• ÖZET:
  • Kasten basit yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, ancak sanığın yokluğunda verilen bu kararın mernis adresine doğrudan Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, bu nedenle kararın usulüne uygun olarak kesinleşmediği ve denetim süresinin işlemeye başlamaması nedeniyle hükmün açıklanamayacağı gözetilmeden sanığın denetim süresi içerisinde suç işlediğinden bahisle ihbar üzerine dosyanın ele alınarak açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına karar verilmesinde isabet görülmemiştir

Karar İçeriği

  1. Ceza Dairesi 2021/12379 E. , 2021/14922 K.

“İçtihat Metni”
(KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ)

Mağdur … ’ı kasten basit yaralama suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-a, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresi belirlenmesine dair Iğdır 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 15.04.2014 tarihli ve 2013/426 Esas, 2014/236 Karar sayılı kararının 16.07.2014 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 04.07.2016 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine, hakkındaki hükmün açıklanmasına ve 5237 sayılı Kanun’un 86/2, 86/3-a, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Iğdır 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.12.2019 tarihli ve 2019/444 Esas, 2019/970 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 13.07.2021 tarihli ve 2021/10714 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.09.2021 tarihli ve 2021/94441 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Iğdır 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.12.2019 tarihli ve 2019/444 Esas, 2019/970 sayılı kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 17.11.2020 tarihli ve 2020/366 Esas, 2020/2371 sayılı kararı ile müştekiler Ayşe … ve … …’a yönelik kasten yaralama suçlarından dolayı sanık hakkında hükmolunan adli para cezalarının, Iğdır 2. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 15.04.2014 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın usulüne uygun tebliğ edilmediği ve bu halde denetim süresinin başlamadığından bahisle bozulduğu gözetilerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre, sanığın denetim süresi içerisinde kasten işlediği bir suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine sanık hakkındaki hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de,
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 20.06.2018 tarihli ve 2018/2503 Esas, 2018/9186 Karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. madde ve fıkrasında yer alan “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde,
muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki açıklamalar ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsenmiş olduğu birlikte değerlendirildiğinde, öncelikle bilinen en son adres esas alınarak, anılan Kanun’un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkartılıp, çıkarılan tebligatın bilâ tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun’un 23/1-8 ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği anlaşıldığından, sanığın yokluğunda verilen Iğdır 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 15.04.2014 tarihli ve 2013/426 Esas, 2014/236 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın sanığın savunmasında bildirdiği aynı zamanda mernis adresi de olan “No: 123 Karaçomak Merkez/Iğdır” adresine öncelikle 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkartılıp, çıkarılan tebligatın bilâ tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, mernis şerhi de düşülerek tebliğe çıkartılabileceği gözetilmeksizin, doğrudan mernis şerhi ile anılan Kanun’un 21/2. maddesi gereğince 08.07.2014 tarihinde Mahalle Muhtarına teslim edilmek suretiyle yapılan tebliğin usulsüz olduğu ve bu durumda sanık hakkındaki 5 yıllık denetim süresinin başlamadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:

TÜRK MİLLETİ ADINA

5271 sayılı CMK’nin 231/8. maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanığın beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulacağı belirtilmiştir. Denetim süresi hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulüne uygun olarak kesinleşmesi üzerine başlar.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesine göre tebligatın, öncelikle muhatabın beyan ettiği, en son adrese yapılması, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilip, bu
adrese tebligatın yapılması, bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres esas alınarak, öncelikle Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek bu adrese tebligat yapılması gerekmektedir.
Buna göre; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanık, bu karar usulüne uygun bir şekilde kesinleştikten sonra, 5 yıl süreyle denetime tabi tutulacak ve bu süre içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirlerine riayet etmemesi halinde hüküm açıklanacaktır.
İncelenen dosyada; sanık hakkında mağdur …’ye yönelik kasten basit yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, ancak sanığın yokluğunda verilen bu kararın mernis adresine doğrudan Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, bu nedenle kararın usulüne uygun olarak kesinleşmediği ve denetim süresinin işlemeye başlamaması nedeniyle hükmün açıklanamayacağı gözetilmeden sanığın denetim süresi içerisinde suç işlediğinden bahisle ihbar üzerine dosyanın ele alınarak açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Bu nedenle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; sanık hakkında mağdur … …’ı kasten basit yaralama suçundan Iğdır 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.12.2019 tarihli ve 2019/444 Esas, 2019/970 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince KANUN YARARINA BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.12.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.