ÖZET:

  • İstikrar kazanmış Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarında belirtildiği üzere, yalnızca idarenin faaliyet alanıyla ilgili olarak yürürlüğe koyduğu yönetmelik ve buna dayanan tarife kararlarının yargısal denetiminin talep edildiği davaların idarî yargı yerinde görülmesi gerekmektedir. Eldeki davada ise davacı tarafın böyle bir talebi bulunmadığından davanın adli yargıda ve mülga 4077 sayılı Kanun’un 22/5. maddesine göre de tüketici mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması gerekir.
  • Zira, Tüketici Sorunları Hakem Heyetine intikal ettirilen uyuşmazlığın türü ne olursa olsun bu merci tarafından verilecek bütün kararlara karşı itiraz merci (münhasıran) Tüketici Mahkemesidir. Kaldı ki, tüketici hukuku kapsamında olmayıp da genel hükümler çerçevesinde çözümlenmesi gereken bir uyuşmazlık hakkında her nasılsa Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurulmuş ve buradan işin esası hakkında bir karar alınmışsa dahi itiraz merci, yine (münhasıran) tüketici mahkemesidir.
  • Hâl böyle olunca tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki delillere, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Karar İçeriği


Hukuk Genel Kurulu

2017/1511 E. , 2020/665 K.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)

  1. Taraflar arasındaki “tüketici hakem heyeti kararının iptali ve muarazanın giderilmesi” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
  2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
  3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:

  1. Davacı vekili 06.08.2013 tarihli dava dilekçesinde; müvekkilinin Karaman Merkez Tahsin Ünal Mahallesinde bulunan işyerinde kiracı olduğunu, ilgili işyerinde su aboneliği mevcut olmadığı gibi lavabo wc ve benzeri herhangi bir atık oluşturacak yapının da bulunmadığını, buna rağmen davalı tarafın müvekkiline gönderdiği yazı ile ilgili işyerine evsel atık bedeli tahakkuk ettireceğini ve bu bedeli müvekkilinden tahsil edeceğini yazılı olarak bildirdiğini, müvekkilinin bu karara itirazını davalı Belediyenin kabul etmediğini, bunun üzerine müvekkilinin ilgili işlemin iptali için İl Tüketici Sorunları Hakem Heyetine müracaat ettiğini, Hakem Heyetinin uyuşmazlıkla ilgili mevzuat hükümlerini hiçe sayarak haksız ve hukuka aykırı bir karar tesis ettiğini; Çevre Kanunu’nun 11. maddesine göre müvekkilinden atık su bedelinin ancak kirlilik yükü ve atık su miktarı oranında alınabileceğini, ancak böyle bir durum bulunmadığını ileri sürerek Karaman İl Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin 22.07.2013 tarihli 504318 nolu kararının iptaline, davalının müvekkilinden evsel katı atık bedeli talep etme hakkının bulunmadığına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    Davalı Cevabı:
  2. Davalı vekili 09.09.2013 tarihli cevap dilekçesinde; davanın görevli mahkemede açılmadığını, davacının dilekçesinde belirttiği evsel katı atık bedelini ödememekle birlikte bu bedelin ödenmesini belirten bildirimi dava konusu ettiğinden idari işlem mahiyetindeki bu bildirimin niteliği itibariyle ancak idarî yargı mercileri nezdinde dava konusu edilebileceğini, başka bir ifade ile ortada idare mahkemelerince irdelenmesi gereken bir iptal talebinin bulunduğunu ve davacının mülga 4077 sayılı Kanun kapsamında tüketici konumunda bile olmadığını savunarak davanın öncelikle yargı yolu nedeniyle reddine, bu kabul olunmadığı takdirde davanın esastan reddine karar verilmesini talep istemiştir.
    İlk Derece Mahkemesi Kararı:
  3. Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.12.2013 tarihli ve 2013/392 E., 2013/621 K. sayılı kararı ile; davanın evsel katı atık bedeli talep etmekten kaynaklanan muarazanın giderilmesi davası olduğu, davacının kiracı olarak işlettiği işyerinde su aboneliğinin mevcut olmadığı, lavabo ve wc bulunmayan işyeri nedeniyle davacıdan davalı Belediyece katı atık bertaraf etme bedeli istendiği, davacının Tüketici Hakem Heyetine başvurduğu ve bu başvurusunun reddedildiği, davanın Tüketici Mahkemesi sıfatıyla ve Hakem Heyeti kararının iptali istemi ile açıldığı, ancak 6100 sayılı HMK’nın 33. maddesine göre vakıaları açıklamak tarafların, hukukî vasıflandırmayı yapmanın ise mahkemenin görevinde olduğu, Tüketici Hakem Heyetine başvurulabilmesi için davanın tüketici ilişkisinden kaynaklanması gerektiği, oysa ki davalı Belediyenin mülga 4077 sayılı Kanunun 3/F maddesi anlamında ticarî-meslekî faaliyet çerçevesinde mal-hizmet satan satıcı niteliğinde olmadığı, Tüketici Mahkemesinin davaya bakmakta görevsiz olduğu ve davaya bu nedenle asliye hukuk mahkemesi sıfatıyla bakıldığı, davacı tarafın davalı Belediyece katı atık bedeli isteyemeyeceğinin tespitini istediği gözetildiğinde davanın muarazanın önlenmesi davası olarak nitelendirilmesi gerektiği, dosyada yer alan Uyuşmazlık Mahkemesi kararında da; atık su bedelinin somut olarak tahakkuk ettirilerek muhataba bildirilmesi ve tahsilinin istenmesi hâlinde ise adlî yargının, tahakkuk-tahsil işlemi yapılmaksızın sadece tarife kararlarının davaya konu edilmesi hâlinde idarî yargının görevli olduğuna işaret edildiği, eldeki uyuşmazlıkta somut olarak miktar içeren bir atık su bedeli tahakkuku ve davacıya yöneltilen bir tahsil açıklaması ve iradesinin dava edilmediği, davacının davalı idarenin evsel katı atık bedeli talep etme hakkı bulunmadığının tespitini istediği, dolayısıyla dava edilen işlemin davalı Belediyenin 2013 yılı gelir tarifesi olduğu, davalı İdare tarafından genel olarak işyerlerinden evsel katı atık beyanı vermelerinin istendiği, davacının ise 26.10.2013 tarihli dilekçesi ile kendisinden böyle bir istekte bulunulmamasını istediği, bu nedenle bahsi geçen Uyuşmazlık Mahkemesi kararı ışığında görevli yargı yerinin idarî yargı mercii olduğundan yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
    Özel Daire Bozma Kararı:
  4. Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
  5. Yargıtay 3. Hukuk Dairesince 19.01.2015 tarihli ve 2014/7175 E., 2015/2638 K.sayılı kararı ile;
    “…Uyuşmazlık Mahkemesi 13/05/2013 tarihli ve 2012/145 E., 2013/622 K. sayılı ilâmında;
    “… taraflar arasındaki abonelik ilişkisi bulunuyor olması birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu ücretin idare ile kişi arasında abonman (abonelik) sözleşmesiyle kurulan özel hukuk ilişkisi çerçevesinde ve hizmet karşılığında maliyet-kâr esasına göre idarece belirlenen tarifeye dayanılarak alınan ücret olduğu anlaşılmakla uyuşmazlığa bakmakta Adlî Yargı Merciinin görevli olduğuna” karar vermiştir.
    Uyuşmazlık Mahkemesi 02/04/2007 tarih, 2004/127 E., 2007/31 K. sayılı kararında; Anayasa Mahkemesi ile Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarındaki; “atık su bedelinin, vergi benzeri mali yükümlülük olmayıp, idareyle kişi arasında abonman sözleşmesiyle kurulan özel hukuk ilişkisi çerçevesinde ve hizmet karşılığında maliyet-kâr esasına göre idarece belirlenen tarifeye dayanılarak alınan bir ücret olduğu” yolundaki kabulün sonuçları itibarıyla; idarenin faaliyet alanıyla ilgili olarak yürürlüğe koyduğu yönetmelik ve buna dayanan tarife kararlarının yargısal denetiminin İdarî Yargı yerinde (İdare Mahkemeleri); abonman sözleşmesine dayanan bir alacak-borç ilişkisi kapsamındaki atık su bedelinin tahsiline ilişkin davaların ise Adlî Yargı yerinde görülüp çözümlenmesi gerekmekte olup, uygulamanın bu şekilde istikrar kazandığından da bahsedilmiştir.
