• ÖZET:
  • ➡️ Davacı vekili; davalının sürücüsü olduğu aracın hakimiyetini kaybedip karşı şeritten gelen davacının sürücüsü olduğu araca çarpması ile meydana gelen trafik kazasında davacının aracında hasar meydana geldiğini, davalının araç sigortası tarafından hasarın kısmen karşılandığını, davacının aracını haklı olarak yetkili serviste tamir ettirerek 8.361,98 TL ödemesine rağmen, davalının trafik sigortası tarafından davacıya 5.299,44 TL ödeme yapıldığını aradaki 3.062,6 TL’lik zararı kazaya sebebiyet veren davalının karşılaması gerektiğini, araçta değer kaybı oluştuğunu, belirterek şimdilik 1.000,00 TL araç değer kaybı ve sigorta şirketince ödenmeyen 3.062,6 TL’lik bakiye hasar bedeli ile müvekkilinin ruhen ve fiziken yaralandığını dolayısıyla 5.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile araç değer kaybı tazminat talebini 2.000,00 TL’ye yükseltmiştir.

  • ➡️ Dava, trafik kazasından kaynaklanan araçta oluşan hasar bedeli, değer kaybı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
  • Mahkemece yapılan araştırma inceleme hüküm vermeye yeterli değildir.

  • Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davalı … tarafından alınan eksper raporundaki değerlendirmeler doğrultusunda hasar bedeli tespiti yapılmıştır. Raporda; davacının hasar bedeline ilişkin faturası ile sigorta şirketinin davacıya ödemesi arasındaki farkın neden kaynaklandığı belli olmadığı gibi ,davacının aracında oluşan değer kaybı da dairemizin yerleşik uygulamasına uygun olmayan biçimde belirlenmiştir.
  • Bu durumda mahkemece, hasar konusunda uzman makine mühendisi bilirkişiden, araçtaki hasar bedeli ve aracın modeli, markası, gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri gözetilerek onarım bedeli ile kaza olmadan önceki hasarsız halinin 2. el piyasa rayiç değeri ile kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonra 2. el piyasa rayiç değeri arasındaki farkın (değer kaybı) belirlenmesi için ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli biçimde rapor alınarak sonucuna göre karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/10868 E.  ,  2019/5653 K.

  • ➡️ Araç Değer Kaybı Tazminatı Davası Belirsiz Alacak Davası Olarak Açılabilir mi?
  • ÖZET:
  • Araçta oluşan değer kaybının varlığının ve miktarının belirlenebilmesi, ancak yargılama sırasında delilerin toplanıp değerlendirilmesi ve  bilirkişi incelemesini  zararın dava tarihi itibariyle miktar ve değerinin tam ve kesin olarak belirlenemeyceğinden dava belirsiz alacak davası olarak açılabilir.
  • Davacı vekili dava dilekçesinde, trafik kazası nedeniyle aracında oluşan değer kaybının tahsilini talep etmiş, alacağının yargılama aşamasında alınacak bir bilirkişi raporu ile belirlenecek olması nedeniyle şimdilik davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirtmiştir.
  • Dava dilekçesinde talep sonucu olarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000,00TL belirsiz tazminat alacağının olay tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsili istenmiştir.
  • Somut olay bakımından davacının belirsiz tazminat alacağı davasına konu ettiği; aracında oluşan değer kaybının varlığının ve miktarının belirlenebilmesi, ancak yargılama sırasında delilerin toplanıp değerlendirilmesinden yani HMK 107/2 maddesinde belirtildiği gibi tahkikatten sonra mümkün olabilecektir. Bir başka anlatımla değer kaybının miktarının tespiti bilirkişi incelemesini gerektirmektedir. Bu nedenle davacının iddia ettiği zararın dava tarihi itibariyle miktar ve değerinin tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği kabul edilmelidir.
  • Belirtilen nedenlerle, davacının davaya konu taleplerinin belirsiz alacak davasına konu olabilecek nitelikte olduğu ve dava tarihi itibariyle zararın miktar ve değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği anlaşılmakla HMK’nın 107. maddesine uygun olarak, aradaki hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar veya değeri belirtmek suretiyle dava açabileceği sonucuna varılmıştır

  • ➡️ Kaza yapmış araç sahipleri, araçlarının değerinin düşmesinden oluşan değer kayıplarını; araç maliki, sigorta şirketi ve şoförden tazmin ve tahsil edebilirler.
  • ➡️ 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 106. maddesinde “Genel ve katma bütçeli kuruluşlara,il özel idareleri ve belediyelere ve kamu iktisadi teşebbüslerine ve kamu kuruluşlarına ait motorlu araçların sebep oldukları zararlardan dolayı bu kanunun işletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümleri uygulanır” denilmektedir. Anılan Yasanın sekizinci kısmının “İşletenin Hukuki Sorumluluğu” başlıklı birinci bölümünde yer alan 85-90. maddelerinde, motorlu araçların trafik kurallarına ve gereklerine aykırı davranışları sonunda meydana gelen zararlar nedeniyle gerçek ve özel kişilerle, kamu tüzel kişilerinin ayrım yapılmadan aynı sorumluluk kurallarına bağlı olmaları ön görülmüştür. Bu düzenleme itibariyle yasa, kamu idare ve kurumlarına ait ve bu arada kamu hizmetine tahsis edilen motorlu araçların verdikleri zararlardan dolayı, trafik olaylarından doğan zararların özelliği gözönünde tutularak, kamu idare ve kurumlarının özel kişilerle eşit şartlarda aynı esaslara göre sorumlu tutulması gerektiğini ifade etmiştir. Aynı şekilde anılan yasanın görev ve yetkiye ilişkin 11.01.2011 tarihinde değişikliğe uğrayan 110. maddesinde “işleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür” şeklinde ifade edilmiştir. Yasanın anılan bu hükümleri karşısında, kamu araçlarının verdikleri zararlardan dolayı idare, kamu hukuku kurallarına göre değil, “işleten” sıfatıyla özel hukuk kurallarına göre sorumlu tutulabilecektir.
  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/17651 E.  ,  2019/6930 K.