Adli tatilde görülen dava ve işler-HMK Madde 103

Adli tatilde görülen dava ve işler-HMK Madde 103

➡️ İcra Hukuk Mahkemesinde açılan davalar adli tatilde de görülebildiğinden temyiz süresi adli tatil içinde işlemeye devam eder.

➡️ İşverenin açtığı alacak davasının HMK'nun 103. maddesinde sayılan adli tatilde görülecek dava ve işlerden olmadığı...

➡️ İş kazasından kaynaklanan tazminat davaları ile işçinin ölümü hâlinde açılan destekten yoksun kalma tazminatı davaları adli tatilde görülen davalardan olup adli tatilde süreler işlemeye devam eder.
  • ➡️ Her yıl 20 Temmuz ile 30 Ağustos arasında, kanunda belirtilen durumlar dışında, hiçbir adli işlemin yapılmadığı süreye adli tatil denir.


6100 sayılı HMK’nın 104. maddesine göre; 

  • ➡️ Adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır.
  • ➡️ Bu düzenleme adli tatile tabi olan dava ve işler için getirilmiş düzenlemedir. Aynı Kanun’un 103. maddesinde adli tatilde hangi işlerin görüleceği hüküm altına alınmıştır.

Adli tatilde görülecek dava ve işler

HMK MADDE 103- (1) Adli tatilde, ancak aşağıdaki dava ve işler görülür:

a) İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delillerin tespiti gibi geçici hukuki koruma, deniz raporlarının alınması ve dispeçci atanması talepleri ile bunlara karşı yapılacak itirazlar ve diğer başvurular hakkında karar verilmesi.

b) Her çeşit nafaka davaları ile soybağı, velayet ve vesayete ilişkin dava ya da işler.

c) Nüfus kayıtlarının düzeltilmesi işleri ve davaları.

ç) Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar.

d) Ticari defterlerin kaybından dolayı kayıp belgesi verilmesi talepleri ile kıymetli evrakın kaybından doğan iptal işleri.

e) İflas ve konkordato ile sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırılmasına ilişkin işler ve davalar.

f) Adli tatilde yapılmasına karar verilen keşifler.

g) Tahkim hükümlerine göre, mahkemenin görev alanına giren dava ve işler.

ğ) Çekişmesiz yargı işleri.

h) Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin talebi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler.

(2) Tarafların anlaşması hâlinde veya dava bir tarafın yokluğunda görülmekte ise hazır olan tarafın talebi üzerine, yukarıdaki iş ve davalara bakılması, adli tatilden sonraya bırakılabilir.

(3) Adli tatilde, yukarıdaki fıkralarda gösterilenler dışında kalan dava ve işlerle ilgili olarak verilen dava, karşı dava, istinaf ve temyiz dilekçeleri ile bunlara karşı verilen cevap dilekçelerinin ve dosyası işlemden kaldırılan davaları yenileme dilekçelerinin alınması, ilam verilmesi, her türlü tebligat, dosyanın başka bir mahkemeye, bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya gönderilmesi işlemleri de yapılır.

(4) Bu madde hükümleri, bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay incelemelerinde de uygulanır.

Adli tatilin sürelere etkisi

HMK MADDE 104- (1) Adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır.

Adli tatile tabi olan dava ve işler

  • ➡️ 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun; Adli tatil süresi başlıklı 102. maddesi,Adli tatil, her yıl yirmi Temmuzda başlar, otuz bir Ağustosta sona erer. Yeni adli yıl bir Eylülde başlar.”;
  • ➡️ Adli tatilde görülecek dava ve işler başlıklı 103. maddesi,
  • “(1)Adli tatilde, ancak aşağıdaki dava ve işler görülür: …
  • ç) Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar…
  • h) Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin talebi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler…
  • (3) Adli tatilde, yukarıdaki fıkralarda gösterilenler dışında kalan dava ve işlerle ilgili olarak verilen dava, karşı dava, istinaf ve temyiz dilekçeleri ile bunlara karşı verilen cevap dilekçelerinin ve dosyası işlemden kaldırılan davaları yenileme dilekçelerinin alınması, ilam verilmesi, her türlü tebligat, dosyanın başka bir mahkemeye, bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya gönderilmesi işlemleri de yapılır.”; …
  • ➡️ Adli tatilin sürelere etkisi başlıklı 104. maddesi, “Adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır.”

1-) KAMULAŞTIRMA DAVALARI

Kamulaştırma bedelinin tesbiti ve tesciline ilişkin olup, Kamulaştırma Kanununun 37. maddesine göre kamulaştırma davalarına adli tatil süresi içinde de bakılır ve süreler adli tatilde de işler.

2-) İFLAS DAVALARI

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 103. maddesinin 1/e bendinde gösterildiği üzere, iflas davalarında süreler adli tatil de işlemeye devam eder.