    Somut olayda; davacı, dava dilekçesinde, kiracı olarak kullandığı işyeri için davalı idarenin evsel katı atık bedeli tahakkuk ettireceğini kendisine yazılı olarak bildirdiğini, bu bildirim üzerine, kendisinden evsel katı atık bedeli istenmesinin yasal olmadığı gerekçesiyle Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurduğunu, Hakem Heyetinin ise talebini reddettiğini, bu ret kararı üzerine, TSHH kararının iptali ve davalı idarenin evsel katı atık bedeli talep etme hakkının bulunmadığının tespiti istemiyle eldeki davayı açmıştır.
    Medenî yargılama hukukunda egemen olan ilke (taraflarca getirme ilkesine göre), davanın sebebini oluşturan vakıaların getirilmesi taraflara yüklenmiş bir ödevdir. Buna karşılık bu vakıaları mümkün olan bütün hukukî görüş açılarından inceleme ve hukuku uygulama görevi ise hâkime yüklenmiştir. Hâkim, tarafların hukukî sebepleri hiç belirtmemiş ya da yanlış belirtmiş olması ile bağlı tutulmamıştır. Bu sayede, tarafların hukukî bilgisizliklerden zarar görmeleri engellenmiştir.
    Nitekim, 6100 sayılı HMK’nın 33. maddesi ve 04/06/1958 gün ve 15/6 sayılı YİBK’na göre, olayları izah taraflara, kanunları (mevzuatı) re’sen uygulamak ve dolayısıyla hukukî nitelendirmede bulunmak hâkime ait bir görevdir. Hâkimin hukukî nitelendirmede bulunma görevine ilişkin muhtelif kararlar mevcuttur (YHGK’nın 11/4/2007 tarih, 2007/12-179 E., 2007/198 K. sayılı kararında da aynı ilkeler benimsenmiştir.).
    Davacı talebinde (dava dilekçesinde) bir idarî işlemin iptalini istememiştir. Davalı idarenin evsel katı atık bedeli tarifesinin iptalini istemediği, dava dilekçesi, yargılama aşamasındaki beyanları ve temyiz layihasından açıkça anlaşılmaktadır. Talebi hakkında, Tüketici Sorunları Hakem Heyeti tarafından verilen kararının iptali ile evsel katı atık bedelinden sorumlu olmadığının tespitini istemiştir.
    Ayrıca; Dairemizin istikrar kazanmış uygulamasına göre; İl veya İlçe Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerinin kararlarına karşı itiraz merci Tüketici Mahkemeleridir (TKHK mad. 22/5). O hâlde, TSHH’ye intikal ettirilen uyuşmazlığın türü ne olursa olsun bu merci tarafından verilecek bütün kararlara karşı itiraz merci (münhasıran) Tüketici Mahkemesidir. Kaldı ki, tüketici hukuku kapsamında olmayıp da genel hükümler çerçevesinde çözümlenmesi gereken bir uyuşmazlık hakkında her nasılsa Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurulmuş ve buradan işin esası hakkında bir karar alınmışsa dahi itiraz merci, yine (münhasıran) Tüketici Mahkemesidir. O hâlde, Tüketici Sorunları Hakem Heyetine intikal ettirilen uyuşmazlığın türü ne olursa olsun bu merci tarafından verilecek bütün kararlara karşı itiraz (iptal) merci (münhasıran) Tüketici Mahkemesidir.
    Mahkemece; yukarıda belirtilen ilke ve esaslar gözönünde tutularak, davaya bakmakta görevli yargı yerinin Adlî Yargı Mercii olduğu kabul edilip, ayrıca davaya Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken, genel mahkeme sıfatıyla yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır…”
    Gerekçesi ile karar bozulmuş, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazları incelenmemiştir.
    Direnme Kararı:
  6. Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (tüketici mahkemesi sıfatıyla) 09.06.2015 tarihli ve 2015/513 E., 2015/581K. sayılı kararı ile; önceki karardaki gerekçeler tekrar edilmek suretiyle ve “…Dava, THH kararının iptali ise, mutlaka tüketici mahkemelerinde görülmelidir şeklindeki bozma gerekçesine mahkememizce aynen uyularak bozma sonrası muhakeme tüketici mahkemesi sıfatıyla sürdürülmüştür. Ancak, uyuşmazlığın adli yargı yerlerinde çözümlenmesi gerektiğine yönelik bozma sebebine aşağıda sıralanan gerekçeler doğrultusunda direnme yoluna gidilmiştir.
    Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 29/12/2014 tarihli ve 2014/1153 E., 2014/1192 K. sayılı ilamında bu kabil uyuşmazlıkların hangi yargı yerlerinde çözüme kavuşturulacaklarına dair genel ilkelere yer verilmiştir.
    Buna göre, eğer idare ile kişiler arasında bir özel hukuk ilişkisi-abonelik sözleşmesi varsa ve bu sözleşme esas alınarak atık su bedeli- çevre temizlik vergisi gibi mali yükümlülükler tahakkuk ettirilmekte ise, o zaman adli yargı yerlerinin görevine giren bir uyuşmazlık söz konusudur. Böyle bir ilişki yok ise, genel uygulama kaidelerini belirleyen tarifeler söz konusu ise, bu halde idari yargı yerleri görevli olacaktır.
    Bozma ilamında ayrıntılı olarak yer verildiği üzere, davanın sebebini oluşturan vakıalar yargı organları önüne taraflarca getirilir ve bunların hukuksal nitelemesi hakim tarafından yapılır.
    Bu ilkelere göre; davacı ile davalı … arasında bir abonelik ilişkisi yoktur. Karaman Belediyesi 2013 yılı gelir tarifesi 12/12/2012 günlü ve 426 numaralı kararla kabul edilmiştir. Tarifenin 23.maddesinde Evsel Katı Atık bedeline yer verilmiştir. Bu madde de evsel katı atık bedelinin beldede yaşayan tüm insanlar için uygulanacak olan kaidelerine yer verilmiştir. Tarife de su abonelikleri bulunmayan konut ve işyerlerinden de evsel katı atık bedeli tahsil edileceği düzenlenmiştir. Daha sonra işyeri sahiplerinin dikkatine başlığı adı altında su aboneliği olmayan işyerlerinden evsel katı atık bedeli tahsil edileceği duyurulmuştur. Bu duyurudan sonra davacı … Karaman Belediye Başkanlığına 27/06/2013 tarihinde dilekçe vererek, aboneliği ve lavabosunun olmadığını, kendisinden yönetmeliğe göre katı atık bedeli alınmasının yasaya uygun olmadığını açıklamış ve işlemin iptalini istediğini bildirmiştir. THH ye başvuru ve dava süreçleri bu eksende başlamış ve süre gelmiştir.
    Görülmektedir ki, uyuşmazlık konusu edilen olgu aboneliğe ve tarifeye göre davacı için tahakkuk ettirilen belirli bir miktar bedel değildir. Tarife hükümlerine göre, su aboneliği olmayanlardan da bedel alınması sebebiyle, tarifenin kendisi için uygulanmaması istemidir. Yani, davacı mahkemeden, Karaman Belediyesinin 2013 yılı gelir tarifesinin hukuka uygun olmadığının saptanmasını istemektedir. Amaç, 2013 yılı gelir tarifesinin yargısal denetimini sağlamaktır. Sarih bir biçimde tarifenin kendisi yönünden uygulanmaması amaçlanmaktadır.
    Eğer davacı için bir bedel tahakkuk ettirilseydi ve davacı da tahakkuk ettirilen bedelin tarife hükümlerine uygun olmadığını ileri sürseydi, o takdirde uyuşmazlığın adli yargı yerlerinde görülmesi gerekirdi. Oysaki davacı doğrudan tamamen idari kurallara göre ihdas olunmuş belediye gelir tarifesinin hukuka uygun olmadığını, uygulanmaması gerektiğini ileri sürmektedir. Dilekçelerde ” İptal istiyorum” şeklinde ibarelere yer verilmemesi, dava ile ulaşılmak istenen amacı değiştirmez. Davacı, tarifenin geçersizliğinin belirlenmesini istemektedir. Bu istekte idari yargı organları önünde çözümlenebilir…” gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
    Direnme Kararının Temyizi:
  7. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK

  1. Davacı vekilinin evsel katı atık bedeli talep etme hakkının bulunmadığına karar verilmesini talep ettiği eldeki davada, görevli yargı yerinin adli yargı mercileri mi, yoksa idari yargı mercileri mi olduğu noktasında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE

  1. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
  2. Öncelikle vurgulamak gerekir ki, mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan hâllere dava şartları denir.
