• ÖZET;
  • ➡️ 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun “Sorumluluk” kenar başlığını taşıyan 1007. maddesi;Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücû eder. Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür.” hükmünü içermektedir.
  • Burada Devlete yüklenen sorumluluk kusursuz sorumluluktur. Maddede yer alan kusursuz sorumluluk, tapu siciline bağlı çıkarların ve ayni hakların yanlış tescili sonucu değişmesi ya da yitirilmesi ile bu haklardan yoksun kalınması temeline dayanır, zira sicillerin doğru tutulmasını üstlenen ve taahhüt eden Devlet, gerçeğe aykırı ve dayanaksız kayıtlardan doğan zararları da ödemekle yükümlüdür.

Karar İçeriği

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi         

2019/4291 E.  ,  2021/5104 K.


“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVALILAR : … V.D.



Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tazminat davası sonunda, davacı vekili ile davalı Hazine vekili tarafından süresinde, davalı … vekili tarafından ise yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 05/10/2021 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı Hazine vekili Avukat… ile temyiz eden davalı … vekili Avukat … geldiler, davetiye tebliğine rağmen diğer temyiz eden davacı … vekili Avukat ve diğerleri gelmedi. Yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Davacı, maliki olduğu 8043 ada 7 parsel sayılı ( 310,90 m2’lik arsa ) taşınmazının, adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanı kullanılmak suretiyle alınan Üsküdar 4. Noterliği’nin 30.09.2005 tarihli vekaletnamesiyle faili meçhul kişi ya da kişilerce davalı …’e 06/10/2005 tarihinde devredildiğini, …’ın da taşınmazı 18/10/2005 tarihinde diğer davalı …’a sattığını, kısa aralıklı devir ve akitte gösterilen değer gözetildiğinde davalı …’ın sahteciliği bildiğini, davalı Hazine’nin de 4721 sayılı TMK’nın 1007. maddesi gereğince kusursuz sorumlu olduğunu ileri sürerek, öncelikle tapu kaydının iptali ile adına tescilini, mümkün olmazsa rayiç değerin yasal faiziyle davalılar … ve Hazine’den tahsilini istemiş, yargılama sırasında dava konusu taşınmazın el değiştirmesi üzerine, yeni malike karşı davasını yöneltmeyeceğini beyan etmiştir.
Davalı …, sahtecilik ile bir ilgisinin olmadığını, usulünce düzenlenmiş vekaletnameyle kendisine başvuran şahıslardan dava konusu taşınmazı 65.000,00 TL’ye satın aldığını, emlakçı olması nedeniyle de kısa süre sonra 70.000,00 TL’ye diğer davalıya sattığını, sahtecilik suçunun mağduru olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, tapu kaydına güvenen iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu, bedel karşılığında taşınmazı aldığını, olaylarla bir ilgisi bulunmadığını bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Davalı Hazine, somut olayda kusursuz sorumluluğun uygulanmayacağını, üçüncü kişilerin sahte işlemleri ile taşınmazın devredildiğini, tapu sicilinin tutulmasından kaynaklı bir zararın söz konusu olmadığını bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, sahte nüfus cüzdanı ve vekaletname ile dava konusu taşınmazın davalı …’a devredildiğinin ceza dosyası ile sabit olduğu, ancak davalılar …’ın kötüniyetli edinen olduklarının kanıtlanamadığı, davalı Hazinenin ise kusursuz sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle tapu iptal ve tescil isteminin reddine, 108.815,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı hazineden tahsiline karar verilmiş, davacı vekilinin hükmedilen bedele, davalı …’ın vekalet ücretine ve davalı hazinenin kabule yönelik istinafı üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, iptal-tescil isteminin reddine ve Burhan yararına vekalet ücreti verilmemesine karar verilmesinin doğru olduğu, ancak ilk el konumundaki davalı …’ın iyi veya kötüniyetli olmasının bir önemi bulunmadığı, … adına oluşan kaydın sahtecilik nedeniyle geçersiz olduğu, bu nedenle tazminattan Hazine yerine öncelikle …’ın sorumlu tutulması gerektiğinden bahisle davalı hazine vekilinin başvurusunun kabulüne, 6100 sayılı HMK’nin 353/1.b.2 maddesi gereğince hükmün ortadan kaldırılmasına, davanın davalılar Burhan ve Hazine yönünden reddine, tazminat yönünden kabulü ile 108.805,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı …’ten tahsiline karar verilmiştir.