3-) Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar

HMK 103. maddesinin birinci fıkrasının “ç” bendinde “Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar”ın adli tatilde görüleceği düzenlenmiştir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi         

2020/1706 E.  ,  2020/7154 K. Sayılı kararında;

7036 sayılı Yasanın 7/5 maddesinde ise İş Mahkemesinden verilen kararlara karşı kanun yoluna başvurulması durumunda Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay tarafından ivedilikle karara bağlanacağı düzenlenmiştir. Anılan düzenlemeye ilişkin Kanun gerekçesindeki “6100 sayılı Kanunun 103. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi uyarınca “Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar” İlk Derece Mahkemelerinde adli tatilde görülebilmektedir. Buna karşılık dava açanın işçi veya işveren olduğuna bakılmaksızın İş Mahkemesi kararları, Kanun yolunda (Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay’da) ivedilikle karara bağlanacağı için 6100 sayılı Kanunun 103. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendi uyarınca adli tatilde de incelenebilecektir” şeklindeki açıklama dikkate alındığında, İş Mahkemelerinden verilen kararların, Kanun yolu incelemesinin adli tatilde görülebilmesinin mümkün hale geldiği, giderek adli tatilde görülebilmesi nedeniyle, İş Mahkemelerinden verilen kararlara karşı kanun yoluna başvuru sonunda verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının HMK.nun 104.maddesindeki sınırlamaya tabi olmayacağı Adli Tatil içerisinde de sürelerin işleyeceği açıktır.

4-) İcra Mahkemelerince Görülen Davalar

İİK’nin 18/1.maddesi uyarınca icra mahkemesine arzedilen hususlar ivedi işlerden sayılacak olup ve dolayısıyla HMK’nin 103/1-h maddesi uyarınca adli tatil hükümleri uygulanamayacağından süreler işlemeye devam eder.

Adli Tatilde Hukuk Mahkemelerinde Görülecek Dava ve İşler

Adli Tatilde Görülmeyecek İşler

➡️ HMK’nun Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili hükümler başlıklı 447. maddesi,

“Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıf yaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümleri uygulanır.” düzenlemelerini içermektedir.
Bu yasal mevzuat çerçevesinde artık, (icra mahkemesinde görülenler hariç) basit yargılama usulüne tabi olan davalara adli tatilde bakılmayacaktır.

Başka bir ifade ile basit yargılama usulüne tabi davalar da adli tatile tabi olacaktır. Basit yargılama usulünün uygulandığı sulh hukuk mahkemeleri ile iş mahkemeleri adli tatilden yararlanacaktır.
Adli tatilde görülemeyen basit yargılama usulüne tâbi olan davalarla ilgili bir süre, adli tatil süresi içinde sona ererse, adli tatilden sonra ek bir süreden yararlanacaktır.

Ancak Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin talebi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler adli tatilde görülmeye devam edilecektir. Dikkat edilirse burada yargılama usulü değil, dava veya işin ivedi olması ya da mahkemenin ivedi olduğuna karar vermesi önemlidir. Bu nedenle mahkeme yazılı ya da basit yargılama usulüne tabi bir dava ya da işin ivedi olduğuna karar verirse, bu dava veya işin adli tatilde de görülmesine karar verebilir. Adli tatilde bakılmayan iş ve davalarla ilgili sürelerin sonu, adli tatil dönemine rastlarsa, bu süreler adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta daha uzatılmış sayılır. (…/…/…, Medeni Usûl Hukuku, 14. Bası, s. 273, 274)

1-) Mirasın hükmen reddi istemine ilişkin davalar

Mirasın hükmen reddi istemine ilişkin davalar, adli tatil içerisinde görülemeyecek işlerdendir. Adli tatilde bakılamayan davalarda 6100 sayılı HMK’nın 150/3. maddesindeki üç aylık sürenin son günü adli tatile denk gelirse bu süre adli tatilin bittiği günden itibaren (HMK’nın 104. maddesi gereği) 1 hafta uzatılmış sayılacaktır.

 

Ceza Davalarında Adli Tatilin Sürelere Etkisi

Temyiz süresinin son günün adlı tatile denk gelmesi halinde 5271 sayılı CMK’nin 331. maddesi gereğince temyiz süresi işlemez ve süre adli tatil bitiminden itibaren 3 gün uzar.

15.09.2017 tarihinde 5271 sayılı CMK’nın 291. maddesinde belirlenen süreden sonra temyiz ettiği anlaşıldığından; sanık müdafiinin temyiz isteminin aynı Kanunun 298. maddesi

5271 sayılı CMK’nın 331. maddesine göre hükmün tebliği adli tatil  içerisinde yapılmış ise süre tatilin bittiği günden itibaren işlemeye başlayacağından, yokluğunda verilen karar adli tatil  süresi içerisinde muhtara ve sanığın askerlik yaptığı birliğe ayrı ayrı tebliğ edilmesi, sanığın askerde olması nedeniyle yapılan ilk yapılan tebligat geçersiz olacaktır.

12. Ceza Dairesi         2020/12143 E.  ,  2021/286 K Dayılı Kararında :

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 28.05.2020 tarihli ve 2018/1-161-2020/243 sayılı ilamında belirtildiği üzere; CMK’nın 331. maddesinde yapılan değişiklikler göz önüne alındığında adli tatilin, 01.01.2005 tarihine kadar 20 Temmuz-5 Eylül; 01.01.2005 ile 01.01.2012 tarihleri arasında 1 Ağustos-5 Eylül; 01.01.2012 tarihinden itibaren ise 20 Temmuz-31 Ağustos tarihleri arasında olduğu görülmektedir.

