ÖZET :

  • Olay tutanağı ile mağdur ve tanık beyanlarına göre, sanığın rahatsızlanan çocuğunu tedavi amacıyla götürdüğü hastanede hemşire olan mağdura hitaben söylediği kabul edilen “seni dışarıda yakalarsam sinkaf ederim..” şeklindeki sözlerinin bir bütün halinde tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden sanık hakkında ayrıca hakaret suçundan da mahkumiyet hükmü kurulması,
  • Sanığın aşamalarda, çocuğunu rahatsızlığı nedeniyle götürdüğü hastanede, çocuğuyla ilgilenilmemesi ve hakaret edilmesi üzerine tartıştıklarını savunması karşısında, olayın çıkış nedeni ve gelişmesi değerlendirilerek hakaret suçunda TCK’nın 129, tehdit suçunda aynı Yasa’nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
  • TCK’nın 61/8. maddesine göre adli para cezası hesaplanırken, cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesi sırasında artırım ve indirimlerin gün üzerinden yapılması, sonuç olarak ulaşılan miktarın bir gün için belirlenen miktarla çarpımı sonucu ceza verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
  • Sanık hakkında seçimlik ceza öngören hakaret suçundan kurulan hükümde adli para cezası tercih edilmesine rağmen tehdit suçundan kurulan hükümde yeterli olmayan gerekçe ile hapis cezası seçenek yaptırımlara çevrilmeyerek çelişki oluşturulması,

Karar İçeriği4. Ceza Dairesi         2020/18719 E.  ,  2020/20535 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi


KARAR

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
1- Dosya kapsamına, olay tutanağı ile mağdur ve tanık beyanlarına göre, sanığın rahatsızlanan çocuğunu tedavi amacıyla götürdüğü hastanede hemşire olan mağdura hitaben söylediği kabul edilen “seni dışarıda yakalarsam sinkaf ederim..” şeklindeki sözlerinin bir bütün halinde tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden sanık hakkında ayrıca hakaret suçundan da mahkumiyet hükmü kurulması,
2- Sanığın aşamalarda, çocuğunu rahatsızlığı nedeniyle götürdüğü hastanede, çocuğuyla ilgilenilmemesi ve hakaret edilmesi üzerine tartıştıklarını savunması karşısında, olayın çıkış nedeni ve gelişmesi değerlendirilerek hakaret suçunda TCK’nın 129, tehdit suçunda aynı Yasa’nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
3- TCK’nın 61/8. maddesine göre adli para cezası hesaplanırken, cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesi sırasında artırım ve indirimlerin gün üzerinden yapılması, sonuç olarak ulaşılan miktarın bir gün için belirlenen miktarla çarpımı sonucu ceza verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
4- Sanık hakkında seçimlik ceza öngören hakaret suçundan kurulan hükümde adli para cezası tercih edilmesine rağmen tehdit suçundan kurulan hükümde yeterli olmayan gerekçe ile hapis cezası seçenek yaptırımlara çevrilmeyerek çelişki oluşturulması,
5- 1 no’lu bozma nedenine uyulması halinde ise hükümden sonra 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik CMK’nın 253/1. madde hükmü uyarınca, sanığa atılı TCK’nın 106. maddenin 1. fıkrasının 1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alınmış olması karşısında; anılan Kanun’un 35. maddesiyle değişik CMK’nın 254. maddesi gereğince sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
6- 1 no’lu bozma nedenine uyulması sonrasında uzlaştırma sağlanamaması halinde ise,
17/10/2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 251. maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiştir.
Ancak bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle, 5271 sayılı CMK’ya eklenen geçici 5. maddenin (d) bendi ile; “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz” hükmü getirilmiştir.
Konuyu somut norm denetimi yoluyla inceleyen Anayasa Mahkemesi (25/06/2020, 2020/16, 2020/33; R.G. 19/08/2020, Sayı:31218), sözü geçen geçici 5/d maddesindeki hükmün, “kovuşturma evresine geçilmiş” ibaresinin aynı bentte yer alan, “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38. maddesine aykırı görerek iptaline karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi kararında, hükme bağlanmış dosyalarla ilgili iptale karar verilmemiş ise de, 5271 sayılı Kanun’un 2/1-f maddesince hükme bağlanmış dosyalarla ilgili olarak kovuşturma evresinin kesinleşmeye kadar devam etmesi ve aynı Yasa’nın 251/3. maddesi gereği mahkumiyet hükmü verildiği takdirde sonuç cezadan dörtte bir indirim öngörülmesi, bu durumun da temyiz incelemesi devam eden dosyalar bakımından lehe düzenleme getirmesi karşısında,
Anayasa Mahkemesinin iptal kararında; sanık lehine getirilen, yeni düzenlemenin 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesi gereğince, 5271 sayılı CMK’ya eklenen geçici 5. maddesiyle “kovuşturma evresine geçilmiş” dosyalar bakımından uygulanması gerektiğine işaret edildiğinden, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı CMK’nın 251/1 maddesi kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa’nın 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 7 ve 5271 sayılı CMK’nın 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’in temyiz nedenleri bu nedenle yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 21/12/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi