ÖZET:

  • Sebepsiz zenginleşme, bir kimsenin mal varlığının geçerli (haklı) bir sebep olmaksızın diğer bir kimsenin mal varlığı aleyhine çoğalması (zenginleşmesi) demektir.
  • Sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talep edilebilmesi için borçlunun mal varlığından bir başkasının aleyhine olarak bir zenginleşme meydana gelmeli, zenginleşme ve zenginleştirici olay arasında illiyet bağı bulunmalı ve zenginleşme haklı bir sebebe dayanmamalıdır.

Yargıtay Hukuk Dairesi

2016/7182 E. , 2017/12989 K.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, evini satacağını ve arsa alarak yeni bir ev yapmak istediğini davalılardan …’a bildirdiğini, davalılardan …’ın sahibi …’in kendisinde satılık arsa olduğunu emlakçılara söylediğini, …’ın sahibi davalı …’un da bunu…’a bildirdiğini, arsa alımı için 160.000,00 TL’ye anlaştıklarını, parayı davalı …’ın hesabına yatırdığını,…’ın arsa sahibi dava dışı Haviye’den vekalet aldığını ve bu vekaletle satış yapacağını beyan etmesi üzerine satış işlemi için… ile birlikte tapuya gittiklerini, tapudaki memurun vekaletnamedeki fotoğraf ile nüfus cüzdanındaki fotoğraf arasında fark görmesi üzerine polislerin gelerek sahtecilik ve dolandırıcılıktan ötürü duruma el koyduklarını, bu olay sebebiyle maddi olarak 131.000,00 TL zarara uğradığını, çektiği acı ve üzüntüden dolayı da 1.000,00 TL manevi tazminat istediğini beyan ederek toplam 132.000,00 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasını ve alacağa yeter miktarda ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar … ve…; öncelikle olay ile ilgili soruşturma dosyasının bekletici mesele yapılmasını talep etmişler, …’un olayla bir ilgisinin bulunmadığını bu nedenle kendisine husumet yöneltilemeyeceğini,…’ın ise tüm özen ve gayreti gösterdiğini, kastının ve kusurunun olmadığını, paranın kendisinde kalmadığını belirterek davanın reddini dilemişlerdir.
Davalı …; işlemin tarafı dahi olmadığını belirterek davanın …’ne ihbarını ve reddini dilemiştir.
Mahkemece; …adına kayıtlı taşınmazın, …’nde düzenlenen ve …tarafından …’a verilen vekaletnameye istinaden … ve … tarafından … Tapu Müdürlüğü’nde 24/06/2013 tarihinde satışın yapılacağı esnada tapu dairesinde görevli memurlarca yapılan inceleme neticesinde, ibraz edilen vekaletname ekindeki nüfus cüzdanı ve daha önce ifrazen taksim işlemlerinde kullanılan ve … 28. Noterliği’nde verilen vekaletnamenin ekindeki nüfus cüzdanının karşılaştırılması sonucu nüfus cüzdanlarındaki fotoğraf ve nüfus müdürü imzalarının farklı olduğunun tespit edilmesi üzerine savcılığa ihbarda bulunularak soruşturma yapıldığı, davalılarla görüşen kişinin gerçekte …olmadığının anlaşıldığı, davalıların, kendini …olarak tanıtan kişiyle birlikte hareket ederek davacıyı dolandırma kastıyla hareket ettiklerine dair somut bir delil elde edilemediğinden bahisle savcılık tarafından şüpheliler hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiği, her ne kadar ceza yargılamasında delil yetersizliği sebebiyle verilen kararlar hukuk hakimini bağlamasa da, ceza soruşturmasında tespit edilen maddi vakıaların hukuk hakimini de bağlayacağı, ceza soruşturmasındaki maddi olgular ışığında davalıların talep edilen tazminatlardan sorumlu olmayacakları, yapılan hukuki değerlendirme sonucunda da davalıların sorumlulukları olmadığı kanaatine varıldığı, şöyle ki; davalı … ve…’ın noterlikçe verilen vekaletnameye istinaden işlem yapmak üzere tapuda