Aynı maddenin 2. fıkrasında, anılan makam ve mahkemelerin bu süre içinde, sadece soruşturmaları, tutuklu işlere ilişkin kovuşturmaları ve ivedi sayılacak diğer hususları yerine getirecekleri belirtilmiş, 3. fıkrasında Yargıtayın, yalnız tutuklu hükümlere ilişkin veya 5320 sayılı Kanunun 18. maddesi ile 1 Haziran 2005 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırılan Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Kanunu gereğince görülen işlerin incelemelerini yapacağı, 4. fıkrasında ise, adli tatile rastlayan sürelerin işlemeyeceği, bu sürelerin tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılacağı hükme bağlanmıştır.

Bu düzenlemelere göre, adli tatil içinde görülebilen işler yönünden 4. fıkra hükmü uygulanmayacak, bu tür dava ve işlerle ilgili süreler adli tatil içinde de işleyecektir. Sürenin uzaması kuralının uygulanabilmesi için, adli tatil içinde görülemeyen dava ve işlerle ilgili kararın tebliğinin tatilden önce gerçekleştirilmesi, işlemeye başlayan sürenin adli tatil içinde sona ermesi gerekmektedir.

Bu takdirde tatilden önce işleyen kısma bakılmaksızın süre, adli tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzayacaktır.

Öte yandan 14.02.1934 tarihli ve 47-1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre de adli tatilde görülemeyen davalarla ilgili kararların, adli tatile rastlayan dönemde tebliği geçerli olmakla birlikte, tatilde süre işlemeyeceği için bu durumda mehil adli tatilin bitiminden itibaren başlayacaktır.


Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.03.2019 gün, 2016/13-1281-2019/216 sayılı ve benzer nitelikteki birçok kararında vurgulandığı üzere;

– 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2,

– 5271 sayılı CMK’nın 34/2, 232/6. maddeleri gereğince,

hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin anlaşılabilir nitelikte açıkça gösterilmesi zorunludur.

Bunlardan bir veya birkaçının eksik ya da hatalı gösterilmesi CMK’nın 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedenini oluşturmaktadır. Bu bildirimlerdeki temel amaç, kanun yollarına başvuru hak ve yetkisi bulunanların, başvuru haklarını etkin bir biçimde kullanmalarının sağlanması ve bu eksiklik nedeniyle hak kayıplarına yol açılmamasıdır. Ancak burada dikkat edilecek veya eski hale getirme nedeni oluşturacak husus, eksik veya yanılgılı bildirim nedeniyle bir hakkın kullanılmasının engellenip engellenmediğinin belirlenmesidir. Bildirimdeki eksikliğin yol açtığı bir hak kaybı bulunmamakta ise, bu durum eski hale getirme nedeni oluşturmayacaktır.


Ayrıca Ağır Ceza Mahkemeleri nezdindeki Cumhuriyet savcıları yönünden Ağır Ceza Mahkemesi kararlarına yönelik temyiz süresi 5271 sayılı CMK’nın 291/1. maddesi gereğince on beş gün olup bu sürenin görüldü ile değil tefhimle başlayacagı” belirtilmektedir.

 

Davalı vekilinin 21.12.2016 tarihli ek karara yönelik temyiz başvurusu yönünden yapılan incelemeye göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 366. maddesi, “Bu Kanunun istinaf yolu ile ilgili 343 ila 349 ve 352. maddeleri hükümleri, temyizde de kıyas yoluyla uygulanır.” hükmünü, 346. maddesi ise “İstinaf dilekçesi, kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir ve 344. maddeye göre yatırılan giderden karşılanmak suretiyle ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder. Bu ret kararına karşı tebliği tarihinden itibaren bir hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. İstinaf yoluna başvurulduğu ve gerekli giderler de yatırıldığı takdirde dosya, kararı veren mahkemece yetkili bölge adliye mahkemesine gönderilir. Bölge adliye mahkemesi ilgili dairesi istinaf dilekçesinin reddine ilişkin kararı yerinde görmezse, ilk istinaf dilekçesine göre gerekli incelemeyi yapar.” hükmünü içermektedir. Buna göre; temyiz dilekçesinin reddine yönelik ek karara karşı tebliğinden itibaren 1 hafta içinde temyiz yoluna başvurulması ve gerekli giderlerin yatırılması halinde dosyanın mahkemesince ilgili Yargıtay Dairesine gönderilmesi gerekmektedir.
Öte yandan HMK’nın 366. maddesinin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346. maddesi uyarınca; temyiz dilekçesi kanuni süre geçtikten sonra verilirse, kararı veren mahkemenin temyiz dilekçesinin reddine karar vermesi gerekir. Ancak temyiz edilen karar temyiz süresi geçtiği halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 Esas, 1990/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin süre yönünden reddine karar verebilecektir


SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top