Davacı vekiline duruşma gününün kısa mesaj yoluyla bildirilmiş olması geçerli ve usulüne uygun tebligat olarak kabul edilemeyeceğinden, duruşma gününün tebliğ işlemlerinin yasal mevzuat kapsamında yöntemince yapılmadığı görülmekle, dosyanın işlemden kaldırılmasına ve sonrasında üç ay içinde yenilenmeyen dosya hakkında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi hatalıdır.

➡️ Usulsüz Tebligat Nedir?

➡️ Borçluya ikinci kez ödeme emri gönderilmesi ona yeni bir itiraz hakkı ve süresi verildiği anlamına gelmektedir.

➡️ Gerekçeli kararın sehven ikinci kez tebliğe çıkarılması halinde tarafın yeni bir temyiz hakkı doğmaz.
  • ÖZET;
  • Hukuki dinlenilme hakkı, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Bilgilenme hakkı, yargılamanın içeriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yargı organlarının dosya içeriğine yapmış oldukları işlemleri öğrenmelerini kapsar. Bilgilenme/bilgilendirme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi için gönderilecek tebligat ve davetiyelerde kanunda öngörülmüş şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir.
  • Davanın tarafları ile vekillerinin davaya ilişkin işlemleri öğrenebilmesi için, tebligatın usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin kendilerine bildirilmesi gerekmektedir. Duruşma günü ile tebligatın yapıldığı tarih arasında makul bir süre olmalıdır. Aksi takdirde tarafların hakları kısıtlanmış olur.
  • Yargılama sırasında yapılan tebliğlerle ilgili tebliğ mazbatalarının ve ilgili diğer belgelerin dosyaya konulması gerekir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve bu Kanun’un uygulanması için çıkarılan Tüzük hükümleri tamamen şeklidir ve titizlikle uygulanması gerekir. Bir davada yapılan tebligatların usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını hâkim kendiliğinden denetlemelidir.
  • Somut olayda, bozmadan sonra Covid-19 salgını nedeniyle “Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliği’nin 27.04.2021 tarih, E.87742275-010.07-0076-2020-124/29347 sayılı “Tam Kapanma Tedbirleri” ile ilgili yazısı üzerine Mahkemece duruşmanın yapılamadığı ve duruşmanın gün ve saatinin “20/05/2021 günü saat 10:45” olarak belirlendiği, davalı … San. Tes. Taah. ve Tic. A.Ş.’ye duruşma gün ve saatinin Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edildiği, davacı vekillerinden Av. …’nin … nolu telefonuna “… 7. İş Mahkemesi’nin 2019/491 esas dosyasının duruşma tarihi 20/05/2021 günü saat 10:45’a ertelenmiştir” şeklinde kısa mesaj ile iletildiği, Mahkemenin 20.05.2021 tarihli celsesine gelen olmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muahkemeleri Kanunu’nun 150/1.maddesi uyarınca yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, işlemden kaldırma kararından itibaren 3 ay içerisinde davanın yenilenmediği gerekçesiyle de 6100 sayılı Kanun’un 150/5.maddesine göre davanın 20.08.2021 tarihi gün bitimi itibariyle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
  • 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nda geçerli ve usulüne uygun tebligatın ne şekilde yapılacağı belirlenmiş olup Kısa Mesaj (SMS) geçerli bir tebligat usulü olarak düzenlenmemiş, Elektronik Tebligat Yönetmeliği’nin 10’uncu maddesinde “muhatabın bilgilendirilmesi” başlığı altında asıl tebligat işlemini haber vermek adına sadece muhataba hatırlatmada bulunmak amacıyla sunulan bir hizmet olarak gösterilmiştir.
  • Bu itibarla, davacı vekiline duruşma gününün kısa mesaj yoluyla bildirilmiş olması geçerli ve usulüne uygun tebligat olarak kabul edilemeyeceğinden, duruşma gününün tebliğ işlemlerinin yasal mevzuat kapsamında yöntemince yapılmadığı görülmekle, dosyanın işlemden kaldırılmasına ve sonrasında üç ay içinde yenilenmeyen dosya hakkında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi         

