Sadakatsizlik ve Eşlerin Kusur Durumu- Emsal Yargıtay Kararları

BOŞANMA HUKUKU SORU-CEVAP

➡️ Yargıtay Kararları Işığında Boşanma Davasında En Çok Sorulan Sorular ve Cevapları

➡️ Boşanma Davaları Hakkında  10 Popüler Soru ve Cevabı! 

➡️ Boşanma Davaları Hakkında  10 Popüler Soru ve Cevabı! -2

  • ➡️ …..ilk derece mahkemesince boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının ağır kusurlu olduğuna, erkek lehine maddi ve manevi tazminata karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı- davacı kadın istinaf başvurusunda bulundu, bölge adliye mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildi.
  • ➡️ İlk derece mahkemesince sadakatsizlik vakıası kadına kusur olarak yüklenilmişse de dinlenilen tanık beyanları ile kadının davranışının güven sarsıcı boyutta kaldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece belirlenen ve gerçekleşen diğer kusurlarla birlikte değerlendirildiğinde evlilik birliğinin sarsılmasında tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu davalı-davacı kadının ağır kusurlu olduğunun kabulü doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

Karar İçeriği

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi        

 2021/8421 E.  ,  2021/9177 K.


“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma-Ziynet Alacağı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı kadın tarafından kusur belirlemesi, reddedilen nafaka ve tazminat talepleri ile erkek yararına hükmedilen tazminatlar ve ziynet alacağının reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-HMK’nın 362. maddesinin 1. fıkrasının b bendi uyarınca “Miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dahil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar” temyiz edilemez. 02.12.2016 tarihli 6763 Sayılı Kanun’un 44, maddesi ile de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen ek madde I uyarınca temyiz parasal sınırlarının (HMK m. 341, 362) Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. maddesine göre her yıl tespit ve ilan edilecek yeniden değerleme oranında artırılması öngörülmüştür. Karar tarihi itibariyle bu miktar “78.630,00 TL” olarak belirlenmiştir.
Kadın tarafından talep edilen ziynet alacağı miktarı talebi 42.834,00 TL olup, karar tarihi itibariyle temyiz edilebilirlik sınırının altında kaldığından bölge adliye mahkemesi kararı 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun madde 362/1-a bendine göre kesin niteliktedir. Açıklanan sebeple davalı-davacı kadının bu yöne ilişkin temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
2- Davalı-davacı kadının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a) Taraflar arasındaki evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı boşanma davasının yapılan yargılaması sonunda, ilk derece mahkemesince boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının ağır kusurlu olduğuna, erkek lehine maddi ve manevi tazminata karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı- davacı kadın istinaf başvurusunda bulundu, bölge adliye mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildi.
İlk derece mahkemesince sadakatsizlik vakıası kadına kusur olarak yüklenilmişse de dinlenilen tanık beyanları ile kadının davranışının güven sarsıcı boyutta kaldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece belirlenen ve gerçekleşen diğer kusurlarla birlikte değerlendirildiğinde evlilik birliğinin sarsılmasında tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu davalı-davacı kadının ağır kusurlu olduğunun kabulü doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
b)-Yukarıda 2-a bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren olaylarda taraflar eşit kusurludur. Boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu eş yararına maddî ve manevî tazminata karar verilemez. Erkek yararına Türk Medeni Kanunu’nun 174/1-2. madde koşulları oluşmamıştır. O halde, davacı-davalı erkeğin maddî-manevî tazminat taleplerinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde erkek lehine maddî ve manevî tazminata karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple davalı-davacı kadının nafaka yönünden temyiz dilekçesinin reddine, (2/a) ve (2/b) bentlerde gösterilen sebeplerle bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer itirazlarının reddi ile hükmün yukarıda (2/a) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oy birliğiyle karar verildi. 06.12.2021 (Pzt.)


Karar İçeriği

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi        

 2021/6096 E.  ,  2021/7437 K.


“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : Bölge Adliye Mahkemesi 42. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek tarafından kusur belirlemesi, kadının kabul edilen davası, kadın lehine hükmedilen tazminatlar ve tedbir nafakası ile reddedilen tazminat talepleri yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacı-davalı erkeğin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Taraflarca karşılıklı olarak açılan boşanma davalarının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda “kadının erkeği küçük düşürdüğü, ortak konutun kilidini değiştirdiği ve ortak konuttaki tüm eşyaları götürdüğü, erkeğin ise kadını ve ailesini küçük düşürdüğü, başka bir kadınla görüşerek sadakatsiz davranışlarda bulunduğu” gerekçesiyle tarafların eşit kusurlu olduğu kabul edilerek davalarının kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge adliye mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince belirlenen kusurlara göre erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu gerekçesiyle kadın lehine maddî ve manevî tazminata hükmedilmiş, karar erkek tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; mahkemece davacı-davalı erkeğe yüklenen sadakatsizlik vakıasının ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Tarafların mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlarına göre boşanmaya neden olan olaylarda eşit derecede kusurlu olduklarının kabulü gerekir. Yanılgılı değerlendirme sonucu davacı-davalı erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
3-Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda taraflar eşit derecede kusurludur. Eşit kusurlu eş yararına maddî ve manevî tazminata hükmolunamaz (TMK m. 174/1-2). Kadın yararına Türk Medeni Kanunu’nun 174/1, 2. maddesi koşulları oluşmamıştır. O halde, davalı-davacı kadının maddî ve manevî tazminat isteklerinin reddine karar vermek gerekirken hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde kadın lehine maddî ve manevî tazminata hükmolunması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 20.10.2021 (Çrş.)


