ÖZET :

  • Meskeniyet iddiası nedeniyle haczedilmezlik şikayetinde bulunulan taşınmazların bir kısım hissesinin borçluya ait olduğu tapu kaydından anlaşılmaktadır.
  • Buna göre, şikayetçiye ait taşınmaz payının değerinin, arsanın toplam değerinden borçlunun hissesine düşecek miktara, üzerindeki yapının değeri eklenerek tespit edilmesi gerekirken, mahkemece alınan bilirkişi raporunda; şikayetçiye ait arsa değeri hesap edilmeksizin sadece üzerindeki yapının değeri hesaplandığından, bilirkişi raporu bu hali ile hüküm kurmaya elverişli değildir.
  • O halde, mahkemece, yeniden keşif yapılarak, gerek arsanın değerinin borçlunun hissesine göre, gerekse evin değerinin hesaplanması sağlanarak, şikayete konu taşınmazdaki borçluya isabet edecek hisse değeri tespit edilip bu tespite göre borçlunun haline münasip alabileceği ev değeri belirlendikten sonra, bu değerler arasında karşılaştırma yapılmak suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, kararın Dairemizce bu nedenle bozulması gerekirken şikayetin reddine karar verilmesi yönünde bozulduğu anlaşıldığından, önceki bozma ilamının kaldırılarak, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle değişik gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi

2019/13405 E. , 2020/286 K.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının bozulmasını mutazammın 05/12/2018 tarihli ve 2018/9715 Esas – 2018/12891 Karar sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkikinin borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız takipte, borçlunun icra mahkemesine başvurarak meskeniyet şikayetinde bulunduğu, mahkemece, şikayetin kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verildiği, kararın alacaklıca temyizi üzerine Dairemizce taşınmazın tapu kaydında yer alan muhdesat şerhi nedeniyle şikayete konu evin mülkiyetinin borçluya ait olmamasından bahisle şikayetin reddi gerektiği belirtilerek bozulduğu, borçlunun güncel tapu kaydında meskenin şikayetçiye ait olduğuna ilişkin şerh bulunduğunu ileri sürerek karar düzeltme yoluna başvurduğu görülmüştür.
Somut olayda; her ne kadar Dairemizin bozma ilamında tapu kaydındaki muhdesat şerhinde konutun 3. kişiye ait olduğu belirtilmiş ve takip dosyasında bulunan 22.8.2014 tarihli tapu kayıtlarına göre “işbu taşınmaz mal üzerindeki kargir ev…..a aittir” şerhi bulunmakta ise de; Dairemizin geri çevirme kararı üzerine …Tapu Müdürlüğü’nden alınan cevabi yazı ile; şikayete konu taşınmazların 02.5.2012 tarihinde şikayetçi borçlu tarafından satın alındığı ve taşınmazların tapu kaydında bulunan muhdesat şerhinin “iş bu taşınmaz mal üzerindeki kargir ev Yakup kızı …’a aittir” şeklinde revize edildiğinin bildirildiği, bu revizenin tarihinin de 11.3.2019 tarihli tapu kaydındaki şerhten 05.9.2012 olduğunun anlaşıldığı, dolayısıyla şikayet tarihi olan 20.10.2014 itibariyle şikayete konu 1044 ve 1049 Parsel sayılı taşınmazların bir kısım hissesinin ve üzerindeki kargir evin şikayetçi borçluya ait olduğu, bu suretle de, borçlunun meskeniyet şikayetinde bulunabileceği görüldüğünden, Dairemizin 05.12.2018 tarih ve 2018/9715 E. – 2018/12891 K. sayılı bozma ilamının maddi hataya müstenit olduğu anlaşılmıştır.
Öte yandan; İİK’nun 82. maddesinin 1. fıkrasının 12. bendi gereğince; borçlunun “haline münasip” evi haczedilemez. Bir meskenin borçlunun haline uygun olup olmadığı adı geçenin haciz anındaki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Buradaki “aile” terimi, geniş anlamda olup, borçlu ile birlikte aynı çatı altında yaşayan, bakmakla yükümlü olduğu kişileri kapsar. İcra mahkemesince, borçlunun sözü edilenlerle birlikte barınabileceği haline münasip meskeni temin etmesi için gerekli bedel bilirkişilere tespit ettirildikten sonra, haczedilen yerin kıymeti bundan fazla ise, İİK’nun 82/3. maddesine göre satılmasına karar verilmeli ve satış bedelinden yukarıda nitelikleri belirlenen mesken için gerekli olan miktar borçluya bırakılmalı, kalanı hak sahiplerine ödenmelidir.
Bu kıstasları aşan nitelik ve evsaftaki yerlerle, makul ölçüleri geçen oda ve salonu kapsayan ve ikamet için zorunlu unsurları içeren bir meskenin dışındaki yerler, maddede öngörülen amaca aykırıdır. Borçlunun görev ve sıfatı, kendisinin yukarıda belirlenenden daha görkemli bir meskende ikamet etmesini gerektirmez.
Somut olayda; borçlunun, şikayete konu edilen 1044 ve 1049 Parsel sayılı, sırasıyla 66 ve 751 m2 alanlı “arsa ve kargir ev” vasfında, 400/547 ve 108400/410797 hissesine malik olduğu taşınmazlarına 22.8.2014 tarihinde haciz konulduğu, mahkemece alınan 27.11.2017 tarihli bilirkişi raporunda; şikayete konu meskenin 1044 ve 1049 Parsel sayılı taşınmazların üzerinde olduğu tespit edildikten sonra, tapu kayıtlarında şikayet konusu parsellerin sahibinin … olduğu belirtildiğinden, arsa değerinin hesaplanmadığı, sadece arsa üzerindeki konutun değerinin belirlendiği, bunun da 75.000 TL olduğunun mütalaa edildiği anlaşılmıştır.
Meskeniyet iddiası nedeniyle haczedilmezlik şikayetinde bulunulan taşınmazların bir kısım hissesinin borçluya ait olduğu tapu kaydından anlaşılmaktadır. Buna göre, şikayetçiye ait taşınmaz payının değerinin, arsanın toplam değerinden borçlunun hissesine düşecek miktara, üzerindeki yapının değeri eklenerek tespit edilmesi gerekirken, mahkemece alınan bilirkişi raporunda; şikayetçiye ait arsa değeri hesap edilmeksizin sadece üzerindeki yapının değeri hesaplandığından, bilirkişi raporu bu hali ile hüküm kurmaya elverişli değildir.
O halde, mahkemece, yeniden keşif yapılarak, gerek arsanın değerinin borçlunun hissesine göre, gerekse evin değerinin hesaplanması sağlanarak, şikayete konu taşınmazdaki borçluya isabet edecek hisse değeri tespit edilip bu tespite göre borçlunun haline münasip alabileceği ev değeri belirlendikten sonra, bu değerler arasında karşılaştırma yapılmak suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, kararın Dairemizce bu nedenle bozulması gerekirken şikayetin reddine karar verilmesi yönünde bozulduğu anlaşıldığından, önceki bozma ilamının kaldırılarak, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle değişik gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Borçlunun karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 05.12.2018 tarihli ve 2018/9715 E. – 2018/12891 K. sayılı bozma ilâmının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca değişik gerekçeyle BOZULMASINA, 16/01/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.