Dilekçe Örnekleri Kira Artışı 2026 Kıdem Tazminatı Ceza Davaları Boşanma İcra Takibi İcra Takip Programı Tüketici Hakları Yargıtay Kararları
POPÜLER

Tenkis Davası ve Şartları Nelerdir?

Tenkis Davası ve Şartları Nelerdir?

Mirasbırakan, sağlığında kendi malvarlığı üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunabilir mi?

Kural olarak mirasbırakan, sağlığında kendi malvarlığı üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunma özgürlüğüne sahiptir.

Ancak, mirasbırakanın tasarruf özgürlüğünün sınırsız olması hâlinde yasal mirasçılar bu durumdan zarar görebilir. Böyle olunca her özgürlükte olduğu gibi burada da mirasbırakana sınırsız bir özgürlük alanı tanınmamış ve saklı paylı mirasçıların bu hakkı, mirasbırakanın iradesinden bağımsız olarak güçlendirilerek, bu hak üzerinde tasarrufta bulunması yasaklanmıştır.

Diğer bir anlatımla Kanun, mirasbırakanın tasarruf özgürlüğünü saklı paylı mirasçıların saklı paylarını aşmamak üzere sınırlandırmıştır.

Mirasbırakan ancak saklı pay dışındaki kısım üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilir.

Nitekim 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “Tasarruf özgürlüğü” başlığını taşıyan 505. maddesi “Mirasçı olarak altsoyu, ana ve babası veya eşi bulunan mirasbırakan, mirasının saklı paylar dışında kalan kısmında ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir. Bu mirasçılardan hiç biri yoksa, mirasbırakan mirasının tamamında tasarruf edebilir” hükmünü taşımaktadır.

Bu hükümden anlaşılacağı üzere, ancak saklı paylı mirasçısı bulunmayan mirasbırakan mirasının tamamı üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunabilir.

Kimlere saklı paylı mirasçı denir?

Kanun koyucu, kanuni mirasçıların bazılarına, mirasbırakanın iradesiyle ortadan kaldırılamayan, dokunulamayan bir miras hakkı tanımıştır.

Bu hakkın tanındığı kimselere “saklı paylı mirasçı” denilmektedir.

Saklı Paylı Mirasçılar Kimlerdir?

Saklı paylı mirasçılar, mirasbırakanın altsoyu, anne-babası ve eşidir. Dolayısıyla bu kişiler dışındaki mirasçıların tenkis davası açması mümkün değildir.

Saklı Pay Nedir?

Kanunda sayılan mirasçılara (mirasbırakanın altsoyu, anne-babası ve eşi) ayrılmış ve mirasbırakan tarafından tasarruf edilemeyecek olan miras paylarına “saklı pay” veya mülga 743 sayılı Medeni Kanun’un ifadesiyle “mahfuz hisse” denilmektedir.

Tasarruf Nisabı Nedir?

Murisin serbestçe tasarruf edebildiği bölüm ise saklı paylar toplamı dışında kalan kısımdır. Buna da “tasarruf edilebilir kısım”, eski kanunun tabiriyle “tasarruf nisabı” denilmektedir.

Kanun tarafından saklı paylar koruma altına alınmış ise de mirasbırakan tarafından tasarruf nisabını aşacak şekilde ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmalar yapılabilir. Saklı payları aşan bu tür tasarruf veya kazandırmalar ise kendiliğinden hükümsüz hâle gelmez. Bu nedenle murisin tasarruf özgürlüğünü aşarak yapmış olduğu kazandırmaların, mirasçıların saklı payları oranında indirilmesi için saklı paylı mirasçılara dava ve def’i imkânı sağlanmıştır.

Tenkis Nedir ve Tenkise Tabi İşlemler Nelerdir?

Tenkis Davası

TMK’nın 560 ve devamı maddelerinde düzenleme alanı bulan tenkis (indirim) davası, mirasbırakanın saklı payları aşarak ölüme bağlı veya sağlar arası yaptığı karşılıksız kazandırmaların yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili ve yenilik doğurucu (inşai) davalardandır.