  3. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığını kendiliğinden araştırıp inceler ve bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir. Dava şartlarının davanın açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda mahkemece mesmu (dinlenebilir ) olmadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesi gerekir.
  4. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 114’üncü maddesinin 1-b bendine göre “Yargı yolunun caiz olması” dava şartları arasında yer alır.
  5. Dava şartlarının amacı, bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için gerekli bütün şartları ve bunların incelenmesi usulünü tespit etmek, böylece davaların daha çabuk, basit ve ekonomik bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmaktır (Kuru, B.: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, İstanbul 2016, s. 190).
  6. 6100 sayılı HMK’nın “Hukukun Uygulanması” başlıklı 33. maddesine göre ise; hâkim Türk hukukunu resen uygular.Bu nedenle mahkemece tarafların gösterdiği hukuki sebep ile bağlı olmaksızın somut uyuşmazlığa uygun olan hukuki müessese ve ilgili kanun hükümleri belirlenerek uyuşmazlığın doğru hükümlere göre çözümlenmesi gerekir.
  7. Diğer yandan, özel görevli mahkeme olan tüketici mahkemelerinin görev alanı üzerinde durulmasında yarar vardır;
    6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun 28.11.2013 tarihli ve 28835 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış ve aynı Kanun’un 87. maddesi uyarınca yayımlandığı tarihten itibaren altı ay sonra yürürlüğe girmiş ise de, adı geçen Kanun’da geçiş hükümlerini düzenleyen geçici madde 1/2. bendi uyarınca, bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önceki tüketici işlemlerine, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına bu işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmiş ise kural olarak o kanun hükümleri uygulanacağından, eldeki uyuşmazlık bakımından işlem tarihinde yürürlükte bulunan mülga 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun (TKHK) hükümleri uygulanacaktır.
  8. Tüketici mahkemelerinin görevleri, Kanun’da; “Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılır” denilmek suretiyle belirlenmiştir (TKHK m., 23/1). Madde de, açıkça “bu Kanun…” tabiri kullanıldığına göre, TKHK’nın kapsamının ne olduğunu belirlemek gerekir. Mülga 4077 sayılıTKHK’nın kapsamı aynı Kanun’un 2. maddesinde gösterilmiş olup, “Bu Kanun, 1. maddede belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” denilmek suretiyle 1. maddeye yollama yapılmıştır.
  9. Aynı Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (e) bendinde göre tüketici; “Bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişileri”; (f) bendine göre satıcı; “Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri” ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
  10. Diğer yandan, mülga 4077 sayılı Kanun’un “Tüketici Sorunları Hakem Heyeti” başlıklı 22. maddesinin 5. fıkrası;
    “…Değeri 1.272,19 TL’nin altında bulunan uyuşmazlıklarda tüketici sorunları hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Bu uyuşmazlıklarda heyetin vereceği kararlar tarafları bağlar. Bu kararlar İcra ve İflas Kanununun ilamların yerine getirilmesi hakkındaki hükümlerine göre yerine getirilir. Taraflar bu kararlara karşı onbeş gün içinde tüketici mahkemesine itiraz edebilirler. İtiraz, tüketici sorunları hakem heyeti kararının icrasını durdurmaz. Ancak, talep edilmesi şartıyla hakim, tüketici sorunları hakem heyeti kararının icrasını tedbir yoluyla durdurabilir. Tüketici sorunları hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine tüketici mahkemesinin vereceği karar kesindir”.
    hükmünü içermektedir.
