Kira sözleşmesinde kiralananın tahliyesi sırasında boya ve badanasının yenileneceğine dair bir düzenleme yoksa, boya badana masrafının, hor kullanma sonucu oluşmadığı gözetilerek bu masraflara yönelik talebin reddi gerekir.

Kira sözleşmesinde kiralananın tahliyesi sırasında boya ve badanasının yenileneceğine dair bir düzenleme yoksa, boya badana masrafının, hor kullanma sonucu oluşmadığı gözetilerek bu masraflara yönelik talebin reddi gerekir.

Kiracı – Boya Badana Masrafı
  • ÖZET:
  • 6098 sayılı TBK.’nın 316/1. maddesi (BK.’nın 256.maddesi) hükmü uyarınca, kiracı, kiralananı özenle kullanmak ve aynı kanunun 334. maddesi (BK.’nın 266.maddesi) gereğince sözleşme sonunda aldığı hali ile kiralayana teslim etmekle yükümlüdür. Kiracının bu yükümlülüğünün ihlali halinde kiraya veren, bu yüzden uğradığı zarar için giderim isteminde bulunabilir. Ancak, kiracı, sözleşmeye uygun olağan kullanım dolayısıyla oluşan eskime ve bozulmalardan sorumlu olmayıp, münhasıran kötü kullanım nedeniyle oluşan zarar ve hasarlardan sorumludur.
  • Somut olayda; Taraflar arasında 01/04/2010 başlangıç tarihli bir yıl süreli kira sözleşmesine ilişkin, uyuşmazlık bulunmamaktadır. Mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda bilirkişi heyetinden 12/06/2018 tarihli rapor alınmış, bu rapora yapılan itirazlar neticesinde ise hükme dayanak yapılan 13/09/2018 tarihli ek rapor alınmak suretiyle bu rapora göre hüküm tesisi yoluna gidilmiştir. Bahsi geçen raporda; olağan kullanıma bağlı yıpranma ve eskime bedeli yıpranma payı düşülmek suretiyle 4.627,58TL olduğu belirlenmiş, bu kalem de dahil hasar ve zarara ilişkin toplam bedel 8.090,97TL olarak hesaplanmış ve Mahkemece de bu miktar tazminat hüküm altına alınmıştır.
  • Mahkemece, olağan kullanıma dayalı boya badana imalatına ilişkin davacı talebi yönünden de davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davaya dayanak kira sözleşmesinde kiralananın tahliye sırasında boya ve badanasının yenileneceğine dair bir düzenleme bulunmadığına göre boya badana masrafının olağan kullanımdan kaynaklandığı, hor kullanma sonucu oluşmadığı gözetilerek, boya ve badana masrafına yönelik talebin reddi gerekir.

İLGİLİ;

➡️ İhtiyaç Nedeniyle Tahliye İhtarname Örneği

➡️ Kiracının Tahliyesi Dava Dilekçe Örneği-Kira Borcunun Ödenmemesi Sebebiyle

➡️ Tahliye Taahhüdüne Dayalı Tahliye İcra Emrine İtiraz Dilekçe Örneği

➡️ Tahliye Taahhüdüne Dayalı Tahliye Davası Cevap Dilekçesi Örneği

➡️ Tahliye taahhüdünde, tahliye tarihi açık bir şekilde belirtilmemişse tahliye taahhüdünün varlığından bahsedilemez.

➡️ Kiracının Tahliyesi Nasıl Yapılır?

➡️ Kiralayan kira sözleşmesinde belirlenen kira artış oranından daha fazla zam yapabilir mi?

➡️ İHTİYAÇ NEDENİYLE TAHLİYE DAVASI YARGITAY KARARLARI

➡️ Tahliye taahhüdüne dayalı icra takiplerinde, dayanak tahliye taahhüdünün adi yazılı olması halinde imzaya ve tarihe açıkça itiraz edilmesi gerekir.

➡️ Davacı, oğlunun konut ihtiyacı nedeniyle tahliye davası açmıştır. Davacının ve ihtiyaçlının eşinin, kirada bulunan, konut niteliğinde taşınmazları bulunması dava konusu taşınmazın ihtiyaç nedeniyle  tahliyesinin istenilmesine engel değildir.

