Paylı mülkiyet üzere olan bir taşınmazda; geçerli bir kira sözleşmesinin kabul edilebilmesi için akdin pay ve paydaş çoğunluğunca gerçekleştirilmesi zorunludur.

  • ÖZET;
  • Paylı mülkiyet üzere olan bir şeyde geçerli bir kira sözleşmesinin kabul edilebilmesi için Türk Medeni Kanununun 691.maddesi ve 06.05.1955 tarih 12/18 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince akdin pay ve paydaş çoğunluğunca gerçekleştirilmesi zorunludur.
  • Somut olayda, çekişme konusu taşınmazda iki paydaş bulunduğu, kira sözleşmesinde ise sadece bir paydaşın taraf olduğu dikkate alındığında, geçerli bir kira akdinin varlığından söz edilemez. Anılan kira ilişkisine icazet verilmediğine, bu hususun … 5. Noterliği 25.05.2012 tarih 1072 yevmiye numaralı ihtarname ile davalılara da bildirildiğine göre, davacı bakımından bu kira sözleşmesinin hüküm ifade etmeyeceği kuşkusuzdur

Karar İçeriği

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi         

2015/4673 E.  ,  2017/2509 K.


“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi, ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’nün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
Davacı, kayden paydaşı olduğu 1329 ada 76 parsel sayılı taşınmazın fiili taksimde kendisine ait olan kısmının davalılar tarafından kullanılmak suretiyle müdahale edildiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesi ile ocak ayından itibaren aralık ayı dahil olmak üzere on iki aylık 1.000,00- TL’den toplam 12.000,00-TL ecrimisilin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, dava dışı diğer paydaş …’ın taşınmazın tüm tasarruf yetkisinin kendisinde olduğunu bildirmesi üzerine, aralarında yaptıkları 15.05.2011 başlangıç tarihli ve belirsiz süreli kira sözleşmesi doğrultusunda taşınmazı kullanmaya başladıklarını, ihtarnameye kadar davacıyı görmediklerini, işgalci olmadıklarını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 6.575,66-TL alacağın, 6.180,78-TL’nin 31/12/2012 tarihinden, 394,88-TL’nin ise 23/01/2013 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 1329 ada 76 parsel sayılı arsa nitelikli 614 m² taşınmazın 361/614 payının dava dışı Bedriye Ortaç ve 253/614 payının davacı … adına 08.09.1988 tarih 3789 yevmiye numaralı taksim işlemiyle tescil edildiği, davalıların kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı, davalılar ile dava dışı Bedriye arasında dava konusu taşınmaza ilişkin 15.05.2011 tarihli kira akdinin bulunduğu, davacının kira sözleşmesinde imzasının bulunmadığı, taşınmazın bir kısmının kira akdine dayanarak inşaat malzemeleri satışı için davalılar tarafından kullanıldığı, 26.11.2013 tarihli bilirkişi raporunda 01.01.2012-31.12.2012 tarihleri arasında aylık 1250-TL olmak üzere toplam 15.000-TL ecrimisilden, davacının payı oranında 6.180-TL ecrimisilin tespit edildiği, mahkemece yeniden bilirkişi raporu alınmaksızın raporda belirtilen değer üzerinden 31.12.2012 tarihinden dava tarihi olan 23.01.2013 tarihleri arasındaki ecrimisilin de hesaplandığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, paylı mülkiyet üzere olan bir şeyde geçerli bir kira sözleşmesinin kabul edilebilmesi için Türk Medeni Kanununun 691.maddesi ve 06.05.1955 tarih 12/18 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince akdin pay ve paydaş çoğunluğunca gerçekleştirilmesi zorunludur.
Somut olayda, çekişme konusu taşınmazda iki paydaş bulunduğu, kira sözleşmesinde ise sadece bir paydaşın taraf olduğu dikkate alındığında, geçerli bir kira akdinin varlığından söz edilemez. Anılan kira ilişkisine icazet verilmediğine, bu hususun … 5. Noterliği 25.05.2012 tarih 1072 yevmiye numaralı ihtarname ile davalılara da bildirildiğine göre, davacı bakımından bu kira sözleşmesinin hüküm ifade etmeyeceği kuşkusuzdur.
Öte yandan; ecrimisil, hak sahibi zilyedin, kötüniyetli zilyetten isteyebileceği tazminattır. Bir başka deyişle; kötüniyetli zilyedin geri vermekle yükümlü olduğu bir şeyi haksız olarak alıkoyması nedeniyle kayıt malikine ödemekle yükümlü olduğu en azı kira geliri, en çoğu ise mahrum kalınan gelir kaybı olan bir tür haksız kullanım tazminatıdır. Açıklanan bu tanıma göre, bir taşınmazı haksız olarak kullanan ya da başkasına kullandıran kişinin ecrimisilden sorumlu olacağı açıktır.
O halde, taşınmazı haksız olarak kullanan davalıların ecrimisilden sorumlu olacağı belirlenmek ve bu olgu benimsenmek suretiyle işin esası hakkında yazılı olduğu üzere karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik yoktur.
Bilindiği üzere; Taleple bağlılık ilkesini düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesi; “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.(2) Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır.” şeklindedir.
Ne var ki, davacı dava dilekçesinde 01.01.2012 ile 31.12.2012 tarihleri arasındaki dönem için aylık 1.000-TL ecrimisil istediği halde, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesine aykırı şekilde talep aşılmak suretiyle, hükme esas alınan bilirkişi raporunda aylık 1250-TL değer üzerinden hesaplama yapılması ve 31.12.2012-23.01.2013 tarihleri arasında da ecrimisile hükmedilmesi doğru değildir.
Davalılar vekilinin, temyiz itirazları açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 10.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi

Bir Cevap Yazın