ÖZET :

  • Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir.
  • Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir.
  • Olay günü durumundan şüphelenilmesi üzerine kimliği sorulan ve abisinin ismini vermesi nedeniyle kimliğinden de şüphe edilen sanığın, kimlik tespiti için polis merkezine getirilmek üzere üst araması yapılmasından sonra görevli polis memuruna hitaben söylediği “adam olun lan, artistlik yapmayın, beni buraya getiremezsiniz, polis değil, kim olursanız olun” şeklindeki sözlerin mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, kaba hitap tarzı niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı….

Karar İçeriği

Yargıtay 18. Ceza Dairesi         

2020/697 E.  ,  2020/5308 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hakaret, tehdit
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

KARAR

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre Yerel Mahkemece sanık hakkında TCK’nın 106/1-2 cümlesi uyarınca sair tehdit suçundan hüküm kurulduğunun anlaşılması karşısında; tebliğnamedeki tehdit suçuna ilişkin bozma düşüncesine iştirak edilmeyerek yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1) Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir.
Olay günü durumundan şüphelenilmesi üzerine kimliği sorulan ve abisinin ismini vermesi nedeniyle kimliğinden de şüphe edilen sanığın, kimlik tespiti için polis merkezine getirilmek üzere üst araması yapılmasından sonra görevli polis memuruna hitaben söylediği “adam olun lan, artistlik yapmayın, beni buraya getiremezsiniz, polis değil, kim olursanız olun” şeklindeki sözlerin mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, kaba hitap tarzı niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
2) Uzlaşma kapsamında olan TCK’nın 106/1. maddesinin 2. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun uzlaşma kapsamında olmayan aynı Kanunun 125/3-a maddesinde düzenlenen hakaret suçuyla birlikte işlendiğinden CMK’nın 253/3. maddesi uyarınca uzlaşma kapsamında bulunmaması nedeniyle yapılan uzlaşma işlemleri bu nedenle geçersiz ise de, bir nolu bozmaya uyulması halinde, sanığa atılı tehdit suçunun CMK’nın 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşmaya tabi hale gelmesi karşısında, anılan maddelerde öngörüldüğü biçimde yöntemine uygun olarak uzlaştırma önerisinde bulunulması ve sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
3) Kabule göre de;
a) Sanığın hakaret kabul edilen sözlerini polis merkezine götürüldüğü sırada söylediğinin kabul edilmesi karşısında, aleniyet unsurunun ne şekilde gerçekleştiği açıklanıp tartışılmadan TCK’nın 125/4. maddesinin uygulanması,
b) Hakaret suçundan kurulan hükümde; temel cezanın, doğrudan TCK’nın 125/3-a maddesi uyarınca belirlenmesinden sonra 125/4. maddesi uyarınca artırılması gerekirken, TCK’nın 125/1. maddesi uyarınca belirlenip 125/4. maddesince artırılmasından sonra 125/3-a maddesinin uygulanması suretiyle TCK’nın 61/5. maddesinde öngörülen sıralamaya aykırılık oluşturulması,
c) TCK’nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun uygulanmasına ilişkin hükmün, Anayasa Mahkemesi’nin, 08/10/2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararıyla, iptal edilmiş olması nedeniyle, uygulanma olanağının ortadan kalkmış olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’nin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca cezayı aleyhe değiştirme yasağının gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 02/03/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verild

Bir Cevap Yazın