  • ➡️ Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle davalı erkeğe kusur olarak yüklenen “Sadakatsizlik” vakıasının eski tarihlere dayandığı, sonrasında evlilik birliğinin uzun süre devam ettiği, kadın tarafından affedilen en azından hoşgörü ile karşılanan bu eylemin af kapsamında kaldığı bu itibarla erkeğe kusur olarak yüklenmeyeceği, ancak mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlu davraniş lara göre davalı erkeğin yine de tam kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddine…

Karar İçeriği

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi        

 2021/6513 E.  ,  2021/7218 K.


“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle davalı erkeğe kusur olarak yüklenen “Sadakatsizlik” vakıasının eski tarihlere dayandığı, sonrasında evlilik birliğinin uzun süre devam ettiği, kadın tarafından affedilen en azından hoşgörü ile karşılanan bu eylemin af kapsamında kaldığı bu itibarla erkeğe kusur olarak yüklenmeyeceği, ancak mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlara göre davalı erkeğin yine de tam kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 292.10 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.13.10.2021 (Çrş.)


  • ÖZET:
  • “…iddiaların davacı tarafça 15/02/2016 tarihinde açılan davada ileri sürüldüğü, tarafların bu dava devam ederken barışıp bir araya geldikleri, 3-4 ay kadar birlikte yaşadıkları, bu anlamda ilk dava tarihinden önceki olayların artık erkeğe kusur olarak yüklenmesine olanak bulunmadığı,
  • “…kadın tarafından açılan birleşen dava tarihinin 28/03/2018 olduğu, davalı vekilin ise ikinci dava tarihinden sonra 17/09/2018 tarihli celsede müvekkilinin bir aydır başka bir şahısla evlendiğini beyan ettiği, dava tarihinden sonra meydana gelen olayların ıslahla dahi ileri sürülmesine yasal olanak bulunmadığı anlaşıldığından sadakatsizliğe ilişkin iddianın erkeğe kusur olarak yüklenmesi doğru görülmemiş…

Karar İçeriği

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi         

2021/4376 E.  ,  2021/6626 K.


“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma-Ziynet Alacağı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından kusur belirlemesi, tedbir ve yoksulluk nafakası ile tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı kadın tarafından erkek eş aleyhine evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma davası açılmış, ilk derece mahkemesince “davalı erkeğin kadına fiziksel şiddet uyguladığı ve sadakatsiz davrandığı” gerekçesiyle tam kusurlu kabul edilerek kadının davası kabul edilmiş, ilk derece mahkemesinin bu kararına karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge adliye mahkemesince “…iddiaların davacı tarafça 15/02/2016 tarihinde açılan davada ileri sürüldüğü, tarafların bu dava devam ederken barışıp bir araya geldikleri, 3-4 ay kadar birlikte yaşadıkları, bu anlamda ilk dava tarihinden önceki olayların artık erkeğe kusur olarak yüklenmesine olanak bulunmadığı, kadın tarafından açılan birleşen dava tarihinin 28/03/2018 olduğu, davalı vekilin ise ikinci dava tarihinden sonra 17/09/2018 tarihli celsede müvekkilinin bir aydır başka bir şahısla evlendiğini beyan ettiği, dava tarihinden sonra meydana gelen olayların ıslahla dahi ileri sürülmesine yasal olanak bulunmadığı anlaşıldığından sadakatsizliğe ilişkin iddianın erkeğe kusur olarak yüklenmesi doğru görülmemiş ise de; dosya içinde mevcut tanık beyanları, davacı kadın hakkında düzenlenen adli rapor içeriği dikkate alındığında, en son barışma olayından sonra eşine şiddet uyguladığı anlaşılan erkeğin boşanmaya neden olan olaylarda tam kusurlu olduğunun anlaşılması karşısında, kusur tespitine yönelik mahkeme kararının sonucu itibariyle yerinde olduğu…” gerekçesiyle tarafların istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge adliye mahkemesince davalı erkeğin istinaf talebinin kusur belirlemesine yönelik kısmen kabulü kanaatine varıldığı halde hüküm kısmında davalının istinaf talebinin tümden reddine karar verilmek suretiyle gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılmıştır. Gerekçe ve hüküm arasında yaratılan bu çelişki tek başına bozma sebebi oluşturduğundan, hükmün münhasıran bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen bölge adliye mahkemesi hükmünün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine, oybirliğiyle karar verildi. 29.09.2021 (


SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top