➡️ Adli Tatilde Görülecek Dava ve İşler-HMH 103. Madde

➡️ İcra Hukuk Mahkemesinde açılan davalar adli tatilde de görülebildiğinden temyiz süresi adli tatil içinde işlemeye devam eder.
  • ÖZET:
  • ➡️ 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu’nun 103. maddesinin 1. fıkrasının “ç” bendinde “Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar”ın adli tatilde görüleceği belirtilmiş, aynı kanunun adli tatilin sürelere etkisi başlıklı 104. maddesinde adli tatile tabi olan dava ve işlerde bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılacağı hükme bağlanmıştır.
  • ➡️ Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının davacı işveren vekili tarafından verilen süre tutum dilekçesi ile süresinde istinaf edildiği ancak 27/07/2017 tarihinde tebliğ edilen gerekçeli karara karşı davacı işveren vekili tarafından 09/08/2017 tarihinde verilen dilekçede belirtilen istinaf itirazlarının süresinde bildirilmediğinden bahisle istinaf incelemesinin kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı ile sınırlı olarak yapıldığı ve ilk derece mahkemesi kararında kamu düzenine aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacı işverenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş ise de ;
  • ➡️ Mevcut davanın işçinin değil işverenin açtığı bir alacak davası olduğu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 103. maddesinde sayılan adli tatilde görülecek dava ve işlerden olmadığı, bu nedenle davacı işverenin 09/08/2017 tarihli gerekçeli istinaf dilekçesinin süresinde olduğunun gözden kaçırıldığı anlaşılmakla istinaf dilekçesi hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın sadece kamu düzeni ile sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılması isabetli olmadığından Bölge Adliye Mahkemesince işin esasına girilerek davacı tarafın istinaf itirazları incelenmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.

Karar İçeriği

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi         

2020/1632 E.  ,  2020/17214 K.


“İçtihat Metni”




