• Sanık …’nun da …’na yönelik “sen aptal mısın” şeklindeki ifadesinin “hakaret kastıyla olmadığı olayı tartışırken ağır eleştiri mahiyetinde dile getirildiği” şeklindeki kanuni olmayan ve yerinde görülmeyen gerekçeyle, Beraatine karar verilmesi nedeniyle bozulmasına…
İLGİLİ;

➡️ Hakaret Nedeniyle Manevi Tazminat Davası Dilekçe Örneği

➡️ 

➡️ Yargıtay Kararlarında Hakaret Olarak Kabul Edilmeyen Sözler Hangileridir?

➡️ Yargıtay Kararlarında Hakaret Olarak Değerlendirilen Sözler Hangileridir?

➡️ Senden hoca değil münafık bile olamaz sözü hakaret midir?

➡️ Aç köpek sözü hakaret midir?

➡️ Yavşak sözü hakaret midir?

➡️ Sürtük sözü hakaret midir?

➡️ Salak Sözü Hakaret midir?

➡️ Hakaret Suçu ve Cezası Nedir?
  • ÖZET;
  • Sadece sen aptal mısın dedim…” şeklindeki anlatımı karşısında; tanık …’ın beyanları arasındaki çelişki giderilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle ve sanık …’nun da …’na yönelik “sen aptal mısın” şeklindeki ifadesinin “hakaret kastıyla olmadığı olayı tartışırken ağır eleştiri mahiyetinde dile getirildiği” şeklindeki kanuni olmayan ve yerinde görülmeyen gerekçeyle, sanık … hakkında hakaret ile yaralama ve sanık … hakkında hakaret suçlarından, olayın çıkış nedeni ve gelişmesi değerlendirilerek, sanıklar hakkında TCK’nın 29 ve 129. maddelerinin uygulanma imkânı da tartışılarak sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, beraatlerine karar verilmesi…

Yargıtay 4. Ceza Dairesi         

2020/8119 E.  ,  2020/15398 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hakaret, yaralama
HÜKÜMLER : Beraat

KARAR
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak;
1) Tanık …’ın soruşturma aşamasında bağırma sesleri duyması üzerine işyerine girdiğinde Güleser Karaailoğlu ile …’nun karşılıklı olarak sinkaflı konuştuklarını duyduğuna ve karşılıklı olarak tokat atıp saçlarını çektiklerini gördüğüne dair beyanda bulunması, kovuşturma aşamasında ise, kimin kime ne dediğini ve vurup vurmadığını duymadığını, görmediğini beyan etmesi ve sanık …’nun 01/07/2015 tarihli duruşmada, “…sadece sen aptal mısın dedim…” şeklindeki anlatımı karşısında; tanık …’ın beyanları arasındaki çelişki giderilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle ve sanık …’nun da …’na yönelik “sen aptal mısın” şeklindeki ifadesinin “hakaret kastıyla olmadığı olayı tartışırken ağır eleştiri mahiyetinde dile getirildiği” şeklindeki kanuni olmayan ve yerinde görülmeyen gerekçeyle, sanık … hakkında hakaret ile yaralama ve sanık … hakkında hakaret suçlarından, olayın çıkış nedeni ve gelişmesi değerlendirilerek, sanıklar hakkında TCK’nın 29 ve 129. maddelerinin uygulanma imkânı da tartışılarak sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, beraatlerine karar verilmesi,
2) Birinci bozma sebebi yönünden yapılacak değerlendirme sonucunda hüküm kurulurken;
a) Sanık … hakkında yaralama, hakaret ve TCK’nın 106/1-1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçlarından kamu davası açıldığı, her ne kadar sanığın hakaret ve yaralama eylemi uzlaşma kapsamında olsa da, bu tarihte atılı TCK’nın 106/1-1. cümlesinde düzenlenmiş olan tehdit suçunun uzlaşma kapsamında olmaması ve yapılan yargılama neticesinde sanık …’nun tehdit suçundan beraat etmesi karşısında, TCK’nın 125/1. maddesinde düzenlenen hakaret ve TCK’nın 86/2. maddesinde düzenlenen yaralama suçlarının CMK’nın 253/3. maddesi uyarınca uzlaşmaya tabi hale gelmesi; sanık …’nun TCK’nın 125/1. maddesinde düzenlenen hakaret suçunun CMK’nın 253/1. maddesi uyarınca uzlaşma kapsamında kalması ve taraflar arasında CMK’nın 253/4. maddesindeki usule uygun olarak uzlaşma prosedürünün yürütülmemiş olması karşısında, CMK’nın 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşma hükümlerinin uygulanması ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmesi zorunluluğu,
b) 17/10/2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 251. maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiştir.
Ancak bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle, 5271 sayılı CMK’ya eklenen geçici 5. maddenin (d) bendi ile; “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz” hükmü getirilmiştir.
Konuyu somut norm denetimi yoluyla inceleyen Anayasa Mahkemesi (25/06/2020, 2020/16, 2020/33; R.G. 19/08/2020, Sayı: 31218), sözü geçen geçici 5/d maddesindeki hükmün, “kovuşturma evresine geçilmiş” ibaresinin aynı bentte yer alan, “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38. maddesine aykırı görerek iptaline karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi kararında, hükme bağlanmış dosyalarla ilgili iptale karar verilmemiş ise de, 5271 sayılı Kanun’un 2/1-f maddesince hükme bağlanmış dosyalarla ilgili olarak kovuşturma evresinin kesinleşmeye kadar devam etmesi ve aynı Yasa’nın 251/3. maddesi gereği mahkumiyet hükmü verildiği takdirde sonuç cezadan dörtte bir indirim öngörülmesi, bu durumun da temyiz incelemesi devam eden dosyalar bakımından lehe düzenleme getirmesi karşısında,
Anayasa Mahkemesinin iptal kararında; sanık lehine getirilen, yeni düzenlemenin, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesi gereğince, 5271 sayılı CMK’ya eklenen geçici 5. maddesiyle “kovuşturma evresine geçilmiş” dosyalar bakımından uygulanması gerektiğine işaret edildiğinden, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı CMK’nın 251/1 maddesi kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa’nın 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 7 ve 5271 sayılı CMK’nın 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirdiğinden, O Yer Cumhuriyet Savcısı’nın temyiz nedenleri yerinde görülmekle, tebliğnameye aykırı olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayıp sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 05/11/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi

Bir Cevap Yazın