Yargıtay 21. Hukuk Dairesi

2018/1323 E. , 2019/816 K.


ÖZET:Hâkim, Tarafların Talep Sonuçlarıyla Bağlıdır-Kusurun Takdiri- Zarar Miktarının Belirlenmesi-Hukuk Hakimi-Ceza Mahkemesi Kararı-Hukuki Sorumluluk-İş Kazası-Türk Borçlar Kanunu’nun 74. Madde-İş Kanunu’nun 77. Madde-HMK 26. madde

  • Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesinde, hukuk hakimi zarar verenin kusuru olup olmadığına karar vermek için ceza hukukunun sorumluluğa dair hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, kusurun takdiri ve zarar miktarının belirlenmesi konusunda da ceza mahkemesi kararı ile bağlı değildir
  • İşverenin iş kazası sonucu meydana gelen zarar nedeniyle hukuki sorumluluğu yasa ve içtihatlarla belirlenmiş olan ayrık haller dışında ilke olarak iş aktinden doğan işçiyi gözetme ( koruma ) borcuna aykırılıktan kaynaklanan kusura dayalı sorumluluktur. İnsan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanunu’nun 77. maddesinin açık buyruğudur.
  • HMK’nın 26. maddesi; “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır.”

Karar İçeriği

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

TÜRK MİLLETİ ADINA
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.Hükmün davacılar, davalı …, … ve … vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, temyiz kapsamına ve sebeplerine göre, temyiz talebinde bulunan davacılar, davalı … Ltd. Şti., … İnş. Ltd. Şti. Ve … Enerji AŞ ye ait, aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazların reddine,
Dava, ölümlü iş kazası nedeniyle kazalı işçinin yakınları için maddi ve manevi zararların giderilmesi istemine ilişkindir.Mahkeme kararında, davalı … ve … aleyhlerine açılan davayların reddine; diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulü ile muris işçinin babası için 7.775,85TL maddi, 10.000,00TL manevi; annesi için 7.703,00TL maddi, 10.000,00TL manevi; iki kardeşten her biri için 5.000,00TL manevi tazminatın davalılardan … Ltd. Şti., … İnş. Ltd. Şti. ile … Enerji AŞ’den müştereken ve müteselsilen tahsiline hükmedilmiştir.Uyuşmazlık, manevi tazminat miktarları, kusurun aidiyeti ve oranları, kardeşler yönünden açılan davanın usule uygunluğu ve vekil ile temsil edilmeyen şirket lehine vekalet ücretinin takdiri hususlarında toplanmaktadır. Buna göre;
1-Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin, özel halleri göz önünde tutarak takdir edeceği tazminat tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminatı takdir etmesi gerekir. ( HGK 23/06/2004, 13/291-370 ) Bu ilkeler gözetildiğinde, davacı anne ve baba için hükmedilen manevi tazminat miktarlarının az olduğu ortadadır.
2-Dosya kapsamına göre Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 15/11/2011 tarihli olayın iş kazası olarak kabul edildiği; anne ve baba için iş kazası ölüm gelirinin bağlandığı; Mahkemece hükme esas alınan kusur bilirkişileri heyet raporuna istinaden davalılardan asıl işveren … Enerji Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret AŞ’nin %10, alt işveren … İnş ve Tic. Ltd. Şti’nin %30, diğer alt işveren … Yapı Donatım Taah. Tic. Ve San. Ltd. Şti’nin %30, davacılar murisinin %30 kusurlu kabul edildiği anlaşılmaktadır.Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesinde, hukuk hakimi zarar verenin kusuru olup olmadığına karar vermek için ceza hukukunun sorumluluğa dair hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, kusurun takdiri ve zarar miktarının belirlenmesi konusunda da ceza mahkemesi kararı ile bağlı değildir. Ancak Ceza Mahkemesinin mahkumiyet kararındaki, fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını saptayan maddi olaya ilişkin kabul, hukuk hakimini de bağlar. Aynı şekilde de bu düzenleme olay tarihinden önce yürürlükte bulunan 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 53. maddesinde de yer almaktadır.
Dairemizin 22.10.2013 tarih ve 2013/10753 – 18935 Esas – Karar sayılı emsal nitelikteki ilamında da işaret olunduğu üzere, “Her ne kadar ceza davasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması nedeniyle kesinleşmiş bir mahkumiyet kararından söz etmek mümkün değilse de, ceza yargılamasında maddi vakıa olarak eylemin hukuka aykırılığının ve failinin belirlenmiş bulunması karşısında kusur oranlarının belirlenirken bu durumun da göz önüne alınması gerektiği açıktır”
Öte yandan; iş kazalarında olay, İş Hukuku ve sosyal güvenlik ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmeye tabi tutulmalıdır. İşverenin iş kazası sonucu meydana gelen zarar nedeniyle hukuki sorumluluğu yasa ve içtihatlarla belirlenmiş olan ayrık haller dışında ilke olarak iş aktinden doğan işçiyi gözetme ( koruma ) borcuna aykırılıktan kaynaklanan kusura dayalı sorumluluktur. İnsan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanunu’nun 77. maddesinin açık buyruğudur.Somut olayda iş kazası sebebiyle açılan ceza davasında, davalı gerçek şahıslar … ile …’in, taksirle ölüme neden olma eylemlerinin sabit bulunduğu, eldeki tazminat davasında ise bu iki şahıs yönünden yeterli kusur değerlendirmesinin yapılmadığı, ceza dosyasındaki tespitin yöntemince tartışılmadığı anlaşılmaktadır.Bu kapsamında yapılacak iş, davalı gerçek kişilerin sorumlulukları yönünden ceza dosyasındaki maddi vakıanın da dikkate alınmasıyla birlikte konusunda uzman iş güvenliği uzmanlarından alınacak kusur raporu ile sonuca gidilmesinden ibarettir.
3-HMK’nın 26. maddesi; “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır.” hükümlerini içermektedir.
Somut olayda davacı iki kardeş (… ve …) için ilk defa birleşme kararı verilen 09/05/2014 tarihli dosyada talepte bulunulduğu ve husumetin sadece davalı …, … ile … Enerji AŞ’ye yöneltildiği, buna rağmen bu davacılar (kardeşler) yönünden hükmedilen tazminatların davalılardan … Ltd. Şti., … İnş. Ltd. Şti, ile … Enerji AŞ’den müştereken ve müteselsilen tahsiline hükmedildiği, böylelikle husumet yöneltilmeyen davalılar aleyhine de hüküm kurulması ile talebin aşıldığı anlaşılmaktadır.
Talebin aşılması suretiyle tesis edilen kararın usule ve yasaya aykırı olduğu açıktır.
4-Dairemizin 27/12/2016 ve 11/12/2017 tarihli geri çevirme kararları üzerine Avukat …’a ait 31/01/2017 havale tarihli ve Avukat …’a ait 15/01/2018 tarihli dilekçelerin içeriğine ve yine dosya kapsamına göre davalı … İnş. Ltd. Şti.nin vekil ile temsil edilmediği, buna rağmen bu şirket lehine vekalet ücretine karar verildiği anlaşılmaktadır.Usule uygun bir şekilde vekil ile temsil edilmeyen davalı … İnş. Ltd. Şti. lehine vekalet ücretine karar verilmesi hatalı olmuştur ve kararın bozulması gerekmiştir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.O halde, tarafların bu yönlere ilişkin temyiz itirazları kabul edilmelidir ve hüküm bozulmalıdır.SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine
11/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.