Tenkis Davasının Konusu Nedir?

TMK’nın 560. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler” hükmü uyarınca tenkis davasının konusunu; mirasbırakanın saklı paylı mirasçıların paylarını ihlal eden ölüme bağlı ya da sağlararası kazandırmaları oluşturur.

Bu dava ile mirasbırakanın yaptığı tasarrufların iptali değil, değiştirilmesi, tasarruf edilebilir sınıra çekilmesi amaçlanmıştır. Sağlararası veya ölüme bağlı bir tasarruf ile saklı pay sahibi mirasçının saklı payına el atıldığı takdirde, yapılan o tasarruf, tenkis davası yoluyla saklı paylı mirasçının saklı payı temin edilinceye kadar indirime tabi tutulur ve daha önce kurulan işlemde bir değişiklik meydana gelir. Bu nedenle tenkis davası yenilik doğuran bir dava olup, bu konuda öğreti ve yargı kararlarında görüş birliği bulunmaktadır.

Tenkis talebi dava yoluyla ileri sürülebileceği gibi TMK’nın 571/son maddesi uyarınca def’i yoluyla da her zaman ileri sürülebilir.

Henüz ifa edilmemiş tasarrufların yerine getirilmesine ilişkin taleplere karşı def’i yoluyla kullanılması mümkündür.

Bu davanın dinlenebilmesi için öncelikli koşul, mirasbırakanın ölüme bağlı veya sağlararası bir kazandırma işlemi ile tasarruf oranını aşması, ikinci koşul ise saklı paylı mirasçının bu hakkını zedelemiş olmasıdır.

Yukarıda değinildiği gibi tenkisin konusunu, mirasbırakanın saklı paylı mirasçıların saklı paylarını ihlal eden kazandırmaları oluşturur.

Ancak tenkise tâbi kazandırmaların bazı özellikler taşıması gerekmektedir.

Öncelikle kazandırmanın karşılıksız yapılması gerekmektedir.

Tam bir karşılık elde ederek yapılan kazandırmalar tenkise tâbi değildir.

Kazandırma kısmen yapılmışsa, karşılıksız olan kısmın tenkisi söz konusu olabilir.

Ayrıca mirasbırakan tarafından yapılan her türlü kazandırma tenkise tâbi olmayıp, ölüme bağlı tasarruf yoluyla yapılan kazandırmaların tamamı tenkise konu olurken, sağlararası kazandırmalar sınırlı olarak tenkise tâbidir. Bu açıdan tenkise tâbi kazandırmalar, ölüme bağlı tasarruf yoluyla yapılan kazandırmalar ve sağlararası işlemle yapılan kazandırmalar olarak ikiye ayrılmaktadır.

Mirasbırakanın saklı payı ihlal eden ölüme bağlı kazandırmaları mutlak anlamda tenkise tâbidir. Kazandırmanın mirasçı ya da üçüncü kişiye yapılması arasında fark bulunmadığı gibi bu anlamda ölüme bağlı tasarrufun vasiyetname veya miras sözleşmesi şeklinde yapılması arasında da fark bulunmamaktadır.

TMK’nın 561. maddesine göre;

“Saklı pay sahibi mirasçılara ölüme bağlı tasarrufla yapılan ve tasarruf edilebilir kısmı aşan kazandırmaların onların saklı paylarını aşan kısmı orantılı olarak tenkise tâbi olur. Tenkise tâbi birden fazla ölüme bağlı tasarrufun bulunması hâlinde, saklı pay sahibi mirasçıya yapılan kazandırmanın saklı payı aşan kısmı ile saklı pay sahibi olmayan kimselere yapılan kazandırmalar orantılı olarak tenkis edilir”.

