ÖZET;

✏️ Çağdaş iş hukuku bir taraftan uluslararası sözleşmeler, diğer taraftan ... normları işçinin huzur içerisinde işini görmesi, emeğinin karşılığını alması, çalışma ilişkisinin, karşılıklı güvene dayanan tam bir uyum içerisinde olmasını amaçlamıştır.

✏️ İşyerinde psikolojik taciz (...) çağdaş hukukun son zamanlarda mahkeme kararlarında ve öğretide dile getirdiği bir hukuki kurumdur. Örneğin ... Federal İş Mahkemesi bir kararında işçilerin birbirine sistematik olarak düşmanlık beslemesi, kasten güçlük çıkarması, eziyet etmesi veya bu eylemlerin işçinin başta işveren olmak üzere amirleri tarafından gerçekleştirilmesi olarak tanımlanmıştır. (BAG, 15.01.1997, NZA. 1997) Görüleceği üzere işçi bir taraftan diğer işçiye, diğer taraftan işverene karşı korunmaktadır.

✏️ İşçinin anlattığı ... teşkil eden olayların tutarlık teşkil etmesi, kuvvetli bir emarenin bulunması gerekmektedir. Kişilik hakları ve sağlığın ağır saldırıya uğraması ...in varlığını tartışmasız ortaya koyar.
Öte yandan ispat kurallarının zorlanan sınırları usul hukukunda yeni arayışlara yol açmıştır. Emare bu anlayışın bir sonucudur. Olayların tipik akışı, tecrübe kuralları göz önüne alındığında varılacak sonuçla ispat gerçekleşir.

✏️ Başka bir anlatımla bu ilk görünüş ispatıdır. (Üstündağ, Saim:Medeni Yargılama Hukuku B.6, ... 1997 ;sh.622)
Psikolojik taciz (...) kavramı, işyerinde bireylere üstleri, eşit düzeyde çalışanlar yada astları tarafından sistematik biçimde uygulanan her tür kötü muamele, tehdit, şiddet, aşağılama vb.. davranışları içermektedir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı, "kişilik haklarını ağır bir şekilde ihlal eden, sağlığını bozan, uğradığı onur kırıcı davranışlar (moobing)" nedeni ile manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, tanık anlatımları ve özellikle davacı tanığı ... Kalkan'ın beyanından; davacının, davalı işyerinde çalışırken sıkıntılar yaşadığı ve mobbige maruz kaldığı gerekçesi ile manevi tazminata hükmedilmiştir.
Yerel mahkemenin manevi tazminat talebinin kabulüne ilişkin gerekçesine dayanak yaptığı davacı tanığı ... Kalkan'ın beyanları incelendiğinde, davacının iş sözleşmesinin feshedildiği tarihte davalıya ait işyerinde çalışmadığı gibi davacıdan duyumlarını aktardığı, görgüye dayalı bilgi sahibi olmadığı anlaşılmaktadır.
Diğer tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamından, davacının kişilik haklarına yönelik herhangi bir saldırıya maruz kaldığı, sağlığını bozan veya onur kırıcı herhangi bir davranışa uğradığının ispatlanamadığı, bu hususta hiçbir emarenin dahi ortaya konulmadığı anlaşılmakla, manevi tazminat talebinin reddine hükmedilmesi gerekir.

Karar İçeriği

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi        

 2015/32558 E.  ,  2017/17092 K.


“İçtihat Metni”



MAHKEMESİ : …İŞ MAHKEMESİ

DAVA :Taraflar arasındaki, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, manevi tazminat ile fazla mesai ücreti, ikramiye, hafta tatili ücreti ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi davacı avukatınca duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 31/10/2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına Avukat … geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:


Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin, davalıya ait gazetede 01.11.1996-19.03.2009 tarihleri arasında aylık net 1.200 TL ücretle gazeteci olarak çalıştığını, çalışma saatlerinin haftada 6 gün gece muhabiri olduğu dönemlerde saat 18.30’dan sabah saat 08.30/09.00 olduğunu, gündüz ise saat 08.30’dan en erken saat 20.00’ye kadar çalıştığını, yeri geldiğinde 2-3 gün hiç ara vermeden de çalışıldığını, yılda en az 46 hafta çalıştığını ve haftalık çalışma süresinin yemek molaları dışında 96 saatin altına düşmediğini, tüm resmi tatil ve dini-milli bayramlarda çalıştığını, davacının sigortasının 01.02.1997 tarihinde başlatıldığını, davacının çok ağır şartlarda gayri insani olarak çalıştırıldığını, davacının çektiği fotoğraflar sebebi ile hak ettiği primlerin ödenmediğini, fiziki ve psikolojik olarak çok ağır koşullarda çalışan davacının sağlık sorunları yaşadığını, her gün dışlanma, aşağılanma, ağır baskı ve küfür dahil hakaretlere maruz kaldığını, ekonomik imkansızlıklar sebebi ile bu duruma katlanmak zorunda kaldığını ileri sürerek; kıdem, ihbar ve manevi tazminatlar ile fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücretlerinin yanı sıra prim (ikramiye) alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Vekilinin Cevabının Özeti:
Davalı vekili; zamanaşımı itirazında bulunarak davacının, 01.07.1997-17.03.2009 tarihleri arasında çalıştığını ve bu çalışmasının 01.03.1999 tarihli sözleşmenin 7.maddesinde belirtildiği gibi…Yasasına tabi olmadığını, iş akdinin davacı tarafından sona erdirildiğini, işyerinde yasal saatler içinde çalışıldığını ve istisnai olarak fazla çalışma yapıldığını ve ücretinin de ödendiğini, işyerinde prim uygulaması da olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar süresinde taraflarca temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- İş sözleşmesinin kim tarafından sona erdirildiği ve davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığı, taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Dava dilekçesinde, davacının iş sözleşmesinin ne şekilde sona erdiğine dair herhangi bir açıklamada bulunmaksızın kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinde bulunulmuştur.
Davalı vekili ise cevap dilekçesinde, davacının işten kendisinin ayrıldığını savunmuştur.
Yerel mahkemece, davalı işverenin iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ispatlayamadığı gerekçesi ile kıdem ve ihbar tazminatları hüküm altına alınmıştır.
Her şeyden önce davalı işveren tarafından haklı fesih savunmasında bulunulmamıştır. Bu nedenle mahkemenin gerekçesi somut olayla örtüşmemektedir.
Dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler ve özellikle davacı imzasını içeren 17.03.2009 tarihli ibranamedeki “..sözleşmemi bozduğum 17.03.2009 gününe kadar..” ile dava dilekçesi ekinde sunulan 23.07.2012 tarihli adli tıp anabilim dalı bilirkişi raporunun 2. sayfasındaki “…2009 yılının Mart ayında istifa ettiğini ifade ettiği,” şeklindeki açıklamalar dikkate alındığında, iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından feshedildiği, feshin işçilik alacakları bulunması nedeni ile haklı sebebe dayandığı anlaşılmıştır.
İş sözleşmesini haklı nedenle de olsa fesheden işçinin ihbar tazminatına hak kazanamayacağı da dikkate alınarak, davacı lehine sadece kıdem tazminatına hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde ihbar tazminatına da hükmedilmesi hatalıdır.
3- Davacının işyerinde psikolojik … maruz kalıp kalmadığı ve bu durumun manevi tazminatı gerektirip gerektirmediği konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Çağdaş iş hukuku bir taraftan uluslararası sözleşmeler, diğer taraftan … normları işçinin huzur içerisinde işini görmesi, emeğinin karşılığını alması, çalışma ilişkisinin, karşılıklı güvene dayanan tam bir uyum içerisinde olmasını amaçlamıştır.
İşyerinde psikolojik taciz (…) çağdaş hukukun son zamanlarda mahkeme kararlarında ve öğretide dile getirdiği bir hukuki kurumdur. Örneğin … Federal İş Mahkemesi bir kararında işçilerin birbirine sistematik olarak düşmanlık beslemesi, kasten güçlük çıkarması, eziyet etmesi veya bu eylemlerin işçinin başta işveren olmak üzere amirleri tarafından gerçekleştirilmesi olarak tanımlanmıştır. (BAG, 15.01.1997, NZA. 1997) Görüleceği üzere işçi bir taraftan diğer işçiye, diğer taraftan işverene karşı korunmaktadır. İşçinin anlattığı … teşkil eden olayların tutarlık teşkil etmesi, kuvvetli bir emarenin bulunması gerekmektedir. Kişilik hakları ve sağlığın ağır saldırıya uğraması …in varlığını tartışmasız ortaya koyar.
Öte yandan ispat kurallarının zorlanan sınırları usul hukukunda yeni arayışlara yol açmıştır. Emare bu anlayışın bir sonucudur. Olayların tipik akışı, tecrübe kuralları göz önüne alındığında varılacak sonuçla ispat gerçekleşir. Başka bir anlatımla bu ilk görünüş ispatıdır. (Üstündağ, Saim:Medeni Yargılama Hukuku B.6, … 1997 ;sh.622)
Psikolojik taciz (…) kavramı, işyerinde bireylere üstleri, eşit düzeyde çalışanlar yada astları tarafından sistematik biçimde uygulanan her tür kötü muamele, tehdit, şiddet, aşağılama vb.. davranışları içermektedir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı, “kişilik haklarını ağır bir şekilde ihlal eden, sağlığını bozan, uğradığı onur kırıcı davranışlar (moobing)” nedeni ile manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, tanık anlatımları ve özellikle davacı tanığı … Kalkan’ın beyanından; davacının, davalı işyerinde çalışırken sıkıntılar yaşadığı ve mobbige maruz kaldığı gerekçesi ile manevi tazminata hükmedilmiştir.
Yerel mahkemenin manevi tazminat talebinin kabulüne ilişkin gerekçesine dayanak yaptığı davacı tanığı … Kalkan’ın beyanları incelendiğinde, davacının iş sözleşmesinin feshedildiği tarihte davalıya ait işyerinde çalışmadığı gibi davacıdan duyumlarını aktardığı, görgüye dayalı bilgi sahibi olmadığı anlaşılmaktadır.
Diğer tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamından, davacının kişilik haklarına yönelik herhangi bir saldırıya maruz kaldığı, sağlığını bozan veya onur kırıcı herhangi bir davranışa uğradığının ispatlanamadığı, bu hususta hiçbir emarenin dahi ortaya konulmadığı anlaşılmakla, manevi tazminat talebinin reddine hükmedilmesi gerekirken kabulü de hatalı olup, ayrı bir bozma nedenidir.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı kararın BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 31.10.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.