bulundukları, vekaletname alınırken sunulan …kimliğinin iğfal kabiliyeti olup olmadığını bilmelerinin hayatın olağan akışında kendilerinden beklenemeyeceği, kaldı ki noterin dahi, mesleki tecrübe ve birikimlerine rağmen söz konusu nüfus cüzdanı ile işlem yaptığı, noterin dahi resmi işleminde temel aldığı nüfus cüzdanının iğfal kabiliyeti olup olmadığını araştırma yükümünün davalılara yüklenemeyeceği, davalı …’un ise soruşturma dosyasında dahi adının geçmediği, olaya karıştığına ve davacıyı dolandırdığına dair hiç bir somut delil olmadığı, yalnızca aracılık işleri esnasında diğer davalılarla görüştüğünün taraf beyanlarıyla sabit olduğu, davacıyı dolandıranın, kendisini …olarak tanıtan ve gerçek kimliği bilinemeyen dava dışı kişi olduğu, parayı onun aldığı, davalı Murat ve …’un emlakçılık yaptıkları, davalı …’ın ise …’un yanında çalıştığı, söz konusu olayda işlerinin gereği olarak aracı oldukları ve dolandırıcılık eylemine iştirak etme kastlarının bulunmadığı, davacının davaya konu ettiği ve davalılarca dolandırıcıya ödenen paranın davalılarda kalmadığı, hal böyleyken sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca da davalılardan bir talepte bulunulamayacağı, manevi tazminat isteminin ise koşullarının oluşup oluşmadığı tartışma konusu olmakla birlikte, olayda sorumlulukları olmadığı kanaatine varılan davalılardan talep edilemeyeceği kanaati ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1-)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Sebepsiz zenginleşme, bir kimsenin mal varlığının geçerli (haklı) bir sebep olmaksızın diğer bir kimsenin mal varlığı aleyhine çoğalması (zenginleşmesi) demektir. Sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talep edilebilmesi için borçlunun mal varlığından bir başkasının aleyhine olarak bir zenginleşme meydana gelmeli, zenginleşme ve zenginleştirici olay arasında illiyet bağı bulunmalı ve zenginleşme haklı bir sebebe dayanmamalıdır.
Somut olayda, tarafların arsa alımı için anlaştıkları ve davacı tarafından davalılardan…’ın hesabına arsa bedeli olan 160.000 TL’nin arsa sahibine verilmek üzere gönderildiği, satışın gerçekleşmemesi üzerine de davalı tarafından 29.000 TL’nin davacı hesabına iade edildiği tarafların kabulündedir.
Davalı …, davacının göndermiş olduğu paranın 130.000 TL’sini kendisini arsa sahibi olarak tanıtan …isimli şahsa vekaletnamenin düzenlenmesi sırasında Noterlikte teslim ettiğini savunmuş, mahkemece de bu savunmaya itibar edilerek paranın davalılarda kalmadığının kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı …, davacının arsa alımı için hesabına para gönderdiğini gerek cevap dilekçesinde gerekse olay ile ilgili yürütülen ceza soruşturmasındaki ifadesinde kabul etmiştir. Davalı, her ne kadar bu parayı kendisini arsa sahibi olarak tanıtan …isimli şahsa verdiğini savunmuş ise de bu iddiasını yasal delillerle ispatlayamamıştır. Davacı arsa alımı konusunda anlaşmaları üzerine arsa bedelini davalı …’a göndermiş, arsanın alımı ise gerçekleşmemiştir. Bu durumda davacının muhatabı parayı gönderdiği davalı …’tır ve davacı davalıya verdiği bedeli, sebepsiz zenginleşme kuralları çerçevesinde geri isteyebilir.
O halde mahkemece, paranın davalı …’a gönderildiği sabit ve davalının da kabulünde olmakla davalı … yönünden davanın kabulü gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bendde açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bir Cevap Yazın