Mirasbırakanın ölüme bağlı tasarruflar gibi tenkise tâbi olan sağlararası kazandırmaları ise TMK’nın 565. maddesinde dört bent hâlinde hüküm altına alınmış ve;

“1. Mirasbırakanın, mirasçılık sıfatını kaybeden yasal mirasçıya miras payına mahsuben yapmış olduğu sağlararası kazandırmalar, geri verilmemek kaydıyla altsoyuna malvarlığı devri veya borçtan kurtarma yoluyla yaptığı kazandırmalar ya da alışılmışın dışında verilen çeyiz ve kuruluş sermayesi,

2. Miras haklarının ölümden önce tasfiyesi maksadıyla yapılan kazandırmalar,

3. Mirasbırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar ve ölümünden önceki bir yıl içinde âdet üzere verilen hediyeler dışında yapmış olduğu bağışlamalar,

4. Mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar” şeklinde sayılmıştır.

Ölüme bağlı tasarrufların tamamı saklı paylara el atıldığı takdirde tenkise konu olurken, tenkise tâbi sağlararası kazandırmalar yukarıdaki madde ile 566. maddede düzenlenen kazandırmalarla sınırlıdır.

Tenkis davası, kural olarak saklı pay sahibi mirasçılar tarafından açılır. Ancak TMK’nın 562. maddesindeki hükme göre;

“Mirasbırakan, tasarruf edebileceği kısmı aştığında, saklı payı zedelenen mirasçı, iflâsı hâlinde iflâs dairesinin veya mirasın geçtiği tarihte kendisine karşı ellerinde ödemeden aciz belgesi bulunan alacaklıların ihtarına rağmen tenkis davası açmazsa, iflâs idaresi veya bu alacaklılar, alacaklarının elde edilmesi için gerekli olan oranda ve mirasçıya tanınan süre içinde tenkis davası açabilirler. Mirasçılıktan çıkarılanın çıkarma tasarrufuna itiraz etmemesi durumunda da iflâs idaresi veya alacaklılar, aynı koşullarla tenkis davası açabilirler”. Bu hükümle, saklı paylı mirasçının alacaklılarından çekindiği veya farklı nedenlerle tenkis davası açmaktan kaçındığı hâllerde, alacaklılarına ve iflas dairesine belli koşulların bulunması hâlinde tenkis davası açma imkânı tanınmıştır.

Tenkis Davası Kimlere Karşı Açılabilir?

Yine kural olarak tenkis davası mirasbırakanın saklı pay kurallarını gidermek amacıyla yaptığı tasarruftan yararlanan kişi aleyhine açılır. Bu kişiler mirasçı olabileceği gibi mirasçılar dışında üçüncü kişiler de olabilir. Davalı gerçek veya tüzel kişi olabilir. Lehine kazandırma yapılan kişi ölmüşse onun mirasçılarına karşı da açılması mümkündür.

Diğer yandan, tenkise konu kazandırmanın lehine tasarrufta bulunulan kişi tarafından daha önce üçüncü bir kişiye devredilmiş olması durumunda devralan kişiye karşı tenkis davası açılıp açılamayacağı 13.01.1975 tarih ve 7/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında tartışılmış ve sonuç olarak, mirasbırakanın saklı pay kurallarını gidermek amacıyla yaptığı temliki tasarruftan sonra, bundan yararlanan kişinin, mirasbırakanın bilgi ve talimatı dışında sırf saklı pay sahibi mirasçıları bu haklarından yoksun kılmak için durumu bilen üçüncü kişilere taşınmazları temlik etmesi hâlinde, kötü niyetli bu kişilere karşı saklı pay sahibi mirasçılar tarafından tenkis davası açılabileceğine karar verilmiştir.

Tenkis Davası Açma Süresi Ne Kadar?

Tenkis davasının açılabileceği belli süreler vardır. TMK’nın 571. maddesinin birinci fıkrasına göre “Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer”.

