBK m. 189, temlik ile devralana geçecek hakları düzenlerken “devredenin kişiliğine özgü olanlar” için açık bir istisna öngörmüştür. Munzam zarar, temlik edenin somut durumuna, mal varlığının yapısına ve borcun geç ödenmesinden kaynaklanan kişisel ekonomik kayıplarına bağlı bir talep hakkıdır. Bu kişisel bağ, hakkı “devredenin kişiliğine özgü” kategorisine sokmaktadır.

Argüman 3 — Munzam Zararin Asil Alacaktan Bagimsizligi

Yargıtay içtihadında yerleşik olduğu üzere, munzam zarar borcu asıl borç ve temerrüt faizinden tamamen bağımsız, yeni bir borç olarak nitelendirilmektedir. “Fer’i hak” kavramı, asıl alacağın varlığına bağlı olan hakları kapsar. Oysa munzam zarar, asıl alacaktan bağımsız olarak varlık kazanan ve borçlunun temerrüdünün bağımsız bir hukuki sonucu olan özerk bir talep hakkıdır; dolayısıyla TBK m. 189 anlamında “bağlı hak” değildir.

Argüman 4 — Sözlesme Özgürlügü ile Kural-İstisna Dengesi

Karar, “aksine açıkça kararlaştırılmamış ise” ifadesiyle sözleşme özgürlüğü alanını açık bırakmıştır. Taraflar, temlik sözleşmesine açık bir hüküm ekleyerek munzam zarar hakkını da temlik alana devredebilirler. Bu düzenleme, borç ilişkilerinde tarafların irade özerkliğini zedelemeden sağlıklı bir varsayılan kural (default rule) oluşturmaktadır.

7. Önceki İçtihatlarla Bağlantı ve Yeni İspat Standardı

2025/811 E., 2026/141 K. sayılı karar, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin munzam zarara ilişkin zengin içtihat birikimi üzerine inşa edilmiştir. Özellikle dikkat çeken bağlantılar şöyle özetlenebilir.

Daire, 13.01.2025 tarihli 2024/3534 E., 2025/15 K. sayılı kararıyla enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde munzam zararda soyut ispat yöntemini benimseyerek alacaklıların zararlarının karine olarak kabul edilmesi gerektiğini hükme bağlamıştır. Aynı Daire, 2025/544 E., 2025/3055 K. sayılı kararında bu ilkeyi pekiştirmiştir. 13.01.2026 tarihli 2025/811 E. kararı ise kimin bu tazminatı talep edebileceğini netleştirmekte; soyut ispat standardını benimsemek suretiyle kazanılan avantajın yalnızca fiilen zarara uğrayan temlik edenin yararına olabileceğini teyit etmektedir.

2024/3534 E. — 13.01.2025

Yüksek enflasyon döneminde munzam zararın varlığı karine olarak kabul edilir; soyut ispat yöntemi geçerlidir.

Konu: İspat standardı

2025/811 E. — 13.01.2026

Temliki halinde munzam zarar hakkı aksine kararlaşma yoksa temlik edende kalır; temlik alana geçmez.

Konu: Hak sahipligi

Öte yandan Daire, 2024/774 E., 2025/1715 K. sayılı kararında temlik sözleşmesi kapsamında ödenen ek bedellerin doğrudan temerrütten kaynaklanıp kaynaklanmadığının araştırılması gerektiğini vurgulamıştır. Bu içtihat, temlik alanın tazminat talep edebileceği bazı özel durumlara yer açmakla birlikte, temlik alanın munzam zarar hakkını değil, kendi bağımsız zararını talep edebileceğini göstermektedir.

8. Pratik Sonuçlar: Sözleşme Kaleme Alma ve Dava Açma

Bu karar, hem alacak devri sözleşmelerinin kaleme alınmasında hem de munzam zarar davalarının yürütülmesinde dikkate alınması gereken köklü pratik değişiklikler doğurmaktadır.

Temlik Sözleşmelerinin Kaleme Alınması

Alacağını devreden kişinin (temlik edenin), temlik tarihi öncesi dönem için munzam zarar hakkını elinde tutmak istiyorsa herhangi bir ek düzenleme yapmasına gerek yoktur; Yargıtay’ın benimsediği kural bu yöndedir. Ancak temlik alan kişi, bu hakkın kendisine de devredilmesini istiyorsa sözleşmeye aşağıdaki gibi açık bir hüküm eklenmesi zorunludur:

“Temlik eden, işbu sözleşmenin konusu alacakla bağlantılı olarak borçlunun temerrüdünden doğan munzam zarar tazminat hakkını (TBK m. 122) da temlik alana devrettiğini beyan eder.”

Bu hüküm olmaksızın yapılan temlikte, temlik alan taraf B borçlusundan TBK m. 122 kapsamında munzam zarar talep etme hakkına sahip olmayacaktır.

Dava Açma ve Aktif Husumet

Bu karar doğrultusunda, alacağı temlik etmiş olmasına karşın munzam zarar davası açan temlik edenin aktif husumet ehliyeti korunmaktadır. Temlik alanın bu davayı açması ise sözleşmede açık devir hükmü olmadığı sürece husumet yokluğu gerekçesiyle redde tabi olacaktır.

Dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta şudur: Alacağın temlik edildiği tarihe kadar temlik edenin uğradığı zarar ile temlikten sonraki dönemde temlik alanın uğradığı zarar birbirinden ayrı değerlendirilmelidir. Temlik alanın, borçlunun temerrüdü nedeniyle kendi mal varlığında uğradığı bağımsız zararı talep etmesi ise farklı bir hukuki zemine dayanmaktadır ve 2026/141 K. sayılı kararın kapsamı dışındadır.