➡️ Türk Borçlar Kanun’unun 347. maddesinde ise “Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmelerin süresinin bitiminden en az onbeş gün önce bildirimdebulunmadıkça, sözleşme aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış sayılır. Kiraya veren, sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez…..” düzenlemesi bulunmaktadır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi       

2019/5471 E.  ,  2019/10231 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, davalı ile aralarında 01/04/2010 başlangıç tarihli bir yıl süreli kira sözleşmesi bulunduğunu, davalının taşınmazı çalışma amacına uygun şekilde tadil ederek kullandığını, 22/08/2011 tarihli ihtarname ile kiralananı 30/10/2011 tarihinde tahliye edeceğini bildirerek taşınmazı 04/11/2011 tarihinde tahliye ettiğini, 03/11/2011 tarihinde yapılan delil tespitinde tahliye sırasında kiralanana 10.000.-TL tutarında hasar verildiğinin tespit edildiğini, taşınmaza verilen bu zararın tazminine ve alacağa tespit tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, binanın eski halde olduğunu, ihiyaca binaen davacının da onayı alınarak tadilat yapıldığını, binanın eski halinden daha iyi duruma getirildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 18/09/2017 tarih, 2017/2185 Esas – 2017/12114 Karar sayılı ilamı ile “….Davacı tarafından Ordu 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2011/90 D.İş sayılı tespit dosyasında, kurum tarafından kullanılan katlarda meydana gelen hasarın tespit tarihi itibariyle piyasa değeri 10.000.-TL olarak belirlenmiştir. Davalı, tespit bilirkişi raporuna itiraz etmiştir. İtiraza uğrayan delil tespiti bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğru değildir. Tespit raporunda hor kullanım, olağan kullanım ayrımının her bir kalem hasar için ayrı ayrı yapılmadığı, rayiç birim fiyatlarının tahliye tarihi itibariyle esas alınmadığı ve kullanım süresiyle orantılı yıpranma payının düşülmediği sabittir. Bu nedenle kira sözleşmesinde kiralananın boyalı- badanalı teslim alındığına ilişkin bir şart bulunmadığı hususu da dikkate alınarak mahkemece yukarıda izah edilen hususları da içeren denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre alacağa hükmedilmesi gerektiği …” gerekçeleri ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 8.090,97TL alacağın tahliye tarihi olan 30/10/2011 itibariyle yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesinde;
6098 sayılı TBK.’nın 316/1. maddesi (BK.’nın 256.maddesi) hükmü uyarınca, kiracı, kiralananı özenle kullanmak ve aynı kanunun 334. maddesi (BK.’nın 266.maddesi) gereğince sözleşme sonunda aldığı hali ile kiralayana teslim etmekle yükümlüdür. Kiracının bu yükümlülüğünün ihlali halinde kiraya veren, bu yüzden uğradığı zarar için giderim isteminde bulunabilir. Ancak, kiracı, sözleşmeye uygun olağan kullanım dolayısıyla oluşan eskime ve bozulmalardan sorumlu olmayıp, münhasıran kötü kullanım nedeniyle oluşan zarar ve hasarlardan sorumludur.
Somut olayda; Taraflar arasında 01/04/2010 başlangıç tarihli bir yıl süreli kira sözleşmesine ilişkin, uyuşmazlık bulunmamaktadır. Mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda bilirkişi heyetinden 12/06/2018 tarihli rapor alınmış, bu rapora yapılan itirazlar neticesinde ise hükme dayanak yapılan 13/09/2018 tarihli ek rapor alınmak suretiyle bu rapora göre hüküm tesisi yoluna gidilmiştir. Bahsi geçen raporda; olağan kullanıma bağlı yıpranma ve eskime bedeli yıpranma payı düşülmek suretiyle 4.627,58TL olduğu belirlenmiş, bu kalem de dahil hasar ve zarara ilişkin toplam bedel 8.090,97TL olarak hesaplanmış ve Mahkemece de bu miktar tazminat hüküm altına alınmıştır.
Mahkemece, olağan kullanıma dayalı boya badana imalatına ilişkin davacı talebi yönünden de davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davaya dayanak kira sözleşmesinde kiralananın tahliye sırasında boya ve badanasının yenileneceğine dair bir düzenleme bulunmadığına göre boya badana masrafının olağan kullanımdan kaynaklandığı, hor kullanma sonucu oluşmadığı gözetilerek, boya ve badana masrafına yönelik talebin reddi gerekirken, yazılı şekilde olağan kullanıma dayalı zarar miktarı da eklenmek suretiyle hesaplanan bilirkişi raporuna itibar edilerek alacağa hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 18/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top