MAHKEMESİ : İstanbul 28. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı vekilince istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 01/12/2020 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına vekili Avukat … geldi. Karşı taraf adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkili sendikada mali işler müdürü olarak görev yapan davalı işçinin işyerini terk ettiğini ve işe gelmediğini, bunun üzerine işyerinde yapılan olağan denetim sırasında davalı işçinin usulsüz işlemler yaptığının tespit edildiğini, sendika yönetim kurulunun usulsüz işlemlerin tespit edilebilmesi amacıyla yasal defter ve belgelerin incelenmesi için yeminli mali müşavir görevlendirdiğini, müşavir tarafından 11/10/2010-30/09/2013 tarihleri arasında tutulan kayıtlarda yapılan inceleme sonucunda; davacı sendikaya ait hesaptan davalı işçinin hesabına para transferi yapıldığını, 2010 yılına ilişkin muhtasar beyannamesi ile ilgili vergi ödemelerinin gerçekte 2012 yılında kasa hesabından yapılmasına rağmen 27/12/2010 tarihinde kasadan ödenmiş olarak kaydedildiğini, 2011 yılı muhtasar ödemelerinin gerçekte 2012 yılında kasadan yapılmasına rağmen 2011 yılında da kasadan ödendi olarak kaydedildiğini, 2012 yılı muhtasar ödemelerinin gerçekte 2013 yılında kasadan yapılmasına rağmen 2012 yılında da kasadan ödendi olarak kaydedildiğini, bu vergi tutarlarının yasal kayıtlarda mükerrer ödendi olarak gösterilip kasadan fazla para çıkışı yapıldığını. 2011, 2012 ve 2013 (01/01/2013-30/09/2013) yılları Sosyal Güvenlik Kurumu bildirimlerinin sigortaya verildiği ancak ödemelerin 30/09/2013 tarihi itibariyle yapılmamasına rağmen kasadan ödenmiş olarak kaydedildiği ve kasa hesabına alacak olarak kaydedilmek suretiyle para çıkışı yapıldığını, ayrıca sendikaya ait banka hesaplarında gerçeğe aykırı kayıtlar düşülmek suretiyle bakiyenin olması gerektiğinden daha az gösterildiğini, sendika üyeleri tarafından bankaya yatırılan vc nakit olarak ödenen aidatların bîr kısmının gelir kaydedilmek yerine kasa hesabına alacak olarak kaydedilip kasa hesabının bakiyesinin azaltıldığını, mühendislik hizmeti ve Anadolu Ajansı açıklaması ile kasa hesabından yapılan çeşitli ödemelere ilişkin tevsik edici belge bulunamadığı ya da imzasız gider pusulaları karşılığında gider kaydı yapılıp kasa hesabından çıkış yapıldığını, davalı işçinin işlemiş olduğu suçlar sebebiyle davacı sendikayı 237.708,07 TL zarara uğratmış olduğunun tespit edildiğini ve davalı işçinin cari hesabına davalı hakkında zimmet, resmi evrakta sahtecilik, emniyeti suiistimal suçlarından dolayı suç duyurusunda bulunulduğu ve soruşturmanın İstanbul Cumhuriyet Savcılığının 2013/144711 soruşturma sayılı dosyasında devam ettiğini, netice olarak davalı işçinin, davacı sendikayı uğrattığı 237.708,07 TL zararın faizi ile birlikte kendisinden tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, müvekkili işçinin, davacı sendikada muhasebe elemanı olarak çalıştığını, yapılan tüm işlemlerin amirlerinin emir ve talimatları doğrultusunda gerçekleştiğini, sendikanın hesabından davalı işçinin hesabına yapılan aktarımların nakit akışının zorunlu kıldığı masraflar ve yöneticinin talimatına bağlı ödemeye aracılık işlemleri olduğunu, davacının her türlü tahsilat ve ödemelerinin resmi banka hesabından yapılmadığını, elden nakit ödemelerde yapıldığını, bunun için işyerinde kasa bulundurulup, kasa defteri tutulduğunu, işlem kolaylığı olsun diye davacının hesabından davalı işçinin hesabına yöneticilerin talimatıyla para aktarıldığını ve sonra bu paraların davalıya çektirilerek kasaya girdiğini veya talimata göre sarf edildiğini, bu işlemlerin sadece davalı üzerinden değil diğer çalışanların üzerinden de yapıldığını, yıl sonu denetim kurulunun incelemesine tabi tutulan hesap, defter ve kayıtların uygun bulunduğu ve yönetimin mali yönden her seferinde ibra edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu:
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekili tarafından, yasal süresi içerisinde sunulan süre tutum dilekçesinin istinaf sebep ve gerekçesi ihtiva etmemesi nedeni ile yapılan yargılamaya ilişkin kamu düzenine aykırılık teşkil eden herhangi bir durumun da bulunmadığından bahisle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı, davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
Gerekçe:
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 342. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde istinaf başvuru sebepleri ve gerekçesi bulunmalıdır. 6100 sayılı Kanun’un 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.
6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu’nun 103. maddesinin 1. fıkrasının “ç” bendinde “Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar”ın adli tatilde görüleceği belirtilmiş, aynı kanunun adli tatilin sürelere etkisi başlıklı 104. maddesinde adli tatile tabi olan dava ve işlerde bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılacağı hükme bağlanmıştır.
Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının davacı işveren vekili tarafından verilen süre tutum dilekçesi ile süresinde istinaf edildiği ancak 27/07/2017 tarihinde tebliğ edilen gerekçeli karara karşı davacı işveren vekili tarafından 09/08/2017 tarihinde verilen dilekçede belirtilen istinaf itirazlarının süresinde bildirilmediğinden bahisle istinaf incelemesinin kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı ile sınırlı olarak yapıldığı ve ilk derece mahkemesi kararında kamu düzenine aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacı işverenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş ise de mevcut davanın işçinin değil işverenin açtığı bir alacak davası olduğu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 103. maddesinde sayılan adli tatilde görülecek dava ve işlerden olmadığı, bu nedenle davacı işverenin 09/08/2017 tarihli gerekçeli istinaf dilekçesinin süresinde olduğunun gözden kaçırıldığı anlaşılmakla istinaf dilekçesi hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın sadece kamu düzeni ile sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılması isabetli olmadığından Bölge Adliye Mahkemesince işin esasına girilerek davacı tarafın istinaf itirazları incelenmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davacı yararına takdir edilen 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01/12/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.