AYM; Belirsiz alacak olarak açılan kıdem, ihbar tazminatı gibi davalarda alacağın davacı tarafça belirlenebileceği belirtilerek davanın usulden reddi adil yargılanma hakkının ihlali niteliğindedir.

Anayasa Mahkemesi ; Belirsiz alacak olarak açılan kıdem, ihbar tazminatı gibi davalarda alacağın davacı tarafça belirlenebileceği belirtilerek davanın usulden reddi adil yargılanma hakkının ihlali niteliğindedir. Karar bugün (06.10.2023)Resmi Gazete yayımlandı.

Anayasa Mahkemesinin 8/6/2023 Tarihli ve 2019/17969 Başvuru Numaralı Kararı

Mahkeme, davanın hatalı olarak belirsiz alacak davası biçiminde açıldığını düşünüyorsa, davayı dava şartı yokluğundan reddetmemelidir. Mahkemece yapılması gereken, davanın genel eda davası olduğu kabul edilerek davacıya talep sonucunu netleştirmesi için süre vermektir.

Başvurular, mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.

Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini
gerektireck başka bir neden de bulunnadığı anlaşilan mahkemeye erişim hakkınn ihlal
edildiğine ilişkin iddianun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerckir.

Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fikrasında, herkesin yargı mercileri önünde
davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.
Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altina alınan hak
arama özgürlüğünün bir unsurudur (Özbakım Özel Sağlk Hiz. lnş. Tr. San. ve Tic. Ltd. Şti,
B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34).

Hak arama özgürlüğüne yapılan müdahale Anayasa ‘nın 13. maddesinde
belirtilen koşullara (kanun tarafindan öngörülme, haklı bir sebebe dayanma ve ölçülülük
ilkesine aykıri olmama) uygun olmadıĝı takdirde Anayasa’nın 36. maddesinin ihlalini teşkil
edecektir. Başvuru konusu olaya dair verilen dava şartı yokluğundan usule ilişkin ret kararları
ile yapılan müdahalenin kanun tarafindan Öngörülme ölçütünü karşıladığı karar gerekçesinde
dayanılan kanun maddelerinden anlaşılmıştır. Davalar, genel eda davası açılması yerinc
belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığından reddedilmiştir. Dolayısıyla
davaların usulden reddedilmesinin mahkemelerin hukuken yarar elde edilemeyecek davalarla
meşgul edilmesinin önlenmesi ve kişilerin medeni hakkıyla ilgili uyuşmazlığın karara
bağlanması hususunda daha elverişli olan dava yoluna başvurmaya zorlanması şeklinde
meşru bir amacı olduğu anlaşılmıştur. Başvurucuların mahkemeye erişimine getirilen
Sınırlamanın ölçülü olup olmadığı ve bu sınırlamayla başvuruculara ağır bir külfet yüklenip
yüklenmediği hususlarının değerlendirilmesi gerekmektedir (İsmail Avcı, $§ 37-56).

Anayasa Mahkemesi benzer iddialarla yapılan İsmail Aver başvurusuna ilişkin
kararında detaylı bir şekilde değerlendirmeler yapmıştır. Kararda öncelikle Yargıtay
Dairesinin verdiği kararın usul hukuku bakımından isabetini sorgulamanın Anayasa
Mahkemesinin görevi olmadığı:, sadece verilen kararlarla başvurucularun mahkemeye erişim
hakkının ihlal edilip edimediği noktasında inceleme yapıldığı vurgulanmıştır (ismail Avcı, §
65).

Bu bağlamda ölçülulak yönünden incelenecek olan ik husus, müdahale için
seçilen aracın amaca ulaşılmasını sağlayıp sağlamadığıdır. Genel eda davası olarak açlması
gerekirken belirsiz alacak davası şeklinde açılan davanın usulden reddedilmesinin medeni
hakla ilgili uyuşmazlığın çözümü için en etkili olan davanın açılmasını temin etme amacına
ulaşılması yönünden elverişli bir araç olduğu değerlendirilmiştir. Ancak müdabalenin ölçülü
olabilmesi için bu aracın son çare olması, diğer bir ifadeyle başvurucuların haklarını en az
zedeleyen bir araç olması gerekir (İsmail Avci, § 67).

6100 sayılı Kanun, usule aykırn olarak düzenlenen dava dilekçelerinin usulüne
uygun hâle getirtilmesi için hâkime güçlu yetkiler vermektedir. Hakime bu yetkilerin
tanınmasınn amacı davacının maddi hakkının birtakım şekil eksiklikleri sebebiyle usule feda
edilmesinin önlenmesi ve bu suretle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan
mahkemeye erişin hakkından yararlanmasının sağlanmasıdır. Dolayısyla hatalı olarak
belirsiz alacak davası biçiminde açıldığının düşünğlmesi hâlinde davanın genel
olduğu kabul edilerek başvurucuların talep sonucunu netleştimesi için başvuruculara süre
verilmesinin davanın usulden reddi biçimindeki ağır bir müdahaleden kaçınılmasını
sağlayacak bir araç olduğu görülmektedir (İsmail Avci, $§ 69,70).

Anayasa Mahkemesinin 8/6/2023 Tarihli ve 2019/17969 Başvuru Numaralı Kararı


SANAL HUKUK sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top