Hukuk Genel Kurulu

2017/1310 E. , 2020/567 K.


ÖZET :

  • Dava dilekçesinde davacının adresinin eksik olduğu, bu nedenle davacı vekiline 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 119/2. maddesi uyarınca davacının adresinin bildirilmesi için bir haftalık kesin süre verildiği, verilen kesin süreye rağmen bu hususa ilişkin eksikliğin giderilmediği, 6100 sayılı HMK’nın 119. maddesinin yoruma gerek olmayacak kadar açık ve emredici nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
  • Öte yandan dava bir vekil aracılığıyla açılır ve dava dilekçesi ile birlikte mahkemeye sunulan vekâletnamede davacının adresi yazılı ise ayrıca dava dilekçesinde davacının adresinin yazılı olmaması bir eksiklik değildir (Pekcanıtez/ Özekes/ Akkan/ Korkmaz:, s.1120). Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 20.06.2019 tarihli ve 2017/23-3007 E., 2019/745 K., sayılı kararında da benimsenmiştir.
  • Bu ilke ve açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 27.01.2015 havale tarihli dava dilekçesinde davacının adresi yer almamaktadır. Ancak davacı vekili tarafından, dava dilekçesi ekinde sunulan 11.04.2014 tarihli vekâletname ile icra dosyasındaki takip talebi ve ekindeki 08.12.2009 tarihli vekâletnamede davacının adresinin yer aldığı anlaşılmaktadır.
  • Bu durumda dosya içeriğinden davacının adresinin neresi olduğu tereddüt uyandırmayacak şekilde belli olmakla, dava dilekçesinde 6100 sayılı HMK’nın 119/1-b maddesi anlamında eksiklikten söz edilemeyeceği kabul edilmelidir.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

  1. Taraflar arasındaki “itirazın iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
  2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
  3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I.YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:

  1. Davacı vekili 27.01.2015 tarihli dilekçesinde; müvekkili banka ile davalı arasında 12.11.2012 tarihli ticari kredi kartı sözleşmesi ve 13.11.2012 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, ancak davalının kredi kartı borcunu ödememesi üzerine hesabın kat edilerek icra takibi yapıldığını, davalının ise icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazının iptali ile icra takibinin devamına ve %20 oranından az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
    Davalı Cevabı:
  2. Davalı davaya cevap vermemiştir.
    İlk Derece Mahkemesi Kararı:
  3. Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.03.2015 tarihli ve 2015/141 E., 2015/215 K. sayılı kararı ile; dava dilekçesinde davacının adresinin eksik olduğu, bu nedenle davacı vekiline 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 119/2. maddesi uyarınca davacının adresinin bildirilmesi için bir haftalık kesin süre verildiği, verilen kesin süreye rağmen bu hususa ilişkin eksikliğin giderilmediği, 6100 sayılı HMK’nın 119. maddesinin yoruma gerek olmayacak kadar açık ve emredici nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
    Özel Daire Bozma Kararı:
  4. Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
  5. Yargıtay 19. Hukuk Dairesince 01.02.2016 tarihli ve 2015/8152 E., 2016/1246 K. sayılı kararı ile;
    Dava dilekçesinde davacı bankanın adresinin bildirilmediği ancak icra dosyasındaki takip talebi ile icra dosyası ve eldeki dava dosyasındaki vekâletnamelerde davacı bankanın adresinin yazılı olduğu, mahkemece bu bilgilerden hareketle davacı bankanın adresinin tespiti gerekirken usul ekonomisine uygun olmayan gerekçe davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur.
    Direnme Kararı:
  6. Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.05.2016 tarihli ve 2016/234 E., 2016/475 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçeler yanında karar gerekçesinin dava dilekçesindeki eksikliğe ilişkin olduğu yoksa davacıların adresinin neresi olduğunun belirlenmesine yönelik olmadığı, bu nedenle bozma kararının emredici kuralla ilgisinin bulunmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
    Direnme Kararının Temyizi:
  7. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK

  1. Somut olayda dava dilekçesinde davacının adresinin yer almaması nedeniyle mahkemece 6100 sayılı HMK’nın 119/2. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE

  1. Öncelikle konuya ilişkin yasal düzenlemelerin incelenmesinde yarar vardır: 6100 sayılı HMK’nın “dava dilekçesinin içeriği” başlıklı 119. maddesi;
    “(1) Dava dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur:
    a) Mahkemenin adı.
    b) Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri.
    c) Davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası.
    ç) Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri.
    d) Davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, dava konusunun değeri.
    e) Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri.
    f) İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği.
    g) Dayanılan hukuki sebepler.
    ğ) Açık bir şekilde talep sonucu.
    h) Davacının, varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin imzası
    (2) Birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılmamış sayılır” şeklinde düzenlenmiştir.
  2. Dava dilekçesinde bulunması gereken hususlar 6100 sayılı HMK’nın 119/1. maddesinde gösterilmiş olup, bu unsurların bir kısmı dava dilekçesinde bulunması gereken “zorunlu” unsurlar iken bazılarının dava dilekçesinde bulunması zorunlu olmayıp, ihtiyari niteliktedir. Dava dilekçesindeki bazı öğelerin zorunlu olmasının sebebi, davanın başından itibaren sübjektif ve objektif bakımdan açık bir temeli olmasıdır. Bu husus hukuki güvenlik ve hukuki açıklığa hizmet etmesi sebebiyle kamu yararı taşımaktadır. Böylelikle bir taraftan mahkemenin talep doğrultusunda doğru ve işin esasına uygun bir inceleme yapması ve dolayısıyla karar verebilmesi, diğer taraftan mahkemenin gereksiz ve istenmeyen bir konuda karar vermesini önlemek amaçlanmaktadır. Böylelikle etkili savunma yapılabilmesi de sağlanarak davalı tarafın menfaati korunmuş olmaktadır (Pekcanıtez H./ Özekes M./ Akkan M./ Korkmaz H.T.: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt II, İstanbul 2017, s. 1115).
  3. 6100 sayılı sayılı HMK’nın 119/2. maddesinde belirtildiği üzere, davacı ve davalının ad, soyad veya tarafın tüzel kişi olması hâlinde unvanları, davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa yasal temsilcinin veya vekilin adı, talep sonucu ve davacı veya vekilinin imzası dava dilekçesinde bulunmuyorsa, hâkimin davacıya vereceği kesin süre içinde bunların tamamlamasını istemesi, tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar vermesi gerekmektedir.
  4. 6100 sayılı HMK’nın 119/1. maddesinin (b) alt bendinde; davacıya, davacının adı, soyadı ve adreslerini dava dilekçesinde göstermek yükümlülüğü getirilmiştir.
  5. Şüphesiz Kanun’un açık hükmü gereğince, dilekçede davacı ve davalının açık adreslerinin yazılması zorunludur. Davacı vekille temsil edilse dahi davacının adresinin bilinmesi gerekir. Çünkü en azından tarafın avukatının temsil görevinin bir şekilde sona ermesi hâlinde, tebligatların asıl tarafa çıkartılabilmesi için bu adres bilinmelidir; keza vekille temsil edilse dahi doğrudan tarafa yönelik işlemlerde de yine bu adresin bilinmesi önemlidir (Özekes, M.: HMK Bakımından Dava Dilekçesinde Eksiklik Halinde Yapılması Gereken İşlemler, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2014, s. 271). Ancak davacının adresi bir şekilde dosyada yer almış, bununla birlikte dilekçede davacı taraf kısmında açıkça gösterilmemesi hâlinde dava dilekçesinde davacının adresi açıkça yazılı olmasa dahi, dava dosyasından kolayca ve tereddüt uyandırmayacak şekilde anlaşılıyorsa o zaman eksiklikten söz edilemez ( Özekes M., s. 272).
  6. Öte yandan dava bir vekil aracılığıyla açılır ve dava dilekçesi ile birlikte mahkemeye sunulan vekâletnamede davacının adresi yazılı ise ayrıca dava dilekçesinde davacının adresinin yazılı olmaması bir eksiklik değildir (Pekcanıtez/ Özekes/ Akkan/ Korkmaz:, s.1120). Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 20.06.2019 tarihli ve 2017/23-3007 E., 2019/745 K., sayılı kararında da benimsenmiştir.
  7. Bu ilke ve açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 27.01.2015 havale tarihli dava dilekçesinde davacının adresi yer almamaktadır. Ancak davacı vekili tarafından, dava dilekçesi ekinde sunulan 11.04.2014 tarihli vekâletname ile icra dosyasındaki takip talebi ve ekindeki 08.12.2009 tarihli vekâletnamede davacının adresinin yer aldığı anlaşılmaktadır.
  8. Bu durumda dosya içeriğinden davacının adresinin neresi olduğu tereddüt uyandırmayacak şekilde belli olmakla, dava dilekçesinde 6100 sayılı HMK’nın 119/1-b maddesi anlamında eksiklikten söz edilemeyeceği kabul edilmelidir.
  9. Hâl böyle olunca tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
  10. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. gereğince BOZULMASINA,
İstek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Aynı Kanun’un 440-III/3. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 09.07.2020 gününde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.

Bir Cevap Yazın