Alacağın temliki sözleşmesine ilişkin örnek metin için: Alacağın temliki sözleşmesi örneği (sanalhukuk.org)

Zamanaşımı Sorunu

Temlik edenin munzam zarar hakkı, asıl alacağın temlikiyle birlikte zamanaşımı bakımından da ayrı bir değerlendirmeye tabidir. Munzam zarar, asıl alacaktan bağımsız bir alacak hakkı niteliği taşıdığından, temlik edenin bu hakkı ayrı bir dava açarak ileri sürebileceği unutulmamalıdır. Yargıtay içtihadı, munzam zarar davalarının asıl alacağın faizi ile birlikte tahsiline yönelik icra takibinde veya davada herhangi bir ihtirazi kayıt konulmasına gerek olmaksızın ayrı bir dava ile zamanaşımı süresi içinde her zaman açılabileceğini kabul etmektedir.

Sık Sorulan Sorular (SSS)

Alacağını temlik eden kişi, temlikten sonra munzam zarar davası açabilir mi?

Evet. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2025/811 E., 2026/141 K. sayılı kararı, aksine açık sözleşme hükmü bulunmadıkça munzam zarar tazminat hakkının temlik edende kaldığını açıkça belirtmektedir. Temlik eden, alacağını devretmiş olmasına rağmen TBK m. 122 kapsamında munzam zarar davası açma hakkını korur.

Temlik sözleşmesine hangi hükmü eklesek munzam zarar hakkı da temlik alana geçer?

Karar, “aksine açıkça kararlaştırılmamış ise” ifadesiyle sözleşme özgürlüğünü açık bırakmaktadır. Sözleşmeye “TBK m. 122 kapsamındaki munzam zarar tazminat hakkı da temlik alana devredilmiştir” gibi açık ve tartışmaya kapalı bir hüküm eklenmesi halinde bu hak da temlik alana geçecektir.

Temlik alan, borçlunun temerrüdü nedeniyle kendi uğradığı zararı talep edebilir mi?

Temlik alan, temlik edenin munzam zarar hakkını kullanamaz; ancak kendi mal varlığında gerçekleşen bağımsız zararını ayrı bir hukuki zemin üzerinden talep etmesi farklı bir meseledir. Bu durum, 2025/811 E. kararının kapsamı dışındadır ve ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.

Munzam zarar hakkı için ihtirazi kayıt koymak gerekir mi?

Hayır. Yargıtay içtihadı, asıl alacağın faizi ile birlikte tahsiline yönelik icra takibinde veya davada munzam zarar hakkının saklı tutulduğunu gösteren ihtirazi kayıt konulmasına gerek bulunmadığını; munzam zarar davasının ayrı bir dava ile zamanaşımı süresi içinde her zaman açılabileceğini kabul etmektedir.

Bu kararın önemi nedir? Sadece yüksek enflasyon dönemleri için mi geçerlidir?

Karar, enflasyon düzeyinden bağımsız olarak her alacak devri işlemi için geçerli genel bir kural koymuştur: Munzam zarar hakkı varsayılan olarak temlik edende kalır. Bunun uygulamadaki önemi yüksek enflasyon dönemlerinde artmakta; çünkü munzam zarar talepleri bu dönemlerde çok daha büyük ekonomik değer taşımaktadır.

Temlik edilen alacak için munzam zarar nasıl hesaplanır?

Hesaplama, temerrüt tarihinden temlik tarihine kadar geçen dönem esas alınarak yapılmalıdır. Bu süre içinde TÜFE-TEFE oranları, vadeli mevduat faizleri, devlet tahvili getirileri, döviz kuru değişimleri ve altın fiyatlarındaki yükseliş “sepet formülü” ile değerlendirilerek uzman bilirkişi görüşüne başvurulması gerekmektedir (Yargıtay 6. HD, 2024/3534 E., 2025/15 K.).

Sonuç

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 13.01.2026 tarihli 2025/811 E., 2026/141 K. sayılı kararı, alacak devri işlemlerindeki munzam zarar hakkı sorununun cevabını net biçimde ortaya koymuştur: Aksine açıkça kararlaştırılmamış ise munzam zararın tazminat hakkı temlik edene aittir.

Bu sonucun hukuki temelleri birbirine güçlü biçimde bağlıdır: munzam zararın asıl alacaktan bağımsız yeni bir borç olması, kişisel zarar unsuru ve TBK m. 189’daki “kişiliğe özgü hak” istisnası. Öte yandan taraflar, temlik sözleşmesine açık bir hüküm eklemek suretiyle bu varsayılan kuralın aksini kararlaştırabilirler.

Bu kararın özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde yapılan alacak devri işlemlerinde büyük ekonomik önem taşıdığı açıktır. Alacaklarını devreden kişiler, bu hakkı saklı tuttuklarını bilerek işlem yapmalı; devralanlar ise bu hakkın kendilerine geçmesini istiyorlarsa sözleşmeye açık hüküm eklemeyi ihmal etmemelidir.

Bu makale sanalhukuk.org editörü tarafından bilgilendirme amaçlı kaleme alınmıştır. Hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Bireysel hukuki durumunuz için bir avukattan yardım almanızı tavsiye ederiz.
Kaynaklar: Yargıtay 6. HD, 2025/811 E., 2026/141 K. (13.01.2026); TBK m. 122, 183–194; Yargıtay HGK, 1999/929 K.; Yargıtay 11. HD, 2019/3201 K.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Sanal Hukuk – Footer
Scroll to Top