Bu madde “Hak düşürücü süreler” başlığı altında düzenlendiğinden bahsi geçen bir ve on yıllık sürelerin hak düşürücü nitelikte olduğu tartışmasızdır.

Ancak bu sürelerin işlemeye başlaması için öncelikli koşul murisin ölmesidir. Muris hayatta olduğu sürece tenkis davası açılamayacağı gibi hiçbir süre de işlemeye başlamayacaktır.

Tenkis Davasında İspat Yükü Kimdedir?

Tenkis davasında ispat yükü ise TMK’nın 6. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesinde yer alan genel hükümler uyarınca anılan iddiayı ileri süren davacı tarafa aittir. Tenkis davası saklı paylı mirasçılar tarafından açılacağından davacı tarafın öncelikle saklı paylı mirasçı olduğunu, mirasbırakanın öldüğünü ve saklı payına el atıldığını ispat etmesi gerekmektedir.

Mirasbırakanın ölümü ve mirasçılık gibi olguların nüfus kayıtları ve mirasçılık belgesi gibi delillerle ispatı mümkündür. Murisin saklı payı zedeleme kastı ise Hukuk Genel Kurulunun 07.07.2010 tarihli ve 2010/1-360 E., 2010/372 K. sayılı kararında belirtildiği gibi tanık dâhil her türlü delille kanıtlanabilir. Bu bağlamda, saklı payı zedeleme kastının yemin delili ile kanıtlanması da mümkündür. Ancak kazandırma ölüme bağlı bir tasarrufla yapılmış ise mirasbırakanın saklı payı zedeleme kastının varlığı karine olarak kabul edildiğinden bunun aksini iddia eden tarafın kanıtlaması gerekmektedir. Sağlararası kazandırmalarda ise böyle bir karine bulunmadığından bu kastın varlığını ileri süren tarafın ispat etmesi gerekmektedir.

Yukarıda açıklandığı üzere tenkis davasının öncelikli koşulu mirasbırakanın yaptığı kazandırma ile saklı paylı mirasçıların bu haklarını zedelemesidir. Yani tasarruf nisabını aşmasıdır. Bunun gerçekleşip gerçekleşmediği ise tasarruf oranın belinlenmesi ile mümkündür.

“Tasarruf edilebilir kısmın hesabı” kenar başlığını taşıyan TMK’nın 507. maddesi ;

“Tasarruf edilebilir kısım, terekenin mirasbırakanın ölümü günündeki durumuna göre hesaplanır. Hesap yapılırken, mirasbırakanın borçları, cenaze giderleri, terekenin mühürlenmesi ve yazımı giderleri, mirasbırakan ile birlikte yaşayan ve onun tarafından bakılan kimselerin üç aylık geçim giderleri terekeden indirilir” hükmünü taşımakta olup; bu hükme göre tasarruf oranının tespiti için mirasbırakanın tüm terekesinin, diğer bir anlatımla kazandırma konusu terekesi ile kazandırma (temlik) dışı terekesinin bilinmesi gerekir. Mirasbırakanın sağlararası karşılıksız kazandırmaları, tenkise tâbi oldukları ölçüde, tasarruf edilebilir kısmın hesabında terekeye eklenir (TMK m. 508).

Tereke Nedir?

Tereke, ölen bir kimsenin mal, hak, alacak ve borçlarının tümünü ifade eder. Yani mirasbırakanın ölüm tarihine göre bırakmış olduğu, maddi veya maddi olmayan, genellikle para ile ölçülmesi mümkün aktif ve pasif değerlerin karşılığıdır.

Miras Nedir?