2022/2571 E.  ,  2022/3028 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 05.12.2011 tarihinden 01.07.2012 tarihine kadar davalı bünyesinde alt işveren nezdinde ustabaşı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalılardan … Elektrik San. Tes. Taah. ve Tic. A.Ş. tarafından ekonomik nedenlerle feshedildiğini ileri sürerek ihbar tazminatı, ücret alacağı ile bir kısım işçilik alacaklarının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Bozma İlamı ve Mahkeme Kararının Özeti :
Mahkemenin ilk kararı Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 23.09.2019 tarih ve 2016/18258 esas 2019/17016 karar sayılı ilamı ile; davalı … Üretim A.Ş.’nin ihale makamı olduğu, hakediş dönemi itibariyle en fazla ödenmeyen son üç aylık ücret alacağından sorumlu olduğu, emsal ücret araştırması yapılması ve talepten fazlasına hükmedilemeyeceğinin gözetilmesi gerektiği, davacının çalışma düzeni belirlenerek denetime elverişli bilirkişi raporuyla davacının fazla mesai alacağının hüküm altına alınması gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verilmiş, Mahkemece yazılı gerekçesi ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Tarafların Duruşmaya Gelmemesi, Sonuçları ve Davanın Açılmamış Sayılması” başlığını taşıyan 150’nci maddesinin ikinci fıkrasında “Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.” hükmüne, 320’nci maddesinin dördüncü fıkrasında; “Basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır” hükmüne yer verilmiştir.
Anayasamızın hak arama hürriyeti başlıklı 36’ncı maddesi “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” şeklinde hüküm altına alınmıştır.
İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın açıklama ve ispat hakkını da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir.
Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkı, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Bilgilenme hakkı, yargılamanın içeriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yargı organlarının dosya içeriğine yapmış oldukları işlemleri öğrenmelerini kapsar. Bilgilenme/bilgilendirme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi için gönderilecek tebligat ve davetiyelerde kanunda öngörülmüş şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir.
Davanın tarafları ile vekillerinin davaya ilişkin işlemleri öğrenebilmesi için, tebligatın usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin kendilerine bildirilmesi gerekmektedir. Duruşma günü ile tebligatın yapıldığı tarih arasında makul bir süre olmalıdır. Aksi takdirde tarafların hakları kısıtlanmış olur.
Yargılama sırasında yapılan tebliğlerle ilgili tebliğ mazbatalarının ve ilgili diğer belgelerin dosyaya konulması gerekir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve bu Kanun’un uygulanması için çıkarılan Tüzük hükümleri tamamen şeklidir ve titizlikle uygulanması gerekir. Bir davada yapılan tebligatların usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını hâkim kendiliğinden denetlemelidir.

Somut olayda, bozmadan sonra Covid-19 salgını nedeniyle “Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliği’nin 27.04.2021 tarih, E.87742275-010.07-0076-2020-124/29347 sayılı “Tam Kapanma Tedbirleri” ile ilgili yazısı üzerine Mahkemece duruşmanın yapılamadığı ve duruşmanın gün ve saatinin “20/05/2021 günü saat 10:45” olarak belirlendiği, davalı … San. Tes. Taah. ve Tic. A.Ş.’ye duruşma gün ve saatinin Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edildiği, davacı vekillerinden Av. …’nin … nolu telefonuna “… 7. İş Mahkemesi’nin 2019/491 esas dosyasının duruşma tarihi 20/05/2021 günü saat 10:45’a ertelenmiştir” şeklinde kısa mesaj ile iletildiği, Mahkemenin 20.05.2021 tarihli celsesine gelen olmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muahkemeleri Kanunu’nun 150/1.maddesi uyarınca yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, işlemden kaldırma kararından itibaren 3 ay içerisinde davanın yenilenmediği gerekçesiyle de 6100 sayılı Kanun’un 150/5.maddesine göre davanın 20.08.2021 tarihi gün bitimi itibariyle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nda geçerli ve usulüne uygun tebligatın ne şekilde yapılacağı belirlenmiş olup Kısa Mesaj (SMS) geçerli bir tebligat usulü olarak düzenlenmemiş, Elektronik Tebligat Yönetmeliği’nin 10’uncu maddesinde “muhatabın bilgilendirilmesi” başlığı altında asıl tebligat işlemini haber vermek adına sadece muhataba hatırlatmada bulunmak amacıyla sunulan bir hizmet olarak gösterilmiştir.
Bu itibarla, davacı vekiline duruşma gününün kısa mesaj yoluyla bildirilmiş olması geçerli ve usulüne uygun tebligat olarak kabul edilemeyeceğinden, duruşma gününün tebliğ işlemlerinin yasal mevzuat kapsamında yöntemince yapılmadığı görülmekle, dosyanın işlemden kaldırılmasına ve sonrasında üç ay içinde yenilenmeyen dosya hakkında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 09.03.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bir Cevap Yazın