  11. Uyuşmazlığın niteliği bakımından 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 11. maddesine dayanılarak çıkarılan 27.10.2010 tarihli ve 27742 sayılı Atıksu Altyapı ve Evsel Katı Atık Bertaraf Tesisleri Tarifelerinin Belirlenmesinde Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik’ten bahsetmek gerekir.
  12. Bu Yönetmeliğin “tanımlar” başlıklı 4. maddesinin (a) bendine göre abone;
    “…Bu Yönetmeliğin uygulanmasında;
    a) Abone: Su ve atıksu ve katı atık hizmetlerinden faydalanan ve/veya faydalanacak gerçek veya tüzel kişiyi,…”
    İfade eder.
  13. Aynı Yönetmeliğin “Halkın bilgilendirilmesi” başlıklı 23. maddesinde ise;
    (1) 2872 sayılı Çevre Kanununun 11 inci maddesinde belirlenen idarelerce ve belediye meclisince atıksu ve evsel katı atık tarife ücretleri kararı alınmadan önce halkın önerilen tarifeler ve esasları hakkında bilgilendirilmesi, görüş ve önerilerinin alınması maksadıyla ücretlerin hangi esaslar çerçevesinde belirlendiğini, hangi ana maliyet kalemlerinin dikkate alındığını, geçmiş yıllardaki maliyetleri, planlanan yatırım programını ve önerilen tarifeleri içerecek bir rapor hazırlanır.
    (2) Belediyeler ve Mahalli İdare Birliklerince hazırlanan raporlar meclis kararlarının duyurulması yöntemi ile halka duyurulur. Diğer atıksu altyapı yönetimleri ve evsel katı atık idareleri tarafından hazırlanan raporlar yerel gazeteler ve/veya diğer haber alma kaynakları kullanılarak duyurulur.
    (3) Yorumların toplanması, yorum verme süresi, atıksu altyapı yönetimleri ve evsel katı atık idareleri tarafından uygun bir süreye göre düzenlenir.
    (4) Belediyeler ve Mahalli İdare Birlikleri ücret ve tarifelere ilişkin aldıkları meclis kararlarını diğer meclis kararları gibi duyururlar. Diğer atıksu altyapı yönetimleri ve evsel katı atık idareleri tarafından halkın atıksu ve evsel katı atık ücret ve tarifeler için görüş ve önerilerini değerlendirildikten sonra yerel gazeteler ve diğer haber alma kaynakları kullanılarak halka duyurulur”.
  14. Bu Yönetmeliğe dayanılarak davalı … tarafından hazırlanıp halka duyurulan Karaman Belediyesi 2013 yılı Gelir Tarifesinin “Evsel Katı Atık Tarifesi (KDV hariç)” 23. maddesinde ise, su abonesi olan ve su abonesi olmayanlardan tahsil edilecek olan evsel katı atık bedelinin nasıl hesaplanacağı belirlenmiştir.
  15. Bu noktada, Uyuşmazlık Mahkemesinin vermiş olduğu kararlara değinmek gerekirse; Mahkeme bir kararında atık su bedelinin, vergi benzeri mali yükümlülük olmayıp, idareyle kişi arasında abonman sözleşmesiyle kurulan özel hukuk ilişkisi çerçevesinde ve hizmet karşılığında maliyet-kâr esasına göre idarece belirlenen tarifeye dayanılarak alınan bir ücret olduğu yolundaki kabulün sonuçları itibarıyla; idarenin faaliyet alanıyla ilgili olarak yürürlüğe koyduğu yönetmelik ve buna dayanan tarife kararlarının yargısal denetiminin idarî yargı yerinde idare mahkemeleri; abonman sözleşmesine dayanan bir alacak-borç ilişkisi kapsamındaki atık su bedelinin tahsiline ilişkin davaların ise adli yargı yerinde görülüp çözümlenmesinin gerekmekte olduğunu ve uygulamanın bu doğrultuda istikrar kazandığını vurgulamıştır (Uyuşmazlık Mahkemesinin 02/04/2007 tarihli ve 2004/127 E., 2007/31 K. sayılı kararı).