Miras ise terekeden daha geniş kapsamlıdır. Mirasbırakanın hak ve borçları da mirasçılara ve terekeye intikal edecektir. O hâlde, tereke; mirasbırakanın ölüm tarihine göre bırakmış olduğu tüm kıymetler ile mirasta denkleştirmeye konu iadeye tabi olarak yaptığı sağlararası, mirasçıların terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlü oldukları kazandırmalar terekenin aktifini, mirasbırakanın borçları, cenaze giderleri, terekenin mühürlenmesi ve yazımı giderleri, mirasbırakan ile birlikte yaşayan ve onun tarafından bakılan kimselerin üç aylık geçim giderleri, muvazaalı (danışıklı) ödemelerde alınan karşılıklar, yine eğitim ve öğrenimini tamamlamamış olan veya sakatlıkları bulunan çocuklara yapılacak hakkaniyete uygun ödemeler vb. gibi terekenin pasifini oluşturur (Özuğur, … İhsan, Tenkis, Mirasta Denkleştirme ve Muvazaa Davaları, 4. Baskı, …, s. 32,; HGK’nın 07.07.2010 tarihli ve 2010/1-360 E., 2010/372 K.).

Net tereke, terekenin aktifinden pasifleri çıktıktan sonra kalan kısmı ifade etmektedir. Terekenin tasarruf edilebilir kısmı ise net terekeden saklı paylar toplamı çıkarıldıktan sonra geriye kalan değerlerdir.

Tereke bu şekilde belirlendikten sonra mirasın açıldığı tarihteki, yani mirasbırakanın ölümü anındaki niteliklerine uygun fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespit edilmesi gerekir.

Çünkü mirasbırakanın TMK’nın 564. maddesinde düzenlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır.

Tenkiste Sıra

Tenkiste sıra ise TMK’nın 570. maddesinde düzenlenmiştir.

Maddeye göre “Tenkis, saklı pay tamamlanıncaya kadar, önce ölüme bağlı tasarruflardan; bu yetmezse, en yeni tarihlisinden en eskisine doğru geriye gidilmek üzere sağlararası kazandırmalardan yapılır. Kamu tüzel kişileri ile kamuya yararlı dernek ve vakıflara yapılan ölüme bağlı tasarruflar ve sağlararası kazandırmalar en son sırada tenkis edilir”.

Mirasbırakan tenkise tabi olan tek bir kazandırmada bulunmuşsa, bu kazandırma saklı payın ihlali ölçüsünde tenkis edilir. Tenkise tâbi hem ölüme bağlı kazandırma hem de sağlararası kazandırma mevcut ise saklı pay tamamlanıncaya kadar öncelikle ölüme bağlı tasarruflar tenkis edilir.

Ölüme bağlı tasarruflar, TMK’nın 563 ve 561. maddeleri uyarınca kendi içinde orantılı olarak tenkis edilir.

Ölüme bağlı tasarruf yapılmamış veya ölüme bağlı tasarrufların tenkisi saklı paya tecavüzü ortadan kaldırmaya yetmemişse, sağlararası kazandırmaların tenkisine geçilir. Sağlararası işlemlerin kendi içindeki tenkis sırası da en yeni tarihlisinden en eski tarihlisine doğru olmak üzere belirlenir. Buna rağmen saklı paya tecavüz giderilememişse, kamu tüzel kişileri ile kamuya yararlı dernek ve vakıflara yapılan ölüme bağlı tasarruflar ve sağlararası kazandırmalar tenkis edilir.

Tüm bu açıklamalar uyarınca mirasbırakanın tasarruf oranını aşarak saklı payları zedelediğinden söz edilebilmek için öncelikle kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümü ile bilinmesi ve bunların mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre parasal karşılığının belirlenmesi gerektiği açıktır. Olayda ise mirasbırakanın vasiyetnameye konu taşınmazlar dışında çok sayıda taşınmazı olmasına ve kazandırma dışı bu taşınmazlara ait tapu kayıtları dosya arasına alınmasına karşın davacı vekili keşif sırasında sadece vasiyetnameye konu taşınmazların tespitini talep etmiş, yerel mahkeme tarafından da bu beyan nedeniyle bahsi geçen taşınmazlar üzerinde keşif yapılmamış ve ispat yükü üzerinde bulunan davacı tarafın iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Gerçekten de usul hukukunda esas olarak taraflarca getirilme prensibi kabul edilmiş, kendiliğinden araştırma ilkesine ise istisnai bir kural olarak yer verilmiştir. İrade özgürlüğü ve tasarruf ilkesinin bir sonucu olarak dava malzemesinin, diğer bir anlatımla davanın temelini teşkil eden vakıa ve delillerin mahkemeye getirilme yetkisi taraflara aittir.

Kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda hâkim, davanın ispatı için gereken bütün delillere kendiliğinden başvurabilir. Taraflar da duruşma bitinceye kadar delil gösterebilirler. Taraflarca getirilme (hazırlama) ilkesinin uygulandığı davalarda ise deliller kural olarak taraflarca gösterilir. Hâkim delillere kendiliğinden başvuramaz. Bu ilkeye göre hâkim, sadece usulüne uygun olarak bildirilmiş olan hususları ve vakıaları inceleme konusu yapabilir ve bu vakıalardan anlaşılan itiraz sebeplerini kendiliğinden gözetebilir. Taraflarca ileri sürülmeyen vakıaları araştırıp hükmüne esas alamaz, ancak tarafların getirdiği vakıalara göre talep sonucunu inceleyip karar verir. Hâkim, kanunda belirtilen durumlar dışında kendiliğinden delil toplayamaz. Tarafların dava ve cevap dilekçelerinde dayandıkları delilleri açıkça göstermeleri gerekir (HMK m.119/1-f, m.126/1-e). Bu anlamda tarafın bir delili kullanabilmesi için o delile usulüne uygun şekilde dayanmış olması gerekir.

İspat için başvurulan …ları ifade eden deliller ise HMK’da senet, yemin, tanık, bilirkişi, keşif ve uzman görüşü olarak sıralanmıştır. Ancak sayılan bu deliller sınırlayıcı (tahdidi) olmayıp, kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğu getirmediği hâllerde taraflar kanunda düzenlenmemiş diğer delillere de dayanabilirler. Diğer yandan mahkemenin de kabulünde olduğu gibi eldeki davada kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulama yeri bulunmamaktadır. Taraflarca hazırlanma ilkesi uyarınca delillerin taraflarca getirilmesi gerekmektedir. Ancak, HMK’nın 288/2. maddesi uyarınca keşif kararı, mahkemece, sözlü yargılamaya kadar taraflardan birinin talebi üzerine verilebileceği gibi re’sen de verilebilir. Mahkemece taraflarca hazırlanma ilkesinin uygulandığı davalarda da gerek bu hüküm ve gerekse hâkimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında toplanan delillere göre keşif yapılması gerekli ise re’sen keşif kararı verilmesi mümkündür. Doğru ve tam bir keşif yapabilmek, genellikle özel ve teknik bir bilgiyi gerektirebilir. Bu durumda keşif, bilirkişi bulundurularak ve onun görüşüne başvurularak yapılır.

Tenkis davalarının çözümünde en önemli delilerden biri keşiftir. Terekenin aktif ve pasifiyle birlikte saptanıp, değerlerinin belirlenmesi için kural olarak keşif yapılması gerekmektedir.

Davacı taraf da dava dilekçesinde keşif ve bilirkişi deliline açık olarak dayanmış ise

Kaldı ki, HMK’nın 32. maddesi uyarınca yargılamayı hâkim sevk ve idare eder. Bu nedenle mahkemenin açılan bir davayı amacına ve kanuna uygun şekilde inceleyip, makul süre içerisinde kararını vererek sonuçlandırması gerekmektedir. Davanın idaresi ve yürütülmesini, yargılama kuralları çerçevesinde mahkeme belirlemelidir. Davacı vekilinin keşif delilinden açıkça bir vazgeçmesi olmadan davaya bu şekilde yön vermesi mümkün değildir.

İlgili Yargıtay Kararları




SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sanal Hukuk – Footer
HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com
Scroll to Top