Getirtilen tapu kayıtlarından; dava konusu 310,90 m2’lik arsa niteliğindeki 8043 ada 7 parsel sayılı taşınmazın tamamı davacı … adına kayıtlı iken, …’a vekaleten …’ın ( Üsküdar 4. Noterliği’nin 30/09/2005 tarih ve … yev no’lu vekaletnamesi ) anılan taşınmazın tamamını 06/10/2005 tarih ve … yev no’lu akitle 25.000,00 TL bedel üzerinden davalı …’e, davalı …’ın da 18/10/2005 tarih ve … yev no’lu akitle 25.000,00 TL bedel üzerinden …’a satış yoluyla devrettiği kayden sabittir.
Hemen belirtilmelidir ki, davacı adına düzenlenen sahte vekaletname kullanılmak suretiyle dava konusu taşınmazın devredildiği dosya kapsamı ve ceza yargılamasıyla sabit olduğundan davanın tazminat istemi yönünden kabulüne karar verilmesi doğrudur.
Çözümlenmesi gereken uyuşmazlık ise, hükmedilecek tazminattan kimin sorumlu olacağı noktasında düğümlenmektedir.
Davalı … yönünden;
Dava konusu taşınmazın davalı … adına tescilinin dayanağı olan 06/10/2005 tarihli satış işlemi, kullanılan vekaletnamenin sahteliği nedeniyle geçersizdir. Davalı … adına oluşan sicil kaydı Türk Medeni Kanunu’nun 1025. maddesi gereğince yolsuz tescil niteliğindedir. Öte yandan, ilk el konumunda bulunan davalı …’ın iyiniyet savunmasının dinlenmeyeceği kuşkusuzdur. O halde, çekişmeli taşınmazı elinden çıkaran davalı … tazminattan sorumlu tutulacaktır. Açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine.
Davalı Hazine yönünden;
4721 sayılı Türk Medenî Kanununun “Sorumluluk” kenar başlığını taşıyan 1007. maddesi; “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücû eder. Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür.” hükmünü içermektedir.
Burada Devlete yüklenen sorumluluk kusursuz sorumluluktur. Maddede yer alan kusursuz sorumluluk, tapu siciline bağlı çıkarların ve ayni hakların yanlış tescili sonucu değişmesi ya da yitirilmesi ile bu haklardan yoksun kalınması temeline dayanır, zira sicillerin doğru tutulmasını üstlenen ve taahhüt eden Devlet, gerçeğe aykırı ve dayanaksız kayıtlardan doğan zararları da ödemekle yükümlüdür.
Somut olaya gelince; davacı … adına oluşturulan sahte nüfus cüzdanı kullanılarak, Üsküdar 4. Noterliği’nin 30/09/2005 tarih ve … yevmiye no’lu vekaletnamesi ile …’ın vekil tayin edildiği, gerçekte vekil olarak gözüken …’ın davacının oğlu olduğu, ancak … adına da düzenlenen sahte nüfus cüzdanı ile faili meçhul bir kişinin onun yerine geçtiği, davacıya ait nüfus cüzdanı bilgileri ile vekaletname düzenlenirken kullanılan nüfus cüzdanı bilgilerinin farklı olduğu, netice olarak olayın oluş şekli ve içeriğinden davacının zararı ile tapuda yapılan işlem arasında uygun illiyet bağı bulunduğundan kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince davalı Hazine’nin de tazminattan sorumlu tutulması gerektiği anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, hükmedilecek tazminattan davalılar … ve Hazine’nin birlikte sorumlu tutulmaları gerekirken yanılgılı değerlendirme ile tazminatın sadece davalı …’dan tahsiline karar verilmesi doğru değildir.
Davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371/1-a maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı Hazine vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK’nun 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 24.11.2020 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince temyiz eden taraflardan gelen davalı Hazine vekili için 3.050.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 05/10/2021 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.