Dilekçe Örnekleri Kira Artışı 2026 Kıdem Tazminatı Ceza Davaları Boşanma İcra Takibi Tüketici Hakları Yargıtay Kararları
POPÜLER

Çocuğun velayetinin bırakıldığı eş vefat etmişse, müşterek çocuğun velayet hakkı askıda kalır ve yeni bir mahkeme kararı olmaksızın kendiliğinden diğer eşe geçmez.

Konu ile ilgili Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2019 tarihli ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin  2013 tarihli kararları bulunmaktadır.   

Annenin ölümü üzerine velayet hakkı kendiliğinden babaya geçmez.(Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2018/5548 E.  ,  2019/618 K.)

Çocuğun velayetinin bırakıldığı eş vefat etmişse, müşterek çocuğun velayet hakkı askıda kalır ve yeni bir mahkeme kararı olmaksızın kendiliğinden diğer eşe geçmez.

Toplanan delillerden, küçük Erdem’in anne ve babası arasında görülen boşanma davasında, tarafların boşanmalarına ve müşterek çocuğun velayet hakkının anneye verilmesine karar verildiği ve bu kararın 11.01.2012 tarihinde kesinleştiği, annenin ise, 21.07.2011 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır.

Gerçekleşen bu durum karşısında, müşterek çocuk Erdem’in velayet hakkının askıda olduğu ve yeni bir mahkeme kararı olmaksızın kendiliğinden babaya geçmeyeceğinin kabulü gerekir.

••• Çocuğun anne ve babası sağ olsa da velayet altına alınmayıp, kendisine bir vasi atanması da mümkündür.

Ana veya babası sağ olan çocuğun velayet altında tutulması, velayetin bunlardan birine verilmesi asıldır. Ancak; ana veya babanın velayet görevini yapamayacak durumda olması veya çocuğun velayet altında bırakılmasının, çocuğun fikri, bedeni, sağlık ve eğitsel gelişimi yönünden üstün yararına aykırı düşeceğinin anlaşılması halinde; çocuğun velayet altına alınmayıp, kendisine bir vasi atanması da mümkündür (TMK. md. 335).

Bu bakımdan; mahkemece halen, dedesi ve anneannesi ile birlikte bir köye bağlı mezrada yaşadığı anlaşılan Erdem’in velayetinin babaya verilmesinin yukarıda açıklanan çocuğun üstün yararına uygun olup olmayacağı, babanın yaşadığı ortam koşulları da incelenmek suretiyle, uzman veya uzmanlardan (4787 sayılı Kanun md. 5) görüş alınarak, ayrıca davada dede Arıcı’ya husumet düşmeyeceği (davadan) ilgili sıfatının bulunmadığı düşünülerek, Erdem’in halen askıda olan velayetine yönelik bir karar verilmesi gerekir.

İLGİLİ ;

➡️ AYM; çocuğun velayeti salt “yaşı küçükse anne bakımına muhtaçtır” gerekçesiyle anneye bırakılamaz. Çocuğun üstün yararı tespit edildikten sonra, gerekçelendirilmiş bir karar ile velayete hükmedilmesi gerekir.

➡️ Coçukla kişisel ilişkinin kaldırılması kararı kesinleşmeden infaz edilebilir mi?

➡️ Baba ile Anneanne ve Büyükbabanın arasında husumet olması çoçukla kişisel ilişki kurulmasına engel midir?

➡️ Çoçuk ile anne-baba arasındaki kişisel ilişki tesisi kaldırılabilir mi?

➡️ Çocukla Ebeveyn Arasındaki Kişisel İlişkinin Kaldırılması – Çocuğun Üstün Yararı

➡️ Velayetin Değiştirilmesi Davası Dilekçe Örneği

➡️ Velayeti kendisine bırakılan eş çocuğa bakmayıp karşı taraf  bakıyorsa çocuğa bakan, velayetin değiştirilmesi davası açmak zorunda olmadan doğrudan iştirak nafakası talebinde bulunabilir.

➡️ Velâyetin değiştirilmesine ilişkin dava, adli tatil içerisinde görülebileceğinden süreler adli tatilde işlemeye devam eder.

➡️ Çocuğun üstün yararı gereği, anne hiçbir gerekçe göstermeden, sırf velayetin kendisinde olduğunu ileri sürerek çocuğa kendi kızlık soyadının verilmesini isteyemez.   

BOŞANMA HUKUKU

Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi        

 2013/9920 E.  ,  2013/14681 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Bayat Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :12.3.2012
NUMARASI :Esas no:2011/96 Karar no:2012/37

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Toplanan delillerden, küçük Erdem’in anne ve babası arasında görülen boşanma davasında, tarafların boşanmalarına ve müşterek çocuğun velayet hakkının anneye verilmesine karar verildiği ve bu kararın 11.01.2012 tarihinde kesinleştiği, annenin ise, 21.07.2011 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında, müşterek çocuk Erdem’in velayet hakkının askıda olduğu ve yeni bir mahkeme kararı olmaksızın kendiliğinden babaya geçmeyeceğinin kabulü gerekir. Ana veya babası sağ olan çocuğun velayet altında tutulması, velayetin bunlardan birine verilmesi asıldır. Ancak; ana veya babanın velayet görevini yapamayacak durumda olması veya çocuğun velayet altında bırakılmasının, çocuğun fikri, bedeni, sağlık ve eğitsel gelişimi yönünden üstün yararına aykırı düşeceğinin anlaşılması halinde; çocuğun velayet altına alınmayıp, kendisine bir vasi atanması da mümkündür (TMK. md. 335). Bu bakımdan; mahkemece halen, dedesi ve anneannesi ile birlikte bir köye bağlı mezrada yaşadığı anlaşılan Erdem’in velayetinin babaya verilmesinin yukarıda açıklanan çocuğun üstün yararına uygun olup olmayacağı, babanın yaşadığı ortam koşulları da incelenmek suretiyle, uzman veya uzmanlardan (4787 sayılı Kanun md. 5) görüş alınarak, ayrıca davada dede Arıcı’ya husumet düşmeyeceği (davadan) ilgili sıfatının bulunmadığı düşünülerek, Erdem’in halen askıda olan velayetine yönelik bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.29.05.2013 (Çrş.)

https://karararama.yargitay.gov.tr/


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sanal Hukuk – Footer
Scroll to Top