  16. Uyuşmazlık Mahkemesince verilen başka bir kararda; taraflar arasında abonelik ilişkisi bulunuyor olması birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu ücretin idare ile kişi arasında abonman (abonelik) sözleşmesiyle kurulan özel hukuk ilişkisi çerçevesinde ve hizmet karşılığında maliyet-kâr esasına göre idarece belirlenen tarifeye dayanılarak alınan ücret olduğu anlaşılmakla uyuşmazlığa bakmakta adlî yargı merciinin görevli olduğuna hükmedilmiştir (Uyuşmazlık Mahkemesinin 13/05/2013 tarihli ve 2012/145 E., 2013/622 K. sayılı kararı).
  17. Bu ilke ve açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
    6100 sayılı HMK’nın 33. maddesi gereğince mahkemece tarafların gösterdiği hukukî sebepler ile bağlı olmaksızın somut uyuşmazlığa uygun olan hukuki müessese ve ilgili kanun hükümleri belirlenerek uyuşmazlığın doğru hükümlere göre çözümlenmesi gerektiği açıktır. Ancak eldeki davada davalı idarenin evsel katı atık bedeli tarifesinin iptalinin istenmediği, dava dilekçesi, yargılama aşamasındaki beyanlar ve temyiz layihasından açıkça anlaşılmaktadır.
  18. Zira, eldeki davada davacı kiracı olarak kullandığı işyeri için davalı idarenin evsel katı atık bedeli tahakkuk ettireceğini kendisine yazılı olarak bildirdiğini, bu bildirim üzerine, kendisinden evsel katı atık bedeli istenmesinin yasal olmadığı gerekçesiyle Karaman Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurduğunu, Hakem Heyetinin ise talebini reddettiğini, bu ret kararı üzerine, Karaman Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararının iptali ve davalı idarenin evsel katı atık bedeli talep etme hakkının bulunmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
  19. Öte yandan yerel mahkemece direnme kararı gerekçesinde, uyuşmazlık konusu edilen olgu aboneliğe ve tarifeye göre davacı için tahakkuk ettirilen belirli bir miktar bedel olmadığı, davacı tarafın bu nedenle tarifenin yalnızca iptalini istediğinden eldeki davada idari yargı mercilerinde çözümlenmesi gerektiği belirtilmiş ise de, az yukarıda değinildiği gibi davacı tarafın böyle bir talebi olmadığından ve davacı ile davalı idare arasında abonelik sözleşmesi henüz kurulmamış ise de, davacı 7742 sayılı Yönetmeliğin 4. maddesinde belirtilen abone tanımı kapsamında yer aldığı gibi, bu Yönetmeliğe dayanılarak davalı … tarafından hazırlanıp halka duyurulan Karaman Belediyesi 2013 yılı Gelir Tarifesinin “Evsel Katı Atık Tarifesi (KDV hariç)” 23. maddesinde su abonesi olan ve su abonesi olmayanlardan tahsil edilecek olan evsel katı atık bedelinin nasıl hesaplanacağı da belirlendiğinden dava adli yargı mercilerinde görülüp, çözümlenmelidir.
  20. İstikrar kazanmış Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarında belirtildiği üzere, yalnızca idarenin faaliyet alanıyla ilgili olarak yürürlüğe koyduğu yönetmelik ve buna dayanan tarife kararlarının yargısal denetiminin talep edildiği davaların idarî yargı yerinde görülmesi gerekmektedir. Eldeki davada ise davacı tarafın böyle bir talebi bulunmadığından davanın adli yargıda ve mülga 4077 sayılı Kanun’un 22/5. maddesine göre de tüketici mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması gerekir.
  21. Zira, Tüketici Sorunları Hakem Heyetine intikal ettirilen uyuşmazlığın türü ne olursa olsun bu merci tarafından verilecek bütün kararlara karşı itiraz merci (münhasıran) Tüketici Mahkemesidir. Kaldı ki, tüketici hukuku kapsamında olmayıp da genel hükümler çerçevesinde çözümlenmesi gereken bir uyuşmazlık hakkında her nasılsa Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurulmuş ve buradan işin esası hakkında bir karar alınmışsa dahi itiraz merci, yine (münhasıran) tüketici mahkemesidir.
  22. Hâl böyle olunca tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki delillere, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
  23. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen geçici 3. maddeye göre uygulanmakta olan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Aynı Kanun’un 440. maddesine göre kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 23.09.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Bir Cevap Yazın